5. bölüm / 7
Görevden kalan0.5
Bölümler 7Şu an: 0.5
- 1 0.1216 kelime
- 2 0.2413 kelime
- 3 0.3885 kelime
- 4 0.4903 kelime
- 5 0.5810 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 0.61.733 kelime
- 7 0.71.444 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SESSİZLİĞİN SESİ
Gece, Hakkâri'nin üzerine ağır ağır çökmüştü.
Hastanenin koridorlarında gündüzün telaşından eser kalmamıştı. Arada bir duyulan ayak sesleri, uzaktan gelen konuşmalar ve cihazların düzenli sesleri dışında her yer sessizdi.
Mavi, elindeki dosyaları düzenlerken saate baktı.
Gece yarısına on dakika vardı.
Normalde bu saatte tek düşündüğü şey nöbetin kalan saatlerini nasıl geçireceğiydi. Fakat son birkaç gündür kendini sürekli aynı odanın önünde buluyordu.
Zeyd'in odası.
Mavi elindeki dosyayı kapattı.
Aslında kontrol saatine daha vardı. Yine de içinden bir ses gidip bakmasını söylüyordu.
Bunu yalnızca doktor olduğu için yaptığını kendine hatırlatarak koridora çıktı.
Kapıyı hafifçe tıklattı.
Cevap gelmedi.
“Zeyd?”
Yine ses yoktu.
Mavi kapıyı aralayıp içeri baktı.
Zeyd yatakta oturuyordu. Sırtını yastıklara yaslamış, başını pencereye çevirmişti. Odanın ışığı kapalıydı; yalnızca koridordan sızan ışık yüzünün bir kısmını aydınlatıyordu.
Mavi içeri girdi.
“Neden uyumuyorsun?”
Zeyd başını çevirdi.
“Uyuyamadım.”
Mavi yatağın yanındaki monitöre göz attı.
“Bir ağrın mı var?”
“Hayır.”
Mavi ona baktı.
“Emin misin?”
“Doktor hanım, ağrım olsa söylerim.”
“Şimdiye kadar her soruma 'iyiyim' diye cevap verdiğini düşünürsek sana pek güvenemiyorum.”
Zeyd'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Demek hâlâ bana kızgınsın.”
“Ben sana kızgın değilim. Seninle uğraşmaktan yoruldum.”
“Arada pek fark yok.”
Mavi istemsizce güldü.
Sonra yakındaki sandalyeyi çekip oturdu.
“Peki, madem uyuyamıyorsun, konuşalım.”
Zeyd kaşlarını kaldırdı.
“Ne hakkında?”
“Bilmem. Hakkında hiçbir şey bilmediğim hastam hakkında olabilir mesela.”
“Dosyamda yeterince bilgi var.”
Mavi başını iki yana salladı.
“Dosyan bana kaç yaşında olduğunu, hangi kan grubuna sahip olduğunu söyler. Ama nasıl biri olduğunu söylemez.”
Zeyd'in yüzündeki gülümseme silindi.
“Bunu bilmen gerekmiyor.”
Mavi bir an sustu.
Belki de biraz fazla ileri gitmişti.
“Tamam,” dedi sakince. “Haklısın. Bilmek zorunda değilim.”
Ayağa kalkacakken Zeyd konuştu.
“Sen neden buradasın?”
Mavi ona döndü.
“Hastanede mi?”
“Hakkâri'de.”
Mavi'nin yüzündeki ifade değişti.
Bir süre düşündü.
“Tayinim buraya çıktı.”
“Biliyorum. Ama neden geldin?”
Mavi kaşlarını çattı.
“Ne demek neden geldim? Görev yerim burası.”
Zeyd başını hafifçe yana eğdi.
“Bazen insanın önünde başka seçenekler de olur.”
Mavi bu kez gülmedi.
“Benim de vardı.”
Zeyd sessizce onu dinledi.
“Ailem buraya gelmemi istemedi. Hâlâ da istemiyorlar. Onlar için burası tehlikeli, uzak ve alışık olmadığım bir yer. Beni korumaya çalıştıklarını biliyorum ama...” Mavi duraksadı. “Ben de kendi hayatımla ilgili kararlar verebilmek istiyorum.”
Zeyd bakışlarını ondan ayırmadı.
“Pişman mısın?”
Mavi hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.”
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Bazen korkuyorum. Bazen annemin sesini duyunca keşke yanlarında olsaydım diyorum. Ama pişman değilim.”
Zeyd uzun süre sessiz kaldı.
Mavi onun yüzüne baktı.
“Peki ya sen?”
Zeyd kaşlarını çattı.
“Ben ne?”
“Sen neden asker oldun?”
Odanın içindeki sessizlik yeniden ağırlaştı.
Zeyd gözlerini pencereye çevirdi.
“İstedim.”
Mavi iç çekti.
“Gerçekten insanlarla konuşmayı hiç sevmiyorsun.”
“Her sorunun bir cevabı olmak zorunda değil.”
“Doğru.”
Mavi ayağa kalktı.
“Her neyse. Seni daha fazla rahatsız etmeyeyim. Bir şeye ihtiyacın olursa hemşireye haber ver.”
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken Zeyd'in sesi duyuldu.
“Mavi.”
Mavi olduğu yerde durdu.
İlk kez adını bu kadar doğal bir şekilde söylemişti.
Arkasını döndü.
“Efendim?”
Zeyd birkaç saniye ona baktı.
“Buraya alıştın mı?”
Mavi soruyu beklemiyordu.
Sonra omuzlarını hafifçe kaldırdı.
“Henüz değil.”
Zeyd başını salladı.
“Alışırsın.”
Mavi kapının kenarına yaslandı.
“Bu kadar emin olmanı sağlayan ne?”
Zeyd'in bakışları yeniden pencereye kaydı.
“İnsan, kalmak zorunda olduğu yere bir şekilde alışıyor.”
Mavi onun sesindeki tuhaflığı fark etti.
Bu, yalnızca Hakkâri hakkında söylenmiş sıradan bir cümle değildi sanki.
“Peki ya kalmak zorunda değilse?”
Zeyd cevap vermedi.
Mavi de üstelemedi.
“İyi geceler, Zeyd.”
“İyi geceler, Mavi.”
Mavi odadan çıktı.
Kapı kapandığında Zeyd başını yeniden pencereye çevirdi.
Dışarıda karanlık dağlar uzanıyordu.
Mavi'nin söyledikleri aklında dönüp duruyordu.
Peki ya kalmak zorunda değilse?
Zeyd gözlerini kapattı.
Bazı insanlar gitmeyi seçebilirdi.
Bazılarıysa geride bırakacakları yüzünden gitmeyi kendine bile yakıştıramazdı.
O, hangisiydi?
Bilmiyordu.
Ya da belki biliyor, yalnızca kendine itiraf etmek istemiyordu.
---
Ertesi sabah Mavi, hastanenin girişinde Emir'le karşılaştı.
Emir elindeki telefonla uğraşıyordu. Mavi'yi görünce hemen doğruldu.
“Günaydın, doktor hanım!”
Mavi gülümsedi.
“Günaydın. Zeyd'i görmeye mi geldin?”
“Evet. Ama önce size bir şey sorabilir miyim?”
Mavi kaşlarını kaldırdı.
“Tabii.”
Emir bir an tereddüt etti.
“Komutanım geceleri uyuyabiliyor mu?”
Mavi'nin yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.
“Dün gece uyuyamadığını söyledi.”
Emir başını önüne eğdi.
“Anladım.”
Mavi onu dikkatle inceledi.
“Bir sorun mu var?”
“Yok, doktor hanım. Sadece merak ettim.”
Emir gitmek üzere döndü ama Mavi'nin sesiyle durdu.
“Emir?”
“Efendim?”
Mavi bir an ne soracağını düşündü.
“Zeyd hep böyle midir?”
Emir'in yüzünde hüzünlü bir gülümseme belirdi.
“Nasıl yani?”
“Her şeyi içinde tutan, hiçbir şey olmamış gibi davranan biri mi?”
Emir birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
“Komutanımız kolay kolay konuşmaz. Ama kötü biri değildir. Sadece...” Duraksadı. “Bazı şeyleri anlatmak yerine tek başına taşımayı tercih eder.”
Mavi gözlerini yere indirdi.
“Anladım.”
Emir hafifçe gülümsedi.
“Merak etmeyin, doktor hanım. İnatçıdır ama iyileşir.”
Mavi de gülümsedi.
“Umarım.”
Emir asansöre doğru ilerlerken Mavi bir süre arkasından baktı.
Sonra elindeki dosyayı göğsüne bastırıp derin bir nefes aldı.
Zeyd hakkında daha fazla şey merak ediyordu.
Ama merak ettiği şeyler dosyasında yazmıyordu.
Ve ilk kez Mavi, bir hastasını iyileştirmek için yalnızca tıbbi bilgilerin yeterli olmayabileceğini düşünüyordu.
Çünkü bazı yaralar, insanın görebildiği yerde değildi.
Bölüm etkileşimi
