6. bölüm · GÖLGENŞN ARDINDAKİ SIR
BÖLÜM 6
1.6. KADİM MÜHÜRÜN UYANIŞI
Elara’nın elleri taş zemine değdiği an, zaman durmuş gibi oldu.
Avucundan fışkıran mor ve saf beyaz ışık dalgaları, çöken surların çatlaklarına bir cıva gibi süzüldü. Şafak Krallığı’nın bin yıllık taşları, Mühür Taşıyıcısı’nın kadim gücüyle titremeye başladı. Toprağın altından yükselen derin bir uğultu, gökyüzündeki siyah geminin gürültüsünü bile bastırdı.
"Elara, dur! Ruhunu yakıyorsun!" diye haykırdı Alistair.
Alistair öne atılmak istedi ama Elara’nın etrafında oluşan saf enerji alanı onu sertçe geriye fırlattı. Elara’nın gözlerinden akan yaşlar daha yanağına süzülmeden buharlaşıyor, saçları yerçekimine meydan okurcasına havada savruluyordu. Derisinin altındaki mor damarlar boynuna ve yüzüne kadar tırmanmıştı.
"Bu surlar düşmeyecek!" dedi Elara. Sesi artık kendi sesi değil, taşın, toprağın ve beş krallığın efsanelerinin ortak haykırışıydı.
Toprağın derinliklerinden fırlayan devasa kristal taş bloklar, yıkılan kuzey kulesinin yerini doldurmak üzere birleşmeye başladı. Lumissy’nin kurumuş sarmaşıkları, bu mor ışıkla yeniden canlanarak kristal blokların etrafını sarmaşık bir zırh gibi kapladı. Yarılan kapı, birkaç saniye içinde geçilmez bir koruma duvarına dönüştü.
Surlara tırmanmaya çalışan yüzlerce örümceksi mekanizma ve İnfazcı, yükselen kadim ışık dalgasına kapılarak küle dönüştü. Gökyüzündeki devasa siyah gemi bile bu enerji patlamasının basıncıyla geriye doğru savruldu.
Ancak bedeli ağır oldu.
Işık patlaması söndüğünde, surların üzerinde ölümcül bir sessizlik hakim oldu. Şafak Kapısı artık sapasağlamdı; mor bir ışıkla korunan geçilmez bir kale haline gelmişti.
Ama Elara, taş zemine hareketsizce yığıldı. Sağ elindeki mühür sönmüş, geriye kapkara, yanık benzeri bir iz bırakmıştı. Göğsü neredeyse hiç kalkıp inmiyordu.
"Elara!" Thorne, yaralı koluna aldırış etmeden Elara’nın yanına koştu ve onu kucağına aldı. "Alistair! Nefes almıyor!"
Alistair hızla Elara’nın yanına çöktü. Titreyen elini Elara’nın göğsüne koydu. Mavi gözleri dehşetle genişledi.
"Mühür... Elara’nın yaşam gücünü tamamen tüketti," dedi Alistair, sesi k kısılarak. "Surları mühürledi ama karşılığında kendi ruhunu bağladı. Onu kurtarmanın tek bir yolu var."
Lumissy gözyaşları içinde sordu: "Ne... Ne yapmamız gerekiyor?"
Alistair başını kuzeye, Sisli Kıta’nın ortasında yükselen o karanlık siluete doğru çevirdi:
"Draconis Krallığı’nın zirvesindeki Ejderha Kalbi’ni bulmalıyız. Eğer o kadim ateşi Elara’nın mührüne enjekte edemezsek, güneş bir daha doğmadan Elara ölecek."
