GİZLİ BAĞ kitap kapağı

7. bölüm / 11

GİZLİ BAĞ

İyi Değilim

Vaveyla Yazarı: Tuana Turan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: İyi Değilim

Vücudumdaki ağır sızıyla gözlerimi aralamaya çalıştım,ne kadar zor olsa da gözlerimi açabilmiştim. Etrafıma baktığımda kendimi bir boşluktaymış gibi hissettim, heryer bembeyazdı, beyaz seven ben şuan beyazdan nefret etmeye başlamıştım bile. Etrafımı bakmayı bırakıp üstüme baktığımda beyaz,delilere giydirdiklerini düşündüğüm şeyi üzerimde görmemle çılgına dönmüş gibi bağırmaya başladım.

"Ben deli değilim, ben bunları neden giyiyorum!"

Delirmişcesine bağırırken neden böyle bir yerde, bu kıyafetleri giydiğimi düşünemiyordum bile. Ağladığımı yeni fark etmiştim, ellerimi yüzüme getirmek istedim ama birbirine bağlı olduğunu fark ettiğimde hiçbir şey yapmamıştım, şuan o kadar çaresiz ve kimsesizdim ki...

Şiddetli bir şekilde ağlamaya devam ederken beyaz duvardan bir yerin açıldığını duymamla kafamı hemen o tarafa çevirdim, asla görmeyi beklemediğim biri önümdeydi, ya da ben hayal görüyordum, bunu kestirecek kadar iyi değildim. Onu incelediğimde hayran kaldığım yüzünün o olmamasını umdum, çünkü o şuan Uras değildi, bana asla bakmasını istemediğim bir şekilde, babamın bana baktığı gibi,iğrenerek bakıyordu.

Neden bana öyle bakıyordu?

Ben bu kadar iğrenç bir insan mıydım?

İçimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Bana babamın baktığı gibi bakıyordu, bana iğrenerek bakmasını sağlayacak ne yapmıştım ona?

"Şu haline bak Efsel,iğrenç görünüyorsun!"

Kalbimin bin parçaya ayrıldığını hissettim, sanki kalbimi eline almış, var gücü ile sıkıyormuş gibi hissettim. Ben iğrenç olucak hiçbir şey yapmamıştım.

"Delisin sen Efsel Aksoy, bunu kabul et artık!"

"Ben deli değilim, bakma bana öyle ben bir şey yapmadım!"

"Bana inanmıyorsan etrafına bir bak Efsel, neden buradasın sanıyorsun?!"

İşte buna diyebileceğim hiçbir şey yoktu, ben neden doğduğumu, neden bu hayatta yaşadığımı bile bilmiyordum ki, ben neden buradayım?

"B-ben bilmiyorum"

"Ben biliyorum Efsel, çünkü sen delirdin!"

Kendimi buna inanmamak için çok zorladım ama olmadı, belki de doğru diyordu,ben bu kadar şeyi yaşamaya dayanamayıp delirmiştim, belki babamın azabına, tecavüze uğramaya dayanamamış ve delirmiştim, kim bilir ki...

"B-ben bişey yapmadım ki, bana böyle bakmayı bırakır mısın?"

Korkuyla söylediklerimle bana sırıtmasını beklemiyordum.

"Nasıl bakıyorum sana, iğrenerek mi?"

Yüz ifadem nasıl olduysa doğruyu söylediğini anlamış olacak ki tekrar konuşmaya başladı, keşke konuşmasaydı.

"Önceden yaşadıklarını bilmiyorum mu sanıyorsun, kirlisin sen Efsel."

Gözlerimin karardığını hissettim, nefes alamadım, istemsizce sanki gözümün önüne geldi o gün.

10 yıl önce...

Efsel nereye gittiğini bilmeden ıssız sokakta ilerliyordu. Bundan bir saat önce babasıyla şiddetli bir kavga etmiş, dayanamayıp gece olduğunda evden kaçmıştı, aklında olan şey dışarıda biraz gezerek sonrasında eve geri gelmekti.

Nereye gittiğini bilmeyen kız aklındaki düşüncelerle ilerlemeye devam ediyordu ki, bir şişe sesiyle olduğu yerde kaldı. Etrafına baktığında tenha bir sokakta olduğunu fark edince panik olmaya başladı. Gözlerini ileriye kestirdiğinde babası gibi simsiyah bir takım giyen, ak sakalları belli olan,oldukça heybetli bedene sahip bir adam görmesiyle vücuduna bir korku yüklenmişti, oldum olası erkeklerden tırsıyordu, bunun sebebi babasının ona karşı yaptığı şeylerdi, ama bu onun pek farkında değildi. Karşıdaki adamın gözleri ona değdiğinde hızla arkasını döndü tam ilerleyecekti ki adamın söyledikleriyle ani bir duraksama yaşadı.

"Dur orada çocuk!"

Son defa arkasına baktıktan sonra önüne dönüp koşmaya başladı. Var gücü ile koşmaya çalışırken arkasındaki adamın saçına yapışmasıyla ses telleri kopacakcasına bir çığlık feryat etti.

"Bırak beni!"

"Seni kimse duyamaz, bu yüzden bağırmayı kes küçük sıçan!"

Küçücük haliyle ona bağırmasından dolayı şiddetle ağlamaya başlamıştı Efsel. Bu adamdan babasından korktuğundan saha fazla korkmaya başlamıştı, adam onu kendisine çevirdiğinde, kopkoyu kahve gözlerle karşılaşmış, yanağına baktığında ise tam gözünün yanında bulunan kaş hizasından göz hizasına kadar bulunan kesiği olduğunu fark etmesiyle onun ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu sezmişti.

"Bırakın beni!"

"Daha işimiz var güzel kız!"

Efsel adamın ona ne yapacağını kestirememişti ta ki, kalcasına doğru uzanan eli hissedene kadar...

Okulda bir öğretmeninden duymuştu mahrem yerlerini erkeklerin ellememesi gerektiğini, annesi yoktu, ki ona bunları öğreten de yoktu, çok masumdu, adamın dediklerini anlamayacak kadar masumdu o zaman...

"Amca bırak beni, lütfen, yalvarırım!"

Adam Efselin ona amca demesiyle çıldırmışa dönmüştü.

"Ne amcasından bahsediyorsun lan sen!"

Efselin ağlaması şiddetlenmiş, adamın ellerini üzerinden çekmeye çalışıyordu ama bu pek işe yaramıyordu, adam iri bedenini Efselin bedenine yaslamıştı bile.

Adamın elleri Efselin göğsüne doğru ilerlediğinde boğazlarını yırtacak bir şekilde çığlık attı Efsel.

"İmdat!"

Yüzüne inen bir tokatla yere düştü Efsel, yanağı öyle bir sızlıyordu ki, ölmek istedi o an, ne yaşadığını bilmesede bu acıya dayanamayıp ölmek istedi.

"Kes o sesini dedim sana!"

Dedikten sonra Efselin üstüne çıktı adam, ona yaklaşarak boynunu öpmeye çalışınca,Efsel var gücüyle adamı itmeye çalıştı, ne kadar işe yaramasa da çırpındı, pes etmedi.

"Yardım et anne, kurtar beni,bana bir şey yapıyor!"

Mırıltı şekilde söylediklerini adam sarhoş olduğundan dolayı duymamıştı bile. Efsel dua etmeye başladı, bildiği tüm duaları okudu, ne kadar çok bir dua bilmesede okudukça okudu, cılız bedeniyle adamı itmeye çalışıyordu bir yandan.

Efselin gözleri kapalı adamdan kurtulmaya çalışırken bir anda adamın üzerinden şiddetle itilmesiyle hızla gözlerini açtı. Sağ tarafına döndüğünde az önceki gözünde yara olan adamın üstünde sarı saçları karanlıkta bile belli olan adam onu yumruklayıp demediğini bırakmıyordu.

"Seni haysiyetsiz, sen kimsin de küçücük bir çocuğa dokunuyorsun lan!"

Efsel üstündeki korkuyla mırıldandı

"Teşekkür ederim abi"

Efsel bilmiyordu ama onu kurtaran adam onu duymuştu.

Efsel o günden sonra abisi dışında hiçbir erkeğe güvenememiş, herkesten uzak durmuştu.

Abisi onu ruhsuz bir şekilde bulmuştu.

O gün onu kurtaran kişiyi ise tekrar görürse ona binlerce kez teşekkür etmek istemişti.

(Günümüz-hastane odası)

"Ben kirli değilim bana böyle söylemeyi kes!"

Ne kadar kırılırsam kırılayım ona karşılık vermek zorundaydım, yoksa o da bana aynı şeyi yapabilirdi.

"Hadi ama kendini kandırma Efsel!"

Sinsi bir şekilde sırıtarak söyledikleriyle ondan nefret etmeye başladığımı hissettim.

"Kes, öyle bir şey yok sus!"

Susmayarak tekrarladığım şeyleri söylemeyi bırakmayı sağlayan şey karşımdaki Uras değil abim olmasıydı.

"A-abi"

"Neden buradasın Efsel?"

"B-ben bilmiyorum"

"Tamam, biraz burada kalsan sorun olmaz değil mi abicim?"

"H-hayır abi burada kalmak istemiyorum, beni burada bırakma"

"Burada kalman gerekiyor Efsel. Senin iyiliğin için bu gerekiyor"

Abimde mi benim delirdiğimi düşünüyordu?

"Benim hakkımda karar veremezsin!, sende mi onlar gibi düşünüyorsun?"

"Gereken bu Efsel!"

Başımın üstünden kaynar sular döküldüğünü hissettim, abimde benim burada kalmam gerektiğini düşünüyordu.

Ona bakmak istemedim, gözlerimi kapatayım böyle bir şey hiç yaşanmamış olsun istedim. Sonunda korkarak gözlerimi açtığımda karşımdaki sülieti görmemle olduğum yerde buz kestim. Karşımda görmeye hayran kaldığım kişi, annem vardı. Buna inanmayarak gözlerimi iki elimle silerek aynı yere ikinci bir defa baktığımda gerçekten annemin orada olduğunu gördüm.

"A-anne"

"Kızım"

"Sen gerçekten benim annemsin"

"Evet Efselim, annen geldi"

Ağlamam dahada şiddetlendi,senelerdir ölümünün nedeni olarak suçlandığım annem şuanda karşımda duruyordu, ona sarılmak istedim ama bunu yapmak için kendimde o gücü bulamadım.

"Sen suçlu değilsin annem, ben seni çok seviyorum, sakın kendini benim yüzümden suçlama."

"Ama ben"

"Aması yok annecim, yaşadığın herşey için özür dilerim, sen kirli değilsin asla da öyle olmadın, sen tertemiz bir kızsın, sakın gücünü kaybetme, ne kadar sen beni görmesen de ben her zaman senin yanındayım. Babana gelirsek o çok kötü şeyler yaptı, ama o kadar kötü bir insan değil, hatasını fark ettiğinde onu affetmek sana kalır, seni seviyorum şimdi gitmem lazım kızım."

"Hayır anne gitme"

Dediğimde gözümün ortasından kaybolmuştu.

Hızla gözlerimi açtığımda ilk olarak gözlerimi etrafımda gezdirdim, gördüğüm şeyin bir rüya olduğunu anlayınca rahatladığımı hissettim.
Etrafıma baktığımda Açelya başımın yanında yarı kapalı gözleriyle duruyor abim ve Uras ise koltukta oturuyordu. Uyandığımı gören ilk Uras olmuştu. Yüzüne küçük bir tebessüm konduğunu görmemle kafamı hemen tavana çevirmiştim. Rüya bana o kadar gerçekçi gelmiş ve beni o kadar etkilemişti ki şuanda abimi bile görmek istemiyordum.

"Uyandı!"

Urasın konuşmasıyla gözlerin bana döndüğünü hissettim ama yüzümde mimik bile oynamadı. Açelyanın ayaklanıp bana sarılmaya çalıştığını hissettiğimde bende ona karşılık olarak serum olmayan kolumla sarılmaya çalışmıştım.

"Sonunda uyandın Efs"

Bunları söylerkenki rahatlama hissini hissetmek bile bana iyi gelmişti. Açelya bana sarılırken arkadaki Uras'ın doktora seslendiğini duymuştum.

"Doktor, hasta uyandı, buraya bakın!"

Açelya benden ayrıldıktan sonra abimin bana doğru gelmeye çalıştığını görmemle gözlerimi Açelyaya diktim ve başımı abimden yana bir kere bile çevirmedim.

"İyiki uyandın abim"

Abim bana sarılacaktı ki ani bir şekilde geri çekilmemle vücudunun kasıldığını hissettim. O rüyadan ve benim için düşündükleri şeyden sonra istesemde onlara karşı şuanlık da olsa samimi davranamazdım.

"Sen bizi yanlış anladın Efsel"

Hızla ona döndüğümde

"Ben yanlış anlamadım abi"

"Biz sadece senin iyiliğin için söyledik onları, bu kadar kötü olacağını bilseydim asla böyle bir şey düşünmezdim bile"

Söylediklerine pişman olduğunun farkındaydım ama ben bu kadar şey yaşamışken bunları yok saymak için zamana ihtiyacım vardı.

"Anlıyorum seni abi ama zamana ihtiyacım var."

Kafasıyla beni onayladı.

"Doktor uyandığında serumu aldırdıktan sonra çıkabilir dedi."

"Tamam"

"Bize geliceksiniz değil mi?"

Açelyanın dedikleriyle ona dönmüştüm. Bu olaylar olduktan sonra onlara gitmek istemiyordum.

"Biz eve gitsek iyi olacak"

"Bugünlük onlarda kalalım"

"Sen kalabilirsin abi"

"Efsel yeter bu kadar açıklamamı yaptım neden hala ısrarla karşı çıkıyorsun!"

"Benim neler çektiğimi bilmediğin için anlayamazsın beni!"

Ona sesimi yükseltmiştim, çünkü beni anlamıyordu.

"Tamam, seni anlıyorum"

"Beni anladığınız yok, ne yaşadığımı anlayamazsınız!"

Kendimi tutamayıp söylediklerimle abim muhtaç olmuştu, bu yüzünden belli oluyordu.

"Tamam, sakinleş Efsel."

"Sakin olamam ben!"

Bedenime sarılan kollarla sakinleşmeye başladığımı hissettim.

"Sorun yok Efs, ben buradayım"

Sıcacık kollarda olmak beni rahatlatmıştı, gözlerim doldu ama ağlamamalıydım. Zar zor gözyaşlarımı tutmuştum, onlara yansıtmak istemiyordum ama son günlerde iyi değildim, bir gün patlayacağımı biliyordum ama bu kadar kötü olacağımı asla düşünmemiştim.

Açelya benden ayrıldığında konuşmaya başladım.

"Beni yanlız bırakır mısınız?"

"Yalnız kalmanın sana iyi geleceğini düşünmüyorum Efsel"

"Evet hem ben senin yanında olmak istemiştim."

"Başka zaman Açelya şuan istediğim tek şey yanlız kalmak"

Açelyanın bocaladığını görmemle ona Açelya dememin onu ne kadar kırdığını fark etmiş, söylediklerime pişman olmuştum ama şuanda ona kafa yorabilecek bir durumda değildim. Açelya gerçekten kötü olduğumu anlamış olacak ki yavaş adımlarda kapıya doğru ilerliyordu, abiminde gitmesini istedim, neden gitmiyordu?

"Şimdi sana bir şey söylemem gerekiyor ama senin iyiliğin için Efsel, tamam mı?"

Yüzündeki gergin ifadeyi fark ettim, bu kadar gerilmesini sağlayacak şey neydi?

"Söyle abi"

"Doktor kullandığın ilaçların işe yaramadığını, antidepresan ilacına geçmen gerektiğini ve başka bir psikiyatriye gitmen gerektiğini söyledi."

Ne diyeceğimi bilemedim, bir an dilim tutuldu sandım. Evet iyi olmadığımı biliyordum, şu son günlerde gittikçe daha kötüye gittiğiminde farkındaydım ama bir psikolojik destek alabilecek gücü şuanda kendimde bulamıyorum. İstedikleri kadar ilaç versinler içerim ama psikoloğa gidemezdim,ne kadar kendime yediremesemde yaşadığım şeyleri tekrardan yaşıyormuş gibi hissedeceğimi biliyordum ve buna hazır değildim.

"İstedikleri kadar ilaç versinler, kullanırım ama psikoloğa gidemem abi"

Yavaşça bana doğru yaklaştı,başımın ucuna geldiğinde nazik bir şekilde ellerimi kendi ellerinin arasına aldığında konuşmaya başlamıştı.

"Bak... güzelim her şeyi senin iyi olman için yapıyorum, lütfen beni yanlış anlama, ben ne zaman senin kötü olmanı istedim."

Bir an ne diyeceğimi kestiremedim, abime hiçbir zaman küs kalamıyordum çünkü bir türlü kendini bana affettiriyordu, maalesef ki tekrardan aynı şeyin yaşanacağının farkındaydım.

"Uras'dan da hemen soğuma o da senin iyiliğini düşündüğünden dolayı öyle söylemişti, sana bişey olucak diye en az benim kadar korktu ve suçu kendinde buluyor."

Uras'ın benim için korktuğunu duymak neden bilmiyorum ama beni mutlu etmişti. Son günlerde Uras'a karşı hissettiklerimi anlayamıyordum ama bunları düşünemeyecek kadar yorgun ve yoğundum.

"Evet Uras abinin dedikleri yüzünden o evden çıkmış olabilirim ama onun bir suçu yok, doğru söze ne demeli, ben inanmak istemiyorum sadece"

Sıkıntıdan iki eliyle yüzünü sıvazladığını gördüm, hiçbir şey yapamadım.

"Ben bir lavaboyu kullanıcam"

Başımla onayladığımda hızlı adımlarla lavaboya girmişti. Zamanı fırsat bilerek cenin pozisyonunu aldım ve gözlerimi sıkıca kapattım,

Uyu Efsel, uyursan geçer

Ne kadar öyle durdum bilmiyorum ama gittikçe uykuya dalmaya başlıyordum,lavabonun kapısının açıldığını duydum, anlıma bir buse kondurulmasıyla korktum,gözlerimi zar zor araladığımda abimi görmemle rahat bir nefes alabilmiştim. Bir süre boyunca abimin parmaklarımla oynadığını hissettim, ve sonrası karanlıktı.

******

Ellerimin üstünde hissettiğim ellerle gözlerimi hafif bir şekilde araladım. Ellerime dokunan ellerin Uras olduğunu görmemle hızlıca gözlerimi geri kapattım. Neden anlamadım ama benim şuan ondan tiksinip bana dokunma demem gerekmiyor muydu?

Düşüncelerimden çıkmamı sağlayan şey Uras'ın konuşması olmuştu.

"Ben söylediklerim için üzgünüm Efsel, sana bunları deme hakkım yoktu biliyorum, benim yüzümden burada yatıyorsun onun da farkındayım, kendimi çok suçlu hissediyorum, ama sadece şunu bil, onu senin kötülüğünü düşünerek söylemedim"

İşte bunu beklemiyordum, tamam bende onun çokta bir suçu olduğunu düşünmüyordum, beni bu kadar düşüneceğini aklımdan bile geçirmezdim ama mutlu oldum, beni düşünmesi nedensizce içimdeki kelebekleri uçuşturmuştu. Bir an aklıma o gün yaşadıklarım geldi,

Yağmurun altında ıslanmış bir şekilde kriz geçirmiş, nefes alamıyordum, en son birinin dudaklarının dudağıma değdiğini hissetmiştim.

Ne! Birinin dudakları dudağıma mı değdi?!

Hassiktir! Uras beni dudağımdan öpmüştü! Ne hakla peki?

Ani bir şekilde gözlerimi açtığımda Uras pür dikkat bana bakıyordu.

"Sen beni dudağımdan mı öptün!"

"Sandığın gibi bir şey değil Efsel"

Sistem ve paniğin olduğu bir ses tonuyla söylediklerinden bir bok anlamamıştım!

"Nasıl bir şey o zaman Uras, dudaktan öpmenin başka bir şeyi mi var!"

"Nefes alamıyordun suni tenneffüd yaptım kızım, şeyden değil yani!"

Suni teneffüs mü?

Ne diyor bu be!

"Tamam sakinim!"

"Bencede sakin olmalısın"

Gözlerim istemesizce Uras'ın erkeklerde zor bulunan dolgun dudaklarına kaydı, onun dudaklarının benim dudaklarımın üstünde olduğunu düşünmeden edemedim, ne oluyordu bana, bunu neden hayal ediyordum?!

"Dudağıma bakmayı bırakmazsan iyi şeyler olmayacak güzelim"

Siktir, dudağına baktığımı anlamış, buda yetmezmiş gibi bana ima yapıyordu, ama ben altta kalırmıyım, hayır tabiki

"Ne gibi iyi şeyler olurmuş?"

"Bilmek mi istiyorsun?"

"Neden olmasın ki"

Gözlerine baktığımda bana arzu ile baktığını görmemle karnımda kelebekler uçuştuğunu hissettim, kalbim olması gerekenden daha hızlı atıyordu, pür dikkat dudaklarıma bakarken bir elini yanağıma koymasıyla ona dahada yaklaştım, burunlarının birbirine değdiğinde aldığı nefes dudağıma çarpıyor dahada kontrolümü kaybetmemi sağlıyordu. Tam dudaklarımız birbirine değecekken holter cihazından(kalp ritmi)çıkan ses ile aynı anda başımız o tarafa döndü

"Bu kadar heyecanlanacağını bilseydim daha önceden yapardım"

Anın verdiği heyecanla ondan hızla uzaklaştım, ne yapıyordum ben! Abimin en yakın arkadaşıydı o ama ben ona karşı bir abiymişcesine bakamıyordum. Bunu fark etmenin verdiği korku bambaşkaydı.

"S-sen yanlış anladın"

"Neyi yanlış anladın?"

"Uras, abimin en yakın arkadaşısın böyle bir şey olamaz"

Dediklerimle kaşlarını çattığını gördüm, tam bana cevap veriyordu ki kapının açılmasıyla ikimizde o tarafa dönmüştük.

~Yazar'dan~

Demir,Efselin uyuduğuna emin olduktan sonra Askeriyeye doğru ilerledi. Kurtardığı kız çocuğunu askeriye götürülmesini söylemişti, çocuğun kayıtlarına baktığında anne ve babasının bir patlamada öldüğünü, çocuğa ise babaannesinin baktığını öğremiş, vurulduğu gün ise çocuğun babaannesinin vefat ettiğini duymasıyla içi gitmişti. Yüzbaşı Sami Türk'ün odasına geldiğinde kapıyı tıkladı Gel komutu gelince kapıyı açarak içeriye girdiğinde komutan selamı verdi, başını eğdiğinde kurtardığı küçük kız çocuğuna baktığında kızın sulu gözlerle ona baktığını gördü.

"Müsade var mı komutanım"

"Buyur asker"

Komutanı onu onayladığında kızı ürkütmemeye çalışarak yanına oturdu.

"Beni hatırladın mı?"

Küçük kız başını salladığında Demirin içi ısındı.

"Benim adım Demir Aksoy, peki ya senin adın ne fıstık?"

"Benim adım da Beria"

"Beria, ne kadar güzel bir isim"

"Teşlekür ederim Demil, seninde adın çog güsel"

Kızın konuşma tarzına içten bir şekilde gülümsedi.

"Demil değil, Demir"

"Benim için demil ama"

Kızın şirin bir şekilde söyledikleriyle yanaklarını mıncırmak istedi ama bu isteğini hızla geri çevirdi.

"Sen nasıl seslenmek istersen öyle olsun bakalım."

Kızın saçlarını arkaya savurarak ehh zaten öyle dermiş gibi hava atmaya çalıştığını fark edince başının belada olduğunu anladı.

"Kaç yaşındasın peki?"

"Bilmem ki"

Demir komutanına döndüğünde

"4 yaşında"

Dediğinde Demir şaşırmadan edememişti.

"Ebet, ben dölt yalındayım"

Kızın gülerek söyledikleriyle içten bir şekilde tebessüm etti. Kız tebessüm ederek bakışlarını önüne indirince bakışlarını komutanına çevirip konuşmaya başladı.

"Ben Beria'yı evlatlık edinmek istiyorum komutanım."

Komutanı buna çok şaşırmıştı, bir kaç dakika sessiz kaldıktan sonra konuşmaya başladı.

"Evli değilsin Demir, ayrıca bir kız çocuğuna tek başına bakamazsın."

Demir bunu da düşünmüştü, ama bir türlü dile getiremiyordu.

"Ben orasını halledicem komutanım, yarına nikah kıyarım."

"Benim bilmediğim ne tür bir ilişkin var Aksoy?"

"Gerekli bir evlilik komutanım"

"Sen nasıl diyorsan"

"Peki şuan Beriayı alabilir miyim?"

"Burada kalması güvenli değil, yarın nikahı yaptıktan sonra hemen işlemleri yap Demir, sana güveniyorum."

"Emredersiniz komutanım"

Konutanıyla konuşması bittiğinde bakışlarını Beriaya çevirdi.

"Benimle gelmek ister misin Beria"

"Seninle ne yapıcam ki ben, babanne nerede?"

"Babaannen bir daha gelemeyecek, sen benimle kalmak ister misin, hem seni iki tane ablayla tanıştırıcam"

"Abıla mı olur o zaman"

Sevinçle söyledikleriyle kızı kucağına alıp askeriyenin çıkışına doğru ilerlemeye başladı demir. Arabaya geldiklerinde arka koltuğun kapısını açtı kırılacak bir şeye konurmuşcasına yavaş bir şekilde kızı oraya oturduktan sonra kemeri taktı.

"Bulu niye takyorsun?"

"Senin güvenliğin için takıyorum"

"Hımm"

Berianın anlına küçük bir buse kondurduktan sonra ön koltuğa geçti, bir süre araba sürdüğünde konuşmaya başladı.

"Acıktın mı Beria?"

Kızdan ses gelmeyince dikiz aynasından ona baktığında uyuduğunu görmesiyle kocaman tebessüm etti, arabayı sağa geçerek her zaman arabasında bulundurduğu küçük pikeyi kızın üstüne örttükten sonra arabayı sürmeye devam etti. Hastaneye vardığında arabayı park ederek aradan indi arka kapıyı açtığında küçük kızın yanağına bir öpücük kondurduktan sonra ona seslendi.

"Beria, uyan fıstığım."

Ne kadar seslensede beria uyanmadığı için emliyet kemerini çözdükten sonra üstündeki pikeyle birlikte onu kucağını aldı. Beria derin uykusundayken başını Demirin boynuna gömmüştü. Demir boynunda hissettiği yüz ile ilk başta bir şaşırmış sonrasında ise kendini mutlu hissetmişti, bu kararı almadan önce nasıl baba olunur diye çok defa düşünmüştü, Berianın ona gerçek babasıymışcasına bakmayacağını biliyordu ama yinede öyle olsun istiyordu.

Demir Efselin kaldığı odaya gelince boşta olan eliyle kapıyı açtı ama aklı tam olarak kardeşinin Beria hakkında ne söyleyeceğindeydi.

~Yazar'dan~

Demir kucağındaki kız ile kapıyı açtı, içeri baktığında Uras ve Efseli yakın bir şekilde gördüğünde kaşlarını çatmıştı. Uras hemen Efselden uzaklaşırken boğazını temizledi. Efselin bakışları Demire döndüğünde abisinin kucağındaki bebeği görmesiyle ne oluyor dercesine abisine baktı.

"O kim abi?"

"Ailemizin yeni üyesi"

Efsel öyle bir şaşırmıştı ki ağzı beş karış açık kalmıştı ki Urasın da ondan farkı yoktu.

"Ne demek yeni üyemiz?!"

O anki panikle Efselin sesi yüksek çıkmıştı.

"Sessiz ol çocuk uyanacak"

"Tamam şimdi şu şeyi kısaca anlatır mısın abi?"

"Beria, operasyonda kurtardığım kız ve Ailesi yok, kimsesiz olduğu için onu evlat edinicem Efsel."

"Ne demek evlat edinicem ne kadar basit bir şey söylüyorsun abi?"

"Sana bakmak da çok kolay değildi ama ben o yaşımda sana baktım Efsel, bu yaşımda mı bakamayacağım?"

"Tamam da nasıl bakacaksın, evli olmadan evlat edinemiyorsun onu bıraktım sen operasyona gidince ona kim bakacak, tamam ben bakarım ama ya benim işim olduğunda?"

"Ben evleneceğim Efsel."

Demirin dedikleriyle Efsel ve Uras bocalamıştı.
Efselin konuşmasına gerek kalmadan Uras konuşmaya başladı.

"Ne demek evleneceğim Demir, senin ne dediğini kulağın duyuyor mu?"

"Ne dediğimin farkındayım Uras."

"Peki, benim bildiğim senin kız arkadaşın yok, kiminle evleneceksin Demir?"

"Açelyayla."

"Ne diyorsun lan sen!"

Uras anın siniriyle öyle bir bağırmıştı ki Beria korkudan ağlayarak uyanmıştı. Efsel neler olucağını az çok tahmin edebildiğinden dolayı elindeki serumu hızla elinden çektiğinde,ayağa kalkıp abisinin kucağındaki kızı kucağına alınca, kızın sapsarı saçlarını, masmavi gözlerini görmesiyle ona hayranlıkla bakakalmıştı. Abisinin acı dolu sesini duymasıyla bakışları onlara döndü.

"Dur Uras! Bu sadece Beria için!"

"Bana bundan Açelyanın haberi olup olmadığını söyle!"

"Şuanlık yok!"

Efsel dayanamayıp aralarına girdi

"Nasıl söylemeyi düşünüyorsun abi?"

"Bilmiyorum... ama bunun sadece Beria için olduğunu bil Uras."

"Başka kız mı kalmadı Demir?"

"Olsaydı senin kardeşinle evlenmek ister miydim Uras?"

Uras başını salladığında koltuğa oturmuş olanları düşünüyor Efsel ise kucağındaki küçük kızı sakinleştirmek için tekrar uyumasını sağlamayı çalışıyordu. Demir odadan çıktığında Açelyayı aradı. Telefon açıldığında konuşmaya başladı.

:Neredesin Açelya?

Açelya: hastanenin kantinindeyim.

:Tamam geliyorum.

Açelya:Tamam.

Demir kantine geldiğinde masada oturan Açelyanın yanına doğru ilerlerken içine derin bir nefes çekmiş, biraz sonra yaşanacakların düşüncesindeydi. Masaya vardığında Açelyanın karşısındaki sandalyeyi çektiğinde oturdu.

"Hoşgeldin, ne oldu da beni aradın?"

"Önemli bir şey konuşmamız lazım"

Açelya oturduğu yerde dikleşti, ondan böyle bir şey duymayı beklemiyordu.

"Konuşalım, konu ne?"

"Benimle evlen Açelya."

Açelya kalbinin hızlandığını hissetti, sevdiği adam onunla evlenmesini söylüyordu.

"Ne"

"Biliyorum çok ani oldu ama Beria'yı evlatlık edinmem için evli olmam gerekiyor, yani yanlış anlama"

Açelya kendini aptal gibi hissetti, onunla neden evlenmek istesin ki, tabiki başka biri için olucak.

"Beria kim?"

"Operasyonda kurtardığım kız, ailesi yok, hepsi ölmüş, kimsesiz, ben ona sahip çıkmak istiyorum."

"Peki neden ben?"

"Sadece sana güvenebilirim çünkü."

"Ben bilmiyorum abim asla izin vermez."

"Ben abini hallederim, sen kabul ediyor musun?"

"Kız için ediyorum."

Tabiki bu bir yalandı.

"Yarın nikah kıyılıcak, alışverişe gitmemize gerek var mı?"

Açelya alışverişe gitmek çok isterdi ama bunu söylerse Demir bir şeyler sezebilirdi bu yüzden onu reddetti.

"Gerek yok ben evden bir şeylerle hazırlanırım ya"

Demir Açelyayı kafasıyla onayladığında kendini bir değişik hissediyordu, dile kolaydı söylemesi ama evleneceği düşüncesi bile onu heyecanlandırıyordu. Açelya ise onunla evlenmeye dünden razıydı, onu ilk gördüğü andan beri seviyor ama bunu asla belli etmiyordu, ki bunu Efsel bile anlamamıştı. Bir yandan ise kalbi kırılmıştı, kendini kullanılmış gibi hissediyor, bir yandan ise onu seçtiğini düşünerekten mutlu oluyordu, bilmediği şey ise Demirin ona güvendiği, ona ısındığı için onu seçmiş ve onunla evlenmek istemişti, tamam sevmiyor olabilir ama ona güvenmişti.

******

Efsel kucağındaki küçük kızı susturmaya çalışıyordu, abisi gittiğinden beri sulu göz halendaha susmamıştı.

"Beria ne sulu gözsün ama sende ya"

Kız ona hakaret etmişcesine cırlayınca Efsel dahada sinirlendi.

"Beria cırlamasana!"

"Demil istiyolum"

"Ağlamayı kesersen demir gelicek tamam mı?"

Demirin geleceğini duyan Beria hemen susmuştu, Efsel ise bunu deyince susacığını bilseydim ilk başta derdim dercesine ona bakıyordu.

Efsel küçük kızın uyuması için onun başını koynuna yasladı, Beria ise buna dünden razı bir şekilde koynundaki yerini aldığında Efsel bir eliyle miniği tutarken diğer eliyle sırtını okşuyor, uykusunun gelmesini sağlıyordu. Fark etmediği bir şey vardı ki Uras onları pür dikkat izliyordu. Uras onları uzaktan izlerken bile kızın çocukları sevdiğini ama kendi çocukluğunı yaşayamadığı için onlara nasıl davranacağını bilmediğini anlıyordu.

"Uyudu"

Uras'dan gelen ses ile bakışlarını ona çevirmişti Efsel.

"Sonunda, yatağa koymama yardım eder misin?"

Uras onu başıyla onayladığında yanına geldi,Efsel yataktan kalktığında Uras Berianın üstündeki örtüyü aldı sonrasında ise Efselin kucağındaki küçük Beriayı alırken ellerinin Efselin ellerine değmesiyle ikisi anlık dondu, bakışları birbirine döndüğünde Efsel hızla elini geriye çekti. Uras Beria'yı aldığında nazik bir şekildr yatağa yatırdı ve az önce üstünden aldığı pikeyi tekrar üstüne örttüğünde kapı açılma sesi gelmişti. İçeriye giren Demir ve Açelyaydı.

"Uyudu mu?"

Demirin sorduğu soruya sitemle cevap vermişti Efsel.

"Onca uğraş sonunda evet."

"Hadi ya Açelyayla tanıştıracaktım."

"Olsun ben sonra da tanışırım onunla"

Demirin Açelyaya gülümsemesini garipseyen tek kişi vardı o da Urastı.

Hepsi içerideki yerine alınca Uras konuşmaya başlamıştı.

"Açelyayla konuştun mu Demir?"

"Konuştum,biz evleniyoruz."

"Ne zaman peki"

"Yarına nikah kıymamız gerekiyor"

"Yuh oğlum şaka mı yapıyorsun!"

"Bağırma çocuk uyanacak!"

Efselin dedikleriyle Uras sesinin tonunu ayarlayıp konuşmaya devam etti.

"En azından bir hafta bekleseydin"

"Yüzbaşı Sami yarın evlenmemiz gerektiğini söyledi, yoksa Beria bende daha fazla kalamaz."

"Benim için sorun yok abi"

"Sen sus Açelya"

"Tamam ya bana ne kızıyorsun ki"

"Eee o zaman neden duruyoruz, ne kadar sahte bir nikah olsa da benim ilk nikahım olacak, bekarete veda partisi yapmasam olmaz değil mi Efsel?"

Efsel ortamı yumuşatmak amaçlı gülümsemeyr çalıştığında Açelyayı onaylayarak konuştu.

"Tabii ya bekarlığa veda partisi yapmamız gerek bizim!"

" o zaman biz Efsel'le benim arabamla gereken şeyleri almaya gidelim sizde Beria'yı alıp bir yere geçin, çünkü bizim evde tek kalmamız lazım yani siz varken bekarlığa veda Partisi yapamayacağımıza göre"

" tamam o zaman siz işlerinizi halledin biz akşama doğru eve geliriz"

" tamam o zaman anlaştık biz gidiyoruz"

Efsel'in dedikleri ile açelya hızla Efsel'in koluna girmiş kapıya doğru ilerlediler. Efsel ve Açelya arabaya vardığında Efsel bir saniye bile durmadan, konuşmaya başladı.

" sen de bir şeyler var Açelya neden abimin teklifini hemen kabul ettiğini anlamadım, dök bakalım baklavaları"

" Ben sadece Beria'yı düşündüğümden kabul ettim, yani başka bir şey yok Efs"

" Kızım kaç senedir tanıyorum seni, anlamaz mıyım sanıyorsun sen de bir şeyler var diyorum, söyle artık"

"Tamam, sana karşı dürüst olacağım Efs"

Efsel ona eee anlat artık dercesine baktığında Açelya dayanamayıp içindekileri kelimelere döktü.

" Biliyorum asla benden duymayacağın bir şey ama ben demirden hoşlanıyorum Efs"

" ne, ne diyorsun sen kızım!"

Efsel bunları duymayı asla beklemiyordu, ağzı beş karış havada dururken açelya konuşmaya devam etti.

" sana her zaman söylemek istedim ama kendimde bu cesareti hiçbir zaman bulamadım, ben Demir'i ilk gördüğümden beri ona aşığım Efs"

" Ve bana bundan hiçbir zaman bahsetmedin öyle mi açel?"

" ya kızım diyorum ya ben her zaman sana söylemek istedim, ama beni terslersin veya başka bir şey olur diye söyleyemedim anla beni lütfen"

Efsel ne kadar şaşırsa ve Açelya ' nın ona hiçbir şeyden bahsetmemesine sinirlense de bir yandan açelya'nın abisine karşı olan duygularını duymak onu mutlu etmişti, abisi ona Açelya hakkında hiçbir şey söylememişti ama ileride söylemeyecek diye bir şey yoktu ve abisini Açelyanın yanında hayal etmek bile güzeldi, o herkesin abisini kıskanması gibi arkadaşının abisiyle olan ilişkisini kıskanacak biri değildi hele ki konu Açelya ise bunu kıskanmak yerine çok sevinirdi ve öyle de olmuştu.

" bir süredir zaten sende bir şeyler seziyordum sonunda sebebini öğrenebildik.Şunu bil Açel ben seni hiçbir konuda terslememem, aksine çok mutlu oldum abim senin hakkında bana çok şey söylemese de onun da seni seveceğine çok eminim, sakın kötü bir şey düşünüp moralini bozma."

" seni çok sevdiğimi söylemiş miydim aşkım"

Diyerek kollarına Efsel'in boynuna saran açelya şu anda çok mutluydu, o Efselin onu terslemesini, abisini neden sevdiğini sorgulayacağını düşünürken, Efselin ona karşı yaklaşımı onu ne kadar şaşırtsa da bir o kadar da mutlu etmişti.

" ben de seni seviyorum Açel, şimdi cıvıtma"

"Of tamam be alt üstü bir sevgi patlaması yaşadık"

Efsel Açelyanın dediklerine tebessüm ettikten sonra önüne dönmüş dışarıyı seyrediyordu, halen daha olanları düşünmeden edemiyordu açelya bunun farkındaydı ama yapabileceği bir şey olmadığından dolayı kendini çaresiz hissediyordu kendisi mutluyken arkadaşının iyi durumda olmadığını bilmek onu kötü hissettiriyordu.

*******

Efsel ve Açelya AVM'de lazım olan her şeyi aldıktan sonra eve doğru yola çıkmış, eve varmadan marketten almaları gereken şeyler olduğunu fark edip markete uğramış marketten çıktıktan hemen sonra ise eve varmıştılar. Açelya evin kapısını açtığında Efsel içeriye girmiş montunu çıkarıyordu. Üslerini çıkardıktan sonra oturma odasına doğru ilerlediler, açelya süslemeyi biraz abartılı seçmişti çünkü ilk defa evleniyordu ve bunun heyecanını bir türlü atlatamıyordu efselde bunun farkında olduğundan dolayı onun heyecanını kırmıyor istediği her şeyin eksiksiz bir şekilde olmasına sağlıyordu.

"Sen atıştırmalıklar hazırla, ben de burayı süsleyeyim olur mu Efs?"

" Olur, makarnamdan yapayım sana."

"Olurr vallaha açıkmıştım da zaten."

Efsal Açelyaya tebessüm ettikten sonra elindeki poşetlerle mutfağa doğru ilerledi, Açelya ise Brıde yazısını çıkartıyordu.

1 saat sonra Efsel bütün atıştırmalıkları hazırlamış, makarnaları tabağa koymaktaydı. Açelya ise kendini bir şaheser yaratmış gibi hissediyordu, normalde böyle işlerde pek iyi değildi ama bugünkü hazırlığını çok beğenmişti. Boş duvarda bulunan bride yazısının yanında bulunan uçan kalpli balonları siyah renk seçmiş, sadece uçan balonla kalmayıp yere de balonlar seepiştirmişti, bunların önünde ise küçük bir masanın bulunması masanın üstündeki pembe renkli örtü, üstünde brıde yazan bir pasta, yanlarında ise gül kuruları ile kaplı süsleme eklemiş, bununla kalmayıp mumlarıda bir güzel sergilemişti, tek eksik Yemeklerdi.

" nerede kaldın Efs?"

"Geldim Açel geldim"

Elinde iki tabakla gelen Efseli görmesi ile ona tebessüm etmişti.

" Sen bu kadar güzel organizasyon yapabiliyor muydun Açel?"

"Eee tabi kızım sen ne sanıyorsun beni"

Açelya Tabii ki kendini övmekten duramamıştı.

" son olarak üstümüzü giymek kaldı sonrasında hayat bizim!"

Açelya'nın heyecanla dediklerine karşılık olarak içten bir şekilde gülümsemişti Efsel. Birlikte odaya çıktıklarında Açelya giyeceği elbiseyi aldığında Efsel'den çekinmeyerek üstünü çıkartmış hemen sonrasında ise çok severek aldığı kalçalarına zor kapatan dar, sıfır kol, siyah onu çok seksi gösterdiğini düşündüğü elbiseyi bir çırpıda giymişti. Efsel ona hayranlıkla bakıyordu.

"Kızım bu kadar güzel olmak günah sana"

"Bu kadar tatlılık da sana fazla be Efs"

Efsel Açelyanın dedikleriyle kahkaha atmıştı.

"Aynen açel benden tatlısını bulamazsın zaten"

"Aynen öyle Efs, neyse hadi sen üstünü giysene"

Acele onu onayladığında bavulundan kalçalarının biraz altında biten siyah, dar bir etek , üst neyse beyaz bir gömlek aldıktan sonra tuvalete doğru ilerledi.

" Sanki yiyecegim seni Efs"

" ya kızım ne alaka"

Açelya Efsele en derinden bakış atmıştı, efser bunu umursamayıp tuvalete girdi. Efsel üstünü giydikten sonra tuvaletten çıktığında odada bulunan boy aynasının karşısına geçti, her zaman kendini beğenmiş ama bir o kadar da kendinde kusuru bulmuştu, bunları düşünmeyi bırakarak odadan çıktı aşağıya indiğinde açelya masayı hazırlamış televizyondan şarkı açma derdindeydi Açelya bakışlarını Efsel'e çevirdiğinde ona büyülenmişcesine baktı.

"Kızım sendeki bu fizik bende olsaydı neler yapmazdım neler"

"Abartma Açel"

Açelya sakin bir şarkı açtığında ikisi de masaya oturmuştu, ana yemek yani makarnayı bitirdiklerinde Efsel pastaya yöneliyordu ki Açelyanın cırlayarak söyledikleriyle sanki kötü bir şey yapmış gibi hemen durmuştu.

"Kızın fotoğraf çekilmeyecek miyiz, bu benim en güzel günlerimden bu anı ölümsüzleştirmezsek olmaz."

"Tamam geç hadi ben seni çekeyim."

Hızla masadaki makarna tabaklarını alıp masayı düzelttiğinde bride yazının önüne geçmişti Açelya, Efsel ise Kendi telefonunu ve Açelyanın telefonunu aldıktan sonra tekrar yerine gelmişti.

"Hadi poz ver, çekiyorum bak!"

Açelya kendini nasıl güzel buluyorsa öyle poz verdiğinde Efsel galeri patladı denecek kadar fotoğraf çekmeye başladı. Açelyanın telefonundan çektikten sonra kendi telefonunda da anı kalsın istediğinden dolayı kendi telefonundan da bir kaç tane fotoğraf çekmişti.

"Hadi gel birlikte de çekilelim"

Normalinde Efsel pek fotoğraf çekilmeyi sevmezdi ama Açelyayı bunun yüzünden kırmak gibi bir aptallık yapmazdı bu yüzden onu onayladığında yanındaki yerini almıştı.
Bir asırılık fotoğraf çekildikten sonra Açelya televizyondan son ses müzik açmış, ikisi de dans ediyordu. Bir yandan ise içki içiyordular, bride ikiside bride dediğin içkisiz olmaz diyerekten içkiyi kafalarına dikmişti, Efselden ziyade Açelya baya sarhoş olmuştu. İkisi birlikte dans ederken son ses şarkı yüzünden kapıdan gelen sesleri duymamıştılar. Onlar dans ederken Demir kucağındaki Beria ve Uras ile içeriye girmiştiler. Salona geldiklerinde gördükleri manzara ile şaşırmıştılar, Uras Efselin dans etmesini pür dikkat izliyor Demir ise Açelyadan gözlerini alamıyordu. Beria bunlar ne yapıyor dercesine onlara bakıyordu.

"Ablala delildi mi?"

"Biraz öyle olmuş gibi fıstığım"

Üçü de gülmeye başladıklarında Efsel ve Açelyaya doğru ilerlediler. Yanlarına varmadan Efsel ve Açelya onları fark etmiştiler,Açelya hızla şarkıyı kapattı Efsel olduğu yerde duruyordu.

" Kocamla abim gelmiş"

Açelyanın'nın söyledikleri o kar beklenmedik bir şeydi ki ortada bulunan herkesin ağzı açık kalmıştı , tabii ki Beria hariç, bu kız ne diyor dercesine ona bakıyordu.

" ay kötü bir şey mi dedim ya neden bana öyle bakıyorsunuz?"

Efsel biraz sonra neler olacağını fark ettiğinden dolayı hemen söze girdi.

" Uras şu an sarhoş olduğundan dolayı böyle şeyler diyor lütfen ciddi alma"

" yok ya ne ciddiye alacağım ben almam ciddiye"

Dediği anda Açelyaya bir adım atmıştı ki Demirin sesiyle durdu.

" yalan mı kardeşim yarın karım olacak sonuçta"

Demirin dedikleriyle Uras deliye dönmüş Efsel ise şaşırmış bir yandan da kıkırdıyordu.

"Demir gittikçe sabrımı zorluyorsun sınırdasın kardeşim"

"Anlıyorum seni Uras'cım şimdi sen sakinleşene kadar ben Açelyayı üst kata çıkarayım sen zahmet etme."

"Lan sen neden çıkarıyorsun, Efsel çıkarır"

Uras Efsel'e döndüğünde Efsel hızla ona üzgünüm dercesine bakarken konuştu.

"Maalesef ben Beria'ya bakacağım Uras"

Beria kendi ismini duyunca bakışlarını hızla Efsel'e döndürmüştü.

"Ben Demil'le kalmak istiloyum"

"Fıstığım abla biraz hasta bu yüzden ben birazcık onunla ilgileneceğim, sonradan seni almaya gelicem, olur mu?"

"Sen nasıl istelsen Demil"

Efsel Demirin kucağındaki Beria'yı alınca merdivenlere doğru ilerledi, üst kattaki odaya girdi.

Uras daha fazla dayanamayarak odasına çıktığında Demir Açelyanın yanına ilerledi, kız ona gülümsüyordu.

"Bizi odamıza mı çıkarıyorsun kocam"

"Uyanınca pişman olacağın şeyler söyleme Açelya"

"Yoo ben pişman olmam kiii"

"Tabi tabi"

Açelyanın odasına geldiklerinde Demir Açelyayı yavaşça yatağa bıraktı.

"Üstüne giymen için bir şeyler vereceğim kendin giyinirsin."

"Giyinemem ki ama ben"

"O zaman böyle yatarsın Açelya, sabah senin çeneni çekemem"

"Ne kadar kötü bir kocasın sen ya, ben bizi böyle hayal etmemiştim."

Demir bir duraksadı, bu kız ne diyor diye düşündü.

"Sen bizi mi düşündün?"

Açelya bilinci kapanmadan son bir defa konuştu.

"Hemde defalarca..."

Sevdiği adamın kokusunu soluyarak uyumak çok güzel hissettirmişti.

Demir ise kızın son dediklerini düşünüyordu.

~Efsel'den~

Odaya girdiğimde Beriayı nasıl uyutacağımı düşünüyordum, hem çok tatlı hem de dili pabuç gibiydi, inkar edemem onu sevdim.

"Ben senin adını hil solmadım abıla adın ne?"

"Adım Efsel"

"Ne güsel ismin valmıl"

"Senin ismin daha da güzel"

"Telekür edelim"

Ona tebessüm ettiğimde bana kocaman gülümsemesi ile içim ısındı.

"Şimdi, ben üstümü giyeyim sen beni burada bekle olur mu?"

"Olul ben yatalda oturabilirim miyim Esel abıla"

"Oturabilirsin aşkım"

Kucağımdaki Beria'yı yatağın üstüne bıraktıktan sonra hızla geceliklerimi aldım ve tuvalete girdim. Üstümü giydiğimde tuvaletten çıktım, yatağa baktığımda Berianın bıraktığım gibi oturarak elleri ile oynadığını gördüğümde içim ısındı. Yanına geldiğimde başını kaldırarak tatlı bir şekilde bana baktı, bende ona aynı şekilde baktığımda dahada gülümsedi.

"Üstünü değişelim, olur mu?"

"Olul ama benim kılafetim yokki"

İçim acıdı sandım, yarın onunla birlikte çarşıya gitmeyi aklımın bir köşesine yazdım.

Dolabımdan pembe hello kitty'li bir pijama üstü çıkarttığımda Beria'ya doğru ilerledim.

"Hadi üstünü çıkaralım"

Berianın üstünü çıkardığımda hello kittiyli üstümü giydirdiğimde altındaki pantolonunu da çıkarmıştım.

"Çok güsel oldum dimi Esel abıla"

"Evet aşkım"

"Hadi şimdi yatma vakti"

Battaniyenin altına girdiğimde küçük bedeniyle yanıma sinmişti, çekingen bir şekilde boynuma kafasını koyduğunda ona sımsıkı sarıldım. Bir süre sonra Beria'nın düzenli nefes almasıyla uykuya daldığını anlamış, gözlerimi rahat bid nefes alarak kapattım, bir süre sonra derin bid uykuya dalmıştım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18