Görevden kalan kitap kapağı

7. bölüm / 7

Görevden kalan

0.7

Vaveyla Yazarı: Hira Karabulut

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 0.7

GİTMEDEN ÖNCE

Mavi, Zeyd'in taburcu edileceğini öğrendiğinde elindeki dosyayı kapatmak üzereydi.

“Yarın mı?” diye sordu.

Karşısındaki hemşire başını salladı.

“Evet, doktor hanım. Son kontrolleri de iyi çıkarsa yarın taburcu olacak.”

Mavi birkaç saniye dosyaya baktı.

Bu, olması gereken şeydi. Zeyd'in durumu düzelmişti, tedavisi ilerliyordu ve artık hastanede kalmasını gerektiren bir durum yoktu. Bir doktor olarak onun iyileşmesine sevinmesi gerekiyordu.

Seviniyordu da.

Yalnızca...

Son birkaç gündür alıştığı bir şeyin biteceğini düşünmek tuhaf gelmişti.

Mavi dosyayı masaya bıraktı.

“Tamam. Yarın son değerlendirmesini yaparım.”

Sesini her zamanki gibi sakin tutmuştu.

Çünkü sonuçta Zeyd onun hastasıydı.

Ve hastalar iyileşirdi.

Taburcu olurdu.

Giderdi.

Mavi de diğer hastalarıyla ilgilenmeye devam ederdi.

Bu kadar basitti.

En azından öyle olması gerekiyordu.

---

Ertesi sabah Zeyd, dolabın önünde üniformasını giyiyordu.

Hastane kıyafetlerinden kurtulmak ona iyi gelmişti. Günlerdir ilk kez kendisini gerçekten kendi hayatına dönüyormuş gibi hissediyordu.

Yatağın üzerindeki eşyalarını toplarken kapı açıldı.

Emir içeri girdi.

“Komutanım, hazır mıyız?”

Zeyd gömleğinin son düğmesini kapattı.

“Hazırım.”

Emir etrafa baktı.

“İnanamıyorum. Sonunda hastaneden kurtuluyorsunuz.”

Zeyd ona yan gözle baktı.

“Bu kadar mutlu olmana gerek yok.”

“Komutanım, sizi her gün ziyarete geliyordum. Bir de üstüne doktor hanımın azarlarını dinliyordum. Ben de iyileşmiş kadar oldum.”

Zeyd'in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.

“Kimse senden her gün gelmeni istemedi.”

Emir hiç düşünmeden cevap verdi.

“İyi ki de istemedi. Yoksa gelmezdim.”

Zeyd başını iki yana salladı.

“Kes sesini.”

Emir güldü.

“Peki komutanım.”

Tam o sırada kapı yeniden açıldı.

Mavi içeri girdiğinde elinde Zeyd'in dosyası vardı.

“Günaydın.”

Zeyd ona döndü.

“Günaydın, doktor hanım.”

Mavi bir an üniformasına baktı.

Zeyd'in üzerinde yeniden askerî kıyafetlerini görmek, onu ilk gördüğü geceyi hatırlatmıştı. Sedye, acil servisin telaşı ve bilincini kaybetmiş hâlde yatan o adam...

Şimdi karşısında ayakta duruyordu.

“Demek gidiyorsun,” dedi.

Zeyd kaşını hafifçe kaldırdı.

“Beni burada tutmayı düşünmüyordun, değil mi?”

“Bazen düşündüm.”

Emir kahkahayı bastıramadı.

Zeyd ona döndü.

“Senin burada ne işin var?”

“Komutanım, ben sadece mutluluğumu paylaşıyorum.”

Mavi gülümseyerek dosyayı açtı.

“Peki, ikiniz de sakinleştiyseniz son kontrollerimizi yapalım.”

Zeyd itiraz etmedi.

Mavi muayeneyi tamamladıktan sonra dosyaya son notlarını ekledi. Ardından ona dikkatle baktı.

“Taburcu olabilirsin. Ama bu, tamamen iyileştiğin anlamına gelmiyor. Kontrollerini aksatmayacaksın. İlaçlarını tarif edildiği şekilde kullanacaksın. Ağrın artarsa ya da beklenmedik bir belirti ortaya çıkarsa sağlık ekibine haber vereceksin.”

Zeyd başını salladı.

“Anlaşıldı.”

Mavi gözlerini kıstı.

“Dalga geçmiyorsun, değil mi?”

“Hayır.”

“Güzel. Çünkü seni tekrar sedyeyle burada görmek istemiyorum.”

Zeyd'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

Birkaç saniye boyunca Mavi'ye baktı.

“Ben de istemem.”

Sesi her zamankinden daha ciddiydi.

Mavi bakışlarını dosyaya indirdi.

“Kontrol randevun dosyada yazıyor. Lütfen unutma.”

Zeyd dosyayı aldı.

“Unutmam.”

Mavi ona son kez baktı.

“Geçmiş olsun, Zeyd.”

Zeyd kapıya yönelmeden önce durdu.

“Her şey için teşekkür ederim, Mavi.”

Mavi'nin parmakları dosyanın kenarında durdu.

Bu kez ona doktor hanım dememişti.

Yalnızca Mavi.

“Görevimdi,” diye cevap verdi.

Zeyd başını hafifçe salladı.

“Yine de teşekkür ederim.”

Sonra kapıdan çıktı.

Mavi, arkasından bakmadığını kendine söylemeye çalıştı.

Ama Emir'in sesi bütün düşüncelerini böldü.

“Doktor hanım?”

Mavi başını çevirdi.

“Efendim?”

Emir hafifçe gülümsedi.

“Komutanım size teşekkür etti ya... Sanırım bu hafta başımıza gelen en büyük olay buydu.”

Mavi gülerek başını iki yana salladı.

“Sen de git, Emir.”

“Emredersiniz!”

Emir kapıdan çıkarken son bir kez arkasına döndü.

“Bu arada, komutanımın sizi unutacağını sanmıyorum.”

Mavi cevap veremeden kapı kapandı.

Bir süre boşluğa baktı.

Sonra kendi kendine söylendi.

“Saçmalama, Mavi.”

Dosyayı masaya bıraktı ve çalışmaya devam etti.

Fakat gün boyunca, ne zaman kapı açılsa istemsizce başını kaldırdığını fark etmedi.

---

Zeyd hastanenin çıkışına ulaştığında Hakkâri'nin soğuk havası yüzüne çarptı.

Derin bir nefes aldı.

Özgürlük, bazen insanın alıştığı bir binadan dışarı çıkması kadar basitti.

Emir yanında yürüyordu.

“Komutanım, sizi birliğe bırakayım mı?”

“Gerek yok. Araç bekliyor.”

“Peki. Ama bir şeye ihtiyacınız olursa arayın.”

Zeyd başını salladı.

“Sen de kendine dikkat et.”

Emir birkaç adım uzaklaştıktan sonra durdu.

“Komutanım!”

Zeyd döndü.

“Ne var?”

Emir gülümseyerek seslendi.

“Doktor hanımın dediklerini unutmayın!”

Zeyd elini kaldırıp onu başından savdı.

Emir kahkahalarla uzaklaştı.

Zeyd ise istemsizce gülümsedi.

Sonra hastanenin girişine son bir kez baktı.

Pencerelerin birinde beyaz önlüğüyle yürüyen birini gördüğünü sandı.

Dikkatlice baktı.

Ama o kişi Mavi değildi.

Zeyd bakışlarını çekti.

Ne bekliyordu ki?

Mavi'nin işi başından aşkındı. O, hastanede kalacaktı. Zeyd ise hayatına geri dönecekti.

İkisi de kendi yollarına devam edecekti.

Böyle olması gerekiyordu.

---

Aradan dört gün geçti.

Mavi, sabah kahvesini alıp hastanenin personel girişinden içeri girerken telefonu çaldı.

Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.

“Buyurun?”

Karşıdan tanıdık bir ses geldi.

“Günaydın, doktor hanım.”

Mavi olduğu yerde durdu.

Zeyd.

Telefonu kulağına biraz daha yaklaştırdı.

“Zeyd?”

“Sesimden tanıdınız mı?”

Mavi istemeden gülümsedi.

“Hayır. Bütün hastalarım beni böyle arıyor zaten.”

Zeyd'in sesi hafifçe yumuşadı.

“Rahatsız mı ettim?”

Mavi saatine baktı.

“Hayır, söyle. Bir sorun mu var?”

“Kontrol randevumla ilgili bir şey soracaktım.”

Mavi hemen ciddileşti.

“Bir şikâyetin mi var?”

“Hayır. Kontrolün saatini teyit etmek istedim.”

Mavi rahat bir nefes verdi.

“Dosyanda yazıyor olması gerekiyor.”

“Yazıyor.”

“Peki?”

Kısa bir sessizlik oldu.

Zeyd boğazını temizledi.

“Yine de emin olmak istedim.”

Mavi'nin dudaklarına küçük bir gülümseme yerleşti.

“Zeyd, randevun yarın sabah saat onda. Bir değişiklik yok.”

“Anlaşıldı.”

“Başka bir şey var mı?”

“Yok.”

Mavi birkaç saniye bekledi.

“Peki. Yarın görüşürüz.”

“Görüşürüz, Mavi.”

Telefon kapandı.

Mavi ekranına baktı.

Sonra başını hafifçe iki yana sallayıp yürümeye devam etti.

“Kontrol saatini soracakmış...”

Kendi kendine gülüyordu.

Ama gülümsemesini kimseye açıklamak zorunda değildi.

---

Ertesi sabah Zeyd, hastaneye tam saat onda geldi.

Mavi onu muayene odasında karşıladı.

“Dakiksin.”

Zeyd sandalyesine oturdu.

“Bir asker için bu şaşırtıcı olmamalı.”

“Bir hasta için de kontrollerini aksatmaman şaşırtıcı olmamalı ama seni arayıp hatırlatmam gerektiğini düşünmüştüm.”

Zeyd hafifçe gülümsedi.

“Gördüğün gibi gerek kalmadı.”

Mavi muayenesini yaptı. İyileşme sürecini değerlendirdi ve gerekli önerileri anlattı.

Her şey yolundaydı.

Tam dosyasını kapatacakken Zeyd sordu:

“Burada çalışmaya devam mı edeceksin?”

Mavi başını kaldırdı.

“Evet. Neden?”

“Öylesine sordum.”

Mavi ona dikkatle baktı.

“Zeyd, seninle ilgili bir sorun varsa açıkça söyleyebilirsin.”

“Benimle ilgili bir sorun yok.”

“Güzel.”

Mavi ayağa kalktı.

“O zaman bir sonraki kontrolünde görüşürüz.”

Zeyd de ayağa kalktı.

Kapıya doğru yürürken durdu.

“Mavi?”

Mavi döndü.

“Efendim?”

“Bugün nöbetin kaçta bitiyor?”

Mavi şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.

“Neden sordun?”

Zeyd bir an sustu.

Sonra omuzlarını hafifçe kaldırdı.

“Buraya gelirken şehir merkezinde güzel bir kahveci gördüm. Bir kahve içmek istersen...”

Cümlesinin devamını getirmedi.

Mavi'nin yüzündeki şaşkınlık yavaşça gülümsemeye dönüştü.

“Beni kahve içmeye mi davet ediyorsun?”

Zeyd bakışlarını kaçırmadı.

“Evet.”

Mavi birkaç saniye düşündü.

“Bugün nöbetim var. Ama yarın öğleden sonra boşum.”

Zeyd başını salladı.

“Yarın olsun.”

Mavi gülümsedi.

“Yarın olsun.”

Zeyd odadan çıktığında Mavi bir süre kapıya baktı.

Sonra dosyasını eline aldı.

Kalbi biraz hızlı atıyordu.

Bunun nedenini kendine açıklamak istemedi.

Çünkü Zeyd artık onun hastası olmaktan çıkıp hayatının başka bir köşesine yerleşmeye başlıyordu.

Ve Mavi, bunun ne anlama geldiğini henüz bilmiyordu.

---

Ertesi gün saat dörtte Mavi, hastanenin yakınındaki küçük kahvecinin önünde durdu.

Üzerinde beyaz önlüğü yoktu. Saçlarını açık bırakmış, sade bir kıyafet giymişti. Birkaç gündür ilk kez iş dışında bir yere gitmek için hazırlanmıştı.

Telefonuna baktı.

Zeyd'den mesaj gelmişti.

Geldim. İçerideyim.

Mavi kapıyı açtı.

Zeyd pencere kenarındaki masada oturuyordu. Üzerinde üniforması yoktu. Koyu renk bir mont giymişti. Onu hastane yatağında değil de gündelik kıyafetleriyle görmek Mavi'ye tuhaf geldi.

Zeyd başını kaldırdı.

“Geldin.”

Mavi sandalyeyi çekti.

“Davet eden sendin.”

“Doğru.”

Bir garson yanlarına geldi. Mavi kahvesini sipariş etti.

Zeyd ona baktı.

“Nasıl gidiyor?”

Mavi gülümsedi.

“İyi. Sen nasılsın?”

“İyiyim.”

Mavi parmağını masaya hafifçe vurdu.

“Zeyd.”

Adam güldü.

“Peki. Daha iyiyim.”

“İşte bu kadar zor değilmiş.”

Kahveleri geldi.

Bir süre gündelik şeylerden konuştular. Hakkâri'ye alışmaktan, havadan, hastanedeki yoğunluktan... Zeyd fazla konuşan biri değildi ama Mavi onun sessizliğinden rahatsız olmuyordu.

Bazen bir soru soruyor, Zeyd kısa bir cevap veriyordu. Bazen de Zeyd beklenmedik bir şey söyleyip Mavi'yi güldürüyordu.

Zaman, ikisi de fark etmeden ilerledi.

Mavi kahvesinin son yudumunu aldı.

“Biliyor musun, seni ilk gördüğüm gece bu kadar konuşabileceğimizi düşünmemiştim.”

Zeyd kaşını kaldırdı.

“Ben de senin bu kadar çok konuşacağını düşünmemiştim.”

Mavi ona boş boş baktı.

“Bu bir iltifat mıydı?”

“Henüz karar vermedim.”

Mavi kahkaha attı.

Zeyd onu izledi.

O an, Mavi'nin hastanede kendini tutmaya çalıştığı o geceyi hatırladı. Gözlerindeki yorgunluğu, titreyen sesini ve ardından toparlanıp yeniden işine dönmesini...

Şimdi karşısında gülüyordu.

Ve Zeyd, onun böyle gülmesini görmekten hoşlandığını fark etti.

Bu düşünce onu hazırlıksız yakaladı.

Kahvesine uzandı.

Mavi ise dışarıdaki insanları izliyordu.

“Zeyd?”

“Efendim?”

“Bence buraya alışacağım.”

Zeyd bakışlarını ona çevirdi.

“Neden?”

Mavi omuzlarını hafifçe kaldırdı.

“Belki de sandığım kadar yabancı değildir burası artık.”

Zeyd bir şey söylemedi.

Ama Mavi'nin ne demek istediğini anlamıştı.

Çünkü bazı yerler, insanın hayatına birileri girdikten sonra değişirdi.

Ve Hakkâri, ikisi için de yavaş yavaş başka bir anlama dönüşüyordu.

O gün kahveciden ayrıldıklarında Mavi hastaneye, Zeyd ise kendi hayatına döndü.

Ama bu kez ayrılırken birbirlerine yabancı değillerdi.

Zeyd telefonunu cebine koyarken Mavi'nin sesini hatırladı.

Yarın olsun.

Mavi ise hastanenin kapısından içeri girerken kendine tek bir şey söyledi:

Bu yalnızca bir kahveydi.

Yalnızca bir kahve.

Ama ikisi de biliyordu ki bazen bazı hikâyeler, insanın hayatına büyük olaylarla değil, bir fincan kahveyle girerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.