5. bölüm · GİZLİ BAĞ

Mutluluk

Tuana Turan

Karşımdaki babamın sülietini gördüğümde gözlerime inanamadım. O gerçekten burada mıydı?, burada olması yetmiyormuş gibi Uras ile konuşuyordu. Ne kadar sinirlensem de abimi görmeye geldiğine sevinmiştim, ama bunu ona asla belli etmezdim. Bu yüzden ifadesiz bir şekilde konuşmamla bana doğru dönmüştü.

"Bir oğlunun olduğu şimdi mi aklına geldi?"

"İşlerim vardı Efsel, ayrıca bu seni ilgilendirmiyor, istediğim zaman oğlumun yanına gelebilirim."

Dediklerine gülmüştüm. İstediği zaman gelebilir miydi?, abimin şuan yaşıyor olması bile mucizeydi, hastaneye kalkmasının üstünden günler geçmişti ama o daha yeni abimi görmeye geliyordu. Tamam beni sevmediğini herkes biliyordu, ama abime içten içe kıyamadığını ve onu sevdiğinin farkındaydım, abim babamın bana yaptıklarından dolayı babama karşı sinir beslemişti,ne kadar onu sevmiyormuş gibi davransa da içten içe sevdiğini biliyordum. Haklıydı, bana davrandığı gibi abime davranmıyordu. Ne olursa olsun sinirlenmiştim ve diyeceklerimi kimse durduramazdı.

"Yanına gelemezsin demiyorum ama bu zamana kadar gelmediysen, bu saatten sonra da gelmene gerek yoktu baba."

"Uzatma Açelya, abini kıskandığını biliyorum ama bu kadarıda fazla."

Dedikleriyle içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim.Gerçekten böyle mi düşünüyordu, oysaki ben onun abimi görmeye gelmesine çok sevinmiştim...

Her zaman babama karşı bir umudum oldu. Evet bana çok şeyler yaşatmış olabilir ama sonuç olarak o benim babamdı. Karısını seviyordu, kızını doğururken ölmüştü, ne olursa olsun bunun için beni suçlamamalıydı, ama o bana yapmadıklarını bırakmamıştı. Daha fazla uzatmak istememiştim, son sözümü de söyleyerek eve gideceğimi söylemek için Uras'a yöneldim.

"Sen öyle düşünmeye devam et baba."

Uras'a döndüğümde bize baktığını gördüm, benim ona baktığımı görünce hemen kafasını yanına çevirdi. Karşısına geldiğimde konuşmaya başladım.

"Ben şimdi eve geçicem, size yük olmak istemiyorum Uras abi."

Dediklerime karşılık kaşlarını çattı.

"Hiçbir yere gitmiyor, Açelyayla kalıyorsun Efsel."

"Uras abi cidden gerek yok ben çocuk değilim evde kalabilirim."

"Hayır Efsel bir dediğimi iki etme, hem ben abine söz verdim."

"Of tamam Uras abi,tamam"

"İyi şimdi siz eve geçin bende akşam bir uğrarım."

Açelyayla ikimiz kafamızı sallayarak onu onayladıktan sonra yan yana hastanenin çıkısına doğru ilerledik, tabiki asansörü kullanmamıştık. Artık asansörlere binme gibi bir ihtimalim yoktu,emin değildim ama asansör fobimin ortaya çıktığına emindim. Kendimde bir daha asansöre binicek gücü bulabileceğimi düşünmüyorum. Arabanın önüne geldiğimizde aynı anda oturduk, Açelya arabayı çalıştırdığında konuşmaya başladı.

"Kafeye mi uğrasak Efs?"

"Olur sen istiyorsan"

Tebessüm ederek beni onayladıktan sonra arabayı sürmeye devam etti. Ben ise derin düşüncelere dalmış bir şekilde camdan dışarıya bakıyordum, bazen yeşillik alanlar,bazen ise kalabalık ortamlardan geçiyorduk. Aklından çıkmayan şey abimin elini oynatmasıydı, bu onun için bir gelişme miydi acaba, büyük ihtimalle bu akşam Uras bana dönüş yapardı, hemen sevinmek istemiyordum ama biraz da olsa rahatlamıştım, bu yüzden Açelya'nın kahve teklifini hemen kabul etmiştim, kaç gündür için daraldığı için belki bana iyi gelirdi. Arabanın ani fren yapmasıyla az kalsın kafamı torpitoya vuruyordum ki son anda kendimi geri çekebilmiştim, ani şoku atlattığımda hemen kafamı kaldırdım, Açelya karşıda bulunan siyah arabaya saydırmaya başlamıştı.

"Niye ani fren yapıyorsun kardeşim!"

"Kusura bakmayın hanımefendi"

Açelya kapıyı açıp tekrardan bağırmaya başladı.

"Kusura bakıyorum beyefendi sizin yüzünden büyük bir kaza yapabilirdik, ben canımı yolda bulmadım!"

Artık benimde müdahele etmem lazımdı yoksa Açelya hiç iyi şeyler yapacak gibi durmuyordu.

"Tamam Açel, uzatmaya gerek yok, iyiyiz."

"Sen dur Efs böyle kişilerin azının payını vermek lazım yoksa bunlar akıllanmıyor."

"Hanımefendi özür dilerim dedim neden uzatıyorsunuz"

Adamda arabadan inmişti, kumral saçları,yeşil gözlü ve iri bedeniyle bütün gözleri üstüne çekebilecek bir yakışıklılığı vardı. Açelya adamı gördüğünde anlık bir duraksama yaşadı, tabi böyle yaşlılı adam görmeyi beklemiyordu, açıkçası bende beklemiyordum.

"Tamam beyefendi."

Diyerek onu onayladığını duyunca gözlerimi pörtlettim, adam yakışıklı olunca nasıl da tamam demiyi biliyordu ama.

Adam bizi baştan aşşağıya süzdükten sonra kafasıyla bizi onayladı. Arkasındaki kapı açılınca gözlerimiz hemen o tarafa kaydı,esmer tenli, siyah saçlı,siyah gözlü ve yüzünde botoks olduğu on metreden belli olucak kız adama bakıyordu ki konuşmaya başladı.

"Aşkım, ne konuşuyorsun iki saattir, randevuya hem kalıcaz."

Adam kadının sesini duyunca hemen ona döndü, kadın adamın yüzünü tam olarak görmek için döndüğünde ise hafif şişik karnını görmüştük. Demek bir çocukları olacaktı, kadının hamile olmasına rağmen nasıl böyle bir şey yapabildi anlamış değilim, yanlış anlamadıysam, kadının karnındaki onun da çocuğuydu,Açelyaya baktığımda ise adamı gördüğü sakinlik onda yoktu.

"Geliyorum ..... arkadaş işi biraz uzattı sadece."

"Pardon ben mi uzatmışım!"

Açelya son sözünü söyleyip arabaya yöneldiğinde bende yerimi aldım,arabayı çalıştırdı, arkaya baktığımda adamın halendaha bize baktığını gördüm.

"Bak işte böyle insanlara ağzının payını vericeksin yoksa devam ederler böyle yapmaya! Birde kadının karnı şiş, kadının hamile olmasını bu kadar mı önemsemiyor anlamadım!"

Açelyanın sinirle söyledikleriyle haksız sayılmazdı. O her zaman haklı söylüyordu da neyse.

"Şimdi bakıyorum da iyi yaptın Açel, gerçekten Böyle insanlara yapılması gereken bu."

O da beni kafasıyla onaylayınca önüme döndüm. Aradan bir kaç dakika geçtikten sonra araba küçük mavi renkle süslenmiş bir kafenin önünde durduğumuzu gördüm.

"Burası benim mekanım Efs, lattesini denemem lazım"

"Nereden buluyorsun böyle yerler ya, bir ben bulamıyorum, latte dedin canım çekti şimdi."

"Sen yeterki benimle gel, ben seni her yere götürürüm."

Bu dedikleriyle yüzümde bir tebessüm oluştu. Kapıyı açtık içeriye girdiğimizde bizi sıcak,soft bir ortam karşıladı.

"Üst kata oturalım, oranın havası daha güzel."

Kafamla onu onayladığımda bir kaç üste çıktı, etraf mavi alt tonlu kaplanmış, ortaya soft bir hava katıyordu, köşede bulunan masaya oturduğumuzda garson gelmişti, ben bir latte ve yanında sufle söylemiştim, Açelyada bana eşlik etmek için aynı şeylerden sipariş etmişti. Siparişler gelene kadar sohbet ettik, abimin durumundan konuştuk bir süre sonra Açelya'nın dedikleriyle sessizleşmiştim.

"Babanla olanları anlatmak ister misin Efs, aranızın iyi olmadığını biliyorum ama hastanedeki tavırları, evdeki tavırları pek iyiyi göstermiyor, bana anlatmadığın başka ne oldu?"

"Bu konuları şuanda konuşmasak olmaz mı Açel?, babamın hakkında konuşup moralimi bozmak istemiyorum, iyi hissettiğimde sana herşeyi anlatıcam, sadece beni anla."

Beni anlamasını umarak dediklerime tebessüm ederek karşılık verdi.

"Peki, sen nasıl istiyorsan öyle olsun Efs, ama benim her zaman senin yanında olduğumu sakın unutma."

Şevkatle söyledikleriyle ona kocaman tebessüm ettim.

"İyiki varsın Açel."

"Sende Efs."

Onun gibi bir arkadaşım olduğu için çok şanslıydım, bunu bir kere daha fark ettim. Biz sohbete dalmışken garson gelmiş, kahve ve tatlıları masamıza teker teker koymuştu.

"Dene bakalım beğenicek misin Efs, ben beğeneceğine eminim."

"Hadi bakalım dediğin kadar var mıymış."

Kahveden bir yudum aldığımda gözlerimi pörtlettim, çok kere latte içmiştim ama hiçbiri bu kadar güzel olmamıştı.

"Gerçekten çok güzel!"

Tadını çıkarta çıkarta içmeye başladım kahveyi, gerçekten tadı çok güzeldi. Keyifle tatlımızı da yedik

****

Kafe'den çıktıktan sonra Açelya'lara geçmiştik, ne kadar eve gitmek için ısrar etsem de Açelya kabul etmemiş, onların evine geçmiştik. Şuan oturma odasında birlikte film izliyorduk. Normalde ikimizde film izlerken aşırı odaklanırdık ama ben izlediğim filme odaklanamıyordum, aklım çok karışıktı. Kapıdan ses gelmesiyle ikimizde aynı anda kapıya döndük, evde tek olduğumuz için korkmuyoruz diyemezdik. İkimizde aynı anda ayağa kalktık kapıya ilerledik

"Kim o?"

Ben demeden Açelya söylemişti sağolsun.

"Benim Uras, Açelya."

"Allah seni ne yapmaya kalpten gidiyorduk ya!"

Kaşlarını çatarak demişti bunları, ne zaman korksa ve böyle bir şey olsa kaşlarını çatardı. Kapı kilidini açıp kapıyı aradım, Urasın uyumadığından dolayı gözleri mordu, bunu farketmemle yüzüm düşmüştü ama fark ettirmemeye çalıştım, abimin yanında olmak için günlerdir uyumuyordu.

"Hoşgeldin Uras abi."

"Hoşbuldum Efsel."

Ona tebessüm ettim, yana çekildiğimde içeriye girdi, koltuğa oturdu. Bizde Açelyayla yanındaki koltuğa oturduk.

"Senin tatil halendaha bitmedi mi Açelya?"

Bildiğim kadarıyla 15 tatildeydiler, Açelya ilkokul öğretmeniydi, mesleğini çok seviyordu. Çocukluktan beri öğretmen olmak istediğinden bahsetmişti bana. Onlar konuşurken bende dinliyordum.

"Haftaya başlıyacağım abi."

"Anladım, sen peki Efsel?, çalışmıyor musun?"

Açıkçası bu soruyu ondan duymayı beklemiyordum. Sorusunu yanıtsız bırakmayıp kısaca cevap verdim.

"Ben ressamım,tuval yapıyorum, sevgiye veriyorum."

Anladım dercesine başını salladığında ona tebessüm ettim, o pek tebessüm etmiyordu. Normal karşıladım, o bana tebessüm etmeyince bende tebessüm etmeyi kestim.

"Ben duş alıp hastaneye geçerim."

"Kaç gündür uyumuyorsun bu günlük ben kalıyım abimin yanında."

"Olmaz öyle şey, siz evde kalıcaksınız hem ben uykusuzluğa alışkınım merak etme."

Böyle yapmasını istemiyordum,gözlerinin altı mosmordu, gören herkes uyumadığını anlardı. Burada kalmam yetmezmiş gibi benim yüzümden kendi evinde kalmadığının farkındaydım. Ben rahatsız olurum diye gelmiyordu,tamam abimi yanlız bırakmak istemiyordu farkındaydım, ben burada olmasam bir gün bile olsa eve gelip uyurdu, bunun farkında olmak kendimi daha kötü hissetmemi sağlıyordu.

"Sen duş alana kadar bende yemekleri yaparım olur mu?"

"Olur ne yalan söyleyeyim vallaha kurt gibi açım."

Uras'ın dediklerine tebessüm etmiştik. Açelya ve Uras aynı anda ayağa kalkınca bende kalktım.

"Bende sana yardım ediyim Açel."

"Olurrrr"

Yüzümüzde tebessümlerle biz mutfağa Uras ise kendi odasına doğru ilerledi, mutfağa girmeden merdivenlere baktığımda Uras'ında bana baktığını görünce hemen mutfağa girdim. Çok farklı bakıyordu, ilk defa bir şeyler hissettiğim bakışı vardı. Açelyaya döndüğümde düşünür bir hali olduğunu gördüm.

"Ne düşünüyorsun Açel?"

"Ne düşünücem, ne yemeği yapacağımızı düşünüyorum tabiki"

"Makarna yapalım bence, şuan için en pratiği o"

"Olurr olmasına da neyli makarna yapıcaz?"

"Benim bir tarifim var onu yapalım bayılacağınıza eminim."

Oysaki abimde çok severdi makarnamı.
Bunları düşünmemeye çalışarak kendimi toparladım. Gerekli olan malzemeleri çıkartıktan sonra makarnayı yapmaya başlamıştık. Makarna hazır olduğunda içeceğimizin olmadığı fark eden Açelya markete gitmişti. Ben ise makarnanın yanına salata yapıyordum, bir yandan da şarkı mırıldanıyordum.

Zaten aşklar hep yalan dolan
Sonu hep sızı,hüsran
Geriye kalan, ardından yanlızlık olsada
Sana değer.

"Aşk acısı mı çekiyorsun Efsel, bu ne hüzün"

Duyduğum sesle hemen arkamı döndüm, evet bu Uras'tı. Utançla yüzümü yere eğdim, yanaklarımın kızardığına emindim, ne diye şarkı söylüyorsam, adam yanlış anladı işte!

"Yok Uras abi yanlış anladın sen."

Bana tebessüm etmesiyle içimde kelebeklerin uçuştuğunu hissettim,belki bana ilk defa tebessüm ettiğini gördüğüm içindir, belkide olmasını hiç ummadığım bişeydir ama bana tebessüm etmesi içten içe mutlu olmamı sağlamıştı. Bunu çok belli etmemeye çalışarak ona tebessüm ettim.

"Açelya nereye gitti?"

"İçecek almaya markete gitti."

"Anladım o zaman ben sana yardım ediyim masayı kuralım."

"Yok gerek yok ben hazırlarım sen otur."

"Elime mi yapışıcak Efsel, yardım edeyim diyorum işte."

"Sen bilirsin."

Bana yardım etmek istemesi içimi ısıtmıştı, ben tabakların yerini bilmediğimden dolayı o yanakları çıkarmış ben ise makarna koymuştum. En sonki tabağı bana veriyordu ki elimizin birbirine değmesiyle gözlerimiz kesişti. Kalp ritimlerimin hızlandığını hissettim ta ki Uras'ın tabağı hızla yanıma koyup bakışlarını benden kesmesiyle yüzüm düştü. Yüzümün düştüğünü belli etmemeye çalıştım. Sanki bilerekten elimiz değmiş gibi hemen elini çekmesi beni sinirlendirmişti. Son tabağa da makarna koyduğumda Açelya elindeki poşetle içeriye girmişti.

"Sonunda geldim, marketteki adam yüzünden biraz geç gelmiş olabilirim."

"Yok, bizde anca sofrayı hazırladık."

"Biz derken abim de mi yardım etti?"

Bakışlarımı Uras'a çevirdiğimde o da bana bakıyordu. Kafamı sallayarak Açelyayı onayladığımda

"Pek şaşırmadım, abimden beklenilecej bir şey,çaktırma tek iyi konusu yemek yapmaktır."

Uras'ın Açelya'ya bakış attığını gördüğümde tebessüm ettim. Demek iyi yemek yapabiliyordu,güzeldi,severdim. Ne diyordum ben be!

"Sende otur Efs, ben de içecekleri doldurup otururum."

"Olur"

Diyerek Uras'ın karşısında bulunan yere oturdum, açelya da masaya oturunca yemek yemeye başlamıştık.

******
Yemek yedikten sonra açelyayla kafa dağıtmak için dışarı çıkmıştık. Uras ise hastaneye uğrayacağını söyleyip evden dışarı çıkmıştı. Açıkçası onun hastanede kalmasını çok istemiyordum çünkü onun da yorulduğunun farkındaydım ne kadar bir bile olsa onun yerine abimin yanında kalmamı teflik edersem edeyim kabul etmemişti. Abim ona ne dediyse beni eve hiç göndermiyordu. İçten içe bunu yapmasına seviniyordum, sanki beni önemsiyor gibiydi neden böyle hissettigimi bilmiyordum ama böyle hissetmekten mutluydum. Dışarı çıkmadan önce doktor bizi aramış abimden iyi gelişmeler olduğundan bahsetmiştim bunun sevinci ile birlikte açelya'nın teklifini hemen kabul etmiş peki kafa dağıtmak için dışarı çıkmıştık. Haftalar üstüne güzel bir gün yaşıyordum doktorun söyledikleriyle içimde abime karşı daha fazla umut oluşuyordu. Onun uyanacağına emindim , o beni hiçbir zaman yalnız bırakmamıştı bir daha da birakmayacagini emindim. Dışarıda gezdikten sonra eve geçmiş, film izlemeye dalmışken saatin gece yarısı olduğunu fark etmemiştik bile, sırasıyla duşa girip üstümüzdeki kirleri atmış sonrasında ise yatağa girmiştik.

Telefonumun çalması ile gözlerimi açtım. Kimin aradığına baktığımda tablosunu yapmam gereken müşterimin aradığını görmemle ani bir şekilde yatakta doğruldum. Tarihe baktığımda Tavlanınesine verilmesine son birkaç gün kaldığını fark ettim aramayı hemen açtım

"Efsel benim için yapacağınız tabloyu ne zaman göndereceksiniz?"

" bazı özel durumlarımdan dolayı tablo biraz gecikebilir sizin için problem olur mu?"

" Benim için pek sıkıntı yok ama biraz erken gönderirseniz sevinirim."

" elimden geldiğince erken göndermeye çalışacağıma emin olabilirsiniz"

" teşekkürler Esra hanım iyi günler"

" iyi günler"

Şansım ilk defa yaver gitmişti, normalinde her şeye bir sorun çıkartan müşterilerle karşılaşıyordum, iyi günümdeydim galiba. O anki panikle uykumda kaçmıştı, Açelya'yadöndüğümde mışıl mışıl uyudugunu gördüğümde üşümemesi için onun üstünü örtüp yataktan kalktım. Yerdeki bavulumdan gerekli olan malzemelerimi alıp banyoya geçtim. Yüzümü yıkadıktan sonra cilt bakımlarımı yaptım, son olarak ise olmazsa olması ve 203'ümü sürüp banyodan çıktım. Bugün kahvaltıyı ben hazırlamak istiyordum, sonuçta eve geldiğimden beri pek bir şey yapmamıştım ve Uras ve açelya'ya karşı aşırı muhtaç hissediyordum bu yüzden küçük olsa da bazı şeylerde onlara yardım etmek istiyorum. Mutfağa gectigimde ev sessizdi, Uras halen daha uyuyordu galiba. Kahvaltı olarak kuymak patates kızartması ve menemen yapmaya karar verdim. Gereken malzemeleri çıkardıktan sonra ilk önce patatesleri soydum sonrasında neyse patatesleri güzel bir şekilde yıkayıp doğradım, patatesleri doğrama işi hazırdı onların yana koyduktan sonra menemen hazırlayacaktım ki, buradaki menemen nerede olduğunu bilmediğimden menemen yapmamaya karar verdim.

Kahvaltıyı hazırladığım da yukarıya çıkıp Açelya'yı uyandırmaya karar verdim. Odaya girdiğimde açelya halen daha uyuyordu, onun kulağına doğru yaklaştım, var gücümle bağırdım.

"Günaydın!!"

Anında uyanmış gözlerini pörtleterek bana bakıyordu,

"Ne bağırıyorsun be!"

"Uyanma vakti güzellik!"

"Iy cıvıma Efs,hem sen neden beni uyandırıyorsun?"

" kahvaltı hazırladım, camış gibi yatmayı bırak da kalk yiyelim."

" beni niye beklemedin, birlikte hazırlardık"

" Biliyorsun açel, size yükmüş gibi hissediyorum, her şeyi zaten sen yapıyorsun bir kahvaltını lafı mı olur."

" ya öyle demek istemedim tabii ki de neyse bunları konuşmayalım, sen abimi kaldır o sıra bende gelirim, öyle yeriz"

Ne yani Uras'ı ben mi kaldıracaktım?, Dün gece yaşananlardan sonra bunu çok doğru olacağını düşünmüyorum.

" sen gelirken kaldırsan olmaz mıydı açel?"

" ben şu an hiç onunla uğraşamam 2 dakika kaldırsan olmaz mı Efs"

"Eee madem öyle diyorsun kaldırıyım ben bari"

"Kaldır sen kaldır."

O şu an bana ima mı yapıyor yoksa bana mı öyle geliyordu ?

Açelyaya en tip bakışımı atıp odadan çıktım, Uras'ın odasına ilerlerken kalp atışlarımın hızlandığını hissettim, bu pek iyiye bir işaret değildi, maalesef ki ben bunun farkındaydım, görmemezlikten gelmeye çalışıyorum ve inşallah düşündüğüm şeyler olmuyordur. Bunları düşünmeyi bırakmam gerektiğini Uras'ın odasının kapısıyla bakışmamla anladım. Kapıya tıklamadan önce içime derin bir nefes çektim ve kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Sakinleşti de kapıya üç defa tıkladım, yerden ses gelmeyince çok yüksek olmayan bir sesle

"Uras abi içeride misin?"

İçeriden gelen yere bir sesle dayanamayıp kapıyı açmamla, hemen pişman olmuştum, karşımda yarı çıplak Uras duruyordu, istemsizce bakışlarım ilk önce karın kaslarına sonrasında bacak kaslarına kaymıştı, neler geçiyordu aklımdan tövbe tövbe...

Bir adam nasıl bu kadar kalsa olabilir diye düşünmek bile istemiyordum çünkü aşırı kaslı ve ilgi çekiciydi, orası yüzüne baktığımda bana ters bir şekilde bakıyor ama alttan alttan sırıtıyordu bunu ne kadar belli etmemeye çalışsa da fark etmiştim, onu süzme hoşuna gitmişti ama bunu belli etmemeye çalışıyordu, baya baya ortadaydı yani.

" sen herkesin odasına böyle dalar mısın?"

Uras'ın konuşmasıyla adamı süzdüğümü fark edip hemen arkamı döndüm, birtık geç olmuştu ama olsun.

" kapıya üç defa çaldım ama duymadın galiba, içeriden de ses duyunca merak edip kapıyı açtım."

" Merak ettiğin şeyi bulmuş gibi görünüyordun az önce."

Şu anda yanağımın domates gibi kızardığına o kadar emindim ki, arkamı dönersem Uras'ın yüzümü görmesi ile kahkaha atacağına emindim. Neyse bunları düşünmeden hemen söze girdim.

" yok abi ne alaka, ben sadece kahvaltı hazır demek için gelmiştim."

" tabi öyledir bence de, neyse ben üstümü giyinip gelirim. Sen gidebilirsin."

Yüzüne vatan gülüsü olduğuna emindim. Bunun üstüne çok değinmeyerek, hızla merdivenlerden inmeye başladım,tabiki yüzümü arkaya döndürmemeye dikkat ederek. Aşşağı kata indiğimde hemen banyoya girdim,aynaya baktığımda kıpkırmızı yanaklarımı görmek beni şaşırtmamıştım. Biraz da olsa kızarıklığı gidermek için birkaç kere suyla yüzümü yıkadım, aynaya baktığımda ilk halinden ziyade daha iyi görünüyordu. Lavaboda işim bitince mutfağa geçtiğimde Uras ve Açelya çayları doldurmuş beni bekliyorlardı, bende masaya oturduğumda kahvaltıya başladık.

******
Uras kahvaltıdan sonra çok önemli bir işi olduğunu söyleyip evden çıkmıştı, neyin bu kadar önemli olduğunu merak etmiştim ama çok kurcalamak istemedim, biz ise oturmuş kahvemizi içiyorduk.

"Acaba abimin ne gibi işi vardı da bu kadar aceleyle çıktı."

"Bende anlamadım ki"

"Neyse bugün ne yapsak?"

"Benim eve uğrayıp tuvalimi almam lazım,dün müşteri beni aradı, geç bile kaldım tuvali göndermeye, şanslı günündeymişim ki kadın iyi karşıladı."

"Tamam o zaman kahveler bittikten sonra sizin eve geçeriz."

"Teşekkür ederim Açel"

"Ne için teşekkür ediyorsun Efs?"

"Herşey için."

"Yapmam gerekenleri yapıyorum Efs, kendini muhtaç hissetmeni istemiyorum."

Dedikleriyle içten bir şekilde gülümsedim,o olmasa ne yapardım bilmiyordum.

******

Kahveler bittikten sonra evden çıkmış, bizim eve gidiyorduk.

"Senin uğraman gereken yer varsa ilk oraya uğrayalım Efs"

"Eve bir bakayım boyalar yetmezse uğrarız olur mu?"

"Tamam o zaman ilk eve geçelim bari."

"Eee baban evde midir, vallaha pek onu çekesim yok ne yalan söyleyeyim."

"Vallaha bende babamın dediklerini çekmek istemiyorum ama yapıcak bişey yok evdeyse dayanıcaz sonuçta bir şey alıp çıkarız evden bişey olmaz."

"Eee madem sen öyle diyorsun."

Konuşmamız bittiğinde sessizleşmiştik,bir süre sonra evin kapısının önüne gelince birlikte arabadan inmiştik. Kapıya geldiğimizde korumalar bize baş selamı vermişti. Çantamdan anahtarımı çıkartıp kapıyı açtığımda içeriden buram buram alkol kokusu geliyordu, ne alakaydı, tamam babam içiyordu ama bu kadar koku olmasını sağlayacak ne olabilirdi?

Açelyada aynı şeyi düşünüyor olacak ki burnunu buruşturmuş bana bakıyordu.

"Leş gibi alkol kokuyor baban ne tür bir depresyona girdi acaba?"

"Bende anlamadım ama pekte iyiye işaret değil gibi."

Ee yani dermiş gibi bir bakış attığında eve adımımızı attık, oturma odasına girdiğimizde,bir kaç yastık yerde duruyor,ev ise dağınıktı. Sabır çekerek üst kata çıkmaya başladık. Odamın olduğu kata geldiğimde üst kattan şiddetli olmayacak bir şekilde kadın sesi geliyordu. Başımdan aşşağıya kaynar sular döküldüğünü hissettim. Düşündüğüm şey olamazdı değil mi?

Abim hastanede can çekişirken babam eve kadın atmış olamazdı değil mi?

Anneme bunu yapmamıştır dimi?

Gözlerimin dolduğunu hissettim açelyaya baktığımda o da bana şoke olmuş bir şekilde bakıyordu.

"Kötü düşünmeyelim hemen."

"Ne kötü düşünmemesi Açel!,duymuyor musun sende?"

"Duyuyorum duymasına da, hemen kötü düşünme diyorum işte,gel bir bakalım."

Kısık bir şekilde konuşuyorduk,babam duymasın diye. Ne kadar oraya çıkmaya korksam da Açelya'yı kafamla onayladım. Korkak adımlarla üst kata ilerlerken, ya düşündüğüm şey gerçekten oluyor sa ne yaparım diye düşünmeden edemiyordum. Babamın kaldığı kata çıktığımızda onun kapısına doğru ilerledik.

"Ben açamam sen açsan olur mu Açel?"

"Tamam, bunu yapabilirim, inşallah yani"

Derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı araladı,içeriye kafamızı soktuğumuzda içeride kimse yoktu. Açelyayla gözlerimiz kesiştiğinde bunlar bizimle dalga mı geçiyor diye onun da düşündüğüne adım gibi emindim. Biraz da olsa içim rahatlamıştı ki yine aynı sesin gelmesiyle bakışlarımız sesin geldiği yöne yani misafir odasına kaydı. Açelyayla birlikte oraya doğru ilerledik, kapıya geldiğimizde

"Bu sefer sen aç."

Kafamla onu onaylayıp yavaşça kapıyı açtım. Derin bir nefes alıp içeriye baktığımda üstümden bir yük kalktığını hissettim, içeride babam değil, daha önce görmediğim ama babamın misafiri olduğunu düşündüğüm,bir kadın ve bir erkek vardı. Dudaklarını birbine değdirip sesli bir şekilde öpüşüyordular,gördüklerimle hemen kapıyı kapattım,kapıyı duyma sesiyle bizd doğru döndüklerine emindim ama bunu çok umursamadım.

"Kim be o?"

"Yanlış odaya girdim siz devam edin, rahatsız olmayın kendi evinizmiş gibi davranabilirsiniz."

Açelya benden bu sözleri beklemiyormuş gibi şaşkın bir ifadeyle tiz bir kahkaha atmıştı, bende anın sevinciyle gülmüştüm. Korktuğumuz şeyin olmadığına dua ederek benim odama doğru ilerlemeye başladık. Odama girdiğimizde

"Yine döktürmüşsün resimleri"

"Eee yaptık bir şeyler işte"

"Bende senden bir tablo istesem yapar mısın Efs?"

"Tabiki yaparım nasıl bişey istiyorsun ki?"

"Dahaden karar vermedinkiii"

"O zaman sen karar verince yaparım"

"Olurrr"

Aşırı tatlı bir şekilde dedikleriyle yanaklarını mıncırasım gelmişti. Ben gerekli olan malzemelerimi alırken Açelya'da odamı inceliyordu, ondan gelen sesle bakışlarımı ona çevirdim.

"Bu kim sana çok benziyor."

Elindeki annemin resmini bana uzatarak sorduğu soruyla yerimde buz kestim,sonrasında yüzümde istemsizce buruk bir gülümseme oluştu.

"Annemin fotoğrafı o, çok benziyoruz değil mi?"

"Annen mi?, çok güzel gerçekten ve acayip benziyorsunuzz cuk demiş oturmuş cidden!"

Gülümsemem büyüdü komik bir tepki vermişti gerçekten. Önüme dönüp gereken tüm malzemeleri çantaya koyduktan sonda Açalyaya döndüm.

"Ben hazırım hadi gidelim."

Beni başıyla onayladıktan sonra odamdan çıktık. Arabaya bindiğimde rahat bir nefes aldım,geçen seferki gibi babamla karşılaşmamış olmamıza sevinmiştim,onun söyleyecekleriyle moralimi bozmak istemezdim.

******

Yolculuk boyunca Açelyayla havadan sudan konuşmuştuk,şimdi ise evin kapısını çalmış,açılmasını bekliyorduk. Malum Açelya hanım evin anahtarını almayı unuttuğu için.

"Nasıl anahtarı evde unutabiliyorsun anlamış değilim Açel"

"Ne yapayım kızım insanlık hali hem benim B 12 yok."

"Hehe ondan Açel ondan"

Bana tip bir bakış attığında kapı açılmış, Uras abi ile bakışıyorduk,

"Hoşgeldiniz, geçin içeri."

"Hoşbulduk Uras abi"

"Hoşbulduk abi"

Diyerek aynı anda eve girdik, çantalarımızı vestiyere bıraktıktan sonra salona ilerlemeye başladık, ne hikmetse salonun kapısı kapalıydı, nedenini anlamış değildim ama sorgulamadım.
Açelya kapıyı açtığında abimin nerede solusam tanıyacağım kokusunu almamla gözlerimin pörtlemesi bir olmuştu, abimin kokusunu neden alıyordum?

Tam bunları düşünürken içeriden cılız bir ses duymamla gözlerimin dolması, yerime çakılmam bir olmuştu.

"B-ben abimin sesini duyuyorum, hayal mi görüyorum?"

Sorgular bir şekilde konuştuğumda Uras sırıtmıştı.

"Bende duyuyorum!"

Diyerek içeriye dalmıştı Açelya bende onunla birlikte salona girince abimi görmemle mutluluktan havalara uçabilirdim!

"Abi,Uyanmışsın,Sen nasıl geldin buraya!"

Hızlı bir şekilde abime yaklaştım, yarasına dikkat ederek ona sımsıkı sarıldım.