Son bir gün

Vaveyla Yazarı: Betül Kına

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Son bir gün

Ertesi sabah Deniz, annesi Nuray’ın mutfaktaki aşırı neşeli ve yüksek sesli konuşmasıyla gözlerini açtı. Yataktan kalkıp mutfağa adımladığında, Nuray’ı elinde telefonla sırıtırken buldu. Deniz’in geldiğini gören Nuray telefonu hemen kapatıp kızının ellerine yapıştı. Gözlerinin içi parlıyordu.
"Deniz! İnanamayacaksın ama Hakan’la evleniyoruz! Dün gece her şeyi netleştirdik, çok yakında aynı eve taşınacağız, artık kocaman bir aile oluyoruz!" diye tek nefeste anlatıverdi.
Deniz’in başından aşağı resmen kaynar sular dökülmüştü. Beyni bir anlığına durdu. Teoman’la aynı eve taşınmak? Kardeş gibi yaşamak? Bu tam bir delilikti. Ama babasının ölümünden yıllar sonra annesini ilk kez bu kadar hayat dolu ve mutlu görüyordu. Boğazındaki düğümü zorla yutup, "Ben... Ben Teoman’la konuşurum anne, çok sevindim," diyebildi sadece.
Mutfağa geri kaçıp telefonuna sarıldı. Teoman’a gerçeği söylemeye eli varmadı. Son güzel günleri olabilirdi. Bu yüzden ekrana hızlıca yazdı: “Hemen sahildeki kafenin önüne gel. Bugün harika bir gün geçireceğiz ve hiçbir şeyi sorgulamayacaksın!”
Teoman, her zamanki darmadağın saçları ve muzip sırıtışıyla patenlerini omzuna asmış, kafenin önünde bekleyen Deniz’in üzerine doğru hızla kayarak geldi. Tam kızın önünde artistik, tekerlekleri gıcırdatan bir fren yaptı. Etraftaki birkaç lise öğrencisi dönüp ona baktı.
"Nasıl ama? Üniversite bitti ama karizma hâlâ Akkayalar Koleji günlerindeki gibi taze," dedi Teoman göz kırparak. "Kızlar bu fren için sıraya girerdi yalnız."
Deniz, içindeki o devasa burukluğu fırlatıp atmaya çalışarak kahkaha attı. "22 yaşındasın Teo, koskoca mezun adamsın. Hâlâ ergen gibi patenle hava atıyorsun ya!"
"Ruhum lise son güzelim, yaşlanmaya niyetim yok," diyerek patenleri arkasındaki çimlere fırlattığı gibi Deniz’in beline sarıldı. Kızın bir şey demesine fırsat vermeden, herkesin ortasında dudaklarına yapıştı.
Güpegündüz, sahilin ortasında etraftaki insanları zerre umursamayan, abartılı ve tatlı bir öpücüktü bu. Teoman, Deniz’in alt dudağını dişlerinin arasına alıp hafifçe çekiştirdi, ardından diliyle dudaklarının arasından sızarak öpücüğü derinleştirdi. Deniz, yarının getireceği o imkansızlık korkusuyla Teoman’ın boynuna daha da sıkı sarıldı, onu adeta hırsla öptü. Teoman elini Deniz’in kalçasına indirip onu kendine doğru bastırınca Deniz nefes nefese ayrılmak zorunda kaldı.
"Yuh Teo, millet bakıyor!"
"Baksınlar, tapulu malım değil misin?" diye sırıttı Teoman, sonra da Deniz’in burnunun ucunu hafifçe ısırdı. "Bugün sende bir enerji var, hayırdır? Normalde bu kadar hırslı öpmezdin, yedin bitirdin beni valla."
Deniz yutkundu, gözlerini kaçırmak için hemen Teoman’ın kot pantolonunun arka cebinden cüzdanını çekip aldı. "Çok konuşma da bana pamuk şeker al. Param bitti."
"Aşk olsun, cüzdan faresine bak sen, direkt cebe çalışıyor," diye arkasından koştu Teoman.
Pamuk şekeri aldıklarında Teoman tabii ki rahat durmadı. Şekerin yarısını bilerek yanağına ve dudağının kenarına bulaştırdı. "Bak bakayım cüzdan faresi, nerede kalmış şeker?" diye yüzünü Deniz’e uzattı.
Deniz gözlerini devirdi. "Çocuk musun ya, sil şunu rezil olacağız."
"Silmem. Sen öperek temizlemedikçe bu şeker burada kalacak, böyle gezerim," diye şebeklik yaptı, dudaklarını büzüp tatlı çocuk moduna geçti.
Deniz onun bu arsız, sevimli haline dayanamayıp güldü. Parmak uçlarında yükselip Teoman’ın yanağındaki yapışkan şekeri dudaklarıyla öperek aldı, sonra hızını alamayıp Teoman’ın dudak kenarını, çenesini, oradan da direkt dudaklarını uzun uzun öptü.
Aralarındaki çekim bir anda öyle bir alevlendi ki, yoldan geçenlerin bakışları artık rahatsız etmeye başlamıştı. Teoman, Deniz’in belini sıkıca kavrayıp onu hemen arkalarındaki kafenin dükkan duvarının arkasına, o tenha koridora doğru itti. Sırtı duvara yaslanan Deniz, nefes nefese Teoman’ın boynuna sarıldı. Teoman, Deniz’in tişörtünün altından sıcak tenine dokundukça ikisinin de solukları hızlandı. Dudakları aç bir hırsla yeniden birleşti. Teoman, kızı öyle bir baskıyla öpüyordu ki, dükkanın arkasından her an birinin çıkma ihtimali adrenalinlerini tavan yaptırmıştı.
Deniz, zar zor nefes alabildiği bir boşlukta Teoman’ın alt dudağını hafifçe ısırıp geri çekildi. "Teo... Dur," diye fısıldadı. "Burada biri görecek şimdi."
Teoman sırıttı, gözlerindeki o tamamen arzu dolu parıltıyla Deniz’in boynuna yakıcı bir öpücük kondurdu. "Duramıyorum işte, formumdayım bugün."
Deniz, koridorun sonundaki boş, tek kişilik tuvalet kapısını fark etti. Teoman’ın elini kavradığı gibi onu peşinden sürükledi. "Yürü, gel benimle."
İçeri girer girmez Deniz kapıyı arkalarından kapatıp kilidi "çıt" diye çevirdi.
Teoman sırtını tuvaletin kapısına yaslamış, şaşkınlıkla karışık şebek bir gülüşle Deniz’e bakıyordu. "Ooo, Deniz Hanım... Sert seviyoruz yani? Beni tuvalete kapatacağın hiç aklıma gelmezdi, fantezilerine hayran kaldım."
"Çok konuşuyorsun Teoman," dedi Deniz. İçindeki o yarının getireceği ayrılık korkusu, mantığını tamamen devre dışı bırakmıştı. Adeta bu anı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamak istiyordu.
Deniz, Teoman’ın yakasına yapışıp onu kendine doğru çekti ve dudaklarına sertçe kapandı. Teoman bu ani ve hırslı atak karşısında hafifçe inledi ama saniyeler içinde kontrolü ele aldı. Kapıdaki sırtını dikleştirip Deniz’i belinden kavradı ve onu tuvaletin mermer lavabo tezgahına doğru geri geri götürüp tek hamlede üzerine oturttu.
Mermerin soğukluğu Deniz’in bacaklarına çarparken, Teoman’ın gövdesinin sıcaklığı onu tamamen yakıyordu. Teoman, Deniz’in bacaklarının arasına girip kendini ona iyice bastırdı. Dudakları tuvaletin o dar, yankılı alanında ıslak ve sesli bir şekilde birleşiyordu. Teoman’ın dili, Deniz’in ağzının içini talan ederken, elleri genç kızın kalçalarını sıkıca kavrayıp mermerin üzerinde kendine doğru daha da çok çekiyordu.
"Deli ediyorsun beni..." diye mırıldandı Teoman, dudaklarını bir anlığına ayırıp Deniz’in çenesini, ardından boynunu sertçe öperken. Nefesi Deniz’in tenini kavuruyordu. Şebeklik yapacak hali kalmamıştı; şu an tamamen Deniz’in o karşı konulamaz hırsına ayak uyduruyordu.
Deniz, Teoman’ın keten gömleğinin düğmelerini aceleyle çözmeye çalıştı, birkaç düğme parmaklarının arasından kurtulduğunda ellerini adamın çıplak, sıcak göğsüne yerleştirdi. Teoman, Deniz’in bu sabırsızlığı karşısında iyice hırslanarak elini kızın saçlarının arasına geçirdi, başını arkaya doğru eğip boynundaki o hassas çukuru dudaklarıyla sertçe emdi. Deniz, tuvaletin duvarlarında yankılanmasın diye dudaklarını ısırarak küçük bir çığlığı içinde tuttu ama vücudu Teoman’ın altında titriyordu.
Teoman tekrar yukarı çıkıp Deniz’in dudaklarını büyük bir arzuyla, adeta nefesini kurutmak ister gibi uzun uzun öptü. Dudakları birbirine çarpıyor, tuvaletin dar alanında sadece ikisinin hızlı nefesleri ve mermere sürtünen kıyafetlerin sesi duyuluyordu. Dakikalarca, sanki dışarıda akan bir dünya yokmuş gibi, o daracık alanda birbirlerinde kayboldular.
Sonunda ikisi de tamamen nefessiz kaldığında, Teoman alnını Deniz’in ıslak omzuna yasladı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Deniz’in saçlarını okşarken derin bir nefes aldı.
Yüzünü kaldırıp o eski muzip, sırıtan ifadesini takındı ama gözleri hâlâ çakmak çakmaktı. "Valla helal olsun... Bugün bendeki şebekliği aldın, kendi içine yükledin herhalde. Ama itiraf edeyim, bu tuvalet baskınını ömrüm boyunca unutmayacağım cüzdan farem."
Deniz, göğsüne vuran o tatlı sızıyla güldü, Teoman’ın darmadağın olmuş saçlarını eliyle düzeltti. Teoman eğilip Deniz’in dudak kenarına son bir sulu öpücük kondurdu. "Hadi bakalım, üstümüzü başımızı düzeltelim de dondurma yemeye gidelim. Yoksa bu tuvaletten bizi polis çıkaracak."
Tuvaletten üstlerini başlarını düzeltip çıktıktan sonra akşama doğru lunaparka geçtiler. Teoman çarpışan arabalarda Deniz’in arabasına arkadan bilerek öyle bir çarptı ki Deniz’in çığlığı tüm lunaparkı inletti. Arabadan indiklerinde Teoman arkasından gelip ona sarıldı, yüzünü saçlarına gömdü.
"Eğlendin mi bari cadı?" dedi, yüzünü Deniz’in boynuna gömüp nefesiyle huylandırarak öperken.
"Çok," dedi Deniz. Gözleri dolmasın diye kafasını gökyüzüne çevirdi. Teoman’ın elini her zamankinden daha sıkı, sanki elinden kayıp gidecek bir su damlasıymış gibi kavradı.
Günün sonunda sahil kenarındaki kayalıklara oturdular. Deniz başını Teoman’ın omuzuna yasladı. Teoman cebinden iki tane dondurma çıkarıp birini Deniz’e uzattı.
"Bak, erirse üstüne damlar, sonra ben yalayarak temizlemek zorunda kalırım, hiç şikayet etme," diye sırıttı Teoman, dondurmasını büyük bir iştahla ısıra ısıra yerken.
Deniz dondurmasından bir ısırık alıp Teoman’ın profiline baktı. Dünyanın en tatlı, en şebek, onu en çok mutlu eden adamıydı. Yarın her şey altüst olacaktı, annesiyle babasının evlilik kararı ortaya çıkacaktı ama Deniz şu anı zihnine ölene kadar kazımak istiyordu.
"Teo," dedi Deniz usulca.
"Efendim cüzdan farem?"
"Seni çok seviyorum. Gerçekten çok seviyorum."
Teoman dondurmayı yanındaki kayaya bırakıp Deniz’e döndü. Yüzündeki o şebek ifade bir anlığına gitti, yerini sıcacık, kocaman ve aşık bir gülümseme aldı. "Ben de seni çok seviyorum deli kız. Hem de her şeyden çok."
Teoman, Deniz’in yüzünü iki elinin arasına alıp dondurma tadındaki dudaklarını son kez, bu güzel günün kapanışı olarak, her zamankinden daha uzun ve büyük bir aidiyetle öptü. Yarından habersiz, son mutlu günlerinin karanlık çökene kadar tadını çıkardılar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

163okunma 9beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18