4. bölüm · GİZLİ BAĞ

Beklenmedik Geliş

Tuana Turan

~EFSEL'DEN~

Yüzüme vuran gün ışığıyla gözlerimi açtım. Kafamı sağ tarafıma çevirdiğimde Açelyanın telefona baktığını gördüğümde kafam ona ona doğru çevirdim. Uyandığımı fark edince bana döndü

"Günaydın Efs"

"Günaydın açel"
Açelya yatakta haraketlendi. Üstündeki pikeyi çekti,ayağa kalktığında

"Nereye?" Diye sordum.

"Kahvaltı hazırlıyacağım"

Hiç iştahım yoktu bu yüzden

"Ben aç değilim, kendi yiyeceğin kadar yap, Açel"

Yan bir bakış atıp

"Ne demek aç değilim Efs, dünden beri bir lokma bile ağzına koymadın. Biraz bile olsa yemek yemeden hiçbir yere göndermem seni."

Dediği dedik biri olduğunu bildiğimdem dolayı

"Tamam Açel ne dersem diyeyim yinede o yemeği yedireceğini bildiğimden dolayı bişey demiyorum sana."

Kendinden emin bir şekilde bakış attığında yüzüme bir tebessüm kondurdum. Ne olursa olsun yüzüme tebessüm kondurmayı bir şekilde başarıyordu. Bende ayağa kalkmak için hareketlendim,yatakta çıkarken Açelya tuvalete doğru gidiyordu ki benim ayağa kalktığımı fark edince bana doğru döndü

"Niye kalktın Efs?"

"Yıkanmak istiyorum ,birde Uras abiye yazıcam abimin durumu nasıl diye."

"Tamam ben çıkana kadar sen abime yaz, ben çıkınca sen duş alırsın bende o sıra kahvaltıyı hazırlarım."

"Beni bekleseydin, birlikte hazırlardık kahvaltıyı, he bir de kahvaltıdan sonra abimi görmeye hastaneye gideceğim, sen gelicek misin?"

"Bende bir uğrarım sonradan belki bir yere giderim,bilmiyorum."
Beni yanlız bırakmamak istediğini görebiliryordum, bazen ona yük olduğumu düşünüyorum, eve gitmem gerektiğini düşünüyorum, ne kadar babamdan korksamda bugün hastaneye gittiğimdr bunu Uras abiye söyleyip oradan eve geçmeyi düşünüyordum. Bunları düşünmeyi bırakıp, yatağın yanındaki komidinin üstündeki telefonumu aldığımda uras abinin telefon numarasının bende olmadığını fark ettim. Akla bak bunu bile fark edemeyecek kadar beyinsizleşmişim. Yatağın ucuna doğru oturup Açelyanın tuvaletten çıkmasını beklemeye başladım. Yaklaşık 5 dakika bekledikten sonra Açelya tuvaletten çıkmıştı.

"Yazdın mı abime?"

"Numarası yok ki arayayım"
Dedim çaresizce

"Aaaa doğru kızz. Dur söyliyim numarısını sen kaydet"

Dedikten sonra cebinden telefonunu çıkardı, bir kaç tuşa bastığını görünce bende numara kaydetme yerine girdim

"05.. ... .. .."

Söylediği numarayı yazıp "uras abi" diye kaydettim.

"Sen yaz, duşa gir sonra mutfağa gelirsin"

"Tamam yarım saat'e gelirim ben"

Ben telefondan wattsapp Uras abinin numarasına girerken Açelya odadan çıkmıştı. Mesaj yerine girdiğimde yazmaya başladım.

:Uras abi ben Efsel, abim nasıl diye sormak için yazdım.

Mesaj gelmesini beklerken yerdeki bavuluma doğru ilerledim, bavulu açtım ve içinden iç çamaşır,çoraplarımı,uzun kollu beyaz crop, ispanyol paça siyah pantolonumu ve bakım malzemelerimi çıkardım. Banyoya doğru ilerlerken telefonuma bildirim gelince hemen aldım,gelen mesaja girdiğimde

Uras Abi:Yoğun bakıma alındı,komaya girdiği söylendi, doktor kötü düşünmemizi söyledi.

:Tamam Uras abi biz Açelyaya iki saate orada oluruz. Abimi görmek istiyorum.

Uras Abi:sizin gelmenize gerek yoktu. Ben size haber verirdim.

:Olsun yinede gelelim biz.

Mesajıma görüldü attığını görünce banyoya ilerledim. İçeriye girdikten sonra kapıyı kilitledim, Açelyanın benim için hazırladığını düşündüğüm havluların yanına kıyafetlerimi koydum,üstümdekileri çıkardıktan sonra duşakabine girdim, Ferah ve rahatlatıcı bir duş aldıktan sonra duşakabinden çıktım. Havluyu vücuduma sardıktan sonra saçlarımada havlu sardım ve kıyafetlerimin yanında bulunan bakım malzemelerimin içindeki yüz kreminden bir miktar elime sıktıktan sonra diğer elimle yüzüme sürdükten sonra emily 203 dudak kalemimi aldım. Dudaklarımı çerçeveledim, ne olursa olsun bu kalemi sürmezsem kendimi çok boş hissediyordum. Ben bunları yapana kadar vücudum kurumuştu. Havluyu üstümden çıkartıp kıyafetlerimi giydikten sonra kurutma makinesini aldım. Saçlarımı kuruttuktan sonra kirli kıyafetlerimi ve telefonumu alıp lavobodan çıktım. Odaya girdiğimde kirli kıyafetlerimi havlumun başta olan yerine koydum sonrasında yine lavaboya girdim, bakım malzemelerimide toplayıp onlarıda bavuluma geri koyduö. Siyah kol çantamı alıp içine emily 203, anahtar,parfüm,astım ilacımı ve telefonumu koyup odadan çıktım, merdivenlerden inmeye başladım. Salondan geçip mutfağa vardığımda Açelyanın çayları doldurduğunu gördüm. Masaya baktığımda haşlanmış yumurta ve kuymak vardı.

"Donatmışsın yine masayı, Allahtan çok yemiyeceğim demiştim Açel"

"Bende sana yiyip yemeyeceğini sormadım demiştim Efs."

Deyip bana bir bakış attı ve elindeki iki fincan çayı eline alıp masaya ilerledi. Elindeki çayın bir tanesini benim önüme diğerini ise kendi önüne koydu ve oturdu.

"Haydi, gelsene"

Dediğinde bende hemen karşısındaki sandalyeye oturdum. Tabağıma dahaden ben bir şey koymadan Açelya önündeki tabağı aldı, içine üç kaşık kuymak koyduğunda

"Açel, yeter ben o kadar yiyemem"

Dememe rağmen durmadı ve bu sefer menemenden iki kaşık alıp tabağıma koydu

"Yersin, yersin"

Dedi ve tabağımı önüme bıraktı. Bu sefer kendi tabağını doldurduktan sonra ikimizde kahvaltı yapmaya başladık. Kahvaltı faslı bitince Açelya ayağa kalktı

"Sen bekle ben üstümü giyip geliyim Efs"

"Tamam, bekliyorum seni Açel"

Açelya hazırlanmaya gidince bende bulaşıkları durulayıp, bulaşık makinesine dizdim. Son olarak masayı silince Açelya aşşağıya inmiş mutfağın kapısına gelmişti.

"Ben toplarım, otursaydın sen"

"Yok zaten iki iş yaptım Açel"

"Neyse tamam hadi çıkalım. Dediğinde çantamı aldım ve kapıya doğru ilerledik, vestiyerin üstündeki montumu alıp giydim.

Benimle birlikte Açeklaya'da mıntunu giymişti. Hazır olunca kapıyı açıp evden çıktık, arabaya vardığımızda Açelya sürücü yerine ben ise onun yanındaki koltuğa bindim. Yol boyunca aklım her zaman abimdeydi. Düşüncelerimden çıkmam sağlayan geri dönüş adlı murat bozun şarkısının çalmasıydı. Başımı Açelyaya doğru çevirdiğimde o da bana bakıyordu, ona tebessüm ettim. O da bana karşılık olarak gülümsedi. Şarkıya eşlik etmeye başladı.

"Geri dönüş olsa bu kalp sana geri dönmez mi, gidilen o yolda kaderide yenmez mi, gerçeği aşksa, bir bakışa değmez mi."

Bir bana ,birde yola bakarken şarkıya eşlik ediyor,eliyle kendisini şarkıya kaptırarak ritim tutturmuştu. Onun bu haline içten bir şekilde gülümsedim, 32 dişim göründü diyebilirim.

Bir süre sonra hastaneye varmıştık. Arabadan çıktığımızda hastaneye doğru ilerledik. Danışmanın önüne geldiğimizde kadına dönerek

"Demir Aksoy, nerede kalıyor?"

"Bir dakika hemen bakıyorum."

Başımı onaylar bir şekilde salladım. Kadın bilgisayarda bir kaç tuşa bastıktan sonra bize doğru döndü

"3. Kat 1003 numaralı yoğun bakımda kalıyor."

"Tamam, teşekkürler"

Diyerek asansöre doğru ilerledim. Açelyada yanımda ilerliyordu. Asansörün önüne geldiğimizde tuşa bastım, açelyaya döndüm.

"Uras abi üstte mi Açel?"

"Bilmiyorum ki oradadır herhalde"

Asansör açıldığında içeriye dirdik. 3. kata batığımda asansör hareket etti, birden ışıkların ani bir şekilde kapanmasıyla panik bedenimi sarmıştı. Betim benzim attı diyebilirim. Açelyaya döndüğümde

"Işık yok, ışık yok, ışıkları açın lütfen!"

Dediğimde bir krizin eşiğinde olduğumu fark ettim. Yere çöktüm bacaklarımı kendime doğru çektim. Ellerimi başıma koydum, dediklerimi tekrar ediyor, ağlıyor ve sesleri duyumuyordum.

Açelya yanıma çökmüştü beni sakinleştirmek için

"Şşş sakinleş, ben buradayım Efs."

Diyip beni sakinleştirmeye çalıştı ama bu pek işe yaramıyordu. Bana dokunmaya çalıltığı esnada kendimi geri çektim. Ani ve elimde olmayan bir şeydi. Açelya bunu yaptığımı gördüğünde hemen kollarını benden çekti,ani olan bir şeydi,isteyerek yapmamıştım.

Açelya telefonunun fenerini açmıştı ama bu çok işe yaramıyordu, nefes alamıyordum.

Elimi boğazıma attım, tırnaklarımı boğazıma geçirdiğimde "asstım" Açelya ne dediğimi anlamış olacak ki çantamı yerden alıp içindeki her şeyi yere döktü, yerdeki eşyaları kurcaladığında astım ilacamı bulmasıyla, onu alıp hemen yanıma geldi.

"B-bu nasıl kullanıyor?"

Elime ağzıma doğru uzatmaya çalışarak anlatmaya çalıştım. Astım ilacımı ağzıma doğru uzattığında dudaklarımı araladım. Açelya üstündeki butona bastığında, içeme derin bir nefes çektim. Biraz rahatlasamda dar alan fobim olduğundan dolayı iyi olamıyordum.

Sürekli gözlerimin önüne o gün geliyordu.

~GEÇMİŞ~

Huzurlu bir şekilde şarkı eşliğinde odamdaki sallanan sandalyemde otururken kitap okurken bir anda salondan çok şiddetli bir cam kırılma sesi geldi. Ani bir şekilde yerimden sıçradım, panik olmuş bir şekilde odanın kapısına ilerledim, merdivenlerden hızlı bir şekilde indim. Salona doğru ilerlerken tam kapıdan içeri girecektim ki babamın bağırma sesini duyunca yerimden sıçradım, korkmaya başlamıştım.

"Seni okuldan alıcam!"

Babam niye öyle diyordu abime ne olmuş olabilir diye düşünürken abimin sesi normal tonda çıkıyordu ama hafiften sinirli gibide

"Baba ben okuldan gitmek istemiyorum. Asker olacağım ne olursa olsun kararımdan döndüremezsin beni."

Abimin kararlı bir şekilde söyledikleriyle babamın yüzü sinirden daha çok kızarmaya başlamıştı, bunu fark edebiliyordum, ne zaman çok sinirlense yüzü kıpkırmızı olurdu.

"Oğlum bak sakin kalmaya çalışıyorum. Asker olmayacaksın aile şirketimizin başına geçeceksin diyorsam o olacak!" Babamın yüksek sesle söylediği bu cümleler abimi daha da sinirlendirdi şu an ikiside çok sinirliydi yanlış bir şey olmaması için tüm gücümü toparlayıp aralarına girmeye karar verdim.

"Baba abime kızma lütfen."

Dilimden bunlar dökülmüştü, babam ise karşılık olarak bana yan bir bakış atıp

"Sana karışma iznini kim verdi! Çık git buradan Efsel seninle muhattap olmuyorum şuan!"

Hafif yüksek bir sesle söyledikleriyle daha fazla tırsmış bir şekilde sağ elime sol elime kenetledim,parmağımla tırnaklarımla oynamaya başladım, başımı yere eğdim, babam konuşmaya devam etti.

"Ben ne dediysem o olacak Demir. Yarın nakilini aldırmaya gideceğiz."

Kafamı yavaş bi şekilde abime çevirdiğimde dahada sinirlenmiş bir şekilde babama bakıyordu

"Ben senin dediğin her şeyi yapmak zorunda değilim bana! Anla artık bunu ben asker olacağım!"

Abimin sesli bir şekilde dedikleriyle babamın elinin havaya kalktığını gördüğümde hemen abimin önüne geçip onj arkama itmeye çalıştım, çokta kıpırdamasada son anda babamın elini yakalamıştım.

Ben tutmasaydım abime vuracak mıydı?

Elini tutmamla babam hemen bana döndü

"Sen, sana karışma demedim mi ben! Anlamıyor musun sen beni Efsel!"

Odayı inletecek bir şekilde söylediklerinden sonra kolumu büyük elleriyle kavradı, sinirden ne kadar sıktığını bile fark etmediğine emindim çünkü kolum çok acıyordu.

"B-baba ben sadece abime vur-"

"Demek abine vurmayayım diye yaptın?"

Otuz iki dişi görünecek şekilde güldüğünü gördüğümde çok korkunç görünüyordu, dahada tırsmaya başlamıştım ki titriyordum. Arkadan abimin sesleri geliyordu ama bu babamın beni evdeki küçük boş dolaba doğru ilerlemesini durdurmuyordu,

Neden oraya ilerliyorduk?

Dolabın önüne geldiğimizde kapağını açtı, içerisi dapdaracıktı, küçücük bir giysi dolabı gibi bir şeydi. Yapmasından korktuğum şeyi yaptı, evet beni zorla içeriye soktu.

"B-baba ben burada duramam,çıkar beni buradan!!!"

Dolabın kapağına bir şey sıkıştırdığını duydum, açmaya çalıştım, açılmıyordu, çaresizdim, hemde çok, 12 yaşında bunları yaşamam normal miydi?

"Biraz orada kal bir daha bana karşı gelmemen gerektiğini anlarsın."

"Bir daha yapmayacağım baba, ne istersen yaparım, burada nefes alamıyorum, lütfen çıkarın beni!"

Diyerek yalvarıyordum ama babamın umrunda bile değildi, dolaba vurup açmaya çalıştım açılmadı.

"Abi, orada mısın, yardım et lütfen!"

Abimden ses gelmedi, şiddetli bir şekilde ağlıyordum, dolabın küçük aralığından gelen aydınlanmadan başta ışık yoktu. Yalvarmaya, ağlamaya ve dolabın kapağına vurmaya devam ettim, ne kadar zaman geçti bilmiyordum, kimse beni duymuyor ya da duymamazlıktan geliyordu. Abim neredeydi, o her zaman benim yanımda olmaz mıydı?

Bir süre sonra nefes alamamaya başladığımı fark ettim, neden böyle oluyordu, anlayamıyordum, boğazımı tuttum, nefes almaya çalıştım ama alamıyordum. Bağırabildiğim kadar

"A-abi yardım et nefes alamıyorum"

Bağırdığımda, uzaktan

"Geldim Efsel, geldim babam gitti dayan!"

İçime umut doldu, abim beni buradan çıkarmaya gelmişti, ya da hayal duyuyordum, emin değildim ama bir süre sonra dolabın kapağının zorlanmasıyla abimin gerçekten geldiğini anladım. Dudaklarıma istemsiz bir şekilde tebessüm olmuştu.

"Geldim, açıyorum abicim dayan!"

Dedikten sonra dolap açılmış, ortam aydınlanmış, ben ise dolabın ani bir şekilde açılmasıyla abimin ayaklarına doğru düşmüş, nefes almaya çalışıyordum. Abim hemen yanıma eğildi

"Sakin bir şekilde nefes al Efsel. Hadi beni tekrar et."

Abime baktığımda onun aldığı nefeslerini yapmaya çalışıyordum ama işe yaramıyordu.

"O-olmuyor abi."

"Tamam, sorun yok Efsel şimdi seni buraya bırakacağım,gidip Nalan teyzeyi çağıracağım tamam mı?"

Kafamı onaylar bir şekilde salladım, abim gittiğinde onu beklerken nefes almam dahada güçlük oluyordu. Bir süre sonra ve abimin hızlı bir şekilde yanıma ilerlediğini gördüm. Yanıma geldiklerinde Nalan teyze bana baktı

"Kızım, bana bak gözlerini kapatma, şimdi sana bir ilaç vericem, nefesini çekebildiğin kadar içine çekiceksin tamam mı?"

Kafamı onaylar bir şekilde salladığımda dudaklarıma bir şey yerleştirdi, üstünde bir yere bastığında ağzımda hissettiğim ferah bir nefesle içime çekebildiğim kadar nefesimi çektim.

"Bu seni rahatlatacak şimdi. Haydi seni odana çıkartalım kızım, sende odana geç demir, Efsel iyi olacak, merak etme, ben yanındayım onun."

Abim Nalan teyzeye güvendiğinden dolayı onu kafasıyla onayladı. Bana döndüğünde yüzüne bir tebessüm kondurdu, yüzüme yaklaşıp, anlına küçük bir öpücük kondurup merdivenlere ilerledi, bir süre sonra gözden kaybolmuştu. Nalan teyzeye döndüğümde bana bakıyordu

"Gel kızım"

Diyerek bir kolunu bacaklarımı diğerini sırtıma geçirdi ve ayağa kalktı. Gücüm olmadığı için hiçbişey demedim. Odama geldiğimizde Nalan Teyze beni yavaşca yatağıma yatırdı, yanıma oturduğunda

"Ne yaptın da baban bu kadar kızdı kızım?"

Nefesim eski haline dönmeye başlamıştı, halendaha düzgün nefes alamasam da cevap verebiliyordum.

"S-sadece abimi korumaya çalışmıştım ben"

"Anladım kuzum, babana çok gücenme ama sen, sinirliydi sadece, tamam mı kızım?"

"Biliyorum Nalan teyze"

"İyi kızım şimdi sen uyu şimdi, sabaha toparlanırsın."

"Tamam Nalan Teyze iyi geceler"

"İyi geceler kızım"

Diyerek odadan çıkmıştı. Arkasından baktım, uykuya daldığımda dar bir alanda boğuluyordum...

~GÜNÜMÜZ~

Açelyanın sesiyle daldığım anılardan çıktım.

"Telefon çekiyor!"

Diyerek gülümsüyordu,telefonun tuşlarına bastıktan sonra telefonu kulağının hizasına getirdi ardından konuşmaya başladı

"Abi asansörde kaldık Efsel iyi değil, telefon zorla çekiyor, bizi buradan kurtar! Hastanenin asansöründeyiz."

Deyip telefonu kapattı. Bana döndüğünde önceki halime göre daha iyiydim ama halendaha küçük bir krizde olduğumun farkındaydım. Kendimi rahat ve sakin tutmaya çalıyordum, gözlerimi kapatıp lilyum ve laler dolu bir bahçede hayal ettim. Ben her kız gibi gül sevenlerden değil, nadir sevilen lilyum ve laleri çok seviyordum. Hayat etmeye devam ettim.

Üstümde bebek mavisi, kısa kollu, dar bir elbise,parmak uçlarımla yerdeki lale ve lilyumlara dokunarak onların arasında ilerliyordum ki arkadan iki sıkı elin boğazımı sarmasıyla gözlerimi aniden açtım.

Derin bir şekilde nefes almaya çalıştım ama nafileydi karşıma baktığımda asansörün kapısı kafif aralıktı, galiba Uras bizi buradan çıkarmaya çalışıyordu. Bir süre daha gözlerimi kapatmamaya çalıştım, gözümün önünü annemin sülieti geliyor, hemen gidiyordu. Artık urası tam olarak görebiliyordum, ilk önce Açelyaya baktı Açelya ona one dediyse hemen benim yanıma geldi, dudaklarını okumaya çalışıyordum ama pek bir şey anlayamıyordum, etradımdaki sesler yoktu sanki.

Gözlerim kapanmadan hemen önce urasın beni kucağına aldığını hissettim, sonrasında herşey karanlıktı...

~YAZARDAN~

Uras, Demiri camdan izliyordu, ona ne zaman baksa vurulduğu sülieti önüne düşüyordu. Üç gündür uyumaması sebebiyle gözleri acıyordu, arada gözleri kendiliğinden kapanıyordu ama bu ona tabikide yetmiyordu.

Düşüncelerinden çıkmasını sağlayan şey Açelyanın onu aramasıydı, hemen telefonunu cebinden çıkarttı ve aramayı açtı dahaden o konuşamadan Açelya konuştu.

"Abi asansörde kaldık Efsel iyi değil, telefon zorla çekiyor, bizi buradan kurtar! Hastanenin asansöründeyiz."

Duyduğu şeylerle hemen alt kattaki asansöre doğru koşmaya başladı, merdivenlerden indikten sonra asanaörün önüne geldiğinde asanaörün kapısını iki eliyle tutup ayırmaya çalıştı ama olmuyordu. Etrafına baktı kullanabileceği bir şey var mı diye, duvardaki yangın tüpünün yanında bulunan demiri görmesiyle hemen oeaya ilerledi.

Demiri alıp asansörün önüne geldiğinde kapının ortasına sıkıştırdı, tüm kuvvetini kullanıp açmaya çalıştı, bunu yaparken içeridekilere de seslenmeyi ihmal etmedi.

"Açelya iyi misiniz?"

"Ben iyiyim ama Efsel iyi değil abi, hızlı aç lütfen!"

Uras, Efsel'in neden bu kadar korktuğunu anlamamıştı ama şuanda bunu düşünecek vakti yoktu, bir süre sonra asansörün kapısını aralamayı başarmıştı. Tam olarak kapıyı araladığında ilk önce kardeşine baktı. Kardeşinin ona Efsel'i gösterdiğini görünce o tarafa baktığında, Efsel'in yerde saçı başı dağınık, gözleri yaşlı, boğazında parmak izlerinin olduğunu ve zar zor nefes aldığını görünce hemen onun yanına eğildi,

"Efsel, bana bak ve sakinleşmeye çalış"

Yanağını hafif bir şekilde ittirdi, belki bir tepki verir diye ama Efsel sadece ona bakmaya çalışıyordu.

"Efsel, bana bak ve gözlerini kapama."

Diyerek ayağa kalktığında tekrardan Efsel'e döndüğünde gözlerinin kapandığını gördü, arkasını dönüp açelyaya baktığında arkasından geldiğini fark etti.

Acile vardıklarında boş bir sedye bulduğunda yavaş bir şekilde Efsel'i sedyeye yatırdı. Açelya ise

"Doktor, buraya bakın arkadaşım iyi değil!"

Diyerekten bağırıyordu. Açelyayı duyan bir doktor hemen sedyeye yaklaştı, Açelya ve Uras'a doğru bir soru yöneltti,

"Nesi var?"

"Asansörde kaldık, dar alan fobisi var, astım ilacı kullandı ama pek işe yaramadı, sonrasında ise bayıldı."

Açelya idrak ettiği kadar olayları doktora anlattığında

"Kriz geçirmiş olabilir, sizi dışarı alalım, biz onunla ilgilenicez."

Uras doktorun dedikleriyle Açelyaya döndü, ona kafasıyla dışarı çıkmasını işaret ettiğinde Açelya abisiyle birlikte sedyeden uzaklaştılar, doktorun yanındaki hemşireler perdeleri kapadılar.

"Astımı mı vardı?"

"Önceden biliyordum ama bu kadar neden tetiklendi anlamadım."

Diyerek kendini tutamadı ve gözünden bir yaş damlası aktığını hissetti. Açelya ağlamayı sevmezdi, ama bu bir kaç gün içinde hep ağlıyordu. Uras Açelya'nın ağlamasına kıyamazdı, hemen ona sarıldı.

"Sorun yok güzelim, ağlama, onları iyi olacak."

"Eminsin değil mi abi?"

"Eminim güzelim."

Diyerek saç diplerine küçük bir buse kondurdu, öylece beklerken Açelya ağlamanın bastırdığı uyku ve üstündeki yorgunluğa yenik düşüp uyuya kalmış, Uras ise onu rahatsız etmemek için kıpırmadan durmuştu. Aradan yarım saatlik bir süreç geçtiğinde, perde açılmış doktor Uras ve açelyanın yanına doğru ilerlediğini gören Uras kıpırdandığında, Açelya uyanmıştı, kafasını kaldırdı, doktoru görmesiyle hemen ayaklandı, Uras'da onunla birlikte ayağa kalkmıştı.

Açelya doktorun yanına vardığında

"Efsel iyi mi? , o uyandı mı?!"

Doktor Açelya'nın ne kadar telaşlandığını fark etmişti.

"Sakin olun hanımefendi, arkadaşınız iyi, büyük bir kriz geçirmiş ve bu krizler iyiye gitmiyor gibi görünüyor ama şuanlık iyi durumda, yorgun olduğundan ve serumun etkisiyle uyuyor. Efsel hanımın strestten uzak durması gerekiyor."

"Anladık, teşekkürler doktor bey,şimdi onu görebilirim değil mi?"

"Özel odaya alıcaz, o zaman görebilirsiniz ama dinlenmesi daha iyi olur, yanında dursanız da ses çıkarmasanız onun için iyi olur."

"Tamam teşekkürler yeniden."

Doktor gittikten sonra hemşirelerin Efsel'i sedyede getirdiklerini gören Açelya hemen sedyeye yaklaştı ve arkadaşının elini tuttu. Uras ise Açelya'nın yanından ilerliyordu. Odaya geldiklerinde hemşireler sedyeyi odadaki yerine koydular ve odadan çıktılar. Açelya Efselin yanındaki ikili koltuğa oturdu, elini elinin içine aldı. Uras oturmadan

"Ben su alıp geliyim, sende çok iyi görünmüyorsun Açelya."

"Tamam abi."

Diyerek onayladığında Uras odadan çıkmıştı. Açelya ne kadar Efsel'in onu duymayacağını bilse de içini ona döktü.

Uras kantinden 3 tane su ve 3 popaça aldıktan sonra odaya girmişti. Açelya kapıdan tarafa baktığında abisini görmesiyle yeniden önüne döndü.

Uras ilerleyip Açelya'nın yanına oturdu. Poşetin içinden iki su çıkarttı, birini Açelyaya verdi, diğerini açıp kendi içti.

"Aç mısın?, poğaça aldım."

"Yok abi aç değilim."

İkisi de kısık sesli mırıldanmayla Efsel'e döndüler.

~EFSEL'DEN~

Boynumdaki sızıyla gözlerimi açtım, ani kıpırdamamla boğazım sızlamıştı, istemsizce mırıldanmamla gözlerimi tamamen açabilmiştim.

Neredeydim?

En son ne olmuştu?

Düşünmeye çalıştığım gibi olan her şey gözümün önünden şerit gibi geçmişti. Son anda Urasın beni kucağına alması, derken düşüncelerimden çıkmamı sağlayan Açelya'nın sesiydi

"Uyandın sonunda!"

Yüksek sesle söyledikleriyle ona tebessüm ettim.

"Sakin ol Açelya, uyandım"

Yanıma yaklaştı, ellerimi tuttu ve beni yanağımdan öptü.

"Ölmeden Açelya, mıncıklama yine"

"Sus ya, çok korktum sana bişey olucak diye"

"Tamam iyiyim, merak etme"

Dediğimde benden çekildi, gülümsedi, bende ona karşılık olarak gülümsedikten sonra arkasındaki Uras'a baktığımda o da bana bakıyordu.

"İyi hissediyor musun Efsel?"

"Daha iyi hissediyorum Uras"

"Abi desen daha iyi olur Efsel."

"Anlık bişeydi, birdahakine dikkat ederim Uras abi."

Abinin üstüne vurarak söylemiştim. İçimden ona abi demek gelmiyordu, ama yapabileceğim bir şey yoktu. Düşünceye dalmışken abim aklıma geldi

"Abim, o iyi değil mi?"

"İlkine göre durumu daha iyi, ama malesef halendaha komada."

"Ben abimi görmek istiyorum."

Uras abi söze girmeden Açelya konuştu.

"Daha yeni uyandın Efs, bıraz dinlen sonra abinin yanına gidersin."

"Yok ben şuanda iyiyim, abimi görmek istiyorum."

"Ne dersem hee türlü gideceksin değil mi?"

Açelya'nın dediğine tebessüm edemeden duramadım, beni çok iyi tanıyordu.

Üstümdeki battaniyeyi çekip yavaş bir şekilde yataktan çıktım. Yerdeki ayakkabılarımı giymek için eğilemeden Açelya beni durdurmuştu.

"Dur, sen eğilme ne olur ne olmaz diye ben giydiririm ayakkabılarını."

"Gerek yok, giyebilecek kadar kötü değilim, bu kadar korkma Açel, iyiyim."

Diyerek ona iyi olduğumu hissettirmeye çalıştım. Ne kadar boğazımda bir sızı olsa da daha iyi hissediyordum.

Ayakkabılarımı giydiğimde diklendim, benimle birlikte Uras'da ayağa kalkmıştı. Odadan çıktığımızda abimin bulunduğu yoğun bakıma ilerliyorduk.

"Yanına girebilecek miyim?"

"Doktorla konuşurum, durumuna gmre girersin."

Uras abinin cevabıyla onu kafamla onayladım, bir süre yürüdükten sonra yoğun bakımın önüne gelmiştik.

"Ben doktorla konuşmaya gidiyorum. Siz burada bekleyin."

"Tamam abi."

Benimde onu kafamla onaylamamla sırtını bize dönüp ilerdi, sırtı sanki biraz geniş gibi, baya da güzel görünüyordu. Ben bunları neden düşünüyorum be!

Derinn mi derin düşüncelerimden çıkmamı sağlayan Açelyaya teşekkürlerimi iletiyorum.

"Gel oturalım Efs."

Oturduğumuzda Açelya konuşmaya başladı.

"Daha iyi olduğuna eminsin değil mi? Hiiiii sen açıktın kesinn!"

"Acıkmadım açel vallaha bak iyiyim"

"Tamam ya"

Diyerek önüne döndü. Uras'ın gittiği tarafa baktığımda yanındaki hemşire ile bizden tarada geldiğini fark ettim. Anlık bir şeyle ayağa kalktım. Benim kalkmamla Açelya da ayağa kalkmıştı. Uras yanımıza varınca konuşmaya başladı.

"Doktorla konuştum. Hemşire hanım sana bir şeyler giydirecek, sonrasında içeri girebilirmişsin, ama sadece beş dakikalık."

Uras'ın dedikleriyle kocaman bir gülümseme geldi yüzüme, sonunda abimin yanına girebilecektim. Hemşire yoğun bakımın önüne yürürken banada seslenmeyi ihmal etmemişti,

"Buyrun hanımefendi"

Diyerek üniformasının cebinden kartını çıkartıp kapıya okuttuğunda kapı açıldı, yan yana içeriye girdiğimizde gereken şeyleri giydikten sonra hemşire odanın kapısını açtı yana çekildiğinde, içeri adım attım.

"Süre dolduğunda sizi çağıracağım."

Onu kafamla onaylayıp abime döndüm, esmer teni bembeyaz olmuş, gözleri kapalı bir halde hareketsiz bir şekilde yatıyordu, ben onu böyle görmeye alışkın değildim ki...

Ona doğru yaklaştım. Yanındaki sandalyeye oturduğumda, ona yaklaşıp buz gibi elini tuttuğumda gözümden istemsizce bir yaş aktı. Konuşmaya başladım, içimi dökmezsem daha kötü olacaktım, ben sadece ona içimi dökerdim.

"Ben geldim abim. Niye halendaha uyanmadın?"

"Ben seni çok özledim. Sen beni özlemedin mi?, hadi kalk, evimize gidelim."

Ağır biz sessizlik...

"Eve gidicem bugün, beni yanlız mı bırakacaksın?, hani sen dayanıklıydın, hani sana bişey olmazdı, bana dönücektin. Söz vermiştin abim... gelicem demiştin, o zaman neden şuanda buradasın?"

Daha şiddetli ağlamaya başladım, sanki biri boğazıma ip bağlamıştı, yutkunamıyordum. Arkamdan gelen sesle göz yaşlarımı silmeye çalıştım.

"Hanımefendi süre doldu çıkmanız gerekiyor."

"Tamam bir dakikaya çıkıyorum."

Çıkmak istemiyordum ama yeterki abim iyi olsundu. Ayağa kalktım, son kez abime baktım, eğildim yağına küçük bir öpücük konudururken gözümdeki yaşın abimin yanağına düşmüştü. Elimin hafif bir şekilde oynamasıylakafamı oraya çevirdim. Abim elini mi oynatmıştı yoksa bana mı öyle gelmişti?

Oynatmıştı, evet yanlış anlamıyordum!!

Hemen abimin diğer yanağına da öpücük kondurduktan sonra kular adımlarla kapıdan çıktığımda hemşireyi görmemle

"Abim elin oynattı, hissettim gerçekten oynattı!"

Hemşire dediklerime tebessüm etti.

"Bu iyi bir ilerleme ben hemen doktor'a haber vereyim, bir ilerleme varsa size hemen bildiririz."

"Tamam,tamam teşekkürler"

Diyerek üstümü değiştiğim yere gittim. Üstümü giydikten sonra yoğun bakımdan çıktım. Karşımda görmeyi beklemediğim bir süliet belirdi.

Onun burada ne işi vardı!!

____________________

Selamm ben geldimm, bu bölümü uzun yapmak istedim.

Okul nedeniyle bölümleri aksatabiliyorum kusura bakmayınn

Efsel yoğun bakımın önünde kimi gördü acaba??

Demir uyanacak mı??

Bu soruları kitaba devam ederek cevaplarını bulabilirsiniz.

Seviliyorsunuzzz, öptümm😘