1. bölüm · GÖÇÜK | DÜZENLENECEK

Bölüm 1 BAŞLANGIÇ

Bilinmeyen Yazar

BEN ONU BİN KİŞİNİN
İÇİNDEN ASIL GÖZLERİNDEN TANIDIM...

Gülhane Lisesi 2014

Sınıftan içeriye girdiğim an gözlerim Saygın'la kesişti kendisini lise birde yan sınıfımızdaydı arada bir bakışırdık hoş çocuktu bence. Şimdi is e lise iki olmuştuk sınıfların haylazlığı yüzünden karma sisteme geçilmişti ve bu sene sınıflar karılmıştı. Aynı sınıfa denk gelmemiz beni biraz heyecanlandırmıştı. En arka sırada oturuyordu bende gidip yanına oturdum. "Selam" dedim sessiz ve narin bir şekilde. O ise gür ve kendinden emin bir sesle "Hoş geldin" dedi. Gülümsedim, gülümsedi.

...

Eğitim hane ( Kurum Göçük ) 2024

Aldığım bir mesajla apar topar adresteki yere geldim, etrafımda gözlerimi gezdirdim loş ışıklı bir ortamdı tam karşımda bir oda vardı kendinden emin adımlarımla yürümeye başladım topuklu botlarımdan çıkan ses kulaklarımı dolduruyordu. Kapıdan içeriye bir bakış attım odada birkaç kişi daha vardı ama benim gözlerim direkt onunla kesişti o simsiyah gözler, bakışında yatan o cesur ifade ordan tanıdım onu o Saygındı.

...

İçsel Düşünce Kliniği (2024)

Gözlerimi her zamanki gibi ofisimde açmıştım, yorgunluktan genelde hep burada uyuya kalıyordum. Gözlerimi odamın etrafında gezindirdim ve masamın üstünde duran yerinden kaymış olan o yazıya dikkatlice baktım "Nergis Akman Çocuk Psikoloğu " kendimle gurur duyuyordum 1 senedir o istediğim mesleği yapıyordum. İlk senemde yorulmadan kazanmıştım bu bölümü. Etrafımda pek insan olmadığından derslerime çalışmak zor gelmemişti. Kendimi bu düşüncelerden uzaklaştırarak uyuya kaldığım koltuktan doğruldum ve ofisin diğer üyelerine bakmak için odamdan çıktım. Tam o sırada odasına giren Ilgazı gördüm bir kafa selamı verdim ve aşağı katta olan mutfağa inip kendime bir çay doldurdum. "Yine mi burda uydudun sen Nergis." Arkamdan gelen sesle irkildim. Omzumun üstünden arkama bakış attım. "Eylül niye şaşırıyorsun ki hep olan bir şey artık bu." Tam olarak bedenimi ona döndüm ve sırtımı tezgaha yasladım. "Nergis evden filan mı attılar seni doğruyu söyle bana." Alaycı bir gülümseme oluştu yüzümde. "Saçmlama tabikide öyle bir şey olmadı." Tek kaşını havaya kaldırdı "Başka bir sıkıntı mı var?" Oflarcasına yanaklarımı büyüttüm ve nefesimi tuttum. "Yok bir şey Eylül iyiyim gerçekten benim için bu kadar düşünme kendimi bir şey zannediyorum." Hafif bir gülümsemeyle baktım yüzüne. O ise bana hayal kırıklığıyla baktı. "sen zaten önemlisin Nergisim, ne zaman kendini hor görmeyi bırakacaksın anlamıyorum." Omuzlarımı aşağı yukarı sallandırıp "bilmem" demekle yetindim sadece. Eylülde birkaç saniye yüzümü inceleyip mutfaktan söylene söylene çıktı."

...

Bir yarım saat önce üstümü değiştirmek için eve gelmiştim ama tabikide ben bacaklarımı uzata uzata yatıyordum. Hiç şaşmazdı belkide haftanın 4 günü böyle geçiyordu. Aklıma Eylül takılmıştı öyle düşünmesi normaldi, bildiğin ofiste yatıp kalkıyordum. Tek bir sorun vardı o da gerçekten kiracımın beni evden atacak dereceye gelmesiydi. Her ay bir kavga içindeydik aslında adama bir şey yaptığım da yoktu sadece kirayı 1 aycık geciktirmiştim ne yaptım sanki evi başına mı yıktım Allah Allah ya. Bu düşüncelerimi bölen şey ise telefonuma gelen bildirimdi. Beklediğim bir mesajdı. 8 yaşında olan konuşmakta zorluk çeken Kerim'imin babasından gelmişti mesaj. Kutay beyin kendisi polismiş benim hikayemi duyuncada benim için babamı araştırma görevini üstlenmişti. Gördüğüm mesajda ise "Babanızla alakalı çok güzel bir gelişme buldum iki dakika içinde bir konum atacağım. Oraya gelirseniz daha iyi konuşabiliriz." Yazıyordu. Heyecanlanmıştım, ellerim terlemeye başlamıştı. Hemen kalkıp üstüme düzgün bir şeyler geçirdim. Fortmantonun oraya geldiğimde uzun deri ceketimi üstüme geçirip önden sıkı sıkı bağladım ayağıma ise siyah topuklu botlarımı giyip fermuarlarını çektim. Heyecanla aynaya baktım kapıdan çıkacaktım ki tekrar dönüp aynaya baktım bu sefer kapıdan dışarı çıktım ve kapımı güzelcene kitledim, son bir bakış attım evime. Belkide babamı bulmuştu bir daha bu eve gelmeyecektim babamla kalacaktım.. Belkide babamla beraber beni bekliyorlardı.. düşüncelerim beni daha da heyecanlandırırken kendimi takside buldum gittiğim yol bitmek bilmedi. Tekrar kendimi düşüncelerimle yalnız bıraktım ve camdan dışarıya bakmaya başladım.

...

Altun Apartmanı (2024)

Ayağına takılan bardağı duvarlarla buluştururken konuştu Barış. "Bu siktiğimin bardağının burda ne işi var. Ya sabır Allahım ya sabır ben kendi kendimle mi sınanıyorum nedir bu ya nedir.." Oflaya puflaya yerdeki cam kırıklarını toplamaya başladı bir yandan da aklında deli sorular vardı. Polislikten atıldığından beri doğru düzgün bir işe girememişti sinir problemlerinden dolayı her girdiği işten bir gün sonra kovuluyordu önüne gelen heryere başvurmuştu ama tabikide sabıkasından dolayıda kimse işe almak istemiyordu Barışı. Birinden mesaj gelecek mi diye düşünmekten kendi kendini yemişti. Evde oturmaktan psikolojisi iyice bozulmuştu hele o haberlerde duyduğu şehit edilen kadın polisimizi görünce deliye dönmüştü. Duvarlar üstüne üstüne geliyordu en kısa sürede bir iş bulup çalışmak istiyordu. Parmağından damlayan kanla kendine geldi Barış, parmağına cam batmıştı bu onun için sızı bile olamazdı o neler görmüştü neler yaşamıştı hiçti onun için bu. Yerdeki tüm camları toplamıştı mutfağa gidip çöpe attı cam parçalarını. Yan odadan gelen telefonun bildirim sesiyle koşa koşa yan odaya gitti gelen mesajla beraber yerinden sıçradı. "Barış Acerenk yaptığınız iş başvurusu kabul edilmiştir. Yarım saat içinde atacağımız konumda bulunmanız gerekmektedir. İyi günler." O iri vücudunu hiçe sayarak olduğu yerde zıpladı ve tek kolunu zafer işareti yapar gibi öne savurdu.. "Vay anasını satayım ya başka bir şey düşünsem olacakmış demekki" diyip hazırlanmak için odasına gitti. Uzun kollu basit bir tişört altınada salaş bir pantolon giyerek heyecanla evden çıktı.

...

Gülhane Lisesi (2024)

Son yaşadığı olaydan dolayı doktorluktan istifa eden Kubilay kendine gelebilmek için liselere gelip gönüllü olarak ilk yardım eğitimleri vermeye başlamıştı. Bazen aynı liselere tekrar tekrar gidiyordu. Gülhane Liseside bunlardan biriydi. Oradaki öğretmenlerlede çok iyi anlaşıyordu hatta biyoloji öğretmenleriyle beraber bazen derslere bile giriyordu. Evet, doktorluğu özlüyordu ama okulda öğrencilerle olmakta hoşuna gitmişti, birilerine bir şeyler katmak onu mutlu ediyordu. Öğretmenler odasında camın kenarında otururken kendi kendine söylenmeye başladı. "İşe geri mi dönsem, yok olmaz bunu bir daha kaldıramam bir daha yaşatamam bunu kimseye." Karasızlıktan boğulacaktı artık. Arkadan gelen sesle irkildi kafasını o tarafa doğru çevirdi "Kubilay bey kahve içer misiniz?" Diye sordu İngilizce öğretmenlerinden biri olan Gamze. "Teşekkür ederim hiç gerek yok birazdan gideceğim zaten. Size afiyet olsun." Hafifçe tebessüm etti ve önüne döndü. Teneffüs saati olduğundan öğrenciler dışardaydı kimisi Kubilay kadardı kimisi sanki beş yaşında bir çocuk kadar küçüktü, onlardan acaba kaç tanesi başarabilecekti bu hayata tutunmayı merak ediyordu doğrusu. O bunları düşünürken zil çoktan çalmıştı. Zille beraber Kubilay'da gitmek için ayaklandı ceketini üstüne geçirdi ve kapıya doğru yol aldı. Herkese selam vererek kapıdan çıktı tam o sırada telefonu titredi. Telefonunu eline aldı ve kaşlarını çattı bilinmeyen bir numaradan gelmişti mesaj merakla okumaya başladı mesajı. "Merhabalar Kubilay Bey ben Nazım Aka'nın kızı Sunay." Dudaklarıdan sadece "siktir." Kelimesi döküldü. Nazım Aka yaptığı hata yüzünden hayatını kaybeden o hastaydı ölüm haberini kızına Kubilay vermişti.. Tedirginlikle mesajı okumaya devam etti."1 seneye aşkındır sizi arıyordum sonunda buldum sizinle önemli bir şey konuşmam gerekiyor. Yarım saat içinde atacağım konumda bulunabilir misiniz?" "Sıçtım bu sefer cidden sıçtım" çok fazla bağırdını fark ederek içinden düşünmeye devam etti o sırada da arabasına ilerledi. Ya beni polise verirse ama verseydi çoktan vermez miydi neden çağırmıştı bu beni. Düşünceleriyle tekrardan kendini yemeye başlamıştı bir yandan düşünürken bir yandan da gelen konuma doğru yola koyulmuştu.

...

Gedik Sitesi B Blok Kat 3 (2024)

"Gerizekalı kafam, çalış artık çalış." Kendi kafasına vurarak çalıştırmaya çalışan bir gerizekalı mı vardı karşımızda biz mi yanlış görüyorduk. Her neyse.. Daha önce defalarca kez hacklediği siteyi şuan hackleyemiyordu ve sinir krizine girmek üzereydi. "Hay sokayım güvenlik kilidi koymuşlar." Diye söylendi. Tam kalkıp balkona çıkacaktı ki babaannesinin seslenmesiyle adımlarını mutfağa çevirdi. O güzel yemeklerinden yapmıştı yine babaannesi. Ağzına dolmadan bir tanesini attı. "Ellerine sağlık babaannecim de ben hemen yiyip babam gelmeden kaçsam olur mu bugün hiç onu çekecek bir modda değilim." Dedi yemek yemeğe devam ederken. "Tamam kızım çıkta nereye gideceksin şimdi haber vermedin diye dellenmesin." Ağzındaki son lokmayı da yutup konuşmaya devam etti Burçin. "Parka çıktı dersin çok kurcalamaz zaten." Tabağını tezgaha koyup mutfaktan çıkıp tekrardan odasına döndü. Üstünü başını değiştirdi o uzun bal rengi saçlarını sıkıca bir at kuyruğu yaptı ve evden çıktı. Kafasını dinlemek için yürüyüşe çıkmıştı. Bugün onun doğum günüydü annesinin ise ölüm yıldönümü. Boş ve dolu gözlerle etrafa bakarak yürürken telefonuna bir mesaj geldi. Telefonunu kot pantolonun cebinden çıkardı ve mesajı okumaya başladı. "Burçin Ada, hacklemeye çalıştığın sitelerin ne denli tehlikeli olduğunun farkında olduğunu düşünüyorum. Eğer yarım saat içinde attığım adrese gelme girişiminde bulunmazsan ben seni içeri attırma girişiminde bulunacağım İyi Günler ." Telefonundan kafasını kaldırıp etrafına baktı, bunu birinin bilmesi imkansızdı eve dönüp numarayı araştıracak kadar bir zamanı da yoktu. O hızla kendini bir anda takside buldu. "Sıçtım..sıçtım kim bilebilir bunu." Diye söylenirken çoktan konum gelmişti. Konuma bakmadan direkt taksiciye uzattı. Taksici konuma bakıp konuştu "Biliyorum burayı az önce taksici arkadaşlarımla paslaşırken biri buraya gittiğini söylüyordu. Arkadaşınızla buluşmaya mı gidiyorsunuz." Şaşkın şaşkın suratına bakıp "Evet arkadaşımla buluşmaya gidiyorum." Dedi ve sakince arkasına yaslandı. Gözlerini kapattı ve dua etmeye başladı şuan yapabileceği tek şey buydu çünkü.

...

Boğaziçi Üniversitesi (Hukuk Fakültesi 2024)

Her gün ders almaya geldiği okula bu sefer dondurmaya gelmişti Artemis. Yapamıyordu, çok zorlanıyordu son senesiydi ama kalmaktan korkuyordu bu yüzden bu kararı vermişti. Ve yine kendi kendine konuşmaya başladı. " Belki tekrardan sınavlara hazırlanırım daha kolay bir meslek seçerim hem ama yok ben beceremem ki kesin, bir sene sonra tekrar başlarım okula ne olacakki hem bakarım ben başımın çaresine." Elini çenesinin altına koydu ve dertli dertli düşünmeye devam etti. Bu kararı ve üstüne birde bu kararı gerçekleştirdiğini daha babasına söylememişti eğer söylerse babası onu sopayla kovalayabilirdi bundan da korkuyordu. Ellerini yüzüne kapattı ve yüzünü sıvazlamaya başladı. "Hay allahım ya ne nane yiyeceğim ben." Ellerini yüzünden çekti ve masadaki telefonunu eline aldı ve galeride gezinmeye başladı. Bu kadar zeki olmasının yanında ayrıca çokta güzel resimler çiziyordu Artemis. "Çizim yaparak kurtarabilir miyim acaba hayatımı." Diye söylendi. Tam o sırada üstten bir bildirim geldi anında tıkladı mesaja. "Bu kadar dertlenmene gerek yok.. diplomanı almadan da bizimle çalışabilirsin.Yarım saat içinde atacağımız adreste ol!- Cevher Hukuk Bürosu" Oturduğu yerden heyecanla kalktı hiçbir şeyi sorgulamadan masadan çantasını kaptığı gibi arabasına ilerledi ve gönderilen konuma doğru yol aldı.

...

KURUM GÖÇÜK

"Attın mı mesajların hepsini?" Dedi sert bir ses, gözlerini o sesin sahibine dikti ve onaylayan bir ses çıkardı Sunay. Tam karşısında oturan Murathan da sorusunu yöneltti "Ne zamana gelirler?" Sunay ise mavi gözlerini Saygından çekip Murathana baktı. "Yarım saat diye tahmin ediyorum. O yüzden hazırlıklı olun." Sunay bu sefer bir Murata bir Saygına bakmaya başlamıştı. "Korkuyorum ben." Dedi sessiz ve ürkek bir sesle. Saygın iki elini masanın üstüne koydu ve eğildi. "Tam olarak neyden korkuyorsun Sunay." Sunay ise oturduğu sandalyeye daha çok yaslandı. "Hepsinin psikolojik rahatsızlıkları var bu çok kötü şeyler doğurabilir." Murathan güldü, sesi etrafta yankılandı. Saygın tekrardan konuşmaya başladı. "Sunay, sadece onlar değil bizde öyleyiz farkındasındır umarım." Sunay kafasını sağa sola salladı. "Ondan korkuyorum işte aranızdaki tek normal benim." Murattan yine güldü ve işaret parmağını kaldırıp Sunaya salladı. "İşte bu yüzden anormal olan sen oluyorsun." Oturduğu yerden ayaklandı ve etrafında yürümeye başladı. "Komik değilsin Murat." Murathan'da kalkıp Sunayın yanına gitti. "Komik olmaya çalışmıyorum doğruları söylüyorum." Yanağından bir makas aldı ve karşıdaki odaya geçti. "Saygın, bıktım ben bunun hallerinden ya." Diye çıkıştı Sunay. Saygında ayaklandı ve odaya doğru yürürken konuştu "Sen salak mısın Sunay, çocuğu bilmiyormuş gibi konuşma." Sunayda sinirle ayağını yere vurup peşlerinden odadan içeri girdi." 2 beyinsizin arasında kaldım kurtar beni yarabbim." Diye de her zamanki gibi söylenmeyi ihmal etmedi.

Sunay Aka

1,5 sene önce babasını kaybetmesiyle beraber tüm hayatı altüst olmuştu. O çok sevdiği işini bırakmıştı yastan bir türlü çıkamıyordu. Ta ki Murathanla tanışana kadar, başta çok normal bir arkadaşlıkları vardı daha sonrasında Murathanın normal bir insan olmadığını anlamıştı. Sunay yalnızdı, Murathanda yalnızdı. Murat kendi peşinden sürüklemişti Sunayı, Sunay mutsuz muydu? Hayır değildi. Peki mutlu muydu? İşte onu bilmiyordu.

YARIM SAAT SONRA

"Beklediğimiz elemanlar geldi." Camdan bakarken kafasıyla dışarıyı işaret etti Murathan. Yan yana dizilmiş şekilde duran. Burçin, Kubilay, Artemis ve Barışı göstererek. Hepsi şaşkın şaşkın bir birine bakıp bir şeyler konuşuyorlardı ki hepsi birden içeri girmek için hareketlendi. Camın kenarından ayrılırken konuştu. "Biri eksik ama içeri giriyorlar. Koridorda karşılayalım yeni ekip arkadaşlarımızı." Diyerek ise ekledi. Üçü beraber odadan çıkıp koridorda durdular. Ve o karşılaşma anı gerçekleşti.. Dört kişi giriş kapısının orda diğer üç kişi ise onların tam karşısında elleri arkada bağlı bir şekilde yan yana dizilmiş vaziyette duruyorlardı.

İlk konuşan Kubilay oldu. "Sunay Hanım."

Devamını işe Sunay getirdi "Hoşgeldiniz Kubilay Bey." Ve ufak bir tebessümle konuşmaya devam etti. "Ve diğer ekip arkadaşlarımız."

...

HERKESEEEE MERHABALAARR
YORUM VE VOTE ALALIMMM 🤍
İlk bölüm olduğundan belki size kesik kesik gelebilir yada hiçbir şey anlamamış olabilirsiniz ama ilerleyen bölümlerde kafanızdaki tümmmm soru işaretleri çözülecek. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Yorumlarınızı bekliyorum 🫠🫠