20. bölüm / 43
HİNDİBA18. Bölüm "AYNI KADER"
Bölümler 43Şu an: 18. Bölüm "AYNI KADER"
- 1 1. Bölüm “Başlangıç”355 kelime
- 2 2. Bölüm “İLK KARŞILAŞMA”2.087 kelime
- 3 3. Bölüm “TEVAFUK”1.634 kelime
- 4 4. Bölüm “ İLK KEZ”611 kelime
- 5 5. Bölüm “ İSİMSİZ ÇOCUK”812 kelime
- 6 6. Bölüm “ACİZLİK”914 kelime
- 7 7. Bölüm “TANIŞMA”1.533 kelime
- 8 8. Bölüm “ BEKLENMEDİK HAMLE”706 kelime
- 9 9. Bölüm “İDDİA”970 kelime
- 10 Rüzgar117 kelime
- 11 10. Bölüm “ŞEMSİYE”792 kelime
- 12 11. Bölüm “ENKAZ”1.089 kelime
- 13 12. Bölüm “GÖREV BAŞLIYOR”632 kelime
- 14 13. Bölüm “ACI İNTİKAM”869 kelime
- 15 14. Bölüm “GÖREV TAMAMLANDI”1.174 kelime
- 16 Rüzgar287 kelime
- 17 15. Bölüm "DERSKOLİK - İLK BULUŞMA"474 kelime
- 18 16. Bölüm "MÜKEMMEL YAKALANIŞ"1.696 kelime
- 19 17. Bölüm "DEDİKODU"955 kelime
- 20 18. Bölüm "AYNI KADER"695 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 19. Bölüm "NE KADAR TANIYORUM"1.327 kelime
- 22 20. Bölüm " YANLIŞ ANLAŞILMA"614 kelime
- 23 21. Bölüm "GİZLİ MİSAFİR"1.242 kelime
- 24 22. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - ŞÜPHE"826 kelime
- 25 23.Bölüm " LİMONBANK"805 kelime
- 26 24. Bölüm "TANIŞMA VAKTİ"1.017 kelime
- 27 25. Bölüm "KAÇAMAK CEVAP"1.794 kelime
- 28 Rüzgar362 kelime
- 29 26. Bölüm "PROJE"868 kelime
- 30 27.Bölüm "ENDİŞELENME"829 kelime
- 31 28.Bölüm "DERSKOLİK - DAVETSİZ MİSAFİR"782 kelime
- 32 29. Bölüm "YARA"1.212 kelime
- 33 30. Bölüm "GİZLİ KUTU"1.286 kelime
- 34 31. Bölüm "KULAK MİSAFİRİ"1.262 kelime
- 35 32. Bölüm "KÜTÜPHANE"1.310 kelime
- 36 33. Bölüm "TUZAK"539 kelime
- 37 34. Bölüm "TRİPKRALİÇESİ - TOKA"840 kelime
- 38 35. Bölüm "ÖDEV KURTARMA OPERASYONU"731 kelime
- 39 36. Bölüm "PRENS VE PATATES"1.000 kelime
- 40 37. Bölüm "KABUS"976 kelime
- 41 38. Bölüm "OYUN BAŞLIYOR!"960 kelime
- 42 39. Bölüm "DERSKOLİK - KOLYE"1.217 kelime
- 43 40. Bölüm " İKİ İNATÇI KEÇİ"1.362 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sıraya doğru geldiğimizde Nur birkaç dakika sonra sınıfa girdi. Arkamdan sarılırken "Yavrum. Nasıl merak ettim seni." dedi. Merak ettiği halde Hakan'ın yanına gitmesi çelişkiye düşürse de güldüm.
"Demek merak ettin. E anlat. Nereden geliyorsun?"
Yüzüyle aynı renkte olan pembe şalını düzeltirken başını eğdi. Bu mahcup ifadesini görmeyi çok seviyordum.
"Yaa.. Biliyorsun işte. Etüd odasına gittim. Beş dakikalığına sadece. Cidden bak."
"Öyle olsun. Bir şey demiyorum."
Hilal'in yanına otururken "Melike. Küsme yaa." dedi. Sena önümüzdeki sıradan yönünü çevirdi.
"Kitabı versene Nur. Biraz konuya göz geçireyim. Bu dersi de alttan alamam." dediğinde Nur, "Tamam bekle." dedi.
Çantasını karıştırırken bir yandan da sıranın altını üstünü kontrol ediyordu. Bulamadığını anladığı an telaşlı şekilde ayağa kalktı.
"Etüd odasında unuttum ya." dediğinde Sena "Leyla mısın kızım sen? Nasıl unuttun. Git al hemen." dedi.
Nur'un koluna dokundum. "
Ben giderim. Hangi masaya oturdun."
Cemre gözlerini açmış kafasını olumsuz şekilde salladı.
"Saçmala. Ben giderim. Sen dur."
"Bir şey olmaz. Abartmayın." dedim ve daha oturmamışken merdivenleri inmeye başladım.
Nur arkamdan seslendi.
"Büyük tablonun altındaki masaya oturmuştum."
Elimi sallayarak hızlı adımlarla sınıfın dışarısına çıktım. Giriş kapısının hemen karşısında bulunan etüd odasına doğru yürüdüm. Ders başlamak üzere olduğundan genel de boş oluyordu. Bu umutla kapıyı rahatça açtım. Sadece iki masa doluydu. Büyük tablonun altındaki masa dolu olanlardandı. İki erkek, iki kız olan bir grup oturuyordu. Çekimser bir halde yanlarına geldim. Neyse ki kitap masanın ucunda olduğundan almam kolay oldu. Kitabı elime alıp tebessümle "İyi çalışmalar." dedim. Duvar tarafında oturan siyah uzun saçlı, hafif kilolu olan kız "Teşekkürler Melike." dedi. Beni tanımıştı. Kitabı kucağımda sıkarken bana gülümseyen yüzlere karşı gergindim. Kız yanındakilere dönüp "Soralım belki biliyordur." dedi. Daha onları tanıyamazken soracakları şeyi nasıl bilebilirdim. Karşısında oturan esmer oğlan döndü.
"Ya. Hoca derste bir şeyler istemişti. O hafta biz grupça girmedik. Sende var mı liste? "
Grup? Liste? Neyden bahsettiklerini anlamadım. Aldığım derslere göz geçirdim. Hangisinden bahsediyor olabilirlerdi. En iyi kaçamak cevap şu olmalıydı.
"Ben de not almadım. Hatırlamadım malesef."
Kız üzülerek ağzını büzdü.
"Furkanlara soralım belki onlar not almıştır."
Bizim Furkan' dan mı söz ediyorlardı? Tabi ya! Grup olan bir dersim var, oda girişimcilikti. Heyecanla "Girişimcilik dersinden bahsediyorsunuz. Bende var liste. Yazayım hatta." dedim. Biraz tuhaf baksalar da kız not defterini önüme doğru uzattı.
"Sen farklı bir şey mi sorduğumuzu sandın."
Kalemi elime aldım ve bakmadan konuştum.
"Şey.. Birden aklıma geldi de. Öyle ani bir tepki verdim."
Yanımda oturan kumral çocuk yazıma baktıktan sonra geriye yaslanıp kafasını salladı. Ne ima ettiğini anlamadım. Yüzüne bakmadan kıza not defterini uzattım.
"Çok sağol Melike. Kurtardın bizi."
"Rica ederim. Görüşürüz derste."
Kitabı kucaklayıp dışarı çıktım. Arkamdan açılan kapı sesiyle durdum. Bana doğru geldi. Arkamı döndüm ve bana gülümseyerek bakan o kumral çocukla karşılaştım.
"Kendini çok açığa veriyorsun. Biraz daha dikkatli davranman gerek."
Neyden bahsediyordu? Kafamı karıştırmak için mi dedi bilmiyordum ama sesi tanıdık gelmişti.
"Anlamadım. Ne demek istiyorsun?"
"Bak bunu demek istiyorum." bir adım attı. Ben de geriye doğru bir adım attım. Yaklaşmaya çalışması sinir bozucuydu. Kitabı sıktıkça elim acıdı. Sesini alçatarak yaklaştı.
"Yüzümü hatırlamadın. Halbuki bu dördüncü karşılaşmamız."
"Kimsin sen? Neyi ima ediyorsun? Açıkça söyler misin? "
"Seninle aynı kaderi paylaşan bir arkadaş. Dikkatli ol. İnsanlar öğrenirse bundan faydalanmak için uğraşırlar."
Dediği sözler beynime incelikle yerleşti. Benimle aynı kaderi paylaşmak dediği insanların yüzlerini hatırlamıyor olması olabilir miydi? Heyecanla koluna yapıştım.
"Kim olduğu söyle. Sen de hatırlamıyorsun öyle mi? Doğru mu anlıyorum. "
Güldü. Koluna bakarak başını salladı. İçimde bir umut kıvılcımlanmaya başladı. Kendimle aynı hastalığa sahip birini bulmak hayal ettiğimin de ötesinde bir şeydi. Onun adına üzülmem gerekirken kendi adıma o kadar sevindim ki bencillik etmem umrumda olmadı. Tam konuşmak üzereyken Cemre'nin sesiyle sustu. Yanımdan hızla uzaklaşırken Cemre bana seslenmeye devam etti.
"Melike. Duymuyor musun?"
Gözüm o çocuğa bakarken ismini öğrenemediğim için üzgündüm. Suratım asılmış halde Cemre'ye döndüm.
" Ya duymadım. Biriyle konuşuyordum."
"Biri dediğin Yiğit mi?"
"Yiğit miydi o?"
"Evet. Niye heyecanlandın bu kadar?"
"Beni boşver. Yiğit'i nereden tanıyorsun ?"
Cemre bu halime anlam veremiyor olsa da koluma girerek konuştu.
"Tolga'nın en yakın arkadaşı. Geçen sene sizi tanıştırmıştım. Senin hatırlamaman normal tabi."
Dediği şey buydu işte. Dördüncü kez karşılaşmıştık. Ama beni nasıl tanıyabildi. Böyle bir hastalığı varsa eğer beni hatırlamaması gerekti. Merak ettiğim o kadar çok şey var ki aklımda onunla tekrar karşılaşmak istiyordum. Hem de en kısa zamanda.
Bölüm etkileşimi
