1. bölüm · İllegal Kalp
1.bölüm
"Derin! Eğer o yataktan iki dakika içinde kalkmazsan, odana girip seni battaniyeyle beraber aşağı fırlatacağım!"
Gözlerimi aralamama bile izin vermeyen o gür ses, sabahımın içine limonu sıkmıştı bile. Tabii ki abim Sarp. Sabah enerjisi sıfırın altında olan bana inat, her güne sanki komando eğitimine başlıyormuş gibi bir motivasyonla uyanıyordu.Yastığı yüzüme bastırıp boğuk bir sesle çığlık attım.
"Kalktım be, kalktım! Sabah sabah ne bu enerji, maratona mı koşuyoruz?"
Yastığı çekip doğruldum. Saçlarımın önüme gelen kısımlarını arkaya doğru savururken homurdanmaya devam ediyordum. Klasik, sıradan, sıkıcı bir sabahtı işte. Yataktan kalkıp terliklerimi sürüyerek odamdan çıktım ve koridorun sonundaki banyoya yöneldim. Tam kapının kolunu tutmuştum ki, içeriden gelen su sesiyle kalakaldım.Kapıya sertçe vurdum.
"Abi! Hani kalkmıştın, niye banyodasın hâlâ?"İçeriden musluğun kapanma sesi geldi, ardından kapı hızla açıldı.
Abim, elindeki havluyla yüzünü kurulayarak karşımda dikiliyordu. Üzerinde her zamanki siyah tişörtlerinden biri vardı.
"Ben zaten kalktım ufaklık, dişlerimi fırçalıyordum. Hem sen ne ara kapıya damladın?"
Gözlerimi devirip onu kenara iterek banyoya sızdım.
"Aşağı fırlatacağım diye bağıran sendin yalnız. Çekil de yüzümü yıkayayım."Abim kapı eşiğine yaslanıp kollarını göğsünde bağladı. Aynadan ona ters bir bakış attım.
"Ne bakıyorsun öyle dik dik?" dedim musluğu açarken."Hiç," dedi hafifçe sırıtarak.
"Yine saçların çalı kuşunun yuvasına dönmüş de ona bakıyorum. Diyorum ki, acaba seni bu tiple dışarı çıkarmasam mı? Rezil olacağız.
"Yüzüme çarptığım soğuk suyun etkisiyle kendime gelirken havluya uzandım.
"Çok komik abi. Gerçekten. Ayrıca ben bugün evdeyim, bir yere çıkmıyorum. Kendini rezil edecek başka birini bul."
"Evdesin demek..." sesi birden ciddileşti, arkamı dönüp ona baktığımda yüzündeki o korumacı abi ifadesinin geri geldiğini gördüm.
"İyi, zaten bugün pek dışarı çıkmanı istemiyordum."
"Nedenmiş o? Yine ne işler peşindesin?" diye sordum, banyodan çıkıp mutfağa doğru yürürken. O da peşimden geliyordu.
"İş falan değil. Kuzey gelecek bugün, biliyorsun değil mi?"
Kuzey... O ismi duymamla birlikte kalbimin göğüs kafesime sertçe vurduğunu hissettim. Adımlarım mutfak tezgahının önünde anlık olarak tekledi ama abimin bunu fark etmemesi için hemen buzdolabının kapağına uzandım. İçinden peynir ve zeytini çıkarırken sesimin olabildiğince düz ve umursamaz çıkmasına çalıştım.
"Gelsin. Sizin şu bitmek bilmeyen playstation turnuvalarınızdan biri daha herhalde."
"Sadece oyun değil, birkaç iş mevzusu var, onları konuşacağız," dedi abim masaya oturup ekmek dilimlerini tabağına alırken. Gözlerini üzerime dikti.
"Yani diyorum ki Derin, çocuk geldiğinde odandan pek çıkmasan iyi olur. Rahat rahat konuşalım."
Elimdeki zeytin tabağını masaya biraz sertçe bıraktım.
"Pardon? Kendi evimde odama mı hapsediliyorum yani?"
"Hapsedilmek değil kızım, ne alakası var?" dedi abim, savunmaya geçerek.
"Kuzey’i biliyorsun, sert çocuktur. Öyle vıcık vıcık ortamlardan, ayak altında birilerinin dolaşmasından pek hoşlanmaz. Hem benim en yakın arkadaşım, adamla iş konuşurken senin etrafta dolanmanı istemiyorum işte.
"Gözlerimi kıstım, içimdeki o sinir bozucu hissi bastırmaya çalışarak masaya, onun tam karşısına oturdum.
"Kuzey’i sanki ilk defa göreceğim abi. Yıllardır abimin arkadaşı diye evimize girip çıkıyor. Ayrıca onun neyden hoşlanıp hoşlanmadığı beni hiç ilgilendirmiyor."
Aslında bal gibi de ilgilendiriyordu. Kuzey’in o mesafeli duruşu, eve her geldiğinde bana attığı o ne anlama geldiğini çözemediğim derin bakışları, sesinin o kalın tonu... Hepsi aklımın bir köşesinde gece gündüz dönüp duruyordu. Ama abimin karşısında bunu belli etmek, doğrudan ateşe yürümek demekti.Abim derin bir nefes alıp çayından bir yudum çekti.
"Tamam, uzatmayalım. Ben sadece uyardım. O geldiğinde ikiniz yine kedi köpek gibi dalaşın istemiyorum.""Ben kimseyle dalaşmıyorum, o benimle uğraşıyor," diye mırıldandım ekmeğime reçel sürerken.
"Kuzey mi seninle uğraşıyor?" abim kısa bir kahkaha attı.
"Güldürme beni Derin. Adamın kafasında kırk tane tilki dönüyor, seninle uğraşacak vakti mi var?"
"Aman, iyi ki bir arkadaşın var. Altından yapsalar yeridir," dedim ters ters.Abim saatine baktı, ardından ayağa kalktı. "Ben içeriyi biraz toparlayayım, birazdan damlar o. Söylediklerimi unutma."
"Unutmam, abii!" diye arkasından bağırdım.O mutfaktan çıkarken elindeki çatalı tabağın kenarına bıraktım. İştahım falan kalmamıştı. Kalbimin ritmi, sadece onun geleceği düşüncesiyle bile altüst olmuştu. Klasik ve sakin başlayan o sabah, kapının zili çaldığı an paramparça olacaktı, biliyordum.
Bu benim yazdığım ilk kitabım umarım sevmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere🫶🏻
