3. bölüm · GİZLİ BAĞ

Kaybetme Korkusu

Tuana Turan

Kapıdan çıktığımız gibi babamı görmeyi beklemiyordum. Onu gördüğüm an kaskatı kesildim. Açıkcası bunu beklemiyordum çünkü onun çoktan uyuduğunu, uykusundan uyanmayacağını düşünüyordum.

"B-baba sen neden uyandın?"

Elini kaldırarak açelyayı işaret edip

"Bu kim? Ne işiniz var bu saatte burada!"

Ben dahaden konuşamadan açelya pat diye lafları yağdırmaya başladı

"Ben efselin en yakın arkadaşı açelya efendim, beni böyle karşılamanızı beklemesemde, olsun pekte umrumda olmadı şahsen, buraya neden geldiğimize değinirsem efselin bir şeyini almaya geldik, sonuçta onun evi gelebiliriz değil mi?"

En itici haline bürünerek bunları söylemişti, bana efsel dediğine göre babamın bunları söylemesine sinirlenmişti, daha öncede dediğim gibi bana efsel demezdi

Babam beni işaret ederek konuşmaya başladı.

"Bunun arkadaşı mı vardı be, bununla arkadaşlık yapacak kadar düştüğüne inanamadım açıkcası öyle birinede benzemiyorsun ki"

Bunları duyduktan sonra içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim

Ben arkadaş olunmayacak kadar iğrenç
Biri miydim?

Ben bunları duymak için ne yapmıştım ki?

Ben içim yanarken açelya konuşmaya başladı, o konuşmasaydı bende konuşamazdım açıkcası, ben buydum, ağzımı açmaya korkan biriydim.

"Pardonda efselin neyi varda arkadaş olmayacağım, asıl ben sizin efselin babası olduğundan şüpheleniyorum, bu gül gibi kızın nasıl böyle bir babası olduğunu anlamadım gitti, neyse sizinle daha fazla muhattap olmak istemiyorum, kötü geceleriniz olur inşallah"

Açelyanın dediklerini ağzım açık dinledim, sözleri bittikten sonra babama göz devirip bana döndü, kolumdan tutarak beni peşinden getirdi, o önden giderken arkamdan babama baktığımda bana hiç iyi bakışlar atmıyordu, açelya beni korudu evet ama bunun acısını yine ben çekicektim. Evden çıktığımızda arabaya bindik açelya söylenmeye başladı

"Bu adam ne cinmiş be birde kafa tutuyor, nasıl bu yaşa geldi bunamadı onu anlamışta değilim, katlanılmaz buna sen nasıl katlanıyorsun ya!"

"Sen takma ya, hep böyle biridir babam"

Tamam babam çok kötü biri olabilir ki açelya babamın kötü tarafını görmemişti, görse neler olacağını düşünmek bile istemiyorum. Açelya onu geçiştirdiğimi anlamış olmalı ki yolun devamında konuşmamıştı, bende kafamı cama yasladım, çok uykum vardı ama uyumaman lazımdı, bir süre gözümü açık tutmaya çalıştım ama sonunda gözlerim kapanmaya başladı, istemsizce gözlerimi kapadım, kucağımdaki tavşik'e sıkı bir şekilde sarılıp uykuya daldım.

Bir süre sonra yanımda birinin bana seslendiğini duydum ama hiç uyanmak istemiyordum, biri beni dürtünce gözlerimi açtım

"Kızın iki saattir seni uyandırmaya çalışıyorum ne derin uykuymuş be"

Açelyanın hafif sitemle söyledikleriyle esnedim

"Tomom be uyandık"

Açelya söylediklerime tebessümle karşılık vermişti

"Tamam hadi kalk yatakta yat"

Açelyanın dedikleriyle ayaklandım, eve doğru ilerledik, açelya kapıyı açtığı gibi içeriye girdim. Oda yanımda ilerliyordu, odasına geldiğimizde üstümü değişmeye çok üşendiğim için açelyaya

"Ben üstümü hiç değişemeyeceğim, yatabilir miyim?"

Çekindiğimden dolayı sormuştum, evet çok çekingen biriydim.

"Kız bak ciddili benden dayak yiyeceksin birde yatoğa geçobilirmiyom diyor hasbinallahvelivemlekil suphanallah"

Açelya bana söylenince bende yatağın yanındaki gece lambasını açıp, tavşikimle birlikte yatağa girdim. Yorganı üstüme aldım ve cenin pozisyonuna geçtim, açelya odasındaki banyoya girdi banyodan su sesi gelince yıkandığını anladım, bir süre sonra açelya banyodan çıktı, ben zaten uyku moduna geçmekteydim, yatağın sol tarafı çöktüğünde açelyanın geldiğini anladım. Yanımdaki gece lambasını kapatınca panikle diklendim

" aç, ışığı aç lütfen, ışık açık kalsın lütfen,lütfen!"

Her an kriz anına girebileceğimi hissettim açelya benim dediklerimle panik olmuş ve hemen gece lambasını açmıştı.

"Tamam sorun yok açtım sorun yok hayatım"

Deyip beni koyununa çektiğinde ona sımsıkı sarıldım, o da bana aynı şekilde sarıldı, ona sarılmanın verdiği güvenle ağlamaya başladım, aklıma o gün geliyordu.

"Şşş sorun yok bak ben buradayım efs korkmana gerek yok"

Diyerek saçlarımı okşadı, o olmasa şuan büyük bir kriz geçiriyor olabilirdim, ona çok minnettardım, bir süre o şekilde ağladım, ağlamayı bıraktığımda açelya yavaş bir şekilde benden ayrıldı

"Neden bu kadar karanlıktan korktuğunu anlatmak ister misin efl?"

"Şuan sadece uyumak istiyorum açel, bu günlük uyusak olmaz mı?"

"Tamam aşkım sen nasıl istersen öyle olsun, gel bakiyim sen yanıma"

bana yaklaşmaya başladı ve kollarını belime sardı, bunu beklemiyordum, içim ısındı bende onun bana sarılmış, karnımdaki ellerini tuttum ve elini şevkatle okşadım. Bir süre sonra derin uykulara dalmıştım.

..............................

Abimler gideli neredeyse bir hafta olacatı ama halendaha gelmemişti.Onlar için çok endişeleniyorduk, bu kadar süreceğini açelyada beklemiyordu.

Bu bir hafta boyunca dışarıya çıktık, kız gecesi ve bunun gibi bir çok şey yaptık. Ne kadar abimler için endişelensekte bizim için güzel bir haftaydı. Şuan açelyayla kahvaltı yapıyorduk, ben yumurta kırmış, açelya ise çay ve menemen yapmıştı. Afiyetle yemeğimizi yerken bir anda yanımdaki telefon çalmaya başladı, kim aradı diye baktığımda ise bir numaranın aradığını gördüm. Başımı açelyaya döndürdüğümde onunda bana baktığını görünce, aynı şeyi düşündüğümüzü anladım.

Telefonu açtım, kulağıma dayadım

"Efsel Aksoy'la mı görüşüyorum"

"Buyrun benim"

"Efsel hanım abiniz Demir Aksoy operasyon esnasında vuruldu, şu anda ...Hastanesinde ameliyatta."

Duyduklarımla kafamdan aşşağıya sular dökülmüş gibi hissettim, telefon elimden kaydı, gözlerim yaşlarla doldu, bacaklarımın bağı çözülmüş gibi hissettim ve yere düştüm.

Abim mi vurulmuştu olamaz böyle bir şey olamaz, arkadan birileri konuşuyordu ama bu konuşma bana uğultu gibi geliyordu. Açelyanın beni dürtmesiyle ona baktım, gözleri yaşlı bir şekilde bana bakıyordu

"Konuş Efs ne olmuş?"

"A-abim v-vurulmuş a-ameliyattaymış"

Dondu kaldı, şiddetle ağlamaya başladı.Bir süre ikimizde ağladık, aklıma dank eden şeyle hemem ayağa kaltım, abim orada yatıyor ama ben burda durarak onun yanında olmuyordum. Salak efsel, aklım basmıyor ki.

"Kalk açel hastaneye gidiyoruz!"

Açelya hemen ayağa kalktı, ayağımıza ayakkı giymeden hemen evden çıktık, arabaya bindik, istemsizce halendaha ağlıyorduk.

Bir süre sonra hastanenin önüne geldik, hemen arabadan çıktık, hastanenin içine girdik, danışmanın oraya geldiğimizde

"Demir aksoy hangi ameliyatta?"

Sorduğum soruyla danışmancı kadın bana bir baktı, zangır zangır titriyordum.

Açelya dayanamayıp yükseldi

"Bizi süzeceğine sorduğumuz soruya cevap mı versen!"

Kız tırsmış olacak ki hemen bilgisayara yöneldi.

"Hemen bakıyorum hanımefendi"

Kadın bilgisayarda bir kaç tuşa bastıktan sonra

"2. Katta hemen sağdaki ameliyatta"

Hemen merdivenlere ilerledik, asansörü bekleyemezdik. İkinci kata çıktığımızda sağ taraf döndük ve görüş açımıza uras abi ve timdekiler çıktı. Açelya ve ben hemen onlara ilerledik.

Açelya abisine koşup ona hemen sarılırken ben etrafımdaki kişilere bakarak

"Abim nasıl?, o iyi olacak değil mi?"

Tanımadığım ama askeri üniforma giyen, buradaki herkesten büyük duran esmer, neredeyse 1.98 boyu olduğunu düşündüğüm adam bana bakarak

"Merak etme kızım,Demir dayanıklıdır."

Buradaki herkese göz gezdirdim, şuan burada on altı kişi vardı, ama o on alti kişiden biri bile babam değildi...

İnsan çocuğu vurulduğunda onun yanında olmaz mıydı?

Bu kadar vicdansız olamazdı.

Ameliyathanenin önündeki bütün oturakların dolu olduğunu görünce ameliyathaneye en yakın yere ilerledim,sırtımı duvara yasladım tam yere çömelecektim ki bir kız sesi duydum

"Gel sen böyle otur. Ben ayakta dururum"

Kızın dediklerini dinleyemeden yere çömeldim,bacaklarımı kendime çektim, kollarımı bacaklarıma doladım,gözlerimi kapadım ve o şekilde ağlamaya devam ettim.

Bir süre ağlamaya devam ettim, birinin beni dürtmesiyle ürkek bir şekilde kafamı kollarımın arasından kaldırdım ve kimin geldiğine baktığımda uras abiyi görmeyi beklemiyordum. Yakın arkadaşı vurulmasına rağmen gözleri bile kızarmamış dimdik duruyordu. Elindeki bardağı bana uzattı

"Biraz su iç sakinleşirsin"

Abim oradan çıkmadan boğazımdan su bile geçmeyeceğini bildiğim için

"Gerek yok, istemiyorum"

"Tamam su istemiyorsan bir elini yüzünü yıkamaya git toparlan, abin seni böyle görmek ister mi sence?"

Dediklerinde haklıydı, abim ağlamamı hiç sevmezdi, bu yüzden kafamı olumlu anlamda salladım tam ayağa kalkıyordum ki baş dönmesiyle yerimde sendelendim, düşeceğimi düşünürken uras beni belimden yakaladı ve düşmeme izin vermedi. Başımı kaldırıp ona baktığımda çok yakınındaydım,kalbim yerinden çıkıcakmışcasına hızlı atmaya başladı,sanki içimde kelebekler uçuşuyordu,göz göze geldiğimiz anda başını yana çevirdi ve beni dikledi.

"Tek başına gidemeyecek gibi görünüyorsun, açelyayı çağırıyorum"

Deyip arkasındaki açelyaya baktığında onunda benden eksik kalır yanı olmadığını fark edince bana döndü

"Açelyada çok iyi görünmüyor,rahatsız olmazsan ben seninle gelicem."

Başka çarem olmadığından onaylar bir şekilde kafamı salladım. Tuvalete doğru ilerlerken koluma girdi.

Tuvaletin kapısına geldiğimizde

"Sen gir bir şey olursa hemen gelirim"

"T-tamam"

Tuvalete girdim. Aynadan kendime baktığımda, saçlarım dağınık,gözlerim ağlamaktan şişmiş bir şekildeydim,cidden yüzüme bakılmayacak bir haldeydim. Her yerim titrerken ayakta durmakta zorlanıyordum,titreyen ellerimle suyu açtım, avucuma bir miktar su akıp yüzüne vurdum, bunu üç defa tekrarladıktan sonra suyu kapattım, tuvaletim olmadığı için dışarı çıkmaya yöneliyordum ki şiddetle midemin bulanmasıyla hemen tuvaletın kapısını açtım, o anki panikle tuvaletin kapısının sert bir şekilde kapanmasıyla dışarıdaki urasın sesinin gelmesi aynı anda oldu

"Efsel, iyi misin?"

Klozetin kapağını açtım

"Ses vermezsen içeriye gireceğim!"

İçeri girip bu halimi görmesini istemiyordum ama bu mide bulantısıyla ne yapacağımıda bilmiyordum,kusmayı denedim ama olmadı. Tuvaletin kapısı sesli bir şekilde açıldı uras içeriye girdi yanıma dizlerini büküp oturdu.

"Miden mi bulanıyor?, çıkartabilirsin efsel sorun yok"

Konuşamadığım için kafamı iki yana sallayıp kusamadığımı anlatmaya çalıştım. Anlamış olacakki

"Gel buraya"

Diyerek kafamı tuttu sağ elinin işaret ve orta parmağını birleştirdiğinde ne yapacağını anladım

"Hayır,iğrenirsin bunu yapmana gerek yok"

Dememe rağmen beni dinlemedi ve ağzımı tuttu, bende onun işini zorlaştırmamak için ağzımı açtım, iki parmağımıda ağzıma soktuğunda sesli bir şekilde öğürdüm, hemen klozete yöneldim ve yediğim her şeyi çıkarttım.Saçlarım yüzüme düşüyordu ki urasın saçlarımı toplarmış gibi tek eliyle tuttu.

Bir süre yediğim her şeyi çıkardım, uras bu süreç içinde hiç yanımdan ayrılmadı ve sırtımı okşadı, onun bana böyle davranmasını garipseyip,mutlu olsam da şuan bunları düşünecek ruh halinde değildim. Yediğim her şeyi çıkardıktan sonra ben ayaklanmaya çalışıncs urasta ayaklandı ve sifona bastı sonrasında tuvaletten çıktık

"Gel bir yüzünü yıka kendine gel"

Konuşmaya bile mecalim olmadığı için kafamı onaylar bir şekilde salladım ve musluğun yanına doğru ilerledim, suyu açtım, ellerime bir miktar su aldım ve yüzümu boylu boyunca yıkadım. Gözlerimi açtığımda anlık bir göz kararması yaşadığımda sendelendim uras bunu fark edince hemen yanımda bitti ve beni kolumdan tuttu

"Bu böyle olmayacak senin uyuman lazım yoksa strest ve üzüntüden daha çok kötü olacaksın"

"Gerek yok uras, abim o ameliyathaneden çıkmadan benim gözüme bir uyku girmez"

Bir dakika bir dakika ben uras mı demiştim!

Uykusuzluktan mallaştım galiba.

Uras dememle bana sorgular bir şekilde baktı ama sonrasında şuan ona uras bile dediğimin farkında olmayacak kadar kötü olduğumu anlayınca bunun üstüne gitmedi.

"Ne dersem diyeyim yinede beni dinleyeceksin değil mi?"

Buda soru muydu.

"Evet"

Diyerek onu onayladım. Bana bir bakış atıp o yürümeye başlayınca mecburen bende onunla birlikte ilerledim. Ameliyathanenin önüne geldiğimizde uras beni boş bir koltuğa oturttu, kendiside benim yanımdaki boş koltuğa oturdu. Az önceki kalabalık yoktu burda, anim gibi askeri üni forma giyen kız ve erkekler vardı, abimin timinden kişilerdi galiba, onlarla hiç tanışma şansım olmamıştı.

Boş boş duvara bakmaya devam ettim, tuvaletten geldiğimizden beri iki saatten fazla zaman oldu. Artık zaman kavramını bile algılayamıyordum,

Neden abim halendaha çıkmamıştı?

O iyi olacaktı değil mi?

Aklımdaki binlerce soruyla savaşırken ameliyathanenin açıldığını duyunca hemen ayağa kalktım, başım döndü, gözüm karardı ama bunu aldırmadım, hemen doktorun yanına ilerledim.Açelyada hemen yanıma gelmiş doktorun ne diyeceğini bekliyordu

"Abim iyi mi doktor bey?"

"Hayati riski atlattı ama komaya girme ihtimali yüksek, bunu üç gün içinde uyanmazsa anlayacağız"

Başımdan kaynar sular dökülüyormuş gibi hissettim, ne demek komaya girecekti, nasıl olurdu böyle bir şey, ben dayanamazdım ki, ya yeniden uyanmazsa, ne yaparım ben abimsiz?

"N-ne diyorsun sen doktor bey, ne demek komaya girebilir"

Diyerek ağlamaya başladım, bir ek kolumu tuttu kafamı çevirdiğimde bu kişinin uras olduğunu farkettim.

"B-bi çare yok mu, ne zamana uyanabilir?"

Açelya çaresiz bir şekilde doktora sordu.

"Maalesef, bu dönemi kendi atlatması gerekiyor."

Doktor bunları söyledikten sonra yanımızdan gitti. Urasa baktığımda oda üzgün bir şekilde bakıyordu, omuzları çökmüş bir şekildeydi, onunda en az benim kadar kötü olduğunu görebiliyordum. İçinde yaşamaya çalışıyordu ama ona bakınca bile anlamıştım ben.

Bir süre öylecek durduk, ameliyathanenin kapısı açıldığında herkesin bakışı oraya döndü, sedyede yatan, gözleri kapalı, hastane önlüklü abimi görünce ağlamam dahada şiddetlendi ve hemen onun yanına koştum, elini tuttum.

"Abicim, ben buradayım, aç gözlerini lütfen, ben sensiz naparım?"

Doktorlar sedyeyi ilerletiyordu, bende onlarla birlikte ilerletiyordum, açelya ise abimin diğer elini tutmuş bir şekilde ilerliyordu, arkamda birinin olduğunu hissediyordum, çokta sorgulamadım çünkü urasın kokusu buradan geliyordu. Abimi bir odaya sokacaklarında da elini bırakmadım beyaz önlüklü doktor

"Hanımefendi, çekilir misiniz hastayı odaya getirmemiz gerekiyor."

Bırakmak istemiyordum,bırakmadımda ben bırakmayınca uras yanıma geldi kolumda elini hissettim, beni kendine çekti,direnmedim, göğsüne başım çarptı, dayanamadım kollarımı beline sardım, olduğu yere saplandı, anlık bir şaşırma geçiriyor olmalıydı, bende kendimden bunu beklemiyordum ama buna çok ihtiyacım vardı.

Göğsüne göz yaşım düştüğünde

"Şşş sıkıntı yok, ben buradayım, abin iyi olacak."

Saçlarımı okşadığını hissettim, Bırazda olsa beni rahatlatıyordu.
Bir süre o şekilde durduktan sonra benden yavaşca ayrıldı

"Şimdi"

Açelya ve bana bakarak

"Bizim eve gidiyoruz, bıraz dinleniyorsunuz, ben demirin yanında kalıyorum, ısrar istemiyorum."

Net bir şekilde söylediklerini kabul edemezdim ki.

"Olmaz benim abimin yanında kalmam lazım"

"Az önce ısrar istemiyorum demedim mi ben efsel?"

Dediklerine yüzümü astım, açelya da ne kadar burada abimle kalmak istediğini yüzünü buruşturarak belli etti ama sonrasında onaylar bir şekilde kafasını salladı.

Açelya benim yanıma geldi, koluma girdi ve yanağıma bir buse kondururken

"Abin her zaman güçlüydü, bunu yenicek imşallah, hadi gidelim efs"

Açelyanın dediklerine tebessüm ettim, inşallah dedikleri gibi olurdu, yoksa... düşünmek bile istemiyorum.

Arabaya geldiğimizde uras sürücü koltuğuna geçti, ben tam arkaya binecekken açelya ön kapıyı açtı ve

"Sen öne bin efs, pek iyi görünmüyorsun miden bulanabilir"

Kafamı onaylar bir şekilde salladım ve ön koltuğa bindim, açelyada arka koltuğa binmişti, uras arabayı çalıştırdığında yandan bana baktığını hissettim, ona bakmak için kafamı çevirdiğimde önüne bakıyordu. Bir süre dışarıyı izlemiştim ama gittikçe gözlerimin kapandığını hissediyordum.

Başımı cama yasladım, uyku moduna geçmiştim bile, bir süre sonra gözlerim kapandı.

~YAZARDAN~

Uras yanındaki kıza baktığında uyuduğunu gördü. Uyurken tatlı gelmişti nedense. Neyse bunu düşünmemeliydi.

Arkadaki açelya da efselin uyuduğunu görünce yanında bulunan pikeyi aldı, abisinin arabasında her zaman bulunan bir şeydi, oturduğu koltuktan hafif bir şekilde diklendi, efselin üstünü güzel bir şekilde kapattı ,bu sırada efsel yerinden oynaşmıştı ama üstündeki yorgunluktan dolayı uyanmamıştı, açelya efselin üstünü örttükten sonra yerine geri oturdu ve abisine bir soru yönetti

"Bugünki yaptıkların neydi abi, efseli biraz fazla düşündn gibi geldi"

"Arkadaşımın kardeşi ve arkadaşım vuruldu açelya, yapmam gerekeni yaptım. Sen beni bırak, kendine bak kızım, neydi o yaptıkların? Tamam üzülebilirsin tabiki ama bu tepki fazla değil miydi, efsel kadar kötü duruma geldin."

Açelyada neden bu kadar üzüldüğünü anlamıyordu oysaki.

"Abi üzülmem normal değil mi? , sonuçta en yakın arkadaşımın abisi değil mi?"

"Hasbinallahvelivemlekil, Allahım sen bana sabır ver"

Derken yüzünü sıvazladı uras, çok boktan hissediyordu, bir yandan açelya, bir yandan demir, bir yandan efsel.

Bir süre sonra eve vardılar, açelya ne kadar üzgün olsalarda kurnazlık yapıp hemen arabadan indi

"Abi benim çok uykum var, sen efseli yukarı çıkarısın değil mi?"

Uras onaylar şekilde kafasını salladı. Açelya gittikten sonra uras arabadan çıktı, kapısını kapattı, efselin olduğu tarafa gelince kapıyı açtı, karşısındaki manzara güzeldi. Eğildi, üstündeki pikeyi aldı, arka koltuğa fırlattı ve daha çok eğildi, efselin sırtının altından ve ayaklarının altından kaldırıp kolayca kaldırdı, efselden mırıltılar geldi , urasın boynuna kafasını koydu, uras bunu beklemediği için kaskatı kesildi, bir süre öyle durdu, kızın üşüyeceğini fark edince arabının kapısını ayağıyla kapattı, elindeki araba anahtarıyla arabayı kapattı ve evin kapasına doğru ilerledi. Kapıya geldiğinde zar zor arka cebindeki ev anahtarını çıkardı ve kapıyı açtı,üst kata doğru çıkmaya başladı, açelyanın odasının önüne gelince açelyanın yatağında gözleri kapalı şekilde buldu, ama bilmediği şey, açelya uyumuyordu.

Açelyanın yattığı tarafın yanına ilerledi ve elinde incinecek bir şey varmış gibi yavaş bir şekilde efseli yatağa bıraktı. Efsel kıpırdanıp hemen cenin pozisyonuna geçti. Uras kızın yüzüne bıraz baktıktan sonra yandaki ışığı kapatıp gidecekti ki efselden yükselen

"Işığı kapatma, lütfen, lütfen"

Mırıltıları yükselinde hemen ışığı açtı

"Tamam sorun yok, açtım"

Deyip kızın saçlarını okşadı. Sonrasında odadan çıktı, kapıyı sessiz bir şekilde kapattı ve odasına geçti, soğuk bir dul alıp kardeşinin yanına gitmeyi düşünüyordu...

Açelya abisinin gittiğini duyunca Efsel'e döndü, arkandan beline ellerini doladı ve ona sarıldı, bir süre sonra o da derin bir uykuya dalmıştı.

Uras soğuk bir duş aldıktan sonra arabasıyla hastaneye gelmişti, kardeşini kaybedecek diye çok korkmuştu, onun iyileşeceğini düşünüyordu, o her zaman güçlüydü veya uras buna inanmak istiyordu. Demirin vurulduğu sahne gözünün önünden gitmiyor, gözlerini kapatmadan önce söyledikleri kulağında cızlıyordu.

~Operasyon yeri~

Demir karşıda bulunan küçük kız çocuğunu silahların tehlikesine atmamak için kulağındaki küçük telsizi açtı,

"Beni koru uras, çocuğu koruma altına almam lazım, karşıya geçeceğim."

Demirin net bir şekilde söylediği şeyleri duyan uras ne kadarda orada kal demek istesede onayladı

"Tamam kardeşim, pamir sende etrafa göz kulak ol."

Demir urasın onayladığını duyunca yerinden kalktı, eğik bir şekilde ilerliyordu, tam kıza ulaşıyordu ki yandan gelen bir sesle o tarafa döndüğü anda karnına bir kurşun yedi, urasın

"DEMİRR ÇIK ORADAN!!"

Ve buna benzer timdeki kişilerden ses duymasına rağmen ilerleyemedi, bir kurşun daha yedi, bu sefer kalbinin tam altına...

Ayak bağı çözülmüş gibi hissetti, yere şiddetli bir şekilde düştü, kafasını yere çarptı, gözleri kararmaya başlıyordu. Uras karşıdaki keskin nişancıyı kafasının tam ortasından kardeşine acımadan sıkan teroriste aynı nefretle vurdu, hemen yerinden ayaklandı ve demirin yanna çöktü, gözleri sızlıyordu, o ağlayamazdı, o bir askerdi, ağlayacaksa kimsenin görmediği bir yerde ağlamalıydı. Ama bunları çok düşünmedi hemen demirin kafasını kaldırdı ve dizinin üstüne koydu

"Bişey yok bişey yok iyi olacaksın demir."

Demir zar zor gözlerini açıyordu,boğazına açı bir tat geldi, öksürmeye çalıştığından ağzından çenesine doğru sıcak bir şey aktığını hissetti, ne olduğunu bile ayırt edemiyordu şuan. Uras demirin ağzından çıkan kanları görünce hemen bir elini kalbinin üstündeki yaraya attı, diğer yarayı ise timde sağlık bilen hakkı ilk yardım yapmaya çalışıyordu. Demirin anlının terlemeye başlamasını iyiye gitmediğini anlayan uras

"Dayan kardeşim, yardım göndericekler."

Deyip arkasındaki time döndü

"YARDIM ÇAĞIRIN LAN! KARDEŞİM İYİ DEĞİL!"

Pamir hemen seyit albayı arayıp gereken yardımı göndermesini istedi.

Demir gözlerini kapatmadan önce

"B-ben ö-ölürsem E-efsel s-sana e-emanet k-kardeşim."

"Hayır, hayır öyle konuşma, sana hiçbirşey olmayacak, sorun yok, sorun yok."

Diyerek saçlarını okşadı, istemsizce gözünden bir yaş aktığını hissetti. Demir gözünü kapattığında

"DEMİRRRR!!"

Diye haykırdı uras, bir süre sonra helikopter gelmişti. Uras demiri sırtlamış, helikoptere kadar taşımış, ameliyathaneye girene kadar onun yanından bir saniye bile ayrılmamıştı.

__________________

Selammm yine benn geldimm

Bu bölüm biraz aksiyonlu oldu ama olsun.

Bende demiri böyle yazmamı beklemiyodumm.

Okullar açıldığından dolayı bölümler geç gelicekk maleseff.

Seviliyosunuzzz