14. bölüm · İllegal Kalp
14.bölüm
Kuzey Koral
Dükkandaki soğuk suyu yüzüme çarptıktan sonra üzerimdeki tozlu ceketi çekip dışarı çıktım. İçimdeki o dinmek bilmeyen yangın, attığım her adımda daha da büyüyordu. Mahalleden uzak, kimsenin bizi göremeyeceği, o eski tren istasyonuna doğru sürdüm adımlarımı. Derin’e bir yolunu bulup, komşunun küçük kızıyla gizlice haber göndermiştim. Gelip gelemeyeceğinden emin değildim ama beklemekten başka çarem de yoktu.
Eski vagona sırtımı dayamış, gözlerimi patikaya dikmişken çalıların arasından beliren o tanıdık karaltıyı gördüm.
Derin’di...
Üzerinde bol bir hırka, saçları darmadağınık, soluk soluğa koşuyordu. Günlerdir evde hapis kalmanın, Sarp’ın baskısının ve benden uzak olmanın getirdiği o ağır yük yüzünden süzülmüştü sanki.
Beni gördüğü an adımları hızlandırdı. O an dünya durdu sanki. Bütün o yaralarım, ağrılarım, Sarp’ın öfkesi, dükkanın geleceği... Hepsi tek bir saniyede silindi gitti.
"Kuzey!"
Kolları iki yana açılmış halde bana doğru koşarken ben de öne doğru iki büyük adım attım. Birbirimize çarptığımız an onu belinden kavrayıp havaya kaldırdım ve göğsüme sımsıkı bastırdım. Derin kollarını enseme doladı, yüzünü boynuma gömdü.
Gözyaşları sıcak sıcak boynuma akarken, onu düşürmekten korkar gibi, ama daha çok bir daha kaybetmekten korkar gibi sıktım kollarımı. Kaburgalarımdaki o kavga ağrısı bir anda yok oldu; yerini onun kokusuyla, onun sıcaklığıyla dolan muhteşem bir huzura bıraktı.
"Çok özledim..." diye fısıldadı kulağıma doğru, sesi hıçkırıklarla bölünerek. "Çok özledim Kuzey, öleceğim sandım sensizlikten."
"Buradayım güzelim," dedim, sesim boğuk ve titrek çıkarak. Yüzünü ellerimin arasına aldım, parmaklarımla gözyaşlarını sildim. "Buradayım, kokun burnumda tüttü günlerdir. Nefes alamadım ulan sensiz."
Yüzümüz birbirine o kadar yakındı ki, günlerdir çektiğimiz o ağır hasret ikimizin de gözlerinden okunuyordu. Derin hiç tereddüt etmeden parmak uçlarında yükseldi, ellerini yanaklarıma koyup dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Dudakları dudaklarımda süzülürken, kollarımı beline daha da sıkı doladım. Onu kendime o kadar çok çektim ki, aramızdan rüzgar bile geçemezdi. Nefes almak için yavaşça geri çekildiğinde, başını tekrar göğsüme dayadı. Kalbimin delice atışını dinlerken ben de çenemi onun mis kokulu saçlarına yasladım.
"Sarp seni çok zorladı mı?" diye sordum kısık sesle, saçlarını okşayarak. "Annengil ne yaptı?"
"Annemle babam beni anladı Kuzey," dedi başını kaldırıp gözlerime bakarak. "Sarp evi terk etti ama babam arkamızda. Sadece... Sadece seninle böyle gizli gizli buluşmak içimi acıtıyor. Seni özlemekten delirecek gibi oluyorum."
"Geçecek," dedim, alnımı onun alnına dayayarak. "Bu hasretin de bir sonu var. Ben bu mahallede, bu şehirde senin için dimdik duracağım. Kimse seni benden, beni senden koparamayacak. Yeter ki sen bana böyle sarıl, yeter ki gözlerinden tek bir yaş düşmesin..."
Derin gülümseyerek tekrar kollarıma sığındı. Rüzgar eski tren istasyonunun etrafında uğuldarken, biz o loş vagonun gölgesinde, birbirimize sımsıkı sarılmış halde zamanı ve dünyayı durdurduk.
🏍️
Derin Çevik
Kuzey’in o kocaman kolunun altında, göğsüne sığınmış halde dururken zamanın nasıl geçtiğini tamamen unuttum. Günlerdir evdeki o buz gibi odamda tek başıma çektiğim acı, onun kokusunu içime çektiğim her saniyede eriyip gidiyordu.
Rüzgar eski tren istasyonundaki paslı vagonların arasından uğuldayarak geçerken, Kuzey hırkasının önünü açıp beni kucağına doğru biraz daha çekti. Beni o soğuktan korumak ister gibi göğsüne mühürledi.
"Üşüyor musun?" diye fısıldadı kulağıma doğru. Sesi öyle yumuşak, öyle şefkat doluydu ki...
"Sen yanımdayken imkansız," dedim, başımı kaldırıp pansumanlı yüzüne bakarak. Parmağımın ucuyla yanağındaki morluğa tüy gibi hafifçe dokundum. "Hiç gitmek istemiyorum Kuzey. Zaman burada, şu an dursun istiyorum."
Kuzey gülümsedi. Dudağının kenarı hafifçe buruşsa da gözlerinin içi ilk defa günlerdir bu kadar parlaktı. Elimi tutup avucumun içine derin bir öpücük kondurdu. "Durur güzelim... Biz istediğimiz sürece dünya bizim etrafımızda döner, gerisi umurumda bile değil."
Vagonun içine geçip ahşap tabana yan yana oturduk. Kuzey sırtını duvara yasladı, beni de iki bacağının arasına alıp göğsüne çekti. Bütün gün orada, kimseden ve her şeyden uzakta sadece ikimiz vardık. Bana çocukluğundan, sanayiye ilk girdiği günlerden, Sarp’la nasıl tanıştıklarından bahsetti. Sarp’ın adını her söylediğinde sesinde hafif bir burukluk oluyordu ama gözlerime bakınca o burukluk yerini sadece bana olan sevdasına bırakıyordu.
Ben de ona evde yaşananları, babamın bana nasıl sahip çıktığını, annemin gözyaşlarını anlattım. Her kelimemde ellerimi daha sıkı tutuyor, "Geçecek yavrum, hepsini halledeceğim," diyerek beni teselli ediyordu.
Aramızdaki o derin sessizlikler bile o kadar anlamlıydı ki... Kuzey arada bir başını eğip saçlarımı kokluyor, burnunu boynuma gömüyordu. Ben de ellerimi onun o sert, nasırlı parmaklarının arasına kenetleyip, bana dünyadaki en güvenli limanmış gibi gelen göğsüne başımı yaslıyordum. Birbirimize sarılarak, fısıltıyla geleceğimizden, belki bir gün bu mahalleden uzakta kuracağımız o küçük yuvadan konuştuk.
Güneş yavaş yavaş batmaya, gökyüzü turuncu ve mor renklere bürünmeye başladığında içimi o bildiğim hüzün kapladı. Akşam oluyordu ve ayrılık vakti yaklaşıyordu.
"Gitmene az kaldı değil mi?" diye sordu Kuzey, sesindeki o ağır kederi saklayamayarak.
"Evdekiler fark etmeden dönmem lazım," dedim, gözlerim dolarak.
Kuzey beni yavaşça ayağa kaldırdı. İkimiz de vagonun kapısında, batan güneşin ışıkları altında durduk. Yüzümü iki elinin arasına alıp alnımı alnına dayadı. "Bu son gizli buluşmamız olacak Derin," dedi kararlı bir sesle. "Seni bir daha böyle saklanmak zorunda bırakmayacağım. Babamla konuşacağım, gerekirse Sarp’ın karşısına tek başıma bir kez daha çıkacağım ama seni alnımın akıyla isteyeceğim."
Sözleri içimi öyle bir umutla doldurdu ki, kollarımı son bir kez daha boynuna sımsıkı doladım. Dudaklarımı dudaklarına bastırdığımda ikimizin de nefesi birbirine karıştı. Akşamın o serinliğinde, batan güneşin altında birbirimize veda ederken içimde artık korku değil, Kuzey’in bana verdiği o sonsuz güven vardı.
Bir bölümün daha sonuna geldik.
Bir sonraki bölüm bayağı gergin ve heyecanlı olucak.
Görüşürüz 🫶🏻
