2. bölüm · GÖÇÜK | DÜZENLENECEK
Bölüm 2 MERAK
"KENDİMİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTIM"
-Barış Acerenk
-30 MART 2022-
İşten çıkmış eve doğru gidiyordum, bugün yoğun bir gün olmuştu. Ama yorgunluğum yüzünden bir gün bile şikayetçi olmadım. O adi itleri bir bir yakalayıp içeri tıkmak bana zevk veriyordu.
Yürümeye devam ediyordum ki çığlık sesleri duydum. Polislik içgüdüsüyle silahımı elime aldım ve seslerin olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Bir adam karısıyla tartışma içerisindeydi ama normal bir tartışma değildi kadına durup durup vuruyordu. Gözüme arkada ki kaldırımın üstüne oturmuş olan küçük erkek çocuğu takıldı. Bacaklarını karnına doğru çekmiş elleriyle kulaklarını kapatmıştı. Birkaç saniye durdum ve bekledim. O küçük erkek çocuğunda kendimi görmüştüm. Gözlerimin karardığını hissettim ve tam o sırada kulağıma bir çığlık sesi geldi. Gözlerim az önceki tartışmaya döndü. Adam, kadını bıçaklamıştı. "Adam, kadını bıçaklamıştı." Silahımı yere attığım gibi adamın üstüne koşarak atladım. Üstüne atlar atlamaz yumruklamaya başladım, en son hatırladığım şey ise adamın ağzının yüzünün kan revan içinde olduğuydu. Uyandığımda ise hastahaneydim, başımdaki hemşire durmuş beni izliyordu. "Beni duyabiliyor musunuz?" dedi. Yavaşça kafamı aşağı yukarı salladım. "Duyuyorum." Dedim yutkunarak. Hemşire içli bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti. "Barış bey, bilincinizi kaybetmeden önce ne yaşandığını hatırlıyor musunuz?" Dedi. Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes verdim. "Hatırlıyorum." Dedim sessizce. İki dudağını birbirine bastırdı. "Maalesef beyefendiyi yoğun bakıma aldık." Oturduğum yerden doğruldum. "Nasıl yoğun bakıma aldınız, bir şey yapmadım ki ben." Sakinliğimi korumaya çalışarak konuşmaya devam ettim. "Sadece dövdüm nasıl yoğun bakıma alınacak dereceye gelmiş olabilir.." Gözlerimin içine bakmaya devam etti. "Barış bey, adamın eşini bıçakladığı bıçağı alıp adamın karnına saplamışsınız o an sinirden gözünüz dönmüş ne yaptığınızı farkında değilmişsiniz." Kafamı iki yana olumsuz anlamda salladım. "Ben öyle bir şey yapmadım, evet dövdüm ama bıçaklamadım. Ben öyle bir şey yapmadım." Yatakta oturur pozisyona geçtim. O sırada Hemşire konuşmaya devam etti "Birazdan polisler ifadenizi almaya gelecek onlarada anlatırsınız hatırlayıp hatırlamadığınız şeyleri." Diyip hızlı adımlarla odadan çıktı.
15 dakika sonra polislerde gelip ifademi almıştı. Ve kamera kayıtlarını izletmişlerdi. Evet, ben adamı bıçaklamıştım ama bunu hatırlamıyordum çünkü. Amok hastasıydım (Amok hastalığı, tıbbi terim olarak "Amok" ya da "Amok sendromu" olarak da adlandırılan psikolojik bir durumdur. Bu durum, ani ve şiddetli saldırganlık nöbetleri, öfke patlamaları ve kontrolsüz davranışlarla karakterizedir.) Ama bu hastalığımın bu denli ilerlediğinin farkında bile değildim. Sinir nöbeti geçirdikten sonra ne yaptığımı da hatırlamıyordum.
Anlattıklarına göre kadın kurtulmuştu. Adam ise yoğun bakımdaydı ama durumu iyiydi. O gördüğüm erkek çocuğu ise tahmin ettiğim gibi onların çocuğuymuş. Çocuk, olan her şeye şahitlik etmişti. Gözünün önünde babası annesini bende babasını bıçaklamıştım. Çocuk bu travmayı nasıl atlatacaktı, ben o çocuğa nasıl bir şey yaşatmıştım. .
...
Hastahaneden çıktıktan sonra "Kasten adam yaralama suçundan." 1 sene içeride yatmıştım. Ve elbette polisliğim için de bir soruşturma açılmıştı. 1 sene içerde yattığım için de sicilime işlenmişti. Bu şekilde Polisliğe devam edemezdim. O çok sevdiğim mesleğimle vedalaşmam çok zor olmuştu ama başarmıştım. Bu başarımın sonucunda kendime yaşattığım hayal kırıklığı tahmin bile edilemez...
-Barış ACERENK'in polislik hayatı sona ermişti..
...
2024 KURUM GÖÇÜK
İlk konuşan Kubilay oldu. "Sunay Hanım."
Devamını işe Sunay getirdi "Hoşgeldiniz Kubilay Bey." Ve ufak bir tebessümle konuşmaya devam etti. "Ve diğer ekip arkadaşlarımız." Kubilay şaşkınlıkla etrafına bakmaya devam etti. Uzun bir sessizlikten sonra ilk konuşan kişi Barış oldu. "Ekip arkadaşı derken?"
Murathan gülmeye başladı. "Evet ekip arkadaşı." Herkes ne olduğunu anlamaya çalışır gibi etrafa bakıyordu o sırada Murathan konuşmaya devam etti. "Şu şaşkın suratlar ne kadar çok hoşuma gitti bir bilseniz."Gülmesi tebessüme dönüşmüştü.
Barış ise bu sefer sinirle konuşmaya atıldı.
"Taşak geçmeye mi çağırdınız oğlum hayırdır noluyor." Dedi ve bir adım öne doğru atıldı.
Sunay ortamdaki gerginliği azaltmak amacıyla konuşmaya başladı. "Sakin mi olsak biraz." Dedi tek elini Barış'a doğru kaldırdı. Tam o sırada tüm masumluğuyla konuşmaya başlayan Artemis'e döndü tüm gözler. "Ben yanlış biryere mi geldim. Cevher Hukuk Bürosunu arıyordum da." Dedi ürkek bir sesle.
Murathan yine sırıtarak işaret parmağıyla kendini gösterdi. "Cevher benim de Hukuğunu bürosunu bilmem." Artemis bomboş gözlerle etrafına bakmaya devam etti. Barış yine sinirle atıldı.. "Kardeşim ne mal mal bakıyorsunuz, ne dönüyor burda anlatsanıza." Kubilay'ın ise gözleri hâla Sunay'daydı.
Bu seferde Burçin sinirli bir şekilde konuşmaya başladı. "Beni hanginiz tehdit ediyor lan ne bokuma çağırdınız beni buraya." Dedi ama bir cevap alamadı.
Kubilay bakışlarını Sunay'dan çekerek gözlerini herkesin üstünde gezdirmeye ve konuşmaya başladı. "Hay amınakoyayım noluyor ya. Herkesin derdi ayrı, biri doğru düzgün açıklasın şunu artık." Dedi.
Tabii ki de kimse açıklamamıştı. Hiç kimse bir cevaba kavuşamamıştı. Ama küçük bir şeyi açıklığa kavuşturmak için uzun süredir tüm sessizliğiyle etrafı izleyen Saygın, Barış'a bakarak konuşmaya başladı. "Barış ayıp ettin be kardeşim, tanımadın mı beni." Barış kısık gözlerle Saygına bakmaya başladı. Tüm hayatı boyunca gördüğü yüzleri taradı kafasında ve bir anda yüksek bir sesle "LAN SAYGIN sen misin?" Diye bağırdı.
Saygın'ın suratında bir tebessüm oluştu. "Heee benim." Barış öne atıldı "Niye baştan söylemiyorsun da bizi yoruyorsun be kardeşim." Dedi. Tam yanına doğru gidiyordu ki bir ses onu durdurdu. Eliyle Kubilay'ı göstererek yüksek sesle konuşmaya başlayan Burçine döndü tüm gözler. "Ya kardeşim, hadi bu çocuk Sunay Hanımı tanıyor." Diğer eliyle Barışı gösterdi . "Bu da Saygını tanıyor." Sonra kafasıylada Artemisi işaret ederek konuşmaya devam etti. "Bu kızda Cevhere kaçmış anladığım kadarıyla. Ee hepiniz birbirinizi tanıyorsunuz ben, ben niye buradayım kardeşim açıklama yapsın biri bana." Artemis hızla Burçine dönüp konuşmaya başladı. "Ne Cevheri ne kaçması, ben Cevher Hukuk Bürosuna geldim diyorum sen bana kaçmış diyorsun nerenle dinliyorsun sen kızım." Murathan araya girerek konuşmaya başladı. "Yanlış anlaşılma olmasın benim adım Murathan, sadece cevher gibi çocuk olduğum için espiri mahiyetinde yapmıştım. Tabii Artemis arkadaşımız bana kaçmış olsaydı hayır demezdim o ayrı konu." Dudağının bir kısmı yukarı kıvrıldı. Bu sefer Saygın girdi araya "Hayırdır Murathan kıza mı yürüyorsun." Murathan'ın suratındaki gülüş hafifledi. "Ortam yumuşasın diye şaka da yapmayalım be." Dedi.
"Yapma kardeşim yapma." Dedi Saygın hafif sinirli bir ses tonuyla. Yine herkes boş boş etrafa bakınıyorken Burçin hiçbir şeyi umursamadan arkasını dönüp gidiyordu ki Saygın onu yakasından tutup olduğu yere sabitledi. "Nereye gidiyorsun kızım." Diye sordu Saygın.
Çatık kaşlarıyla konuşmaya başladı Burçin "Beni sikinize takıp cevap verdiğiniz mi var. Bende gidiyorum işte." Saygın ise sinirle konuşmaya başladı. "Seni tehdit eden de bendim mesajı gönderen de. Oldu mu aldın mı cevabını." Burçin ürkek bir ifadeyle Saygın'ın suratına baktı.. "Sen nerden biliyordun." Saygının suratında belli belirsiz bir sırıtış oluştu. "Ben sizin hakkınızda her şeyi biliyorum." Burçin kaşlarını çattı. Tam konuşacaktı ki Sunay konuşmayı devraldı. "Son bir kişiyi daha bekliyoruz sizden tek ricam şu odaya geçip sessizce beklemeniz." Dedi arkasında kalan kapıyı işaret ederek. Herkes birbirine baktı tam Kubilay konuşacakken Sunay tekrardan konuştu "Soru ve itiraz kabul etmiyoruz. Buyrun." Kapının önünden çekildi ve herkesin odaya geçmesini bekledi. Herkes odaya girdikten sonra Sunay'da peşlerinden içeri girdi. Oturma odası gibi dizayn edilmiş odada dört kişilik koltuğa Kubilay ve Barış oturdu. Diğer iki kişilik koltuğa ise Burçin Ada ve Artemis oturdu. Sunay, Kubilay'ın baş ucuna geçti. Murathan ve Saygın yan yana odanın sağ köşesinde bulunan yemek masasının önüne geçip beklemeye başladılar. Bu sırada kimseden ses seda çıkmıyordu herkes sadece birbirine bakmakla yetiniyordu. Bu sessizliği bozan şey ise kapıya doğru yaklaşan topuk sesleri oldu.
...
Adresteki yere gelmiştim, tek katlı bir evdi aşağısında ise depo gibi biryer vardı. Şaşırmıştım, Kutay Bey neden beni böyle biryere çağırmıştı ki çok saçmaydı.
Biraz korksamda adımlarımı depo olduğunu düşündüğüm yere doğru yönelttim. Kapı açıktı, temkinli ve yavaş adımlarla içeriye doğru ilerledim. Bomboş bir alandı fakat tam karşımda bir kapı vardı bu seferde oraya doğru attım adımlarımı. Etraftaki tek ses topuklarımdan gelen tıkırdamaydı.
Kapının önüne geldim ve kafamı kapıdan içeri uzattım odada birkaç kişi vardı hepsinin gözü benim üzerimdeydi ama benim gözlerim sadece o simsiyah gözlere takıldı, bakışında yatan o cesur ifadeden tanıdım onu, o Saygındı. Benim Saygınım, yıllar önce kaybolup giden bir dahada görmediğim Saygınımdı. Sessizce "Saygın" dedim. Kaşlarımı çattım omu diye emin olmak istedim ama emin olmama gerek yoktu oydu o simsiyah gözler başkasına ait olamazdı. Ben bunları düşünürken o hafif bir gülümsemeyle konuştu. "Nergis, gelsene."
Yavaş yavaş içeri girdim. Gözlerimi etrafta gezdirdim, üç kız, dört erkek vardı odada ama benim tek ilgimi çeken kişi Saygındı. İsmimi söyleyerek kendisinin Saygın olduğunu da doğrulamıştı. İçeri girdim, sonrada Saygının yanına gittim tam karşısında durdum. Kafamı yukarı doğru kaldırdım yüzüne bakmak için. Gözlerinin içine baktım. Çok değişmişti ama o bakışları o gözleri hiç değişmemişti hâlâ aynı bakıyordu. Konuşmak istedim konuşamadım, sarılmak istedim sarılamadım, soru sormak istedim soramadım olduğum yerde kala kaldım. O da hiçbir şey demedi gözlerimin içine baktı sadece. Birkaç saniye sonra belimde kollarını hissettim beni kendine çekti ve sımsıkı sarıldı. Bana sarıldı. Tam 10 yıl sonra bana sarıldı, o anki şokla ne yapacağımı bilemedim ama o beni daha sıkı sardı kollarıyla. Ellerim havada asılı kaldı. Etrafımızdaki gözlerin hepsinin üstümüzde olduğunu hissedebiliyordum. Tam bende sarılmasına karşılık verecektim ki Saygın kollarını gevşetti ve benden uzaklaştı. Hâlâ gözlerimin içine bakıyordu, ne yapacağımı bilmiyordum yada ne söyleyeceğimi. O beni gördüğüne hiç şaşırmamıştı yada bir tepki vermemişti. Hafifçe tebessüm ettim.
Sanki yıllar sonra ilk defa karşılaşmamışız gibi, hiç garipsemeden burnuma bir fiske vurdu ve güldü. Elimi burnuma götürüp sıktım. Bende sanki yıllar sonra ilk defa karşılaşmıyormuşuz gibi konuştum. "15 Yaşında değiliz be Saygın." Bu sefer bende sırıttım. "Senin bur-" soru sormaya kalkışmıştım ki arkamdan bir el şıklatma sesi geldi bende refleks olarak arkamı döndüm. "Evet burda sizin hasret gidermenizi izleyecek değiliz. Şuan toplanmamızın bir amaçı var onu konuşmamız lazım dimi Saygın." Dedi tanımadığım bir erkek.
Bizim burda toplanmamızın amacı neydi, Kutay bey nerdeydi? Asıl soru ben niye burdaydım. Düşüncelerimi koltukta oturan sarışın iri yapılı biri böldü. "Lan durun." Eliyle beni gösterdi sonrada Saygını. "Sen Saygınsın bu da Nergis. Lan Nergis, oha kızım." Gözlerim bir Saygın'a bakıyordu birde o koltukta oturan çocuğa. "Hay amına koyayım ya. Bu nasıl bir karşılaşma." Ne olduğunu anlamamıştım boş gözlerle Saygına baktım. Kendini açıklama ihtiyacı hissetmişti normal olarak. "Nergis" dedi ve eliyle koltukta oturan çocuğu işaret etti. "Barış bu 10/B'den Barış." Bir anda gözlerim büyüdü şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim ne cevap vereceğimi de. Lise arkadaşı ne kadar basit geliyor dimi, ama biz öyle değildik. Saygın, Ben, Barış, Talya, Giray ve çok gerekli olmayan Mina.
Arkadaşlığımız çok ani başlamıştı ama bir o kadar da ani bitmişti. Kimsesin kimseden haberi olmadan istemeyerek arkadaşlığımızı bitirmiştik ondan sonrada kimse görüşmemişti. Yani dağıldığımızı bilmeden dağılmıştık aslında o yüzden bu karşılaşma bana çok ani gelmişti hem Saygın hemde Barış aynı anda yan yanalardı.
Büyüttüğüm gözlerimle Barışa'a bakmaya devam ettim. Bu sefer Barış konuştu. "Eee Saygın sen niye bizi topladın burda." O sırada kendini yanında oturan çocuğa yaklaştırdı ve koltukta yer açtı oturmam içinde gözüyle işaret etti bende ikiletmeden oturdum. Şoku hâlâ atlatamamıştım yine konuşmaya yeltendim bu seferde camın önündeki koltukta oturan kızlardan biri konuştu. "Sonunda diğer arkadaşımız da geldiğine göre artık bir açıklama bekliyoruz." Dedi.
Saygın ise konuşmadan odanın sağ köşesinde bulunan masadan bir sandalye çekip karşımıza oturdu. "Evet, öncelikle hoşgeldiniz." Diyip ellerini ovuşturdu. "Sizinle konuştuktan sonra eminim bir kaçınız çekip gidecek ve saçmaladığımı düşünecek. Bunu düşünmeniz çok normal çünkü anlatacağım şeyler normal gelmeyebilir." Anlatırken dudaklarını kemiriyordu büyük stres altında olduğu çok belliydi ama belli etmemeye çalışıyordu. "Öncelikle bizi tanıtmakla başlayayım. Ben Saygın, dövüş uzmanıyım aynı zamanda eğitmenlik yapıyorum nerde eğitmenlik yaptığımı az çok anlayacaksınız ileriki zamanda yada konuşmalarımdan sonra." Eliyle sol taraftaki koltuğun başında oturan sarışın kızı gösterdi. "Bu da Sunay, Sunay bir psikoluktu aslında ama babasını kaybettikten sonra kendini toparlayamadı sonra yanımda gördüğünüz arkadaşım daha doğrusu kardeşim diyebilirim Murathan'la tanıştı. Murathan, Sunayı bizimle tanıştırdı sonrasında Sunayda bizimle çalışmaya başladı yavaş yavaş toparladı kendini. Murathan ise kendini bildi bileli burda Kutay Beyin himayesinde." Kaşlarımı çattım, ne olduğunu anlamaya çalıştım. "Kutay Bey mi? Nerde kendisi." Saygın'ın, Murathan diye tanıttığı çocuk gülmeye başladı kahkahalarla. "Sizi o mesajlardaki kişiler çağırmadı farkındasınız dimi." Saygına dönüp konuşmasına devam etti. "Bu salaklarla iş yapabileceğimize emin misin be Saygın. Hâla neyin ne olduğunu anlayamamışlar. " Gülüşü tebessüme dönüştü. Az önceki sakin Barış şimdi sinirden kıpkırmızı olmuştu. "Sen kime salak diyorsun lan it." Ayağa kalkıp Murathan'ın üstüne doğru gitmeye başladı. O sırada Saygında ayağa kalktı. Murathan sırıtmaya devam ederek konuştu. "Ne yaparsın lan benide mi bıçaklarsın." Olduğum yerde dondum kaldım. Barış birini mi bıçaklamıştı yapmazdı ki o öyle bir şey öyle biri değildi ki o.
Saygın Murathan'ın konuşmasını bastırmak için yüksek sesle konuştu. "Kes sesini Macro kes." Ama başarısız oldu Barış, Muratın üstüne çoktan çullanmıştı. Beraber yere düştüler. "Öldürürüm seni orospu cocuğu." Murathan hiçbir şey olmamış gibi gülmeye devam ediyordu. O sırada benim dışımda oturan herkes ayağa kalktı. Saygın ve diğer tanımadığım erkek Barışı çekiştirmeye çalışıyorlardı ama Barış yerinden oynamıyordu. Murathan konuşmaya başladı. "Nerden anladın lan orospu çocuğu olduğumu. Polislik iç güdüsü mü yoksa." Gülüşü kahkahaya dönüştü.
Barış, Murathan'ın üstünden kalktı ve yere oturdu. "Bu amına koduğumun çocuğu deli mi?" Diye sordu sanki çok normal bir şey soruyormuş gibi. Bende o sırada kalkıp yanlarına ilerledim. Dakikalardır sessizliğini koruyan kızlardan biri konuşmaya başladı. "Birazdan bende birine saldıracağım. Herkes bir kendine gelsin yeter kaç dakikadır şuradayız ne oluyor ne bitiyor kimse anlamadı." Yerde yatan Murathan'da oturur pozisyona geçti ve konuşmaya başladı. "Evet Artemiscim doğru söylüyor. Yeter artık doğru düzgün konuşalım." Bu sefer suratında ciddi bir ifade vardı. Elini Saygın'a uzattı yerden kaldırması için Saygın ise elini kavradı ve kaldırdı. Murathan bu sefer az önce ikili koltuğa oturan ve isminin Artemis olduğunu öğrendiğim kızın yanına oturdu. Ortam sakinleşmişti öyle olunca da herkes az önceki yerlerine geçti. İkili koltuğa üç kişi sığışmaya çalıştıkları için ortada Artemis sıkışmıştı. Ben ise hâlâ Barışın polis olmasını ve birini bıçaklaması şokunu atlatamıyordum. Ama belkide polis olduğu için zorunda kalmıştır. Yine kendimi düşüncelere bırakmıştım ki Saygın yine tüm gözleri üstüne çekmiş ve konuşmaya devam etmeye başlamıştı. "Az önce yaşanan şeyin bir daha yaşanmasını istemiyorum kim için geçerli olursa olsun. Bu konuda önce hem fikir olalım sonuçta aynı evde yaşayacağız aramızda bu tür sorunlar olmamalı." Artemisin yanında oturan uzun açık kumral saçlı kız konuşmaya başladı. "Ne beraber yaşaması pardon. Siz aklınızı mı kaybettiniz?" Murathan yine güldü "Daha değil ama emin ol bir sene içinde hepimiz birbirimizinkini yeriz. Öyle oluncada otomatikman kalmaz." Kumral olan kız ya sabır dercesine kafasını sallayıp göz devirdi. Barış'ın yanında oturan çocuk geldiğimden beri ilk defa konuştu."Artık yap şu açıklamayı.Gittikçe saçmalıyorsunuz çünkü." Dedi Saygının gözlerinin içine bakarak.
"Tamam anlatıyorum." Diyerek derin bir nefes çekti ve konuşmaya başladı. "Öncelikle şununla başlayayım. Nergis, çocuk psikoloğu ayrıca dövüşle ilgileniyor, Kubilay doktor, Artemis hukuk öğrencisi, Barış polis, Burçin ise bilgisayarla fazlasıyla haşır neşir. İlk öncelik olarak sizi seçmemizin sebepleri bunlar. Peki niye sizi seçtik yada neden burdasınız hepiniz bunu merak ediyorsunuz. Onu da şu şekilde açıklayayım. Dediğim gibi bir dövüş eğitmeniyim bu eğitimi ise sokak çocuklarına veriyoruz yani onları eğitiyoruz. Şuan hiçbir şey anlamıyorsunuz farkındayım ama ilerledikçe anlayacaksınız."
Hepimizin yüzüne tek tek baktı. Bende herkesin yüzünü tek tek inceledim. Kimisi ifadesiz bir suratla dinliyordu Saygın'ı kimisi ise çatık kaşlarla diniliyordu. Ben ise tepkisiz kalanlardandım. Saygın en son gözlerini benimle buluşturduğunda konuşmaya devam etti. "Bu çocukları bizden almak isteyen kişiler var ve ayrıca çocukları kötü yola sokanlar. Biz elimizden geldiğince kurtarmaya çalıştık çocukları fakat artık gücümü yetmiyor. Ama sizin yardımınızla daha da güçlenebiliriz.
Mesela Nergis'i seçmemizin sebebi tam olarak bu çocuklarla iletişim ve manipüle kendisinin alanı zaten çocuklar. Sunay da psikolog fakat onun büyüklerle iletişimi daha iyi buda çocuklarla olan iletişimini kısıtlıyor." Bu seferde Burçine bakarak konuşmaya başladı. "Burçin seni seçtik çünkü yapacağımız minik operasyonlarda yok etmemiz gereken sistemsel şeyler var." Bu sefer Kubilay'a döndü. "Doktor ihtiyacımız fazlasıyla olabilir. En ufak bir yaralanmada kimsede bir sorun oluşmayacak şekilde tedavi edilmesi gerekiyor. Ayrıca dövüşmekte de oldukça iyisin." Barış ve Artemis'te gezindi bakışları. "Barış, sen hem polis olmanla hemde bu güçünle bize en çok lazım olan kişilerden birisin. Artemis ise hukuk öğrencisi bize yaptığımız suçların cezasının ağırlığından bahsedecek. Ayrıca ilk operasyonumuzdaki sahte polis oyununda sahte avukatımız olacak. Ve oradaki komiserimiz ise Barış olacak." Tekrardan bakışlarını herkesin üzerinde gezdirdi. "Kusura bakmayın sizin haberiniz olmadan sizin adınıza plan yapmış olduk ama zorundaydık. İsterseniz şuan çekip gidebilirsiniz kalan kişilerlede bir şeyler yapmaya çalışırız." Saygın konuşmasını bitirdikten sonra uzun bir sessizlik oldu kimseden çıt çıkmadı. Taki Burçin konuşana kadar. O kadar kısık ve naif bir sesle konuştuk ki ses bana zor ulaştı. "Neden biz peki. Benden daha iyi olanlar vardı. Neden beni yada bizi seçtiniz?" Diye sordu.
Sunay oturduğu yerden kalktı ve Saygın'ın baş ucuna doğru geçti. "Bunu hepinizin arasında söylemem doğru değildir belki ama söylemem gerekiyor." Derin bir nefes verdi ve konuşmaya devam etti. "Hepinizin ailesiyle sorunları vardı yada aileniz yoktu. Yani kolaylıkla siz kabul edebilirdiniz bunu. He birde hepinizin çocuklara karşı ayrı bir hassasiyetiniz var bunuda biliyoruz. Sizcede sizi seçmemiz çok normal değil mi."
"Evet çok normal." Diye atıldı Barış. "Siz deli misiniz oğlum ne yaşıyorsunuz." Saygın'a baktı "Saygın sen böyle değildin oğlum ortadan kaybolduktan sonra bir şey mi oldu sana ne saçmalıyorsun sen."
Saygın hiçbir şekilde cevap vermedi sessizce herkesin tepki vermesini bekledi. O sırada Artemis konuşmaya başladı. "Siz kafayı yemişsiniz gerçekten. Gidiyorum ben." Artemis'in tam yanında oturan Murathan konuştu. "Sen kalırsın diye düşünmüştüm o kadar da okulu dondurdun babana ne diyeceksin kim bilir şimdi. Üzüldüm adına.
Artemis, Murathanın dediği şeyle bir anda dondu ve düşüncelere daldı.
O sırada ben ise hiçbir cevap vermeden olduğum yerde kaldım. Saygın yeniden konuşmaya başladı. "Şuan hepiniz gidebilirsiniz eğer bizimle devam etmek isteyen varsa yarın saat yedi buçukta burda olur. Herkese iyi akşamlar." Dedi ve yerinden kalkıp bize arkasını dönerek gitti. Kimseye ne konuşma şansı vermişti nede soru sorma şansı bizi bok gibi bırakıp gitmişti. Onun peşinden Sunay ve Murathan da çıkınca beşimiz odada kalmıştık. Herkes bir şeyler düşünüyordu. Ben ise ne yapacağımı kestirememiştim hiçbir soru da cevabıma ulaşamamıştı. Herkes gibi benimde kafamda bir sürü soru işareti vardı. Yıllar sonra bulduğum Saygın'a güvenmeli miydim?
Barış'a dönüp konuşacaktım ki o çoktan yanımdan kalkmış ve kapıya doğru ilerliyordu. Odadaki diğer kişilerde hiçbir şey demeden odayı terk edince mecburen bende odadan çıkmak zorunda kalmıştım. Dış kapıya çıktığımızda adının Kubilay olduğunu bildiğim çocuk arabasına doğru ilerledi. Artemiste aynı şekilde. Barış ve Burçin ise aynı yöne doğru yürümeye başlamışlardı. Yan yanalardı ama birbirlerine uzaklardı konuşmayacakları belliydi. Ben ise taksi çağırdım ve direkt ofise geçtim.
Ofise geldiğimde sorulan hiçbir soruyu cevaplamadım odama çıkıp sadece düşünmeye başladım. Bugün çok hızlı geçmişti hemde çok hızlı neyin ne olduğunu anlamamıştım bile..
...
Ve her zamanki gibi gözlerimi ofiste açmıştım. Dün olduğum yerde hiç kıpırdamadan beynimin içinde beyin fırtınası yaptım ve nasıl oturduysam o şekilde uyuya kaldım. Ayrıca hiçbir şeyi de açıklığa kavuşturamadım. Akşam oraya gidip gitmeyeceğimin kararını son dakika verecektim içimden nasıl geliyorsa öyle yapacaktım. Ama artık işime dönmem gerekiyordu. Dün bütün hastalarımı iptal etmiştim vicdanım sızlıyordu o yüzden de bugün beni yoğun bir gün bekliyordu.
Kendime geldikten yarım saat sonra ilk hastama bakmaya başlamıştım bile...
...
Kurum Göçük ( Saat 19.00)
"Sizce hangiler gelecek." dedi Sunay düşünceli bir halde.
Murathan sırıtarak konuştu. "Artemis kesin gelir dün aklına fena girdim bence. Sırf benim için bile gelir zaten de."
Saygın, Murathan'ın kafasına bir sille vurdu. "Zevzekleşme oğlum. O kızın kalkıp sana bakacağı yok."
"Artemis bana bakmadı diyelim. Peki Nergis Hanım sana bakacak mı?" dedi Murathan ve her zamanki gibi sırıttı.
Dudağının bir kısmı yukarı kıvrıldı Saygın'ın ve konuşmaya başladı."Nergis bana tabi bakar oğlum lise aşkı bizimkisi."
Karşı koltukta oturan Sunay eline iki yastık alıp teker teker kafalarına attı. "Ben size ne soruyorum siz ne konuşuyorsunuz ya cevap verin bana sizce kim gelir."
Saygın hiç şüphesiz konuştu. "Burçini ve Artemisi bilmem ama diğerleri kesin gelir. Zaten Artemis pek gerekli de değil çöp kadar kız zaten."
Murathan muazzam bir şekilde savunuşa geçti. " Düzgün konuş oğlum kızla gereksiz filan ayıp oluyor. Ayrıca gereksiz filan da değil görürsün en gerekli kişilerden biri."
Saygın, Murathan'a "yav he he" bakışı atmıştı.
Sunay yine aralarına girerek konuştu. "Kubilay gelir mi dersiniz."
Murathan hafiften sırıttı. "Bence net gelecek o hiç şüphe etme."
Biraz daha zaman geçti. Hâla kimin gelip gelmeyeceğini tartışırlarken kapı yumruklama sesi geldi. Bu denli erken gelen ve sabırsız olan kişi kimdi? İlk kim gelmişti?
Sunay koşar adımlarla kapıyı doğru gitti. Kapıyı açtı ve gördüğü kişiyle ufak bir şok yaşadı. Evet, gelmesini bekliyordu ama en erken onun karar verip en erken onun geleceğini hiç tahmin etmemişti.
