5. bölüm · GÖLGENŞN ARDINDAKİ SIR
BÖLÜM 5
1.5. KAN VADİSİ
Siyah ateş huzmesi surlara çarptığı an, patlamanın sesi dağlarda uğultuyla yankılandı.
Thorne’un kılıcından yükselen kızıl savaş enerjisi, siyah ateşin yakıcı karanlığıyla havada çakıştı. Şövalye, kasları patlayacakmışçasına direndi; gürleyen sesi fırtınayı yardı. Ancak Kadim Irk'ın teknolojisi insani bir gücün dayanabileceğinden çok daha öteydi. Thorne’un kılıcı sıcaklıktan kıpkırmızı kesildi, zırhının omuz kısımları erimeye başladı.
"Thorne!" Elara öne atılmak istedi ama Alistair onu belinden yakalayarak geriye çekti.
"Yaklaşma Elara! O sıcaklık seni kül eder!" diye bağırdı Alistair. Işık kanatlarını ikisinin etrafına siper ederek onları savrulan taş parçalarından korudu.
Lumissy'nin ördüğü devasa sarmaşık barikatı, siyah ateşin ısısına dayanamayarak saniyeler içinde kül oldu. Patlamanın basıncıyla surların kuzey kulesi gürültüyle çöktü. Devasa taş bloklar vadiye doğru yuvarlanırken, Thorne savrularak Elara ve Alistair’in birkaç adım ötesine sertçe düşmüştü. Zırhından dumanlar yükseliyordu, sağ kolu ağır yanıklar içindeydi ama hala kılıcını bırakmamıştı.
"Surlar... yarıldı..." dedi Thorne, hırıldayarak ayağa kalkmaya çalışırken.
Gökten süzülen siyah gemi, çöken kulenin üzerinden doğrudan Şafak Krallığı’nın iç surlarına doğru alçalmaya başladı. Geminin alt kapaklarından bu kez onlarca İnfazcı ve yüzlerce örümceksi mekanizma akmaya başladı. Yarılan sur kapağından şehre giden yol tamamen açılmıştı.
Lumissy dizlerinin üzerine çökmüş, nefes almaya çalışıyordu. "Doğanın sesi... kesiliyor Alistair. Bu ateş toprağı zehirliyor, kökler artık bana cevap vermiyor!"
Elara, surların üzerinde yükselen dumanların arasından aşağıya, şehre giden karanlık yola baktı. Ufukta, Şafak Krallığı'nın masum halkının yaşadığı evlerin ışıkları görünüyordu. Eğer bu sürü surlardan içeri girerse, birkaç saat içinde tüm krallık haritadan silinecekti.
Sağ elini havaya kaldırdı. Avucundaki mor Mühür, artık sadece acı vermiyordu; damarlarında ritmik bir kalp atışı gibi zonkluyordu. Mührün etrafındaki mor ve beyaz ışık, Elara’nın tüm kolunu sarmaya başladı.
"Alistair, Thorne’u ve Lumissy’yi geriye çek," dedi Elara. Sesi inanılmaz bir sakinliğe bürünmüştü.
Alistair şaşkınlıkla Elara’ya baktı. "Ne yapacaksın? Gücünü bu kadar zorlarsan Mühür seni tamamen tüketir!"
"Surları kapatacağım," dedi Elara gözlerini kuzeydeki siyah gemiye dikerek. "Beş krallığın kaderi buysa, burada diz çökmeyeceğiz."
Elara iki elini birden çöken surların zeminine sapladı. Kader Mührü, tarihte hiç görülmemiş bir parlaklıkla patladı.
