7.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Sude Özgen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 7.BÖLÜM

Hayatım boyunca hiç bu kadar sıkışmış hissetmemiştim, hiç de çok fazla düşünmemiştim. Arthur amcanın anlattıkları ise zihnimde hala yankılanıyordu, saraya dönene kadar kimseyle konuşmamıştım.
Kendimi araf da kalmış gibi hissediyordum. İnanmak ve inanmamak arasında kalmıştım.
Bu benim için bir süreç olacaktı aslında, gerçekleri aradığım bir süreç. Okulu bu yüzden ekmek zorunda kalacaktım. Öğrencilerim bu durumdan memnun kalmayacaktı ama olması gereken buymuş gibi hissediyordum.
Odamda okuldaki yönetime bir mektup yazdım ve muhafızların birisiyle gönderdim, azda olsa izne çıkmak istediğimi belirtmiştim mektupta. Her şey çözülüp yoluna girdiğinde bir ihtimal tekrar dönüşümü sağlardım.
Şimdi ise eski nüfus defterini bulmalıydım, o en büyük delillerden birisi sayılırdı zaten. Nerede olabileceğini az çok kestiriyordum, şatodaki kütüphanede olma olasılığı vardı. Çünkü oraya amcam dışında kimse giremiyordu ve kapısında daima muhafızlar vardı.
Bir şekilde oraya girmeli ve rafları karıştırmalıydım, ancak orası da amcamın dediğine göre çok büyük bir kütüphaneymiş, bu yüzden nüfus defterini bulmam zor olabilir.
Masamdan ayağa kalktım, bu işi ancak Lara’yla halledebilirdim çünkü kraliyette tek bana yardım edecek kişi oydu.
Odamdan çıktım ve gösterişli koridorlarımızdan geçtim, daima kırmızı halı serili olan merdivenlerden inip Lara’nın kaldığı odaya yol aldım.
Gece vaktine girmiştik ve fazla dikkat çekebilirdim muhafızlar tarafından, her yer sessizken ve ortalıkta birisi bile dahi yokken benim odam dışında olmam garip algılanırdı. Adımlarımı daha dikkatli atmaya başladım bundan dolayı.
Tam Lara’nın odasının bulunduğu koridora girecekken arkamdan duvara bir ışık yansıdı. Bu koridor zifiri karanlıktı ve birisi kalkmış olacak ki elindeki gaz lambası ile bir yere gidiyordu. Bende anlık gelen stresten dolayı saklanacak yer aradım, gözlerim saklanabileceğim her yeri tararken kalın bir kolon fark ettim. Hızlı ve sessiz adımlarla o kolona saklandım ve kalkan kişinin geçip gitmesini bekledim.
Işık biraz daha yaklaştıkça kalbim hızla atmaya devam etti, bu gece gerçekten fazla strese girmiştim.
Gelen kişinin yüzü aydınlandığı vakit kimin uyandığını görebilmiştim. Az önce odasına gidip yardım almak istediğim kişi yani Lara’ydı. Anlık olarak yerimden çıktım bir anda karşısında beliriverdim.
Ödü kopan Lara korkudan çığlığı basacakken elimle ağzımı kapattım. “Benim Lara, Aurora.” Diyerek sakin kalmasını sağladım.
Birkaç dakika daha bu şekilde kaldık, Lara kendisine geldiğinde elimi yavaşça ağzından çektim. “Gecenin bu saatinde ne işin var Aurora?” dedi, bende. “Yardımına ihtiyacım var Lara.” Dedim. “Ama önce odama geçelim.” Diye devam ettirdim konuşmamı.
Anlamaz bir şekilde baktığında ikimizden odama yürümeye başladık, bu yola onu sokmam ne kadar doğru bilmiyorum ama onsuzda bu işin içinden çıkmazdım.
…
“Kızım sen kafayı mı yedin! O kütüphaneye giremeyeceğimizi sende bende biliyoruz.” Planımı anlattığımda ilk tepkisi böyle olmuştu. “Kafayı yemedim ama bir şeyleri tam öğrenemesem kısa bir sürede o da gerçekleşir Lara, bu yolda benimle misin? Yoksa beni yalnız bırakıp aramızı mı açmak istiyorsun?”
Onu sadece böyle ikna edebilirdim. Lara benim için çok önemli bir insandı, o yoksa bende yok gibiydim. Bir kan bağımız yoktu ama arkadaştan öte kardeş sayılırdık. “Bana ne zaman böyle tehditler etmeyi bırakacaksın Aurora.” Diye yakınan Lara’ya karşı gülümsedim. “Ne zaman yanımda olursan bırakırım tehditleri.” Dedim.
Yüzüme alınmış bir şekilde baksa da sonradan düzeldi ve beni oturduğumuz yerden kaldırdı.
“O zaman hedefimiz kütüphane.” Dediğinde “Afferin, böyle yola gel.” Diyerek saçını okşadım.
Üstünde sadece pijaması olan Lara’ya karşılık, ben hala sabahki kıyafetlerimle duruyordum. Bu işime gelirdi zaten, rahat ve hareket kabiliyetim yüksek oluyordu.
Dümdüz koridorda ilerlerken kütüphanedeki görevli muhafızları görmemle Lara’yı kendime çekip oradaki kolona saklandım. Kütüphane anahtarlı hep muhafızlarda olurdu,anahtarı alma işi de Lara’ya kalmıştı. Ben de buradaki gaz lambalarını hızla söndürecektim. “Her şey dediğim gibi Lara, ben gaz lambalarını söndürürken sende muhafız değişimi sırasında birisine çarpacaksın ve yere düşen anahtarı alıp saklayacaksın. Korkma ve unutma, kurallara göre kraliyet mensubundan birisinin himayesi altındaysan sana kimse ceza ve idam kararı veremez.”
Uzun ve cesaret verici konuşmamla ikimizde muhafız değişim zamanını beklemeye başladık.
Beklemelerimiz uzun sürmemişti, diğer merdivenden iki yeni muhafız çıkıyordu. “Şimdi.” Dedim ve ikimizde harekete geçtik.
Reflekslerim çok iyiydi, iyide bir koşucuydum ve kimseye fark ettirmeden gaz lambası söndürme dersi de almıştım. Aslında biliyorum, biraz saçma bir dersti ama illa ki işime yarar diye bu eğitimi de almıştım. Gaz lambalarının hepsini tek tek hallettiğimde muhafızların şaşkın seslerini duyabiliyordum. “Kim var orda.” Birinci muhafızın sesi, “Hemen kimsen çık.”diyende ikinci muhafızın sesiydi. Ben bu seferde kütüphaneye yakın bir yere saklanınca devreye Lara girdi.
“Neler oluyor burada ? Nedir bu şamata? Kralımız her ne olursa olsun gece gece rahatsız edilmeyi sevmediğini biliyorsunuz.” Diye diye ilerlediğini gördüm karanlığa alışan gözlerimle, “Üzgünüz Lara Ha-“ derken Lara anahtar elinde olan muhafıza çarptı ve anahtarı alabilmek için kendisini yere attı. “Lara Hanım iyi misiniz?” diye bir soru yönelten üçüncü muhafızla beraber gülmemek için zor tutmuştum kendimi.
Karanlıkta bir şeyin fark edilemeyeceğini düşünemeyip Lara’nın bilerek kendisini yere attığını anlamayıp, kendi hatasıymış gibi kabul ediyordu. Tek düşündüğüm ise Lara anahtarı alabilmiş miydi?
“İyiyim iyiyim.” Diye kalktı yerinden Biriciğim, “Şimdi hepiniz gidin, buraya başka bir muhafız görevlendirin. Anlaşılan iyi gününüzde değilsiniz, sonradan bir aksilik yaşanmasını hiçbirimiz istemeyiz.” Bunun üzerine muhafızlar Lara’yı dinledi ve kütüphanenin önü boşalmıştı.
Yerimden çıkıp Biriciğimin yanına gittiğimde elide ki anahtarları bana gösterdi. “İşte benim kızım!” diyerek onunla ne kadar gurur duyduğumu ifade etmiştim.
Yeni muhafızlar gelmeden anahtarı anahtar deliğine soktum ve üç kere kilitlenmiş kapıyı açtım. Kapı açıldığında tebessüm ettim ve Lara’ya döndüm. “Şimdi sen kapıyı ben içeri girince tekrar kilitle. Anahtarı da yere koy, aşağıya inmekle uğraşma ve benim odama geç.” Kafasını onaylar bir şekilde salladığında içeri girdim, o da arkamdan kapıyı kapatıp kilitledi.
Kos koca kütüphaneyle baş başaydım şu an. Kocaman raflar ve içinde hiç bilmediğim türden eski kitaplar vardı,hepsini okumak istedim bir an. Hepsine sahip olmak istedim fakat önce nüfus defterini bulmalıydım.
Baştan sona tüm raflara giriştim, bulmam uzun sürecekti. Hızlı olsam da gözden kaçırabilirdim.
Yinede bakınmaya devam ettim. Kapı kenarındaki kitaplardan itibaren ve üst katlara bakabilmek için sabitlenmiş merdivenleri çıkarak.
…
Sabaha karşı neredeyse kütüphanenin yarısını talan etmiştim. Şimdide çalışma masasının koltuğunda dinleniyordum. Ümidim yavaşça tükenmeye başlamıştı, acıkmıştım ve açlıktan dolayı başım dönüyordu. Son bir kitaplık kalmıştı, oraya bakmayaysa aşırı üşeniyordum. Yüzümü ellerimin arasına aldım ve büyük bir of çektim.
“O nüfus defterini kim bilir nerelere koydular acaba.” Diye konuşmaya devam ettim, sesim ellerimle yüzümü kapattığımdan dolayı boğuk çıkmıştı. Sağ elimi saçlarıma attım ve bağlı olan at kuyruğunu çözdüm. “Şimdi vazgeçersem hiçbir zaman gerçekleri öğrenemem.” Diyerek kendime gaz verdim ve son kalmış gücümle kitaplığa ilerledim.
Zaten yeterince büyük olan kitaplık, şimdi gözümde daha da büyük gözüküyordu.
En alt raftan başlayarak, tek tek bakmaya başladım. Savaş, edebiyat ve savaş aletlerine ait kitaplara kadar karıştırdım. Böyle bir bir bakmakla bir şey bulamayacağımı anlayınca iki adım geriledim, baştan aşağı kitaplığı süzmeye başladım. Burası genel yan tarafında başlıklara sahip kitapları barındırıyordu fark ettiğim kadarıyla.
Tekrar ve tekrar, en az iki en fazla beş kere kitaplığı süzmem sonucu aralarında en farklı olan gözüme çarpmıştı. “O olabilir mi ki?” diye düşündüm, merdivene çıktım, en üst rafa. Kitapların arasında elimi gezdirerek farklı olanı aldım. Sonrada merdivenlerden indim.
Kalbim bu seferde heyecanla atmaya devam etti, gerçeğe çok yakındım, her şey elimin altındaydı. Bu defteri açıp okuduğum an amcamın gerçek yüzünü öğrenebilirdim yada Arthur amcanın yalan söylediğini düşünebilirdim.
Her türlü olasılık zihnimin içinde dolanıyordu. Sağ elimle defteri sabit tuttum, sol elimle de kapağını açarken koltuğa geri oturdum.
İlk sayfada dedemin babasının olduğu bir kısım vardı, Ezra Nightstar. İkinci kısımda dedem vardı, Robert Nightstar. Üçüncü kısmı açarken ellerim titredi, açıp açmamak arasında bile kalacak kadar zihnim donmaya başlamıştı. Üçüncü kısım, Alaric Nightstar.
“Kral Alaric Nightstar, kraliçe Catherine Nightstar ve kraliyetin yeni üyesi Aurora Nightstar…”
İsmimi görmemle beraber şaşkınlıktan ağzım açılmıştı, tekrar ve tekrar aynı cümleleri okudum. İnanmamak istemedim, bunca zamandır bana bir zararı dokunmayan amcamın bana yalan söylemiş olabileceğine inanmamak istemedim. Gözlerimden yaşlar akarken, içimi de intikam ateşi yakıp kavurmaya başlamıştı.
Gözlerim tekrar kağıt üzerindeki yazıya odaklandı, göz yaşlarımdan ıslanmıştı, ellerim titriyordu, bacaklarımdaki güç kesilmiş gibi hissettim ve kendimi yerde iki dizimin üzerinde otururken buldum, zihnimde Arthur amcanın dedikleri tekrar yankılandı. Tüm gerçekleri eski ve sayfaları sararıp yıpranmış bir defterden öğrenmek can yakıcıydı.
Şu an bir annem ve babam yoksa sorumlusu Roderick Nightstar’dı.
Yalan ve yalanların içinde çocukluğumu, ergenliğimi geçirmiş şimdide gençliğimde böyle geçecekmiş haberim olmamıştı.
Asıl tahtın sahibi babamdı, bende ne yapıp edip o tahtı amcamın elinden alacaktım.
Ben Aurora Nightstar ve bana hayatım boyunca oynanan oyunu bozacak kendi oyunumu kuracaktım.

“On altı yıl önce”
On altı yıl önce, Aurora sadece dört yaşındaydı ve hayat onun için amcasının sıcak kollarından ibaretti. Gözlerini açtığında gördüğü ilk yüz, hep amcasının şefkat dolu yüzü olmuştu. Onun güvenli ellerinde büyüyordu ve sarayın geniş odaları, onun için bir keşif alanıydı. Amcası, ona her zaman büyük bir sevgiyle yaklaşmış, en zor anlarında bile yanında olmuştu.
Aurora, o gün amcasının çalışma odasında oynamak için yanına gitmişti. Duvarları boydan boya kitaplarla dolu olan oda, Aurora için bir masal diyarı gibiydi. Renkli resimlerle süslenmiş sayfalar, Aurora’nın küçük dünyasında hayal gücünün sınırlarını genişleten kapılar açıyordu. Amcası ise masasının başında oturmuş, Aurora’nın mutlu kahkahalarıyla işlerinden kısa bir süreliğine uzaklaşmıştı.
Aurora, kitaplardan birini eline alıp amcasına gösterdi. "Bu hikayeyi bana okur musun, amca?" diye sordu, gözleri heyecanla parlıyordu. Amcası gülümseyerek kitabı eline aldı ve Aurora’yı kucağına oturttu. "Tabii ki, Aurora. Senin için her zaman vaktim var," dedi, nazik bir sesle.
Amcası ona masal okurken, Aurora’nın zihninde yeni dünyalar açılıyordu. Ancak içten içe, her zaman bir eksiklik hissetmişti. Sarayda diğer çocukların anneleriyle oynadığını gördüğünde, kendisi de bir annesi olup olmadığını merak etmişti. Ancak bu merakını amcasına sormaya hiç cesaret edememişti. Onun yerine, amcasının yanında olmaktan memnuniyet duymaya çalışmıştı.
Geceleri yatağında yatarken, sarayın duvarları ona çok büyük ve boş gelirdi. Amcası, ona her gece iyi geceler diledikten sonra odasından ayrıldığında, Aurora yalnızlık hissiyle baş başa kalırdı. Annesi hakkında bilmediği o kadar çok şey vardı ki… Bu eksiklik, Aurora’nın kalbinde küçük bir boşluk yaratmıştı. Ama amcası, onun bu boşluğu hissetmemesi için elinden geleni yapıyordu.

Amcası, Aurora’ya hep güçlü olmayı öğütlemişti. "Hayat bazen zor olabilir, Aurora. Ama sen benim yeğenimsin. Güçlü olmalısın," derdi. Aurora, bu sözleri aklında tutar, her sabah yeni bir günün onu beklediğini bilerek uyanırdı. Amcası, onun hayatında bir baba figürü olmuştu ve Aurora, ona olan sevgisiyle büyümüştü.
Kraliyette sadece bir arkadaşı olmuştu Aurora’nın, Lara. Her zaman beraber vakit geçirirlerdi. Lara’da aynı Aurora gibiydi, annesi hastalıktan dolayı bir süre sonra ölmüş, babası da onalı terk edip başka bir ülkeye gitmişti. Ancak kendisini çok seven arkadaşı vardı.
Aurora, her zaman ailesini merak etmişti, Aurora amcasından öğrenmişti annesi ve babasının nasıl birisi olduğunu. İyi ve yardım sever, asla kendilerini beğenmişlik yapmayan insanlardı.
Lara ise ailesinin nasıl insanlar olduğunu tam kavrayamadan, ikisi de hayatından yok olmuştu, sadece zamanında annesi ile bu saraya geldiğini ve annesinin kendisini çok sevdiğini söylemişti kralı. Her ne kadar meraklansa da Aurora yanında oldukça hiçbir şey umurunda değildi.
Lara sadece bu konuyu bilmezken, Aurora’nın bilmediği bir konu daha vardı.
Amcası o farkına bile varamadan, aklı daha hiçbir şeye ermezken, pembe hayallerle süslü bir kızı büyük bir oyuna almıştı, bu oyunun sonundaysa ne olacağı belli değildi.
…
Yalanlar dolu dünyada sayılı insanlardı onlar, küçük yaştan itibaren akılları yıkanmaya çalışıldı. Kendileri gibi yalancı olmaları istendi.
Ancak artık olgun olan o insanlar kendi yollarını seçti, doğruluktan sapmazken, yalan en büyük düşmanları oldu. Bu yüzden dışlandı bazıları, oynana oyunda elendi.
Bir oyunun içinde olduğunu fark edenler ise ayak uydurmakta zorlandı, yine yalan söylemediler fakat her yalana inanmış gibi yapmak zorunda kaldılar.
Yeni dünya ve yeni kurallar böyle işlerdi. Kimisi doğru, kimisi yalan kimisi de saçma bir oyundan ibaret.
Asıl gerçek ortaya çıktığı zamanda çıkış yolu aramak zorunda kalınırdı.
Küçük bir çocuk mesela, örnek gösterildi. Her dediğini bir yalanla savuşturdular. Anlayamadı daha küçüktü çünkü. Ailesini örnek almaya çalıştı ama beğenemiyordu ailesinin tavırlarını.
Toz pembe bir dünya yarattı kendine, hayalleriyle süslü bir dünya. Ama büyüdükçe gerçeğe dönmek zorunda kalacağını düşünmemişti dünyasının. Bu dünya, gerçeklikti. İnsanların gerçekliği. Yalanın olduğu yerde gerçek olmazsa denge sağlanamazmış gibi gözükürdü. Önce yıkılır sonra tekrar yükselir, önce sökülür sonra tekrar dikilir. Bu böyle bir sonsuz döngü şeklinde devam eder.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.