HİNDİBA kitap kapağı

11. bölüm / 43

HİNDİBA

10. Bölüm “ŞEMSİYE”

Vaveyla Yazarı: Merve Bahar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 43Şu an: 10. Bölüm “ŞEMSİYE”
  1. 1 1. Bölüm “Başlangıç”355 kelime
  2. 2 2. Bölüm “İLK KARŞILAŞMA”2.087 kelime
  3. 3 3. Bölüm “TEVAFUK”1.634 kelime
  4. 4 4. Bölüm “ İLK KEZ”611 kelime
  5. 5 5. Bölüm “ İSİMSİZ ÇOCUK”812 kelime
  6. 6 6. Bölüm “ACİZLİK”914 kelime
  7. 7 7. Bölüm “TANIŞMA”1.533 kelime
  8. 8 8. Bölüm “ BEKLENMEDİK HAMLE”706 kelime
  9. 9 9. Bölüm “İDDİA”970 kelime
  10. 10 Rüzgar117 kelime
  11. 11 10. Bölüm “ŞEMSİYE”792 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 11. Bölüm “ENKAZ”1.089 kelime
  13. 13 12. Bölüm “GÖREV BAŞLIYOR”632 kelime
  14. 14 13. Bölüm “ACI İNTİKAM”869 kelime
  15. 15 14. Bölüm “GÖREV TAMAMLANDI”1.174 kelime
  16. 16 Rüzgar287 kelime
  17. 17 15. Bölüm "DERSKOLİK - İLK BULUŞMA"474 kelime
  18. 18 16. Bölüm "MÜKEMMEL YAKALANIŞ"1.696 kelime
  19. 19 17. Bölüm "DEDİKODU"955 kelime
  20. 20 18. Bölüm "AYNI KADER"695 kelime
  21. 21 19. Bölüm "NE KADAR TANIYORUM"1.327 kelime
  22. 22 20. Bölüm " YANLIŞ ANLAŞILMA"614 kelime
  23. 23 21. Bölüm "GİZLİ MİSAFİR"1.242 kelime
  24. 24 22. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - ŞÜPHE"826 kelime
  25. 25 23.Bölüm " LİMONBANK"805 kelime
  26. 26 24. Bölüm "TANIŞMA VAKTİ"1.017 kelime
  27. 27 25. Bölüm "KAÇAMAK CEVAP"1.794 kelime
  28. 28 Rüzgar362 kelime
  29. 29 26. Bölüm "PROJE"868 kelime
  30. 30 27.Bölüm "ENDİŞELENME"829 kelime
  31. 31 28.Bölüm "DERSKOLİK - DAVETSİZ MİSAFİR"782 kelime
  32. 32 29. Bölüm "YARA"1.212 kelime
  33. 33 30. Bölüm "GİZLİ KUTU"1.286 kelime
  34. 34 31. Bölüm "KULAK MİSAFİRİ"1.262 kelime
  35. 35 32. Bölüm "KÜTÜPHANE"1.310 kelime
  36. 36 33. Bölüm "TUZAK"539 kelime
  37. 37 34. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - TOKA"840 kelime
  38. 38 35. Bölüm "ÖDEV KURTARMA OPERASYONU"731 kelime
  39. 39 36. Bölüm "PRENS VE PATATES"1.000 kelime
  40. 40 37. Bölüm "KABUS"976 kelime
  41. 41 38. Bölüm "OYUN BAŞLIYOR!"960 kelime
  42. 42 39. Bölüm "DERSKOLİK - KOLYE"1.217 kelime
  43. 43 40. Bölüm " İKİ İNATÇI KEÇİ"1.362 kelime

Moral bozukluğuyla kendimi yatağa attım. Biraz sakinleştikten sonra kızların evde olmadığını farkettim. Öyle bir giriş yapmıştım ki eve, kimseye görünmek istemediğim için ses çıkarmadan odama geçmiştim. Nereye gittiklerini düşünürken anahtar sesiyle kapıya koştum. Açılan kapıyla beraber heyecanla "Neredeydiniz?" diye sordum. Ayakkabılarını çıkarırlarken Nur "Sakin ol geldik işte." dedi ve gülmeye başladılar. Hilal poşetleri havaya kaldırdı.

"Markete çıktık akşama kızlar geliyor ve Nur pasta yapacak bize. Yuppi!" Kırgın tarafımı göstermeden mutlu bir ifadeyle "Yaa.. Çok iyi! Yaşasın!" dedim.

Gülücüklere karışan ruh halim biraz daha iyileşmiş gibiydi. Elindeki poşetleri alıp mutfağa götürdüm. Kızlar kıyafetlerini değiştirirlerken malzemeleri yerlerine koymaya başladım. Tezgahın üzerinde kalan birkaç bardağıda yıkayıp, temizledikten sonra kollarımızı sıvadık. Üzerimizdeki mavi renkli aynı mutfak önlüğü ve Hilal'in açtığı şarkıyla beraber hazırlığımıza başladık. Mutfak bizim için stres atmanın ve kendimizi mutlu etmenin en güzel yeriydi. Bu yüzden 'ben yaparım' sesi bizim evde çokça yankılanırdı. Pasta yapmak için kavga eden kızlardık dersemde yanılmış olmazdım. Krema yapımı Nur, süslemeyi ben devraldım. Hilal yemek konusunda kendini gösterenlerdendir. O yüzden makarna salatasını ona bıraktık. Bir yandan şarkılara eşlik edip diğer yandan görevlerimizi yapıyorduk. Zilin çalmasıyla ellerimi yıkayıp kapıyı açtım. Kocaman bir gülümsemeyle "Hoşgeldiniz!" dedim. İkisi birlikte "Hoşbulduk!" dediler. Ayakkabıları çıkartıp, ceketlerini asmam üzere bana uzattılar. "Güzel kokular geliyor. Açız biz" dedi Cemre. Sena hiç üzerine alınmadan oturma odasına gitti. Biraz değişik hal vardı yüzünde. Elimdeki ceketleri portmantoya asarken Cemre’yi çektim kenara. Fısıldayarak "Ee buluştular mı? Ondan mı böyle?" diye sordum. Cemre ise rahat bir tavırla "Aynen. Sorabilirsiniz herşeyi." dedi. Hemen içeriye girip yanına oturdum. Kızlarında gelmesiyle sorgu başladı.
"Sena anlat hadi! Nasıldı çocuk? Fotoğrafı var mı? Mesleği neydi tam olarak? Kaç kardeşler?" Sena derin bir nefes alıp titrek bir ses tonuyla anlatmaya başladı.

"Kuzenimle beraber bizim kafede oturmuş beni bekliyolardı. Aslında pek umutlu olarak gitmemiştim ama nedense onu görünce yıllardır tanışıyormuşuz gibi geldi. İşte kendini tanıttı. 27 yaşında matematik öğretmeni. 1,75 boylarında, beyaz tenli, kirli sakalı var. İsmi Umut. Sohbeti çok güzeldi. Baya oturduk. Artık garsonun bakışlarından rahatsız olunca kalktık. Dışarı çıktığımız da yağmur yağıyordu. Islanmayayım diye koşarak şemsiye aldı bana. " çığlık atarmış gibi yüksek bir sesle" Çok romantikti." dedi.
Pür dikkat anlattığı anı zihnimde oluşturdum. Hepimizin gözleri kalp olmuş bir şekilde hayale daldık. "Sena gözlerin parladı anlatırken." dedim. Hilal koltuğun üzerindeki renkli yastıklardan birini alıp kolunu yaslarken "Evet kanka ya, baya etkilemiş seni." dedi. Cemre hemen araya girdi. "Oo.. Siz birde yolda görecektiniz. Buraya gelirken apartmanları karıştırdı." Sena utanan yüzünü eliyle kapattı. Kahkaha seslerimiz yükselirken Nur ellerini birleştirmiş film izler gibi hayale dalmıştı.

"Yaa sonu çok iyiydi. Dizilerdeki gibi olmuş."
Bugün şemsiye ile ilgili pek iyi anım olmasada başka bir hayatta umut olması heyecanlandırdı.

"Ee.. Nur çocuk bir şey yazdı mı?"

Cemre’nin bu sorusuyla kafalarımız Nur'a çevrildi. Gerçekten sohbet geçişlerimiz olduğundan fazla hızlıydı. Nur başını hafifçe eğip sesini alçalttı.

"Yok. Daha bir şey yazmadı."

Hilal "Bu çocuk senin notlarını neden aldı ki başka biri yok mu?" dediğinde, Nur hala o sessiz modundan çıkmayarak cevap veriyordu.

"Ayça demiş notlarımın güzel olduğunu öyle.."
"Kızımız bölüm birincisi. Tabi ondan isteyecek!" diyerek gazı verdi Sena.

Nur o gün bir özenle hazırlanıp bizden dua isteyerek çıktı evden. Ders çıkışı notu kütüphaneye getirmesini istedi çocuk. Dersi olmadığı halde sırf o istedi diye kampüse gitti. Ayça ile beraber fotokobileri verdi. Hakan ise sade bir teşekkür edip telefon numarasını istedi. Bunun nedeni ise takıldığı yerde sormak içindi. Aslında düşününce gayet normal bir durum gibi gözüksede bana doğru olmayan bir şeyler var gibi geliyordu. Çocuğun tavırlarına kadar sordum. Ufakta olsa bir detay bulabilirdim diye. Sanırım bekleyip görmekten başka elimden bir şey gelmiyordu.
Saat geceyi çoktan geçmişti. Zamanın bu kadar hızlı akması beşimizin bir arada olmasına özeldi sanki. Kızların yataklarını hazırlayıp, dişlerimi fırçaladım. Odanın ışığını kapatıp yatağıma uzandım. Nur'un uyuduğunu sanarken "Uyudun mu?" diye seslendi bana.

"Hayır. Bir şey mi soracaktın?" dediğimde "Yok ya neyse uyu sen." dedi.

Bu ses tonunu iyi tanırım. Kafasına taktığı her halinden belliydi. Gerçi normal bir durumu bile kafaya takardı. Ona doğru döndüm.

"Nur dökül! "

"Tamam. Şey diyecektim. Hakan hakkında ne düşünüyorsun?"
Ne söyleyemem gerektiğini düşünmeye başlarken "Anladım ben seni. İçinin ısınmadığı kişileri sevmezsin. " demesiyle dona kaldım.

Rahatlatmam gereken cümleler dökülmeliydi dudaklarımdan.

"Evet ama.. Belki de yanılıyorumdur. Sen bana bakma. Hayatın akışına doğru ilerle. Sonunu görebilseydik her yolda yürürmüydük. Bu da ya hayır olur ya da imtihan öyle değil mi?"

"Haklısın" dedi ve uzun bir sessizlikten sonra "Beni bırakma olur mu? Gerektiğinde uyar kız, bağır ama yanımda ol, olur mu?" dedi.

"Ya seni nasıl bırakabilirim. Düğünün de şahidin ben olacağım."

Bu söylediğim hoşuna gitmiş olacak ki gülerek yüzünü yorganıyla kapattı.

İnsan kendisi dışında herşey için yorum yaparda söz konusu sahip olduğu şeylere gelince susar kalır. Doğru olduğunu düşünüp tüm eleştirileri kulak ardı eder. Bu konu hele de aşksa beyni artık kalbinde atmaya başlar. Tüm olumsuz düşünceleri reddedip pembe bulutlarla sarmalar etrafını. Sanırım bu durumda üzerine alınacak ilk kişi ben olmalıydım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.