Bölümler 11Şu an: Ben Deli Değilim
- 1 Maziye sürüklenme1.508 kelime
- 2 Ansızın Gelen Ayrılma2.134 kelime
- 3 Kaybetme Korkusu2.855 kelime
- 4 Beklenmedik Geliş3.462 kelime
- 5 Mutluluk3.394 kelime
- 6 Ben Deli Değilim4.154 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 İyi Değilim5.242 kelime
- 8 Kabullenme Zorluğu3.037 kelime
- 9 Yakınlaşma Hissi4.190 kelime
- 10 Kaybolmuş Hisler2.464 kelime
- 11 Ben Anne Olamayacak Mıyım?2.756 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İçimde öyle bir mutluluk var ki...
Abim uyanmış,bana gelmişti. Mutluluktan ağlayacak dereceye geldim desem azdı. Ben mutluluktan dolmuş bir şekilde abime sarılırken ondan kısık bir inilti duymamla benim içim acıdı,dahaden ben abimden ayrılmadan arkadan bir ses gelince abimden ayrılıp onun dediğini yapmıştım.
"Efsel,dur abinin yarası var açılabilir."
Hızlı bir şekilde abimden ayrıldım.
"Özür dilerim abi, iyi misin? , ben sadece seni özledim di-"
Ben kelimemi biteremeden abim tekrar beni yeniden göğsüne çekti.
"Sorun yok uras,gel buraya fıstığım."
Kocaman gülümseyerek bu defa yarasına dikkat ederek abime sarıldım. Şu an o kadar mutluydum ki kim görse bu mutluluğumun ne kadar büyük olduğunu anlardın, o beni tek bırakmamış,yine bana gelmişti.
"İyiki geldin abim"
İç çekerek söylediklerimle saç diplerime bir buse kondurduğunu hissettim. Ona daha sıkı sarıldım,içime sokucakmış gibi içime çektim. Haftalardır uyanmıyor,bir tepki göstermiyordu, o kadar çok özlemiştim ki,istemsizce gözümden yaş geldiğini hissettim,ani bir şekilde gözümdeki yaşı silmek için hareket edince,abim ağladığımı anlamış olacak ki
"Ağlıyor musun sen?"
Burada yanlız değildik, ağladığımı anlamalarını istemezdim.
"Yok ne alaka"
Anlamasını umarak söylediklerimle uzatmadan konuyu kapatmış,ben ise ondan ayrılarak hemen yanındaki tekli koltuğa oturmuştum.
"Şimdi, birinci sorum ne zaman uyandın?, ikinci sorum neden bana uyandığını söylemedin?"
Ne kadar uyanmış,benim yanıma gelmiş olmasına sevinsem de,o uyandığında onun yanında olmak, ona göz kulak olmak istiyordum.
"Yavaş gel kızım ne ard arda soru soruyon daha yeni çıktık, rahat bir nefes alayım."
"Sen yeterince nefes almışa benziyorsun abi, hadi söyle şimdi."
" Birkaç gün önce uyandım,seni telaşlandırmak istemediğim için söylemedim."
"Bir kaç gün önce mi! Delirdin mi sen abi, o kadar yaran varken ne diye hastaneden çıkıyorsun sen!, hadi sen çıkmak istedin diyelim"
Elimle Uras'ı işaret edip ondan yana yöneldiğimde konuşmaya devam ettim.
"Sen neden izin veriyorsun hastaneden çıkmasına!"
"Bana nerden atladı olay arkadaş!"
Tip bir bakış atarak
"Sen karşı çıksaydı gelir miydi sence?"
Bakışlarını benden çekerek abime döndü.
"Ben karşı çıksaydım gelir miydin bence?"
Bu cevabı kimse beklemiyordu, Uras'a bön bön bakan tek kişi ben değildim, abim ve Açelya'da anlık olarak şaşırmıştı. Açelya daha fazla dayanamacak olacak ki gür bir kahkaha attı. Karşılık olarak bende kendimi tutamayıp gülmeye başlamıştım.
"Galiba taşşak geçiyorsun kardeşim"
"Yooo ne alaka, onu nereden çıkardın"
"Nereden çıkarayım bana öyle geldi herhalde."
Ehh dermiş gibi bakış attığını gördüm Uras'ın, olayı uzatıp keyfimizin kaçmasını istemediğim için konuyu tekrar açmadım. Telefonuma gelen bildirim sesiyle cebimdeki telefonu elime aldım, bu saatte kim bana yazmıştı, diye düşünmedem edemedim. Telefonu açtığımda "baba" yazısıyla karşılaşınca anlık bir şok yaşadım, babam ne alakaydı şimdi?
"Kimmiş?"
Elimi bir dakika dercesine abimin sorusunu durdurduğumda mesaj yerine girdim.
Baba:Abin nerede, ne yaptın çocuğuma?
:Abim yanımda , hem sen ne oldu da abimi merak eder oldun?
:Ben her zaman oğlumla ilgileniyorum zaten Efsel, sen kıskandığın için bunu fark edemeyecek kadar körsün. Şimdi abine söyle telefonlarını açsın.
Mesaja görüldü atarak mesajdan çıktım, bir kere beni kırmadan, insan gibi konuşsa keşke dedim. Abimi mi kıskanıyordum, peh be aynen! İster istemez yüzümü buruşturduğumda abimin yönelttiği soru ile yüzümü normale çevirdim, bunu öğrenmesini, babama karşı kötü şeyler düşünmesini istemiyordum, ne kadar kötü olursa olsun o bizim babamızdı, ayrıca sadece beni sevmiyordu, abime normal davranıyor, ne kadar sevse de bunu ona belli etmiyordu, bunun farkında olan tek kişi bendim.
"Kim yazdı da yüzün düştü Efsel?"
"Önemli biri değil abi."
Diyerek konuyu kapatmaya çalışmama rağmen abim bir şeyler olduğunu anlamıştı belliydi.
"Var bişey, var ben bilmez miyim seni"
Diyerek yanıma geldiğinde
"Tamam abi babam yazdı sadece seni sordu nerede diye, ayrıca telefonlarını açsın diyor."
Onunda anlık bir duraksama yaptığını gördüm ama anında normal haline dönp konuşmaya başladı.
"Tamam, ben bir lavaboya gideyim."
Uras'a ona tuvalete giderken yardım etmesi için kafa işaretiyle yanına çağırdığında bir şey demeden öylece beklemeye başladım. Abimler odadan çıktıktan sonra Açelyanın küçük adımlarla yanıma geldiğini gördünce yüzüme küçük bir tebessüm kondurdum. Yanıma geldiğinde, yan tarafımda bulunan diğer tekli koltuğa oturdu, ondan tarafa döndüm.
"Babanla sorun mu var Efs?"
"Odana geçsek orada sana herşeyi anlatsam Açel, olur mu?"
"Olur tabiki sen nasıl rahat hissedersen."
Yüzümdeki tebessümle yan yana üst kattaki Açelyanın odasına çıktık, odaya geldiğimizde yatağın yanına hafif bir şekilde oturduk.
Ona hiçbir şey anlatmamış ve her zaman ertelemiştim, bence olanları anlatmanın zamanı gelmiş, geç bile kalmıştım. Ona güveniyor, anlattıklarımın onunla kalıcağına emin bir şekilde konuşmaya başladım.
Açelyaya olan biten her şeyi kısaca anlattığımda babama karşı daha büyük bir nefret beslemişti, bunu yüzünün sinirden kıpkırmızı olmasından anlıyordum.
"Halendaha aklım almıyor, senin bir suçun olmamasını rağmen bir insan neden bunları yapar ki?"
"Bilmiyorum Açel, o da kendi çapında haklı, en sevdiğini kaybetmiş sonuçta."
"Sende istemezdin anneni kaybetmeyi!"
"Kim ister ki"
Dalgın bir şekilde söylediklerimle moralimin daha çok düştüğü bariz bir şekilde belli oluyordu malesef.
"Tamam sen üzülme, pişman olacağına o kadar eminim ki. Sen bizde mi kalsan artık ya, hııı benimle yatarsın hem?"
Kolumu çekiştirerek söyledikleriyle gülümsedim, benim iyiliğimi düşündüğünü biliyor, ona minnet duyuyordum. Fakat her zaman burada kalıp onlara yük olmaktansa evde kalmayı tercih ederdim, tabiki bende en yakın arkadaşımla aynı evde kalmak isterdim, ama onun bir abisi vardı, benim yüzünden rahatsız olmasını istemezdim.
"Bende çok isterdim, ama bu olmaz, evde abin var hem, ben varken rahatsız olmasını da istemem."
"Abimi mi takıyorsun gerçekten, o başka alemlerde vallaha bak!"
"İyiliğimi düşündüğünü biliyorum Açel, bende seninle kalmak çok isterim ama olmaz, hem buluşabiliriz"
"Of tamam be inatçı keçi seni, ama sen şimdi ani dedim diye düşünmedin, bu konuyu sen bir aklından geçir derim ben sana"
Gülümsemem daha çok büyümüştü.
"Tamam tamam!"
O da benimle birlikte gülerken aklına bir şey gelmiş gibi parmağını havaya kaldırdı
"Aklıma bir şey geldi!"
Aydınlanmış bir şekilde söyledikleriyle gülümsemem kahkahaya dönüştü.
"Ne geldi aklına?!"
"Ortak bir ev tutalım o zaman?!"
Bende bişey diyecen sandım der gibi baktığımda yüzü düşmüştü.
"Hemen yüzünü düşürme, şuanlık olmasa da neden ileride olmasın?"
"Gerçekten mi?"
Kafamla onu onayladım.
"Tamam o zaman haydi aşşağıya inelim, yemek yapalım alttaki ayılar açtır."
"Bak bu çok doğruydu."
Tabi dermişcesine başımı salladığımda yüzümdeki tebessümle merdivenlerden inmeye başlamıştık. Alttan gelen seslerle olduğum yerde kaldım, ben durunca Açelya da mecburen durmuş bana niye durdun dercesine bakıyordu.
"Seni görmeye geldiğinde asansörde kriz geçirdi, normalinde sana söylemeyecektim ama durumu ne kadar iyi görünse de bence pek iyi değil gibi kardeşim."
"Ne krizi geçirdi lan!"
"Sessiz ol, duyacaklar!"
"Krizleri geçti sanıyordum, tekrar gelmiş olamaz!"
"Bilmiyorum ama içeriye girdiğimde kendinde değildi, iyi değil gibi görünüyor, önceden bir şeyler mi yaşadı bu kız Demir?"
"Şuan anlatmam doğru olmaz, bir ara ben sana anlatırım, sen olayı doğru düzgün anlat bana, Efsel neden anlatmadı bana?"
Ben abimden bunu saklamak isterken Uras abime söylüyordu, o zamanki yorgunluk ile ona abime söylememesi gerektiğini söylemeyi unuttuğumdan dolayı çok bir şey demek istemiyordum ama böyle abime anlatmak zorunda değildi. Urasın abime detayla bir şekilde anlatmasını dinledim, Açelya sıçtık bakışı atıyordu, pek umursamadım, şuan alt kataki konuşma sesinden başka ses duymuyordum. Duymayı beklemediğim ses geldiğinde ise olduğum yerde buz kestim sandım.
"Bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla, bir psikoloğa görünmesi gerekiyor bence, anlattıkların normal bir insanın yaşamaya dayanacağı şeyler değil gibi"
"Bir süredir bende düşünmedim değil ama Efsel psikoloğa gitmeyi kaldırabilecek biri değil."
Duyduklarımla gözlerimin yaşardığını hissettim, abim psikoloğa gitmem gerektiğini mi düşünüyordu?
Açelyanın koluma dokunmasıyla dolu gözlerimi ona çevirdim, bana olan bakışıyla onun konuşmasına izin vermeden hızlı adımlarla aşşağıya indiğimde abim ve Uras'ın bakışları bana dönmüştü. Islak gözlerimi görmelerini istemediğimden dolayı bakışlarımı onlara çevirmeden evin çıkış kapısına ilerledim. Arkamdan sesleri duymama rağmen onları aldırmadan evin çıkışına ilerlemeye devam ettim.
"Efsel sana nereye gidiyorsun dedim abicim?!"
En son abimin sesini duymama rağmen hızlı adımlarla kapıya çıktığımda buz gibi havanın tenime çarpmasıyla irkildim, o anki kırgınlığımla akşam soğuğu olacağını düşünememiş, üstüme örtü almamıştım,pişman da olmuştum. Bunun için geri dönemezdim bu yüzden ilerlemeye devam ettim, evin etrafı sessiz, ormanlık alanlarla kaplıydı, cebimi yokladığımda arabanın anahtarının bende olmadığını görmemle yüzümü buruşturdum, bu da yürüyerek gitmeme engel değildi bu yüzden sağ yöne gitmeye karar verdim. Telefonumun fenerini açıp yaklaşık on dakika boyunca yürümeme rağmen halendaha bir market yoktu, evden uzaklaştığımı hissedince kendimi tutamayıp şiddetle ağlamaya başladım, ben deli değildim, benim psikolojik destek almama gerek yoktu, neden benim hakkımda böyle düşünüyorlardı?
Ağlamam daha da şiddetlendi, bir süre daha yürüdükten sonra gücümün bittiğini hissediyordum,durmak gibi bir ihtimalim yoktu, yürümeye devam ettim, ettim,ettim ama yol hiçbir yere çıkmamıştı. Beklemediğim bir şey oldu ve gük gürledi, ani panikle yerimden sıçradım, karanlıktan ne kadar korksam, yüksek sesten de o kadar korkuyordum, daha şiddetli ağlamaya başladım, büyük ihtimalle bir süre sonra yağmur yağmaya başlayacaktı. Ne kadar ilerlersem ilerliyeyim yolun hiçbir yere çıkmamasından dolayı geri dönmeye karar verdim, en azından evden araba anahtarını alıp tekrar çıkabilirdim, geri döndüğümde hafiften yağmur çiftelediğini hissediyor, ama bunu sorun etmemeye çalışıyordum, az sonra dsha şiddetli yağıcağını bildiğimden dolayı adımlarımı daha hızlı atmaya çalışıyordum, yarına kalmaz ateşimin çıkacağını, yatak döşek yatacağımı şimdiden hissediyordum. Telefonumun çalmamasına hayret ediyordum, neden beni aramıyorlar diye düşünmeden edemiyordum.
Uzun bir süre yol yürüdüğümde yağmur daha da şiddetlenmiş, ben ise sırımsıklam olmuştum, çok üşüyor ve iliklerime kadar titrediğimi hissediyordum, artık yürüyecek mecalim bile kalmamıştı, abimi aramaya karsr verdim, bu kadar inat etmem yeterdi, zaten korkudan ve soğuktan tir tir titriyordum. Telefonu açtığımda telefonun neden çalmadığını fark ettim, telefon çekmiyordu!
"Siktir!"
Bunu beklemiyordum işte, ben istemeden dağın tepesine mi çıkmıştım?
İşte şimdi sıçmıştım.
Ağlamamın daha şiddetlendiğini hissettim, bildiğin dağın pesinde yanlız bir başıma kalmıştım ve bunu kendi isteğimle yapmıştım, bu kadar mı aklım gitmişti, bu kadar mı kırılmıştım. Pes edemezdim, abinler seni aramaya gelir dedim, ümidini kesme Efsel dedim, dedimde dedim ama bür türlü hiçbir yola çıkamıyordum, sanki portal gibi bir yere girmişim de çıkması imkansız gibi geliyordu, her yer heryere benziyordu. Yağmurun şiddetiyle telefonumda ıslanıyordu ve kapanabilirdi bunun bilincinde olmak beni çok kötü etkiliyordu, karanlıkta kalırsam büyük bir kriz geçireceğimden emindim, şuanda bile çok korkuyor, tir tir titriyordum. Bir süre daha yürümeye devam ettim, havanın şiddetli bir gürültü çıkartmasıyla yerimden sıçradığım gibi telefonum, dermanım kalmadığı için ve o ani panikle yere düştüğünü hissettiğimde panik bedenimi sardı, her yer karanlıktı, önümü göremiyordum. Yapabileceğim tek şey vardı o da çığlık atmaktı.
"İmdat! Yardım edin!"
Ne kadar bağırırsam bağırayım kimsenin duymayacağının bilincindeydim ama kendimi yatıştırmam lazımdı, astım ilacım yanımda değildi, biraz sonra atak geçireceğimin farkındaydım, kendimi bir krize daha hazırlamaya çalıştım, ama ne olursa olsun halendaha korkudan ve soğuğun tenime çarpmasıyla tir tir titriyordum.
Daha fazla dayanamadım, olduğum yere çöktüm, etrafıma bakmadım, yolun ortasına mı, kenarına mı, nereye çöktüğüme bakmadan kendimi yerde buldum. Bir süre sonra nefes almamaya başladığımı hissettim, ani panikle ellerim boğazıma gitti, nefes darlığı geçiriyordum
Elimle telefonumu yoklamaya çalıştım, onu bulursam abimlere ulaşabilirdim. Etrafımda ellerimi gezdirdiğimde gittiköe daha kötü oluyordum ama şuan bunu takmamam lazımdı, farkındaydım bu yüzden telefonu aramaya devam ettim, bir süre sonra telefon elime değince zar zor tebessüm ettim, belki atak geçirmeden abim ve Uras beni bulabilirdi diye düşündüm sonrasında kelimeler istemsizce beynimde döndü;
Seni kimse kurtarmaz Efsel, sen annenin katilisin, sen kimsessizsin, anla artık bunu.
"Hayır, hayır ben kimsesiz değilim."
İçimdeki ses susmuyor, dediklerinü tekrar etmeye devam ediyordu;
Delisin sen Efsel,
Psikolojik yardım alman lazım senin.
"Hayır hayır ben deli değilim, ben deli değilim."
Ellerimi kaşımın üstüne alıp kafama vurmaya başladım, susması lazımdı, ben deli değildim.
Dahada nefesimin darlandığını hissettiğimde,gücüm kalmamıştı. Ben yalnızdım, hemde her zaman, ben deliydim, bu yaşanılanlardan sonra.
Zamanın ilerlemediğini hissettim, artık zar zor nefes alıyor, kriz geçiriyordum. En sonunda o kadar kötü hissettim ki, oturduğum yerde, yere yığıldım,artık bilincim bile neler olduğunu anlamayacak şekildeydi, yattığım yerde zor aldığım nefeslerle tekrar ediyordum;
"Ben deli değilim, sus artık."
Bilincim kapanmadan önce yüzüme ışık yansıdığını hissettim, gözlerimi açmak istedim ama olmuyordu, bana doğru gelen kişinin ismimi bağırdığını hissettim, ama sesi çıkaramıyordum. Gözlerim kapanmadan dudaklarımın üstünde dolgun dudaklar hissettim, içime ferah bir nefes doldu,gözlerimi açmak istemedim, üstümdeki yorgunluktan dolayı gözlerimi açamadım son kez tekrar ettikten sonra gözlerim ve bilincim kapanmıştı,
"Ben deli değilim, sus artık"
~Uras'tan~
Efselin iyi görünmediğimi farkettiğimden beri bundan Demire bahsetmek istiyordum. Açelya ve Efsel odayı çıktığı için Demirle tek kalmıştık, öğrenmesi gerektiğini düşünüyordum. Ne olursa olsun kız iyi görünmüyordu, normalinde çokta umrumda olmaz ama bu kızın yaşadıkları kolay bişey değildi, beklenmedik bir şekilde kızı görünce kendimi değişik hissediyordum.
Efselin asansördeki halini gördüğümde sebepsiz yere içimin acıdığını hissettim, acaba o yaşında neler yaşamıştı da bu hale gelmişti, düşünmeye aklım ermiyordu. Evet askerdim, onca askerimi şehit vermiş, işkence çeken kadınlar görmüş, bunu kendim de yaşamıştım, ama onda görünce bir değişik gelmişti, çok kurgucalamak istemiyordum. Düşüncelerden çıkıp Demire döndüm,
"Şimdi, sana diyeceklerim var kardeşim"
"Önemli bişey mi oldu?"
"Evet, Efsel ile alakalı"
"Ne olmuş Efsel'e?"
Açıklama yapmadan direk konuya girdim, uzatmayı sevmem.
"Seni görmeye geldiğinde asansörde kriz geçirdi, normalinde sana söylemeyecektim ama durumu ne kadar iyi görünse de bence pek iyi değil gibi kardeşim."
"Ne krizi geçirdi lan!"
"Sessiz ol, duyacaklar!"
Kız duyarsa sorun olabilirdi.
"Krizleri geçti sanıyordum, tekrar gelmiş olamaz!"
"Bilmiyorum ama içeriye girdiğimde kendinde değildi, iyi değil gibi görünüyor, önceden bir şeyler mi yaşadı bu kız Demir?"
"Şuan anlatmam doğru olmaz, bir ara ben sana anlatırım, sen olayı doğru düzgün anlat bana, Efsel neden anlatmadı bana?"
"Bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla, bir psikoloğa görünmesi gerekiyor bence, anlattıkların normal bir insanın yaşamaya dayanacağı şeyler değil gibi"
"Bir süredir bende düşünmedim değil ama Efsel psikoloğa gitmeyi kaldırabilecek biri değil."
Dahaden ben konuşamadan merdivenlerden gelen sesle Demirle aynı anda merdivenlere döndüğümüzde Efsel'in dolu gözlerini görünce istemsizce ağzımdan küfür çıktı
"Siktir"
Demire döndüğümde hızlıca konuşmaya başladı
"Efsel nereye gidiyorsun?"
Efsel kafasını bizden yana çevirmeden hızla kapıya doğru yürüdü, göz yaşlarını bizden saklamaya çalışıyordu, bmyle bir tepki vereceğini bilsem asla bu konuşmayı evde yapmazdım, pişman olmuştum.
"Efsel sana nereye gidiyorsun dedim abicim?!"
Demirin panik ve sinirle karışık söylediklerine karşılık olarak Açelya konuşmaya başladı.
"Dediklerinizin hepsini duydu."
"Kızım demek bizi dinliyor neden bir belirti vermiyorsun!"
"He verseydimde beni dövseydi değil mi, hem siz neden ulu ortada konuşuyorsunuz?"
"Nereden bilelim sizin bizi dinleyeceğinizi!"
"Kavga etmeyi bırakın ve Efseli almaya git Uras!, karanlıktan korkuyor!"
Evet Demir ilk defa mantıklı bir şey demişti, gitse gitse nereye gidebilir ki, arabayı almıştır zaten diye düşündüm.
"Bende gelicem abi"
"Olmaz Açelya, bir de seninle uğraşamam şuanda."
Açelyayı dinlemeden evden çıktım, kapıya baktığımda arabaların ikiside yerinde duruyordu, bu kız yürüyerek nereye gitmeyi planlıyordu?!
Hasbinallah çekerek arabaya bindim, şehir yoluna gideceğini düşünerekten şehir yoluna doğru arabayı sürmeye başladım.
********
Şehir yolunda gidebileceği hangi delik varsa bakmış, hiçbir Allahın kulunda bulamamıştım. Olmamasını umarak orman yoluna sürmeye başladım. Ormanlık alana geldiğimde asla ummadığım bir şekilde Efsel'i görmemle direksiyondaki parmaklarımın uyuştuğunu hissettim, oturduğum yerde buz kestim. Şokeyi zorla atlattıktan sonra hızlıca arabadan çıktım, büyük adımlarla ona doğru ilerledim, bir yandan içim sızlıyordu, karşımda yerde cenin pozisyonunda, nefes alamazmış gibi göğsü hızla yükselen sırılsıklam bir şekilde duruyordu. Su damlaları omzumdan yüzüme doğru düştüğünü hissettim,aldırmadan Efsel'in tam yanına geldiğimde dizlerimin üzerine çöktüm, dizlerimin yere değmesiyle ıslandığını hissettim, bunu aldırmadan ona seslenmeye başladım, belki bir ihtimal konuşurdu. Yüzüne baktığımda nefes alamadığını görmemle panikle yüzünü ellerimin arasına aldım
"Efsel, benimle birlikte nefes almaya çalış"
Ne kadar nefes almasını sağlamaya çalışsamda işe yaramıyordu, beklediğim anda Efselden gelen ses ile olduğum yerde kala kaldım.
"Ben deli değilim, sus artık."
Dediklerime o kadar pişman oldum ki içimin yandığını hissettim, bizim konuşmamızı duymasaydı böyle bir şey olmayacak, benim yüzümden olmuştu bunlar!
"Kafama sokayım!"
Kendimi tutamayıp sinirle küfür savurdum.
"Düşün Uras, düşün ne yapabilirsin"
Kendi kendime ne yapabileceğim hakkında düşündüm, en sonunda aklıma suni teneffüs yapmak geldi, bu çok riskliydi, ama onun yaşaması daha değerliydi, benim yüzümden bu haldeydi, yapmak zorundaydım.
"Bana sövebilirsin ama yapmak zorundayım Demir."
"Bismillahirrahmanirrahim, Allahım zorunda kaldım sen yanlış anlama."
Dedikten sonra yanaklarından tutarak dolgun dudaklarını kendi dudaklarıma yaklaştırdım,dudakları dudaklarıma değdiğinde yanaklarına baskı uygulayarak dudaklarının daha da açılmasını sağladım, derin nefes çekerek, aldığım nefesi onun dudaklarında doğru var gücümle üfledim, geri çekildiğimde nefesinin düzenlenip düzenlenmediğine
baktığımda önceye göre daha düzenli nefes alıyordu son defa süni teneffüs yaptıktan sonra bir elimi beline diğerini ise iki bacağının altına atarak onu kucağıma aldım ayaklandığımda ondan mırıltı geldiğini duyduğumda
"Şşş ben buradayım, korkma Efsel, buldum seni, yalnız değilsin, dayan hastaneye gidiyoruz."
Ayağa kalktığımda saçının kokusunun burnuma gelmesiyle, anlık olarak saçlarına küçük bir öpücük kondurdum, çok güzel kokuyordu, düşünmeden edemedim ama şuan bunları düşünecek zamanım yoktu bu yüzden hızla arabanın arka koltuğuna ilerledim, kapıyı açtığımda, kırılacak bir şeye dokunurmuşcasına yavaş bir şekilde Efsel'i yatırdığımda kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna bindim, hastane buraya uzak değildi 15 dakika gibi bir süre vardı bu yüzden biraz da olsa şanslıydım.
Arabayı sürerken normalden daha da paniktim, sakin kalmaya çalışarak arabayı sürerken yan şeritten bir arabayı görmemle dahada çıldırmıştım.
"Üstüme mi geliyorsun ne yapıyorsun lan!"
"Kusura bakmayın"
Acelem olmasaydı ben ona ne yapıcağımı biliyordum da şuan ondan daha önemli bir konu vardı, neredeyse hastaneye gelmiştik, dikiz aynasından arkaya baktığımda Efselin solmuş yüzünü görmeyi beklemiyordum, esmer teni solmuş, saçları dağılmış, sırılsıklamdı.
Hastanenin kapısını geldiğimizde aceleyle arabadan indim arka koltuğa geldiğimde zarar gelmesinden korktuğum için yavaş bir şekilde kucağıma aldım,
"Doktor buraya bakın!"
Gür sesli bir şekilde dediklerimle hemşire olduğunu düşündüğüm bir kadın ve yanındaki doktor önlüğüyle bir adam sedye ile birlikte hızlı bir şekilde bize doğru ilerliyordu. Yanımıza geldiklerinde kucağımdaki Efsel'i ne kadar bırakmak istemesem de yavaşca sedyeye yatırdım, doktor konuşmaya başladı.
"Nesi var?"
"Kriz geçirdi, yağmurun altında yaklaşık iki saat boyunca durdu.Nefes darlığı yaşıyor, 15 dakika önce bayıldı"
Adamın bana bocalamış bir şekilde bakmasını aldırmadım.
"Kaç yaşında, bir hastalığı var mı?"
"Bildiğim kadarıyla astımı var,22 yaşında."
Bunları söyleyene kadar tedavi odasına geldiğimizi fark ettim.
"Siz dışarıda kalın beyefendi, biz elimizden geleni yapıcaz."
Ne kadar istemesem de kafamla onları onayladığımda Efsel'i odaya almıştılar.
Kıza ya bir şey olursa diye aklımdan geçiremeden edemedim, böyle bir şey olursa ben Demirin yüzüne nasıl bakardım?
Onun bu hale gelmesinin sebebinin ben olması yetmiyormuş gibi bir de onu hastaneye yetiştirememiş olursam ne yapardım, bu vicdan azabıyla nasıl yaşardım?
Karşıda bulunan sandalyeden birine oturduğumda telefonumu cebimden çıkardım ve Kardeşim kişisini aradım, ne tür bir tepki vereceğini kestirebiliyordum, ya bana bir daha güvenmezse diye düşünmeden edemiyordum. Ne olursa olsun şuanda onu aramam gerektiğinden dolayı düşünmeyi bırakıp aradım, kulağıma getirdim bir süre sonra Demirden ses geldi.
"Nerdesiniz kardeşim, Efsel nasıl?"
"Hastanedeyiz."
"Ne hastanesinden bahsediyorsun sen Uras, kardeşim iyi mi?!"
Panikle söyledikleriyle derin bir nefes çektim.
" Demir böyle olmasını istemezdim ama şuanda doktor onunla ilgileniyor"
"Hangi hastanedesiniz?!"
" **** hastanesindeyiz."
Cevap vermeden telefonun yüzüme kapandı.
~Demir'den~
Endişeyle Uras'ın Efsel'i getirmesini beklerken Açelya yanıma oturmuş yüzü düşük bir şekilde oturuyordu.
"Senin pansuman saatin gelmedi mi?"
O nereden biliyordu?
"Doğru unutmuşum."
"Hatırlamış oldun."
Abisine çekmiş tabi sivri dilli olmasa olmuyor.
"Ben yaparım pansuman, sen getirir misin pansuman malzemelerini?"
"Olur sen bekle ben getiriyorum."
Kafamla onu onayladıktan sonra telefonumu aldım, belki bir arama veya mesaj vardır diye ama ikisinde yoktu, içimdeki daralma iyi bir şeyler olucağının göstergesi değildi, çok bir süre geçmediğinden dolayı endişelenmemeye çalıştım ama işe yaramıyordu, ya ona bişey olduysa diye düşünmeden edemiyordum. Karanlıktı, korkardı tek başına bu saatte nereye gitmiş olabilirdi, şu anda yaralı olmak benim için o kadar kötüydü ki...
Düşüncelerimden çıkmamı sağlayan Açelyanın sesi olmuştu
"Geldim, ben yaparım pansumanını"
Böyle bir cevap beklemediğimden dolayı anlık bir bocalasam da yüzüme yansıtmamaya çalıştım.
"Rahatsız olmazsan olur"
Diyerek onu onayladım çünkü ağrılarım çoktu ve pansuman yapacak halde değildim, hem ruhen hem de fiziksel iyi olmadığımdan dolayı onu onaylamıştım.
Yavaş adımlarla yanıma geldiğinde oturması için yer açtım, oturduğunda ise kullanacağı malzemeleri sırayla yer masasına koydu. Bittiğinde ise bana ne bekliyorsun dermiş gibi bakıyordu, en sonunda ise konuşmaya başladı.
"Ne bakıyorsun soyunsana"
Afallamış bir şekilde baktım
"Ne diyorsun kızım?"
Ani bir çıkış yaptığını fark edince hemen toparlamaya başladı.
"Yani üstünü çıkar demek istedim."
"Onu anladık da sen her pasuman yapacağın kişiye soyun mu diyorsun?"
"Hayır sadece sana dedim"
İşte bunu demesini asla beklemiyordum, bu kız ne yapmaya çalışıyordu?
Hafiften yanakları kızardığında önceki haline göre çok tatlı görünüyordu, neyden bahsediyordum ben! , en yakın arkadaşımın kardeşiydi o benim , bu yetmezmiş gibi kardeşim yaşındaydı, hemen aklımdaki düşünceleri attım.
"Ne demek istediğini bilmiyorum Açelya, bence sen sadece pansumanımı yap."
Göz devirerek bana baktığını gördüm, aldırmadan üstümdeki tişörtü çıkarmaya yeltendiğimde omzumdaki sızlamayla yüzümü buruşturdum, bunu gören Açelya hemen bana yaklaşmıştı.
"İyi misin?, yardım ediyim istersen."
Başka türlü olmayacaktı, kafamla onu onayladığımda tişörtümün yanlarını kavradı, kırılacak bir şeye dokunurcasına nazik bir şekilde üstümdeki tişötü çıkardığında gözlerinin karnıma indiğini görmemle sırıtmaya başladım, bildiğin beni süzüyordu.
"Saymaya zorlanıyorsan ben söyliyim, 8 taneler."
Anında başını kaldırmış, gözlerime baktığında sırıttığımı görünce utandığını belli edercesine hızlıca kafasını önüne eğmişti, sırıtmam kahkahaya dönüşmüş önü izliyordum.
"B-ben sadece gözüme battı o kadar, yanlış anlama yani."
"Yok yok ben yanlış anlamam zaten."
"Eh iyi bari o zaman yapayım ben pansumanını."
"Yap bakalım."
Dediğimde ilk başta kalbimin yanımda bulunan yara bandına ilerledi, açtığında yüzü sanki kendisi vurulmuş da acısını o çekiyormuşcasına bir hal almıştı. İçimin ısındığını hissettim, benim yarama bakarken kendi yarasıymış gibi hissetmesi beni değişik ama mutlu hissettirmişti.
Yaraya gereken malzemeleri sürdükten sonra tekrar kapatırken sızlaması yüzünden yüzümü buruşturduğumda sanki hissetmiş gibi kafasını kaldırıp bana baktığında
"Özür dilerim, acıdı mı?"
Bu kız bana karşı neden böyle davranıyordu?, gereğinden fazla nazik, baştan çıkarıcı ve ilgiliydi, bunlar bana fazlaydı.
"Sorun yok."
İçimden düşündüklerimi söylemekten ziyade her zamanki Demir oldum. Ben her zaman içimde yaşadıklarımı dışıma yansıtmazdım.
Omzumun pasmunanı da yaptığında
"Teşekkür ederim."
"Ne demek, lafı bile olmaz."
Bana gülümsediğinde, bende ona küçük bir tebessümle karşılık verdim.
Telefonumun çalmasıyla hemen koltuğun yanındaki telefonuma uzandım, yaram acıdığında Açelya bunu anlamış olacak ki yanındaki telefonu alıp bana uzattı. Telefonu aldığımda Uras'ın aradığını gördüm, hızla telefonu açtım.
"Nerdesiniz kardeşim, Efsel nasıl?"
"Hastanedeyiz."
"Ne hastanesinden bahsediyorsun sen Uras, kardeşim iyi mi?!"
" Demir böyle olmasını istemezdim ama şuanda doktor onunla ilgileniyor"
"Hangi hastanedesiniz?!"
" **** hastanesindeyiz."
Uras'ın konuşmasına izin vermeden telefonu kapattım. Uras'ın suçu kendinde bulacağını biliyordum ama şuan bunu düşünemezdim. Biliyordum, içim rahat değildi hissetmiştim, ben nasıl gidecektim şimdi hastaneye?
"Efsel iyi mi?"
Açelyanın korku dolu sesiyle bakışlarımı ona çevirdim.
"Hastanede ne durumda olduğunu bende bilmiyorum. Hastaneye gidiyorum ben"
Diyerek ayağa kalkmaya çalışacaktım ki Açelya hemen kolumu tuttu.
"Ben sana destek olayım, arabayı da ben sürerim öyle gideriz olur mu?"
"Teşekkür ederim Açelya."
"Ne için teşekkür ediyorsun Demir?"
"Yaptığın herşey için"
"Lafı bile olmaz."
ona tebessümle karşılık verdiğimde kolumdan tutan elden güç alarak ayağa kalktığımda zar zor arabaya doğru ilerlemeye başlamıştık, bende yeni ameliyattan çıktığım için ayağa kalkmamam gerekiyordu ama bunu önemsemedim, arabaya geldiğimizde benim yerime Açelya kapıyı açmıştı.
"Tam tersi olması gerekmiyor muydu?"
Aklımdan geçen şeyi dile getirmeye çekinmedim, hem ortamın gerginliğini biraz da olsa almıştı, şuanda Açelyanın da içinde Efsel'e ya bir şey olursa korkusu vardı ve eminim ki o da benim gibi bunun farkındaydı.
"Bir kere roller değişse bişey olmaz"
Dedikten sonra bana destek verdiğinde koltuğa oturabilmiştim. Ben oturduğumda o da sürücü koltuğuna geçmişti.
******
Yaklaşık 15 dakikalık yol ile hastaneye varmıştık, Uras'ı arayıp hangi katta olduklarını öğrendiğimizde oraya doğru ilerliyorduk. Koridoru döndüğümüzde sandalyede oturan dirseklerin bacaklarına, ellerini üse yüzüne kapatmış bir şekilde Uras'ı görünce ona seslendim.
"Uras!"
Sesimi duymasıyla hızla bana dönmüştü, ayağa kalktığında bana doğru adım attı, yanıma geldiğinde ise yarama dikkat ederek ona sarıldım, bunu benden beklemiyor olacaktı ki ilk başta tepkisiz bir şekilde öylece durmuştu, bir süre sonra ellerini sırtımda hissettim.
"Sen elinden geleni yaptın, kardeşimi buldun Uras, teşekkür ederim."
Benden bunları duymayı beklemediğini biliyordum, ama onun da suçu yoktu. Kimse böyle bir şey olmasını istemezdi.
"Teşekkürlük bir şey yapmadım kardeşim."
Ondan ayrıldığımda kolumdan ve sırtımdan tutarak
"Gel sen otur şöyle"
Dediğinde onu kafamla onayladığımda yavaşca beni sandalyeye oturttuğundank da yanıma oturmuştu, kafamı çevirdiğimde düşünceli bir şekilde Açelyayı görünce onu yanıma çağırdım.
"Gel, sende otur Açelya"
Tebessüm ederek yanıma geldi, oturdu.
Uras'a dönüp konuşmaya başladım.
"Sen bana bir olayı anlat"
Uras bana olayı tam olarak anlattığında kardeşimin hiç iyiye gitmediğini bilmek beni yıkmıştı. Krizleri tekrar başlamış, psikolojisi bozulmuştu, hemde çok fazla derecede, bunları duymayı beklemiyordum, en azından bu kadar fazla şeyler duymayı. Tam Uras tekrardan konuşacaktı ki Efsel'in olduğu odanın kapısının açılmasıyla Uras hızla ayaklanmıştı, ama ben ani bir hareket yapamıyordum, tam tek başıma ayağa kalkmaya çalışıyordum ki Açelyanın kolumdan tutarak bana destek verdiğini görmem beni mutlu etmişti ama şuanda buna kafa yormayarak hızla hemşirenin yanına ilerledim.
"Hastanın yakınları siz misiniz?"
"Buyrun ben abisiyim."
"Hasta ciddi bir kriz geçirmiş,ateşini düşürmemiz zor oldu,Daha detaylı bilgi almak için doktor ile görüşebilirsiniz."
"Tamamdır, peki şuan onu görebilir miyiz?"
"Şuanlık hayır, dediğim gibi doktor ile görüşürseniz o size gereken bilgiyi verecektir."
"Tamamdır, teşekkürler."
Doktor bize gülümsedikten sonra yanımızdan ayrılmıştı.
"Ben şu doktorla bir görüşeyim Uras."
"Tamamdır ben seni götüreyim, Açelya burada zaten."
Açelyaya baktığımda beni tebessümle karşılamıştı, bende karşılık olarak ona tebessüm ettim.
*******
Doktorun odasına geldiğimde Uras kapıda bekliyordu, doktorun karşısındaki sandalyeye oturduğumda konuşmaya başladı.
"Size açık olacağım Demir bey."
"Buyrun dinliyorum"
"Efsel hanımın durumu pek iyi görünmüyor, krizleri artmış gibi görünüyor ki bu hiç iyiye işaret değil, astımına gelirsek, bir daha yanından ayırmasını hiç önermiyorum. Sadece bunlarla da kalmayarak bir doktor olarak psikolojik olarak da iyi olduğunu düşünmediğimi dile getirmek isterim, benim demem o ki Efsel hanımın psikolojik destek alması gerekiyor."
Duyduklarımla başımdan aşşağıya kaynar suların döküldüğünü hissettim, evet kardeşimin şu anki durumunun iyi olmadığının bende farkındaydım, ama bunu başka birinden hele ki bir doktordan duymak beni yıkmıştı. Ne yaparsam yapayım Efsel'i ayakta tutamamıştım.
"Efsel psikolojik destek almak isteyecek bir insan değil doktor bey."
"Kimse psikolojik destek almak istemez Demir bey ama bunu yapmazsa krizleri daha da çoğalabilir ve bu olursa hiç iyi şeyler olmaz."
"Tamam ben Efsel ile konuşacağım, bilgiler için sağolun"
"Ha birde Demir bey, Efsel hanıma antidepresan ilacı yazacağım eksiksiz kullanırsa iyi olur."
Antidepresan ilacı mı? Neden kardeşimin bundan içmesi gerektiğini düşünüyordu?
"Neden bu ilacı yazıyorsunuz?"
"Efsel hanım gibi hastalarımıza bu ilacı veriyoruz, belirtilerini gösterdiğinden dolayı."
Daha fazla adamı dinleyecek taakatim kalmadığından başımla onaylayarak zorla da olsa ayağa kalktım.
"Tekrardan sağolun"
Tebessümle karşılık verdiğinde kendimi zorlamamaya çalışarak odadan çıktım.
Bölüm etkileşimi
