6. bölüm / 6
Geçitin ArdıJessie ve lyra'nın bağlantısı?
Bölümler 6Şu an: Jessie ve lyra'nın bağlantısı?
BÖLÜM 5
Sabah olduğunda Lyra, evin içindeki hareketliliği sessizce takip etti. Claire mutfağa girip çıktı, Hazel hazırlanıp odasından çıktı, Jonathan ise her zamanki gibi aceleyle evden ayrılmadan önce çalışma odasına uğradı. Lyra odasının kapısını kapatıp bekledi. Birkaç dakika sonra ev tamamen sessizleşti. Herkes gitmişti.
Lyra yatağından kalktı. Dün gece gördüğü fotoğraf hâlâ aklındaydı. Ailesi bir şey saklıyordu ve artık bunu kabul etmekten başka seçeneği yoktu. Ailesi soruları yanıtlamıyordu, bu yüzden cevapları kendisi bulacaktı. İlk olarak annesiyle babasının odasına girdi. Çekmeceleri tek tek açtı. Dolabın raflarına baktı, komodinleri karıştırdı, eski dosyaları ve kutuları inceledi. Birkaç eski makbuz, pasaportlar, kullanılmayan telefonlar ve yıllardır saklanmış birkaç eşya dışında hiçbir şey bulamadı. Yaklaşık bir saat sonra yatağın kenarına oturdu.
"Hiçbir şey yok.”
Tam vazgeçmek üzereyken gözleri tavana kaydı.
Tavan arası.
Lyra çocukluğundan beri oraya girmemişti. Hatta oraya çıkmayı düşünmek bile midesini bulandırıyordu. Jonathan sürekli tavan arasının sağlam olmadığını, zeminin bazı yerlerinin çürük olduğunu ve içeride farelerle böceklerin bulunduğunu söylerdi. Evde hiç kimsenin oraya çıkmasına izin vermezdi. Lyra'nın farelerden korkmasının sebebi de biraz buydu.
Ama şimdi düşündüğünde garip gelen bir şey vardı. Jonathan oraya kimsenin girmemesine neden bu kadar karşıydı?
Lyra, yasaklanan yerlerde cevap bulmaya alışmıştı. Bu yüzden tavan arasına çıkmaya karar verdi.
Merdiveni açtığında kalbi hızlandı. Yukarı çıkmadan önce el fenerini aldı. Tavan arasının kapısını açtı ve ilk adımını attı.
Beklediği gibi değildi.
Zemin gayet sağlamdı. Ortalıkta ne fare vardı ne de böcek. Sadece yıllardır kullanılmamış eşyaların bıraktığı ağır bir toz kokusu vardı. Lyra birkaç adım ilerledi.
“Bunca yıldır beni neden buradan uzak tuttun?”
Kutuları tek tek açmaya başladı. Eski oyuncaklar, Noel süsleri, kullanılmayan lambalar ve birkaç mobilya parçası vardı. Hiçbirinde işe yarar bir şey yoktu.
Sonra tavanın uzak köşesinde bir kasa fark etti. Kasaya yaklaştığında küçük bir kilit gördü. Lyra evdeki anahtarlara baktı. Uyabilecek herhangi bir anahtar olup olmadığını denedi ama hiçbiri olmadı. Bir süre sonra kasayı bıraktı ve tavan arasını tekrar aramaya başladı.
Saatler geçmiş gibiydi. Sonunda eski bir sandığın arkasına saklanmış küçük bir kutu içinde ise metal anahtar buldu. Lyra'nın gözleri parladı. Anahtarı alıp kasaya döndü. Anahtar kilide uydu. Lyra'nın yüzündeki heyecan geri geldi. Kasa açıldı. Lyra birkaç saniye boyunca kapağı kaldırmadan bekledi.
Sonra kapağı açtı. İçeride ilk gördüğü şey eski fotoğraflardı. Bir tanesini eline aldı. Fotoğrafta genç bir kadın vardı.
Lyra'nın nefesi kesildi.
Kadının yüzü... Kendi yüzüydü.
Aynı gözler.
Aynı burun.
Aynı dudaklar.
Aynı bakış.
Lyra fotoğrafı elinden düşürmek üzere oldu. “Bu kim?” Diğer fotoğrafları çıkardı. Kadın bazılarında tek başınaydı. Bazılarında farklı yerlerde duruyordu. Hepsinin arkasında tarihler vardı. Fotoğraflar çok eskiydi. Lyra bir tanesini çevirdi. Tarih yazıyordu, Lyra'nın doğumundan yıllar önce çekilmişti.
Lyra'nın elleri titremeye başladı.
Sonra başka bir fotoğraf gördü.
Bu kez kadın kucağında küçük bir bebek tutuyordu. Fotoğrafın arkasındaki tarihi okudu. 17.08.1983. Lyra'nın yüzündeki ifade değişti. Bu Claire'in doğum günüydü.
“Hayır..."
Fotoğrafa tekrar baktı. Kadın gençti.
Bebek Claire'di.
Ve kadın Lyra'nın yüzünü taşıyordu.
Lyra fotoğrafı göğsüne bastırdı.
"Sen kimsin?”
Kasadaki diğer şeyleri karıştırmaya başladı.
Eski belgeler, bir kutu, birkaç zarf.
Ve en sonunda tek bir mektup. Zarfın üzerinde yalnızca bir isim vardı.
Claire.
Lyra mektubu dikkatlice açtı. Kağıt eskiydi. Okumaya başladı.
"Güzel kızım,
Bugün doğum günün. Doğum günün kutlu olsun, bebeğim.
Ben yine yanında değilim. Bunun için çok üzgünüm. Keşke böyle olmasaydı. Keşke her şeyi değiştirebilseydim. Hiçbir zaman annen olamadım. Kaderim buna izin vermedi. Fakat bil ki hayattaki tek isteğim sana annelik yapabilmekti.
Sadece doğduğun gün gözlerinin içine uzun uzun bakabildim. Seni kucağıma alıp kokunu içime çekebildim. Ve hâlâ o kokun burnumda, bebeğim.
Claire, artık anneliğin nasıl bir his olduğunu sen de biliyorsun. Lyra'ya vakti geldiğinde olan biteni anlatman gerekecek. Fakat sen bunu yapamayacaksın. Ben de yapamazdım. Seni anlıyorum, kızım.
Fakat bunu yapmak zorundasın.
Ondan saklamak onu korumaz. Bu yüzden, ne kadar acı verici olursa olsun, vakti geldiğinde ona her şeyi anlat.
Onu her zaman koruyacağız. Endişelenme.
Seni çok seviyorum.
Hoşça kal.
Annen, Jessie... "
Lyra mektubu yavaşça indirdi.
Kasaya baktı.
Fotoğraflara baktı.
Sonra yeniden elindeki kadının yüzüne baktı.
Jessie onun büyük annesiydi. Claire onun küçükken öldüğünü söylemişti.
Jessie yaşıyordu, Clair ile iletişim halindeydi ve lyrayı biliyordu.
Ve neden lyranın yüzünü taşıyordu?
Bu öğrendikleri lyra için çok ağırdı. Ondan saklanan büyük bir sır vardı , hemde akıl almaz büyüklükte. Elleri titriyordu, ne yapacaktı?
Lyra kasanın dibinde duran küçük, siyah bir kutuyu fark etti.
Elini uzattı.
Kutuyu açmak üzereydi.
Tam o andamerdivenlerden bir ses geldi.
Lyra dondu.
Birinin ayak sesleri tavan arasına doğru yaklaşıyordu.
Bölüm etkileşimi
