8. bölüm · Hayal Kırıklığı

8.Bölüm(Cuma)

Zeynep

Cuma günü,okulun son günü.

Nehir alarm çalmadan birkaç dakika önce gözlerini açtı. Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı. En fazla üç saat kadar uyuyabilmişti

Yatağında birkaç dakika boyunca hareketsiz kaldı. Hafta içi okula gidip kafasındaki düşüncelerden birazda olsa kurtulabiliyordu. Peki ya haftasonu ne yapacaktı. Pazartesiye kadar kafayı yerim, diye düşündü.

Telefonu hemen yanında duruyordu.
Bildirim yoktu.
Aslında beklememesi gerekiyordu. Çünkü her şey bitmişti. Ortada konuşulacak bir şey kalmamıştı artık.

Yine de insan, alıştığı bir şeyi bir anda bırakamıyordu.
Nehir yavaşça yataktan kalktı. Aynanın karşısına geçti.
Gözlerinin altındaki yorgunluk belirginleşmişti.
Saçlarını toplarken kısa bir an durdu.

Eskiden onunla konuşurken hazırlanmak bile daha farklı hissettiriyordu.
Şimdi ise hiçbir şeyin anlamı yok gibiydi.
Dolabını açtı. Elini yine siyah kıyafetlerine uzattı. Her zaman ki gibi kahvaltı yapmadan gidiyordu. Ayakkabılarını giyip kulaklığını taktı.

Dışarıda hava kapalıydı. Soğuk rüzgâr yüzüne vuruyordu.
Okula giderken sürekli aynı şarkıyı başa sarıp dinliyordu.

Çünkü bazı şarkılar insanın canını acıtsa bile, dinlemekten vazgeçemediği şeylere dönüşüyordu.

Koridorlar kalabalıktı. İnsanlar gülüyor, bağırıyor, birbirlerine bir şeyler anlatıyordu.
Nehir ise bütün seslerin arasında kendini fazlasıyla yalnız hissediyordu.

Ders boyunca neredeyse hiç konuşmadı.
Defterinin kenarına küçük şeyler çizdi. Sonra hepsinin üstünü karaladı.
Sanki içindeki her şey de böyleydi.
Önce güzel başlayan, sonra üstü çizilen şeyler gibi.

Telefonunu gün içinde birkaç kez eline aldı.
Sonra tekrar bıraktı.
Çünkü artık yazmayacağını biliyordu.
Yasin de yazmıyordu zaten.
Ve bazı sessizlikler vardır…
İki insanın artık birbirinin hayatından çıktığını yavaş yavaş hissettirir.

Okul çıkışı yağmur başladı.
Nehir şemsiyesini açmadan yürümeye devam etti,hasta olacağını bile bile.
Eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden yolu yine uzattı.
Kulaklığındaki müzik dışarıdaki yağmur sesine karışıyordu.
Bir ara telefon ekranı yandı.
Onun mesaj attığını düşünerek hemen baktı.
Ama mesaj başkasındandı.
O an Nehir şunu fark etti:

İnsan bazen birkaç günlük bir şeyi bile aylarca unutamıyordu.
Çünkü süre değil…
Hissettirdiği şey ağır geliyordu.