GİZLİ BAĞ kitap kapağı

11. bölüm / 11

GİZLİ BAĞ

Ben Anne Olamayacak Mıyım?

Vaveyla Yazarı: Tuana Turan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Ben Anne Olamayacak Mıyım?

Etrafım lacivet güllerle kaplı, hava kapkaranlık ama önümü oldukça net görebiliyordum. Ne olduğunu anlamaz bir şekilde, güllerin dikenlerinin bacaklarımı kesmesini önemsemeden ilerledim. Ne kadar ilerlediğimi bilmiyorum ama bir süre sonra karşımda bir süliet belirdi. Oldukça tanıdık ama bir yabancıymış gibi hissettiren bir süliet...

Ona daha da yaklaştığımda göğüs kafesim yerinden çıkacak kadar atmasını sağlayacak bir beden ile karşılaştım.

Karşımdaki oydu, hayatımın mahvolmasına sebep olan, içten içe hiç yüz yüze gelmesek de özlemini gideremediğim;

Annem.

Bal rengi gözleri, kopkoyu, siyaha çalan gözlerim ile kesiştiğinde tüylerimin diken diken olduğunu hissettim.

"Korkmana gerek yok. Benim, annen."

"Neden buradasın, ben neden buradayım,neredeyiz biz!?"

"Seni eve götürmeye geldim annem, hadi gel benimle."

"B-ben gelemem. Abim beni bekliyor."

Arkamı döndüm, bir umut abim oradadır diye ama... gördüğüm tek şey kapkaranlık bir yerdi. Hayal kırıklığı ile tekrar ona döndüm.

"Bak, senin yanında sadece ben varım Efsel, hadi gel benimle kızım, beni özlemedin mi?"

"Ben seni her zaman özlerim, özlüyorum ama..."

"Aması yok, olmamalı hadi gel artık, karan seni bekliyor."

"Karan? O kim?"

Cevap vereceği an arkamdan çok tanıdık, içimin rahatlamasını sağlayan ses geldiğinde kafamı oraya çevirdim.

"Efsel, seni arıyordum, neden buradasın?"

"B-ben bilmiyorum, bir an kendimi burada buldum."

"Tamam, bu kadar ayrı kalmak yeter, hadi gel evimize gidelim, hem Rasel açıkmış, bizi bekliyor."

"Rasel'e mama vermedin mi? Ama, o benim onunla gitmemi istiyor, onu yalnız bırakmamalıyım değil mi Uras?"

"Hayır, hayır öyle düşünmemelisin, hadi gidelim lütfen."

Tekrardan başımı ona döndürdüm. Bana hayal kırıklığına uğramışcasına bakıyor, bu içimin acımasına sebep oluyordu. Kendimi çıkmaza girmiş, çıkamaz hale gelmiş gibi hissediyordum.

"Özür dilerim ama... onu bırakamam."

Diyerek Uras'a döndüm, olabildiğince çok hızlı koşarak ona sarıldım.

Bir anda panik içinde gözlerimi açtığımda, bir kabusun içinde olduğumu anlayınca içime bir rahatlama çöktü.

~İLAHİ BAKIŞ AÇISI~

Demir, Uras ve Açelya bir duvara yerde birbirlerine yaslanmış bir şekilde karşı yatakta yatan Efsel'in uyanmasını dört göz ile bekliyordular.

Uras içten içe kendini yiyor, suçluyor neden daha erken gitmedim, daha erken gitseydim belki bunlar olmazdı, o şuanda orada yatmıyor olurdu, evden daha geç çıksaydım belki bunlar olmazdı düşüncesi aklında yankı yapıyor, susmuyordu. İçten içe ona bağlanmış, değişik bir duygunun içinde hissediyordu kendini.

Açelya, belki korkaklık yapmasaydı, o odadan daha erken çıksaydı, veya onun yanında olsaydı böyle olmayabilirdi düşüncesi kalbini yerinden sökercesine acıtıyordu. Sadece bununla kalmayıp bugün hayatının başına yıkıldığını hissediyordu sonuçta onun yüzünden, kardeşim dediği kız hastane köşelerinde bir ruh gibi yatıyor, uyanmıyor, bir kaç günde bağlandığı kızı gibi hissettiği Beria ise onun dikkatsizliği yüzünden hala bulunamamış olması, bunu hayatında hiçbir zaman unutamayacağının bir göstergesi olduğunu gayet iyi farkındaydı, kendini hiçbir zaman bunlara neden olduğundan dolayı affetmeyecekti.

Demir... kardeş acısını bir daha çekmek onu o kadar acıtıyordu ki... bir ay sonra doğum gününü kutlayacağı kardeşi şuanda karşısında aletlere bağlı, bir ruhtan farksız bir şekilde yatıyor olması içten içe onu yiyordu. Kızı... onun için bile şuanda elinden gelen hiçbir şey olmaması, askerlerinin onu araması bile içini rahatlatmıyordu.

Hepsi berbat bir haldeydi, Efsel ve Beria'nın iyi olduğunu duymadıkları süre içerisinde hiçbiri toparlanamayacak, ayağa kalkalamayacaktı.

Neredeyse aradan 3 saat geçmiş, uras, açelya ve demir oturdukları yerden hiç kıpırdamamıştılar. Karşıdan gelen doktor ile hepsi aynı anda ayağa dikildi. Doktor yanlarına geldiğinde ise ilk olarak Uras konuşmaya başlamıştı.

"Durumu nasıl doktor, o iyi mi?"

"Efsel Hanımın aldığı yaralanmalardan dolayı en sol kasığına sağlanan bıçak darbesi derin olduğundan kaynaklı çocuk sahibi olma ihtimali %50 olarak görünüyor gözlerini açması yakındır bu gece uyandırmayı düşünüyoruz tekrardan geçmiş olsun."

Açelya duyduklarıyla yıkılmıştı kardeşi gördüğü en yakın arkadaşının uyanacak olmasına sevinirken ileride çocuk sahibi olmasının yüzde elliye düşmesinin onu nasıl yıkacağını düşündükçe daha çok ağlıyordu. Demirin söyledikleri ise onu daha da yıktı.

Demir kardeşinin çocuklara olan düşkünlüğünü ileride nasıl anne olacağını bile hayal ettiği kardeşinin anne olma olasılığının yarıya düştüğünü mü söylüyordu bu doktor

"Hayır Hayır doktor bey yanlışınız var benim kardeşim çocukları çok sever ileride anne olmak istiyor iyi bakın tekrar testlere bakın bir şey yapın kafayı yiyeceğim lan ne diyor doktor"

Diyerek çıldırmaya başladı, demir açelya ağlarayarak daha fazla dayanamaz, Uras'ın yan tarafında olduğunu umursamadan Demir'i kendine çeker ona sımsıkı sarılır, yanında olduğunu ona göstermeye, hissettirmeye çalışır.

"O iyi olacak bir şeyi yok"

Diyerek Demir'i sakinleştirmeye çalıştı.

Uras başını iki elinin arasına alarak sıkalnişdiği kadar sıktı, saçlarını çekebildiği kadar çekti. Bu duyduğu şey onu yıkmıştı. Kim bilir Efsel'in ne gibi hayalleri vardı, nereden bilebilirdi ki, kalbindeki sızı daha da arttı, nefes alamaz hale geldi.

Bir süre sonra Efsel'in odaya alınması ile herkes odadaki yerini almış, boşluğa bakıyordular. Açelya Efsel'in yanındaki sandalyeye oturmuş, Demir ve Uras ise Açelyanın arkasındaki koltukta boş boş oturuyordular.

~EFSEL'DEN~

Gözlerimi açmak istemiyordum,Her nefes alışım bir acıyı hissetmeme neden oluyordu ağrım vardı kolumun üzerinde ayrı bir ağırlık vardı gözlerimi zorla açtığımda gözüme çarpan ışık aniden kırpıştırmama neden olmuştu başımı yan tarafımdaki ağırlığa çevirdiğimde ise kolumun üstünde yatan açelyayı gördüm o sırada farkettiğim şey ise bir hastanede olduğumuzdu.

Kurumuş boğazımdan dolayı öksürmeye çalıştığımda, karnımda hissettiğim o keskin acı ile küçük bir çığlık attığımda Açelya uyanmış bana çekingen ama mutlu bir yüz ifadesi ile bakıyordu.

“Uyanmışsın kardeşim!”

Açelya’nın bağırmasıyla daha yeni yeni gördüğüm arkadaki Abim ve Uras hızla Açelyanın yan tarafına gelmiş sersem ama mutlu bir yüz ifadesi ile bana bakıyordular.

“Ben doktor çağırıyorum!”

Uras doktor çağıracağını söylediği an hızla odadan çıkmıştı. Abim diğer tarafıma gelip elimi tuttuğunda benim de gözlerim doldu çünkü onun göz altları morarmış, şişmiş ve şu anda bana dolu gözleri ile bakıyordu.

“Nasılsın, iyi hissediyor musun abim? Rahat mısın?”

“İ-iyiyim.”

Boğazım kuruduğu için kekeleyerek sadece bu kadar konuşabilmiştim.

“Tamam, tamam abim konuşarak yorma kendini şimdi doktor gelecek, iyisin.”

Başımla onu onayladığımda daha fazla konuşmak istemiyordum, karnımdan kasıklarıma vuran ağrı oldukça açı çekmeme yol açıyordu. Kapı açıldığında hepimiz o yöne döndük, doktor yanıma yaklaştı.

“Geçmiş olsun Efsel Hanım, nasıl hissediyorsunuz?”

Göğüs altımdan kasıklarıma doğru parmaklarımla işaret ederek konuştum.

“Çok ağrı var.”

“Bu ağrı çok normal, bu gibi vakalar olduğunda hasta genellikle 2 hafta’da zor toparlanabiliyor yani anlayacağınız bu çok normal bir ağrı, Efsel Hanım. Endişelenmenize gerek yok, iki gün daha bizim göz altımızda tutulacaksınız, duruma göre sizi eve göndereceğiz.”

“S-sadece derin bir yara ama değil mi, başka bir sorun yok yani? Sadece bir kesik olsaydı bu kadar ağrı olacağını düşünmüyordum.”

Bunu dediğimde odadaki doktor da dahil herkesin buz kestiğini hissettim.

Neden böyle bir tepki verdiler?

“Neden böyle bakıyorsunuz, bir sorun yok değil mi?”

Hepsine teker teker bakmama rağmen hiçbirinin ağzını bıçak bile açmadı. En son doktor konuşmaya başladı.

“Bunu söylemek bana düşmez, ben çıkayım en iyisi, tekrardan geçmiş olsun.”

Doktor odadan çıktığında tekrardan onlara döndüm.

“Ne olduğunu biri söyleyebilir mi artık?”

“Bak… hemen endişelenmene gerek yo-“

“Endişelenmem gerekip gerekmediğine ben karar veririm abi, bana ne oldu, söyle artık!”

“Kasıklarından büyük darbe alman sonucu hamile kalma oranın yüzde elli’ye düştü.”

Kanımın çekildiğini hissettim derler ya. Ha işte şuanda tam olarak o durumdaydım. Vücudumun donduğunu, buz kestiğimi hissettim.

“Ne diyorsun sen, saçmalama olamaz öyle bir şey!”

Delirmiş gibi bağırmaya başladım. Böyle bir şeyin olma olasılığı olamazdı, benim hayallerim vardı, bir kızım birde oğlum olsun babasına benzesinler istedim, kabul edemezdim.

“Efsel bak sakin ol lütfen, atlatacağız bunu da, bak ben varım açelya var uras var, her doktora getiricem seni, lütfen böyle yapma.”

“Saçmalamayın yok öyle bir şey, benim hayallerim vardı, olamaz… olamaz.”

Ayağa kalkmaya çalıştım, kolumdaki serumu çıkarıyordum ki Uras benden önce davranıp iki kolumu tuttu, kafamın onun boynuna gelmesini sağladığında onun kokusu burnuma gelmesi ile derin bir nefes aldım, sanki hayata yeni dönmüş, ilk nefesimi almış gibi…

“Sakin ol, bak kendine daha çok zarar veriyorsun böyle, halledicez, bunu da atlatıcaz, ben yanındayım.”

Biraz da olsa soluklanmaya çalıştım, kolumda bir sızı hissettiğimde Uras’ın boynundan kafamı kaldırdım. Ne ara odadan içeriye girip bana iğne yapmaya başladığını anlamadığım bir hemşire bilmediğim bir ine vuruyordu.

“Yapma, istemiyorum, yapma!”

Kolumu hareket ettirdiğimde iğnenin olduğu yer şiddetli bir şekilde darbe aldığı için damarımdan oluk oluk kan akmaya başladı, o kanı gördüğümde ise bilincimin istemsizce gittiğini hissettim, bilincim kapanmadan önce şunu söyledim,

“Olamaz, ben anne olmalıydım…”

Sonrası ise koca bir karanlıktan ibaretti…

~SABAH~

Ne kadar istemesem de gözlerimi araladım. Etrafa baktığımda yanımda oturan Uras’ı görmemle kalp atışlarım hızlandı, Allah’tan kalbime bağlı kablolar sayesinde kalp atışımı kontrol eden cihaz ötmemişti.

Uras uyandığını gördüğünde hafif gülümsemiş ve konuşmaya başlamıştı.

“Nasıl hissediyorsun Efsel?”

“Hiçbir şey hissedemiyorum, hissetmek istemiyorum Uras.”

“Bak… seni anlıyorum ama elimizden gelen bir şey yok maalesef ki, bu yüzden kendini toparlaman lazım.”

“Beni anla anladığını falan yok Uras, şu an sadece bana açıyorsun bu yüzden böyle şeyler diyorsun!”

“Sana acımak mı, saçmaladın artık Efsel, ne dediğinin farkında mısın sen, ben senin böyle şeyler yaşadığın için canımdan can gitti ama sen bana gelmiş bana acıyorsun mu diyorsun, ha Efsel?”

“Sen beni nasıl anlayacaksın ki Uras, tamam öyle demeliydim ama şu an sen beni anlayamazsın nasıl hissettigimi asla anlayamazsın benim hayallerim vardı, küçük bir kızım olacaktı babasına benzeyecekti oğlum abilik yapacaktı ona…”

Gözlerim dolduğunda ağladım ağlayacak bir halim vardı ,

“ bunu da üstesinden geleceğiz hem hala hamile kalma ihtimalin var sıfırlandı yani hala bir umut var. Hemen yıkılmamalısın Efsel.”

Daha fazla dayanamam hüngür hüngür almaya başladığımda ugrasin bana karnıma dikkat ederek sarılması ile daha da aglayasim geldi sanki onun yanında ağlayabilecekmişim gibi hissettim neden böyle oldu bilmiyorum ama onun yanında ona her şeyi anlatabilir ona sarılabilir onun yanında ağlayabilirim gibi hissediyordum kendimi.

Birbirimizden Ayrıldığımızda kendimi daha iyi hissediyordum ağrılarım dinlemese de Uras bana söyledikleriyle içimdeki acıyı biraz dindirmişti. Aklıma abim ve açelya geldiğinde Uras’a döndüm.

“ abim ve açelya nerede Uras?”

“Onlar eve geçtiler senin için kıyafet almak için, gideli bayağı oldu büyük bir ihtimalle az sonra gelirler.”

“Anladım… benim ne zaman hastaneden çıkacağımı biliyor musun? Doktor bir şey söyledi mi yani.”

“ Yarın sabah çıkarırlar büyük bir ihtimalle, bugün de kontrol altında kalacaksın demişti hemşire geldiğinde.”

“Anladım…”

“Burada tek kalabilirsin değil mi? ,Ben gidip doktora söyleyim yemek yiyebilecek misin ona göre yemek alıp gelirim.”

“ ben şu an pek aç değilim ya tamam tek kalırım ama aç hissetmiyorum o yüzden yemek istemiyorum Uras.”

“ yemek istemiyorum da ne demek saçmalama istersen, sen bekle ben alayım olmazsa birazcık yersin sonrasını bırakırsın.”

“Tamam o zaman sen ne dersen öyle olsun.”

Odada 15 dakika boyunca boş boş oturuyordum, kapı çalınca basımı oraya çevirdim ve,

“Gir!”

Elinde yemek tepsisi ile içeri giren Uras bana oldukça ilgi çekici görünüyordu, kısa kollu tişörtünden görünen kasları nedensizce şu an gözüme çok iyi görünüyordu gerçekten.

“Sevdiğin yemeklerden almaya çalıştım.”

“Çok teşekkür ederim Uras.”

“Lafı bile olmaz böyle şeylerde teşekkür etmene gerek yok Efsel”

Ona hafif gülümsediğimde yanıma yemek yeme masasını getirmiş yemeği ise önüme açmıştı bile, önümdeki mercimek çorbasından kaşığı alıp bana çevirdiğinde biraz şaşkındım, yine de bir şey demeden çorbayı içtim. İçtiğim çorba o kadar tuzsuz ki yüzüme buruşturup beğenmediğini fark etmiş olacak ki bana sırıtarak bakıyordu.

“Sırıtma Uras, bu ne tuzsuz bir şey.”

“Hastasın kızım sen tabii ki tuzsuz yiyecektin. Hadi ye bitecek bu.”

Birkaç kaşık daha yedikten sonra gerçekten midem bulanmaya başladığı için Uras’a söyledim.

“ Uras gerçekten midem bulanmaya başladı lütfen daha fazla yemiyim.”

“ tamam seni zorlamayacağım yeter bu kadar şimdi biraz uyu dinlen ben buradayım bunu sakın unutma.”

“Çok teşekkür ederim Uras iyi ki varsın… gerçekten.”

Bana gülümsediğinde, Beria aklıma geldiğinde yüzümdeki tebessüm silindi, onun yerini bir acı aldı.

“Lütfen bana Beria’nın bulunduğunu söyle Uras.”

Umutsuz bir şekilde bana baktığında, bulunamadığını anladım. İçim içimi yemesine rağmen gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım.

Ne kadar uyumaya çalışırsam çalışıyım Beria’yı düşünmekten, ve Uras’ın beni izlediğini bildiğimden dolayı mı bilmem ama bir türlü uyuyamadım, kapı sesi geldiğinde ise gözlerimi açmak yerine uyuyormuş gibi yapmayı tercih ettim.

İçeri giren kişinin abim ve Açelya olduğunu kokularından anladım.

“Ne zaman uyudu, yemek yedi mi?”

“Biraz çorba içti, uyuyalı da bir saat oldu, daha iyi gibi.”

“İyi, iyi doktor bir şey dedi mi peki?”

Bunu soran ise Açelyaydı.

“Aynı gözüküyor yarın akşam gibi işlemler tamamlanıp eve gönderebilirmiş. Beria’dan haber geldi mi?”

“Askerlerin elinden kaçmış sanırsam, ama nerede olduğunu hala bilmiyoruz”

Duyduğum şey ile sevinsem mi yoksa üzülsem mi bilemedim. Dışarıda iti kopuğu vardı.

Bu konuşmadan başka pek bir şey konuşmadan hepsi bir koltuğa oturdu, bir süre sonra uyuduklarını düşünerek gözlerimi araladım. Hepsinin yüzüne baktığımda Uras’da durdum. Uyurken sert çehresi yumuşamış, up uzun olduğunu düşündüğüm kiprikleri ise neredeyse göz altlarına kadar değiyordu. Uyurken o daha da yakışıklı görünüyordu. Bir süre boyunca onu öylece izledim, sonrasında zaten istemsizce uykuya dalmıştım.

Sabah uyandığımda odada kimse yoktu. Aşırı sıkıştığım için ne yapacağımı bilemedim, yarama dikkat ederek ayağa kalkmaya çalıştım, yatağa ve duvara tutunarak bir adım attığımda ayağım boşaldı, yeri boylayacağımı düşünürken tuvaletten çıkan birinin beni kol altımdan yakalayarak düşmememi sağlaması benim için çok iyi olmuştu. Kafamı kaldırdığımda karşımdaki kişinin Uras olduğunu görmek beni hem rahatlatmış hemde kalbimin daha hızlı atmasını sağlamıştı.

“Kızım ne öyle kendin ayağa kalkmaya çalışıyorsun sen ya!”

Hafif sinirle söyledikleriyle yüzümü daha çok buruşturdum.

“Ah, dur Uras acıyor zaten. Altıma mı işeseydim!”

Bende aynı sinirle ona karşılık verdiğimde yavaşça beni yerime geri oturmuştu. Oturur pozisyona gelmek daha da acıttığında ağzımdan bir çığlık firar etti.

“Ahh!”

Hemen beni tekrar ayağa kaldırdı, bu sefer kucağına alıp yatağa beni incitmemeye çalışarak koyduğunda kendimi çok mahcup hissediyordum tek sıkıntı bu değildi ki yaram daha çok acıyordu.

Yarama baktığımda kanama olmaması beni mutlu etmişti. Ama hareket ettiğim için daha da çok gelen çişim hiç mutlu etmiyordu.

“Uras, benim acil tuvalete gitmem lazım.”

“Hemen doktor çağırıyorum, burada bekle, sakın ayağa kalkmaya çalışma.”

Uras kapıdan gittiğinde durduk yere gelen hapşırığımla yaramdaki acı daha da arttı ama sorun bu değildi.

Sorun altımda hissettiğim sıcak hissiyattı.

Evet, altıma işemiştim.

Odada kimse olmamasına rağmen yanaklarım o kadar çok kızardı ki şuanda domatesten bir farkım olduğunu düşünmüyordum.

Kapının açılması ile başımı edebildiğim kadar önüme eğdim. O kadar utanıyordum ki bu utanmanın bir haddi hesabı yoktu.

“İyi misin Efsel?”

“Değilim…”

“Neden değilsin bir şey mi oldu?”

“Şey…”

Gözlerim altıma kaydı, küçük bir yuvarlak ıslaklık orada öylece duruyordu. Benim baktığım yeri gören Uras bakışlarını oraya gördüğünde yaramın acımasını umursamadan ıslaklığı kapatmaya çalıştım ama nafileydi, mavi hastane elbisesinden o ıslaklık oldukça ortadaydı.

Uras bunu görmemezlikten mi geldi bilmiyorum ama odada bulunan küçük dolaba ilerledi içinden eline gelen, benim için gerekli olan eşyaları alıp yatağın yanına bıraktıktan sonra bana döndü.

“Ben gideyim, hemşire seni giydirsin, doktor çıkabileceğini söylemişti. Demir ve Açelya geldiğinde yola çıkarız.”

“Tamam…”

Kısılmış sesim ile onayladığımda odadan çıkmıştı. O odadan çıktıktan bir kaç dakika sonra kadın bir hemşire yanıma geldi, bana yardım ettiğinde altıma bol siyah bir eşofman altı, üzerime ise bol beyaz bir tişört giymiştim. Abimler mavi iç çamaşırı getirdiği için beyaz tişörtümün altından biraz da olsa göğüslerim belli oluyordu ama şu anda onu umursamıyordum bile. Hemşire odadan çıktığında uras içeriye girdi. Kapıyı kapatıp bana döndüğünde göğüslerimi görmüş olacak ki bakışlarını hemen yüzüme çevirmişti, yanıma geldiğinde ise üzerindeki siyah hırkayı çıkarıp bana uzattı.

“Gerek yoktu, üşümüyorum ben.”

“Dışarısı soğuk üşürsün, giy hadi.”

Kendim giyemeyeceğim için ondan yardım almaya karar verdim.

“Giyerken ani hareket yaparsam yaram acıyor da, sen bana yardım eder misin?”

“Tabiki.”

Bana yardım ettiğinde hırkayı giymiştim, o da yanımdaki sandalyeye oturmuştu.

Bir süre sonra abim ve Açelya geldiğinde onların yardımıyla yavaşça ayağa kalktım. Arabaya geldiğimizde ise ben önde abim ve açelya arkada Uras ise direksiyondaydı, ben öndeydim çünkü yatar pozisyonda oturuyordum, yoksa yaram feci şekilde ağrıyordu.

Eve geldiğimizde etraf biraz da olsa toplanmıştı. Ben direk olarak yatak odasına yerleşmiştim, çünkü günün yorgunluğu ile konuşacak taakatim bile kalmamıştı. Bir süre sonra gözlerimi kapattım ve derin bir uykuya daldım.

Sabah Açelya’nın bana seslenmesi ile gözlerimi açtım.

“Uyan Efsel, biri seni ziyaret etmeye gelmiş.”

“Kim?”

“Bilmiyorum, ilk defa gördüm adamı sanırsam.”

“Benim inebilecek taakatim yok Açel, buraya gelsin.”

Açelya beni kafasıyla onayladığında beni ziyarete gelen kişinin kim olacağını oldukça merak ediyordum, beni kim ziyaret ederdi ki?

Hem böyle bir şey yaşadığımı kimsenin bilmiyor olması gerekmiyor muydu?

Odanın kapısı çaldığında

“Gir!”

Dedim. Kapı açıldığında gördüğüm kişi beklenmedikti.

Karşımda bir kaç kez karşılaştığım ve bir daha karşılaşmayı beklemediğim Karan vardı.üstelik elinde en sevdiğim olan siyah ve lacivet gül buketi ile.

“Senin burada ne işin var? Evimi nereden biliyorsun?”

“Korkma gamzeli, ben seni her zaman tanıyordum ama sen farkında değildin.”

“Ne saçmalıyorsun sen be!”

“Geçmiş olsuna geldim, korkma benden sana zarar gelmez sadece iyi düşündüğümden.”

“Bunu düşünmen çok güzel ama böyle evime kadar çiçeklerle gelerek ne yaptığını anlamamam gayet normal bence, sizce de öyle değil mi Karan Bey?”

“Al işte yine Bey Mey’e döndük tamam o zaman bende sana Gamzeli Hanım derim.”

“Adım Efsel E-F-S-E-L harflerinden oluşuyor, bilmem anlayabildiniz mi?”

Harfleri tek tek heceleyerek ona adımı söylemem onu güldürmüştü.

“Komik olan ne tam olarak, söyleyin bende güleyim?”

“Hiiçççç. Al, bu senin için en sevdiğinden.”

Bana elindeki gülleri uzatırken tam elinden alacaktım ki kapının sert bir şekilde açılması ile ikimizde o tarafa döndük.

Şu haldeyken bizi en çok yalnış anlayacak ve en son görmek isteyeceğim kişi gelmişti.

Uras bize yüzündeki sinir bariz bir şekilde belli eden bir ifade ile pür dikkat Karan ve bana bakıyordu.

İşte bu hiç iyi olmamıştı.

___________________

Bir bölümün daha sonuna geldikk aşklarrr umarım beğenmişsinizdir oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum✨💙

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18