12. bölüm · Hayal Kırıklığı
11.Bölüm(Yabancı)
Nehir gözlerini açtığında odasının içi gri bir ışıkla doluydu. Hava kapalıydı. Yağmur durmuştu ama gökyüzü hâlâ karanlık görünüyordu.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı. Sürekli bölünen uykular, yarım kalan düşünceler…
Bir süre tavana baktıktan sonra yataktan kalktı banyoya geçip elini yüzünü yıkayıp,mutfağa geçti.
Annesi kahvaltıyı hazırlıyordu.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Nehir sessizce sandalyeye oturdu. Çayını doldurup bir yudum aldı.
Annesi mutfakta telaşlı şekilde dolaşıyor, bir yandan masayı düzeltiyor bir yandan telefonda biriyle mesajlaşıyordu.
Nehir kaşlarını hafifçe çattı.
“Birileri mi gelecek?”
“Halanlar öğlene doğru uğrayacak,” dedi annesi.
Nehir hemen ofladı.
“Hangi halam?”
“Songül hala.”
Nehir çatalı tabağa bıraktı.
“Of anne ya…”
Annesi dönüp baktı.
“N’oldu yine?”
“Ben onu hiç sevmiyorum.”
“Nehir.”
“Ama sürekli her şeye karışıyor. Geldiği an başlıyor zaten.”
Annesi istemsizce gülümsedi.
“Aslında biraz haklısın.”
Nehir şaşkın şekilde annesine baktı.
“Bak sen bile kabul ediyorsun.”
“Ama yine de ayıp oluyor öyle söylemen.”
Nehir cevap vermedi. Çayından son bir yudum aldıktan sonra ayağa kalktı.
“Ben biraz dışarı çıkacağım.”
“Bu havada mı?”
“Evde durmak istemiyorum sadece.”
Annesi kısa bir süre baktı ona.
“Montunu al bari.”
Nehir başını sallayıp odasına geçti.
Oda hâlâ hafif karanlıktı. Perdesinin arasından soluk bir ışık giriyordu.
Yatağın üzerinde ki telefona baktı.
Bi an aklı yine Yasin'e kaydı. Acaba mesaj atmış mıdır diye düşündü ama telefona bakmadı.
Dolabına yönelip üzerine siyah bir kot ve siyah bir sweetshirt geçirip banyoya geçti.
Bir süre aynaya baktı.
Gözlerinin altındaki yorgunluk hâlâ duruyordu.
Parmaklarını saçlarının arasından geçirip yavaşça taradı. Dağılmış saçlarını toparlamaya çalıştı.
Eskiden kendine daha çok özen gösterirdi.
Şimdi ise çoğu şeyi sadece “öyle gerektiği için” yapıyormuş gibi hissediyordu.
Odasına geçip siyah montunu giydi,telefonu ve kulaklığını alıp evden çıktı.
“Bazı sabahlar… insan sadece çıkar. Ne nereye gittiğini bilir, ne de aslında neden gittiğini.”
