5. bölüm / 43
HİNDİBA5. Bölüm “ İSİMSİZ ÇOCUK”
Bölümler 43Şu an: 5. Bölüm “ İSİMSİZ ÇOCUK”
- 1 1. Bölüm “Başlangıç”355 kelime
- 2 2. Bölüm “İLK KARŞILAŞMA”2.087 kelime
- 3 3. Bölüm “TEVAFUK”1.634 kelime
- 4 4. Bölüm “ İLK KEZ”611 kelime
- 5 5. Bölüm “ İSİMSİZ ÇOCUK”812 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm “ACİZLİK”914 kelime
- 7 7. Bölüm “TANIŞMA”1.533 kelime
- 8 8. Bölüm “ BEKLENMEDİK HAMLE”706 kelime
- 9 9. Bölüm “İDDİA”970 kelime
- 10 Rüzgar117 kelime
- 11 10. Bölüm “ŞEMSİYE”792 kelime
- 12 11. Bölüm “ENKAZ”1.089 kelime
- 13 12. Bölüm “GÖREV BAŞLIYOR”632 kelime
- 14 13. Bölüm “ACI İNTİKAM”869 kelime
- 15 14. Bölüm “GÖREV TAMAMLANDI”1.174 kelime
- 16 Rüzgar287 kelime
- 17 15. Bölüm "DERSKOLİK - İLK BULUŞMA"474 kelime
- 18 16. Bölüm "MÜKEMMEL YAKALANIŞ"1.696 kelime
- 19 17. Bölüm "DEDİKODU"955 kelime
- 20 18. Bölüm "AYNI KADER"695 kelime
- 21 19. Bölüm "NE KADAR TANIYORUM"1.327 kelime
- 22 20. Bölüm " YANLIŞ ANLAŞILMA"614 kelime
- 23 21. Bölüm "GİZLİ MİSAFİR"1.242 kelime
- 24 22. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - ŞÜPHE"826 kelime
- 25 23.Bölüm " LİMONBANK"805 kelime
- 26 24. Bölüm "TANIŞMA VAKTİ"1.017 kelime
- 27 25. Bölüm "KAÇAMAK CEVAP"1.794 kelime
- 28 Rüzgar362 kelime
- 29 26. Bölüm "PROJE"868 kelime
- 30 27.Bölüm "ENDİŞELENME"829 kelime
- 31 28.Bölüm "DERSKOLİK - DAVETSİZ MİSAFİR"782 kelime
- 32 29. Bölüm "YARA"1.212 kelime
- 33 30. Bölüm "GİZLİ KUTU"1.286 kelime
- 34 31. Bölüm "KULAK MİSAFİRİ"1.262 kelime
- 35 32. Bölüm "KÜTÜPHANE"1.310 kelime
- 36 33. Bölüm "TUZAK"539 kelime
- 37 34. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - TOKA"840 kelime
- 38 35. Bölüm "ÖDEV KURTARMA OPERASYONU"731 kelime
- 39 36. Bölüm "PRENS VE PATATES"1.000 kelime
- 40 37. Bölüm "KABUS"976 kelime
- 41 38. Bölüm "OYUN BAŞLIYOR!"960 kelime
- 42 39. Bölüm "DERSKOLİK - KOLYE"1.217 kelime
- 43 40. Bölüm " İKİ İNATÇI KEÇİ"1.362 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah çalan alarmlara karşı olan savaşımızın sonucunda yenik düşen biz, uykulu gözlerle hazırlanmaya başladık. Siyah kumaş pantolumun üzerine şeftali tonlarındaki tuniğimi giydim. Yine şeftali rengindeki pamuk şalımı yaparken Nur'un kıyafetlerini seçmesine yardım ediyordum. O da benim gibi spor sevenlerdendi. Kot pantolon ve sarı kareli uzun gömleğine yeşil şalı fazla yakıştı. Tabi biri daha vardı. Özgür kızımız.. Bizden biraz daha dikkatliydi kapalılık konusunda. Pantolonları hep bol seçerdi. Tunikleri de bir o kadar uzundu. Ama hazırlanma süresi ne yazık ki kısaydı. Beklemeyi de sevmezdi. Yüzümüze yarım yamalak makyaj yaptıktan sonra durağa koşturduk. Okula geldiğimizde diğer arkadaşlarımız bizden önce gelmiş, hocanın tam önündeki amfiyi tutmuşlardı. Buraya oturmayı pek sevmesemde dersi anlamak için mecburdum.
Pazartesi sendromu proje dersinin ağırlığıyla birleşince çekilmez bir hava oluyordu. Nefes almakta zorlanıyorduk. Adeta bir yüktü. Hocanın duraksayarak, uzun uzadıya anlattığı ders ve anlamaya çalıştımız konu farklı kulvarlardaydı. Bu yüzden odaklanmak benim için imkansızdı. Kendimi surekli olarak hayallerimin içinde buluyordum. Ama yalnız değildim. Sınıfa şöyle bir baktığımda başını masanın üzerine koymuş kim bilir kaçıncı rüyasında olanlar, telefonunu bacağının üzerine koymuş vaziyette bir şeyler izleyenler, ders dinler gibi yapıp aslında boş boş tahtaya bakanlar.. Ve sonunda bu sıkıcı durumu ara verir vermez kendimizi koridora atarak sağladık. Her zamanki gibi kapı önünde toplanıp beş arkadaş çene yapmaya başladık. Sena' nın kahveleri getirmesiyle daha da derinleşti muhabbetimiz. Sürekli bir arada olmamıza rağmen yinede konuşacak çok şeyimiz olurdu. Özellikle de Cemre’nin. Çevresi bize göre daha geniş dersem doğru bir tanımlama sağlayabilirdim. Neredeyse bizim bölümdeki herkesi tanır, her olaydan haberi olurdu. Hatta sadece bizim fakültede değil. Diğer fakültedeki haberlerden de payını alırdı. "Kızlar asıl olayı duymadınız. Yaklaşın!" dediğinde hepimiz Cemre’ye doğru yanaştık. Zayıf uzun suratıyla yaptığı mimikler olayı canlandırıyordu adeta.
"Diğer grupta Mustafa diye bir çocuk varya, hani çok bilmiş.."
Herkes hatırlamış şekilde başını salladı. Ben ise her zaman ki gibi elimi kaldırıp "Ben hatırlamıyorum." dedim. Grubumuzun heyecan düzeyini bunu diyerek bozduğum farkındaydım tabi. Sena yeşil gözlerini bana doğru keskinleştirdi. Bu atar yapacağı anlamına geliyordu.
"Kanka nasıl hatırlamıyorsun ya. Finans dersini bizimle alıyordu. Birde en öne oturup biliyormuş ayaklarına yatıyordu."
Hilal boş bakışlarıma karşılık ekleme yaptı.
"Kanka ya Acun'a özenti siyah giyinip duruyor ya. Kepeklerinden habersiz."
Gülmeye başlayan suratlarını olumsuz cevabımla bozamazdım. Kafamı salladım. Cemre heyecanla anlatmaya devam etti.
"İşte Mustafa.. Ne diyecektim ya. Hıh! Bizim sınıftaki Yeliz varya.. " gözlerime baktı. Yeliz ile aramın iyi olmadığını biliyorlardı. Bu bakışta onun hakkında konuşmak istemediğimi bildiğindendi. Gözlerimi kırptım. Rahatsız olmuyorum demekti bu.. Ve devam etti. "Dün akşam bir kafede ikisini başbaşa görmüşler. Sanırım elini falan tutmuş çocuk."
Hilal eliyle ağzını kapatarak "İyi de o Yeliz'in Sercan ile çıktığını herkes biliyor. Hatta derste yanyanalardı görmediniz mi?" dedi.
Nur o kadar şaşırmış bakıyordu ki bağırarak konuştu.
"Ya Melike'yle sırf Sercan için kavga eden kız, şimdi onu aldatıyor mu ?"
Etraftaki bakışlara karşı Nur'un kolunu tuttum. "Sakin ol insanlar bize bakıyor."
Sessizliği sağladığımız sırada düşünmeye başladım. Yeliz ile aram her ne kadar bozukta olsa onun Sercan'ı aldatabileceğini düşünmüyordum. Sırf Sercan için ailesini, dostlarını karşısına alan kişi o kepekli çocuk için vazgeçmezdi. Gerçekten kimdi o? Sessizce Nur'un kulağına fısıldadım.
"Mustafa kim ya?" Hafif bir tebessüm etti.
"Ya geçen derste hoca ona sen ilk defa mı alıyorsun bu dersi dedi. O da bi havalara girip yükseltmeye aldım demişti. Sende millet yükseltmeye alsın biz hala kalmaya devam... "
Nur cümlesini bitiremeden "Orada!" demesiyle yönümüz onun baktığı tarafa doğru çevrildi. "Mustafa mı? Hani.. Nerede?"
Gülerek "Yok bu o değil. İsimsiz çocuk." dedi.
Deri siyah ceketinin içine beyaz tişört giymiş, beline bağladığı kareli gömlek ve siyah pantolunuyla koridorun sonundaki sınıfa doğru yürüyordu. Saçlarını sağ eliyle düzeltir gibi taradı. Kendisini bekleyen sarı saçlı kız arkadaşıyla ayak üstü konuşmaya başladı. Sol elindeki kitabını sıkıca tutuyordu. Bende elimdeki kahve bardağını..
Kızlar "isimsiz çocukta kim?" diye söylenmeye başladılar. Onları tınlamadan izlemeye devam ettim. Kız arkadaşı koluna girerek olduğu yerde hafifçe sallandı. Sanki bir şey istiyordu. Yaptığı hareketler çocuksu olsa da tatlı görünüyordu. İsimsiz ya da gıcık çocuk bu tatlılık karşısında başını okşadı. Kolunu tutan eli tutuğu sırada gözlerimi kısarak iyice odaklandım. Yapacağı hareketi görmek isterken gözümün önünde beliren çikolatayla geriye doğru sıçradım.
"Nereye bakıyorsun ufaklık?"
Yüzümdeki o donuk ifadeyle kekeledim. "A. Yavuz abi! Ben.. öylesine.."
"Kahveyle iyi gider."
Yüzüne kondurduğu gülücüğü, haki renginde gömleğiyle daha tatlı görünüyordu. Elindeki çikolatayı bana doğru uzattı. "Teşekkürler.” diyerek çikolatayı aldım. Utandığım için yüzüne zar zor bakabildim.
"Afiyet olsun. Ben kaçtım."
Omzuna dokunarak ayrıldı yanımdan. Kızların bakışları üzerimdeyken diyecek söz bulamadım. Cemre imalı bir tavırla "Ya.. Bu Yavuz abinde seninle çok ilgileniyor. Hatta fazla fazla ilgileniyor. Bunun altından bir şey çıkar benden demesi." dedi. Atarcanımız bu konularda fazla iyimserdi.
"Yok be! Kardeş gibi görüyor ondan. Abartmayın!"
Cemre aldırış etmeyerek kahvesini yudumladı. Kulağıma doğru yaklaştı.
"Bana pek öyle gelmiyor ama neyse.." dedikten sonra sesini hafifçe alçaltıp "Tatlı çocuk ama.. Değerlendirmeye al." dedi.
Nedense bu konuşulanlar bana ait gibi değildi. Gözlerim ister istemez onu izledi. Gülüşü, mimikleri hatta konuşurken ki tavırları.. Değerlendirmeye aldığım kişi ismini bilmeden yüzünü hatırladığım o çocuktu. Neyse ki hocanın gelmesiyle normal hayata dönebildim.
Bölüm etkileşimi
