3. bölüm / 7
Görevden kalan0.3
Bölümler 7Şu an: 0.3
- 1 0.1216 kelime
- 2 0.2413 kelime
- 3 0.3885 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 0.4903 kelime
- 5 0.5810 kelime
- 6 0.61.733 kelime
- 7 0.71.444 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ADIM MAVİ
Sabahın ilk ışıkları Hakkâri'nin dağlarının ardında kendini göstermeye başladığında Mavi hâlâ hastanedeydi.
Gecenin yorgunluğu yüzüne yerleşmiş, kahvesi çoktan soğumuştu. Nöbetinin bitmesine az kalmıştı ama aklı sürekli aynı odadaydı.
Zeyd'in bulunduğu odada.
Dosyaları eline alıp koridorda ilerledi. Odasının kapısına geldiğinde içeri girmeden önce küçük pencereden baktı.
Zeyd uyanıktı.
Başını hafifçe yana çevirmiş, pencerenin dışındaki dağları izliyordu. Yüzündeki yorgunluk hâlâ belirgindi. Hareketleri kısıtlıydı ve belli ki canı yanıyordu. Buna rağmen yüzünde en ufak bir şikâyet ifadesi yoktu.
Mavi kapıyı iki kez tıklatıp içeri girdi.
“Günaydın, asker.”
Zeyd bakışlarını pencerenin dışından çekip ona çevirdi.
“Günaydın.”
Sesi hâlâ kısıktı.
Mavi elindeki dosyayı masaya bıraktı.
“Nasıl hissediyorsun?”
“İyiyim.”
Mavi başını kaldırıp ona baktı.
“Ben sana nasıl hissettiğini sordum, iyiyim deyip geçmeni değil.”
Zeyd birkaç saniye sustu.
Ardından yüzünü buruşturdu.
“Canım yanıyor.”
Mavi başını salladı.
“İşte, bu kadar. Dünyanın sonu gelmedi.”
Zeyd ilk kez dikkatlice ona baktı.
“Her hastana böyle mi davranıyorsun?”
“Nasıl?”
“Azarlayarak.”
Mavi'nin dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Yalnızca söz dinlemeyenlere.”
“Ben söz dinlemiyorum yani?”
“Şimdilik karar vermedim. Ama ilk izlenimin pek iyi değil.”
Zeyd cevap vermedi. Bakışlarını yeniden pencereye çevirdi.
Mavi hastasının durumunu kontrol etmeye başladı. Birkaç soru sordu, ardından dosyasına notlar aldı. İşini bitirdiğinde Zeyd'in kendisini izlediğini fark etti.
“Ne oldu?”
Zeyd başını hafifçe salladı.
“Bir şey yok.”
“Peki.”
Mavi dosyasını kapattı.
“Bu arada, ben Mavi. Dün söylemiştim ama pek hatırladığını sanmıyorum.”
“Hatırlıyorum.”
Mavi şaşırdı.
“Öyle mi?”
Zeyd bakışlarını ona çevirdi.
“Gözlerimi kapatmamamı söyleyen sendin.”
Mavi bir an sustu. Ardından başını salladı.
“Güzel. Demek ki bazı şeyleri hatırlıyorsun.”
“Zeyd.”
Mavi kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Benim adım Zeyd. Onu da unutma diye söylüyorum.”
Mavi istemsizce güldü.
“Merak etme, dosyanda yazıyor.”
Zeyd'in yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu. Gülümseme miydi, yoksa yalnızca yüzündeki kasların hareketi mi, Mavi emin olamadı.
Tam o sırada kapı çalındı.
İçeri üniformalı genç bir asker girdi. Yüzünde endişeli bir ifade vardı. Zeyd'i yatakta görünce omuzları gevşedi.
“Komutanım!”
Zeyd başını ona çevirdi.
“Buradayım, telaşlanma.”
Genç asker yatağa yaklaştı.
“İyi olduğunuzu duyunca hemen geldim. Bizi korkuttunuz komutanım.”
Zeyd'in yüzü ciddileşti.
“İyiyim dedim ya.”
Mavi kollarını göğsünde birleştirdi.
“Bu cümleyi bugün ikinci kez duyuyorum.”
İki asker aynı anda ona baktı.
Genç asker önce Zeyd'e, sonra Mavi'ye döndü. Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
“Doktor hanım, siz onu tanımıyorsunuz galiba. Komutanımızın en sevdiği cümledir.”
Mavi kaşlarını kaldırdı.
“İyiyim demek mi?”
“Evet. Dünyanın sonu gelse yine iyiyim der.”
Zeyd arkadaşına sertçe baktı.
“Emir.”
Emir hemen dikleşti.
“Emredersiniz komutanım.”
Mavi gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Zeyd bunu fark etti.
“Siz de gülmeyin doktor hanım.”
Mavi artık kendini tutamadı.
“Ben bir şey demedim.”
“Yüzünüz söylüyor.”
“Yüzümün ne söylediğine karışamıyorum maalesef.”
Emir başını öne eğerek gülmesini gizlemeye çalıştı.
Zeyd ikisine de sırayla baktı.
“Harika. Hastaneye geleli iki gün olmadan herkes bana karşı birleşti.”
Mavi dosyasını eline aldı.
“Yanlış anlaşılma olmasın. Ben tamamen tıbbi sebeplerle buradayım.”
“Tabii.”
Zeyd'in sesindeki imayı duyunca Mavi gözlerini kıstı.
“Bir şey mi söyledin?”
“Hayır, doktor hanım.”
Mavi başını iki yana sallayarak kapıya yöneldi.
“Dinlenin, komutanım. Ve lütfen, bir daha kendinizi benden iyi bildiğinizi düşünmeyin.”
Kapıdan çıkmadan önce arkasını döndü.
“Bir de ağrınız artarsa haber verin. İyiyim demek yok.”
Emir'in kahkahası odada yankılandı.
Zeyd ise kapıdan çıkan Mavi'nin ardından birkaç saniye boyunca bakakaldı.
Emir bunu fark etmekte gecikmedi.
“Komutanım?”
Zeyd gözlerini ona çevirdi.
“Ne var?”
“Doktor hanımın arkasından bakıyordunuz.”
“Saçmalama.”
“Ben bir şey demedim komutanım.”
“Emir.”
“Emredersiniz. Sustüm.”
Zeyd başını yastığa yasladı.
Mavi'nin sesi hâlâ kulaklarındaydı.
Ben Mavi.
Basit bir isimdi.
Ama nedense aklında kalmıştı.
---
Mavi koridorda ilerlerken yüzündeki gülümseme yavaş yavaş kayboldu.
Zeyd'in durumunun biraz daha iyiye gitmesi onu rahatlatmıştı. Yine de önünde uzun bir iyileşme süreci vardı. Henüz hiçbir şey bitmemişti.
Hemşire yanına geldi.
“Doktor hanım, nöbetiniz bitti. Biraz dinlenseniz iyi olacak.”
Mavi saate baktı.
Gerçekten de sabah olmuştu.
“Birazdan çıkıyorum.”
“Dünden beri doğru düzgün oturmadınız bile.”
Mavi hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Personel odasına geçip eşyalarını topladı. Telefonunu eline aldığında annesinden gelen cevapsız aramaları gördü.
Yüzündeki ifade değişti.
Hakkâri'ye geleli henüz çok az zaman olmuştu ama ailesinin endişesi her telefon görüşmesinde biraz daha büyüyordu.
Annesini aradı.
Telefon iki kez çaldıktan sonra açıldı.
“Mavi? Kızım, sonunda! Neredesin sen?”
“Anne, hastanedeyim. Nöbetim yeni bitti.”
“Bütün gece mi çalıştın?”
“Evet anne, doktorum ben.”
“Biliyorum doktor olduğunu ama insan merak ediyor! Oralar nasıl? İyi misin? Bir sorun yok değil mi?”
Mavi gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
“İyiyim anne. Merak etme.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra annesi daha alçak bir sesle konuştu.
“Kızım... Keşke gitmeseydin.”
Mavi'nin boğazı düğümlendi.
“Anne, bunu daha önce de konuştuk.”
“Biliyorum. Ama seni orada düşünmeden edemiyorum.”
Mavi pencereden dışarı baktı. Uzakta uzanan dağların tepelerine güneş vuruyordu.
“Ben buraya neden geldiğimi biliyorum anne. İnsanlara yardım etmek için geldim. İşimi yapmak için geldim.”
“Ya sana bir şey olursa?”
Mavi bir süre cevap veremedi.
Sonra yavaşça konuştu.
“Bana bir şey olmayacak demiyorum. Ama korktuğum için vazgeçersem kendime nasıl bakarım?”
Telefonun diğer ucunda annesi sustu.
Mavi'nin gözleri dolmuştu ama sesini kontrol etmeye çalıştı.
“Seni seviyorum anne. Merak ettiğini biliyorum. Ama lütfen, bana güven.”
Annesi derin bir nefes aldı.
“Sen yeter ki kendine dikkat et, kızım.”
“Edeceğim.”
Telefon kapandığında Mavi bir süre öylece durdu.
Herkese güçlü görünmek kolaydı.
Ama insanın kendi ailesinin endişesini duyması, bazen bütün gücünü elinden alıyordu.
Çantasını omzuna astı ve odadan çıktı.
Bugün onu bekleyen uzun bir uyku vardı.
Bir de ertesi gün yeniden göreceği, her soruya aynı cevabı veren inatçı bir asker.
Mavi bunu henüz bilmiyordu ama Zeyd'in hayatına girdiği o gece, ikisinin de unutamayacağı bir hikâyenin ilk sayfası olmuştu.
Bölüm etkileşimi
