Geçitin Ardı kitap kapağı

5. bölüm / 6

Geçitin Ardı

Lyra'dan Ne Saklanıyordu?

Vaveyla Yazarı: İrem Akbay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Lyra'dan Ne Saklanıyordu?

BÖLÜM 4

Hastaneden çıktığında hava kararmaya başlamıştı.
Lyra, annesiyle babasının arasında sessizce yürürken tek kelime etmedi.
Jonathan arabayı çalıştırdı. Claire ön koltuğa oturdu. Lyra ise arka koltuğa geçip başını cama yasladı.
Araba hareket etti.
Kimse konuşmuyordu.
Lyra bu sessizliğin sıradan olmadığını biliyordu.
Ailesi normalde hastaneden çıktıktan sonra ne kadar korktuklarını anlatır, iyi olup olmadığını defalarca sorar, eve vardıklarında da başında beklerdi.
Ama şimdi ikisi de susuyordu.
Sanki söylemek istedikleri bir şey vardı.
Ama hangisinin başlayacağını bilmiyorlardı.
Lyra camdan dışarı baktı.
Sokak lambaları birer birer geride kalıyordu.
Bir süre sonra sessizliği bozdu.
(Lyra gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.)
“Orman hakkında ne biliyorsunuz?”
Jonathan'ın elleri direksiyonda biraz daha sıkılaştı.
Claire başını hafifçe çevirdi ama Lyra'ya bakmadı.
(Jonathan kısa bir sessizlikten sonra konuştu.)
“Ne demek istiyorsun?”
“Tam olarak söylediğim şeyi.”
Lyra bu kez dikiz aynasından babasının gözlerine baktı.
“Oraya neden gitmem yasak?”
Jonathan cevap vermedi.
(Lyra sesini biraz daha sertleştirdi.)
“Çocukluğumdan beri yasak. Hazel dün gece bahçede olduğumu söylediğinde korktunuz. Bugün ormana gittiğimde neredeyse beni öldürecekmişsiniz gibi tepki verdiniz.”
Claire hemen araya girdi.
“Kimse seni öldürecekmiş gibi davranmadı.”
Lyra annesine baktı.
“Bana gerçeği söyleyin o zaman.”
Arabada yeniden sessizlik oldu.
Jonathan birkaç saniye sonra konuştu.
“Bazı yerlerden uzak durmak gerekir.”
Lyra kaşlarını çattı.
“Bu bir cevap değil.”
“Şimdilik bu kadarını bilmen yeterli.”
Lyra gözlerini kapattı.
İşte tam da bundan nefret ediyordu.
Bir şey söylüyorlardı ama asıl cümlenin en önemli kısmını hep saklıyorlardı.
Araba eve geldiğinde Lyra hiçbir şey söylemeden odasına çıktı.
Çantasını yatağın üzerine bıraktı.
Sonra aynanın karşısında durdu.
Yüzüne baktı.
Her şey normal görünüyordu.
Ama kendisi normal hissetmiyordu.
Bir süre sonra yatağına oturdu.
Telefonunu çıkardı.
Notlar uygulamasını açtı.
Sabah yazdığı notların altına yeni bir satır ekledi.
Kuzey Ormanı.
Lyra parmağını ekranın üzerinde birkaç saniye bekletti.
Sonra yazmaya devam etti.
Geçit.
Mavi gözler.
Siyah saçlar.
“Beni bul.”
Bir süre ekrana baktı.
Sonra son cümleyi yazdı.
Beni neden tanıyor?
Lyra telefonu yatağın üzerine bıraktı.
Tam o sırada kapının önünden bir ses geldi.
(Lyra başını kaldırdı.)
“Kim?”
Kapı hafifçe aralandı.
Hazel içeri baktı.
(Hazel çekinerek sordu.)
“Girebilir miyim?”
Lyra başını salladı.
Hazel yatağın kenarına oturdu.
Bir süre konuşmadan ablasına baktı.
(Lyra kaşlarını kaldırdı.)
“Ne oldu?”
Hazel ellerini birbirine geçirdi.
“Ormanda ne gördün?”
Lyra'nın yüzündeki ifade değişti.
“Neden sordun?”
Hazel omuzlarını kaldırdı.
“Bilmiyorum.”
Sonra birkaç saniye sustu.
“Dün gece seni gördüğümde de aynı şeyi hissettim.”
Lyra doğruldu.
“Ne hissettin?”
Hazel'in gözleri Lyra'nın yüzüne çevrildi.
“Sanki sen değildin.”
Lyra'nın kalbi hızlandı.
“Ne demek istiyorsun?”
Hazel cevap vermeden önce düşündü.
“Bilmiyorum. Ama sana bakıyordum ve seni tanıyordum. Yine de...”
Hazel cümlesini tamamlayamadı.
“Yine de ne?”
“Bir şey eksikti.”
Lyra'nın zihninde ormandaki görüntü yeniden belirdi.
Mavi gözler.
“Beni bul.”
(Lyra yavaşça sordu.)
“Hazel, dün gece bahçede gördüğün kişi bana benziyor muydu?”
Hazel hemen başını salladı.
“Evet.”
“Ne kadar?”
Hazel birkaç saniye düşündü.
“Çok.”
Lyra'nın nefesi yavaşladı.
“Ama?”
Hazel bu kez doğrudan gözlerinin içine baktı.
“Saçların farklıydı.”
Lyra dondu.
“Nasıl?”
“Daha uzundu.”
Odanın içinde sessizlik oluştu.
Lyra'nın zihnindeki parçalar bir anda yer değiştirdi.
Gece bahçede gördüğü kişi.
Ormanda gördüğü adam.
Birbirleriyle bağlantılı olabilir miydi?
Ama Hazel onu görmüştü.
Adamı değil.
Onu.
Lyra ayağa kalktı ve pencereye doğru yürüdü.
Dışarı baktığında bahçenin karanlığa gömüldüğünü gördü.
(Hazel arkasından konuştu.)
“Abla?”
Lyra dönmedi.
“Efendim?”
“Bir daha oraya gitmeyeceksin, değil mi?”
Lyra cevap vermedi.
Çünkü ilk kez bu sorunun cevabını kendisi de bilmiyordu.
Hazel odadan çıktıktan sonra Lyra pencerenin önünde uzun süre kaldı.
Sonra odasına döndü.
Masasının çekmecesini açtı.
İçinden eski bir fotoğraf albümü çıkardı.
Neden bunu yaptığını kendisi de bilmiyordu.
Belki de sadece zihnindeki sorulara bir cevap bulmaya çalışıyordu.
Albümü yatağın üzerine bıraktı.
Sayfaları tek tek çevirmeye başladı.
Çocukluğu.
Ailesi.
Doğum günü.
Okul.
Tatil.
Her şey normaldi.
Ta ki eski bir fotoğrafta durana kadar.
Fotoğraf Lyra'nın doğduğu yıl çekilmişti.
Arkasında tarih yazıyordu.
12 Ekim.
Lyra fotoğrafa dikkatlice baktı.
Fotoğrafta annesi ve babası vardı.
Claire'in kucağında bebek Lyra.
Jonathan onların yanında duruyordu.
Ama fotoğrafın arka tarafında, diğerlerinden biraz uzakta duran biri daha vardı.
Lyra fotoğrafı yüzüne yaklaştırdı.
Kişinin yüzü bulanıktı.
Sanki fotoğraf çekildiği sırada hareket etmişti.
Lyra parmağını fotoğrafın üzerine koydu.
Sonra bir şey fark etti.
Kişinin elinde küçük, metal bir kolye vardı.
Kolye üzerindeki sembol...
Lyra'nın ormanda gördüğü heykelin üzerindeki sembolle aynıydı.
Lyra'nın nefesi kesildi.
Fotoğrafı yatağın üzerine bıraktı.
Sonra tekrar aldı.
Bir kez daha baktı.
Aynı sembol.
Aynı çizgiler.
Aynı şekil.
Lyra'nın zihninde tek bir düşünce belirdi.
Bu fotoğraftaki kişi kimdi?
Tam o sırada koridordan babasının sesi duyuldu.
(Jonathan uzaktan seslendi.)
“Lyra?”
Lyra fotoğrafı hızla kapatıp albümün arasına sakladı.
“Efendim?”
“Uyumadın mı?”
“Birazdan.”
Jonathan'ın ayak sesleri kapının önünde durdu.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra kapı kolu hareket etti.
Lyra nefesini tuttu.
Kapı açılmadı.
(Jonathan kapının ardından konuştu.)
“Yarın okula gitme.”
Lyra'nın kaşları çatıldı.
“Neden?”
“Dinlenmen gerekiyor.”
Lyra bir süre cevap vermedi.
Sonra gözlerini albüme çevirdi.
“Baba?”
“Efendim?”
“Ben doğduğumda ormanda mıydın?”
Kapının diğer tarafında uzun bir sessizlik oldu.
Çok uzun.
Sonra Jonathan'ın sesi geldi.
“Uyu, Lyra.”
Ayak sesleri uzaklaştı.
Lyra yatağında tek başına kaldı.
Elindeki fotoğrafa baktı.
Sonra yavaşça fısıldadı.
“Benden ne saklıyorsunuz?”
O gece uyumadı.
Ve ilk kez, sabah gördüğü rüyadaki kapıyı hatırlamaya çalışmadı.
Çünkü artık kapının ardında bir şey olduğundan emindi.
Ve o şey, doğduğu günden beri hayatının bir parçasıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.