7. bölüm / 7
Geceye satılanlar7. Bölüm: Kırılma Noktası
Bölümler 7Şu an: 7. Bölüm: Kırılma Noktası
- 1 1. BÖLÜM: KIRMIZI SOKAĞIN GÖLGESİ580 kelime
- 2 2.BÖLÜM396 kelime
- 3 3. Bölüm: Kırmızı Lambanın Altındaki Gölge ve Tenin İtirafı913 kelime
- 4 4.BÖLÜM424 kelime
- 5 5. Bölüm: Ateş ve Kül1.349 kelime
- 6 6.BÖLÜM695 kelime
- 7 7. Bölüm: Kırılma Noktası538 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısını çoktan geçmişti. Odanın içerisindeki o boğucu, nefes almayı neredeyse imkansız hale getiren sessizliği sadece dışarıdan gelen hafif rüzgarın camlara vuran uğultusu bozuyordu. Zihinde günlerdir dönüp duran, her anı ince ince örülen o sahne artık kağıda dökülmenin çok ötesine geçmişti; odanın loş duvarları arasında somutlaşarak adeta canlanmıştı. Aralarındaki mesafe, saatlerdir ikisini de içten içe yakan görünmez, manyetik bir çekim alanı gibi giderek daralmıştı. Aralarındaki o buzdan duvarlar yerini yavaş yavaş tehlikeli, yakıcı ve artık karşı konulması imkansız bir tutkuya bırakıyordu. Ne bir fazla kelime söyleniyor ne de o yoğun, sabırsız bakışlar bir saniye olsun birbirinden kaçırılıyordu. Adımını yavaşça ve kararlılıkla öne attığında aralarındaki son mesafe de tamamen sıfırlandı; sıcak nefesi doğrudan diğerinin dudaklarının üzerinde hissedildi.
"Beni bu kadar sınama," diye fısıldadı sesindeki o tehlikeli, pürüzlü ve sabırsız tınıyla, "çünkü nereye varacağımızı, bu gecenin sonunun nereye çıkacağını ikimiz de çok iyi biliyoruz ve artık durmaya, geri adım atmaya niyetim yok."
İçerideki o yoğun hava, aralarındaki her şeyin kökten değişeceğinin en net habercisiydi. Bu fısıltıyla birlikte odadaki tüm engeller, kurulmuş olan tüm savunma duvarları birer birer yıkıldı; arkasına sığınılacak kelimeler, saklanılacak karanlık köşeler kalmamıştı. Artık mantığın, kuralların ya da dış dünyanın sesinin değil; tamamen tenin, sabırsızlığın ve kalpteki o bastırılamaz arzunun konuşturduğu dakikaların tam ortasındaydılar. Belinden kavrayıp kendine doğru çektiğinde aralarındaki son atom boyu boşluk bile tamamen yok oldu. Uzun süredir içten içe büyütülen o büyük sır artık kelimelerin sınırlarına sığamayacak kadar büyümüştü ve dışarı taşmayı bekliyordu. Dudakları birbirine değdiği an, günlerdir bastırılan tüm o öfke, arzu ve özlem vahşi, nefessiz bir teslimiyete dönüştü. Parmakları saçlarının arasına, tenin en hassas kıvrımlarına karışırken; her bir nefesin birbirine karıştığı o derin, kesintisiz ve baş döndürücü öpücük, hayatlarında her şeyi kökten değiştiren gerçek ve tek kırılma noktası oldu.
Zaman kavramı o saniyede anlamını tamamen yitirdi; ellerin birbirinin teninde bıraktığı yakıcı sıcaklık odadaki tüm soğukluğu ve mesafeyi silip süpürdü. Parmaklar ten üzerinde yavaşça, adeta keşfedercesine ve ezberlercesine gezindiği an, bütün o uzun bekleyişlerin ve kalbi yoran arzuların intikamı alınır gibiydi. Her dokunuş, tenin tenle buluştuğu her küçük temas, odadaki ateşi ve havayı biraz daha körüklüyordu. Göğüsler birbirine çarptıkça duyulan o kesik, derin ve düzensiz soluklar, artık hissettiklerini ve birbirlerine olan açlıklarını bir saniye bile gizleyemeyen iki insanın birbirine karşı verdiği en saf, en çıplak ve en vahşi itirafıydı.
"Sadece benimle kal," diye fısıldadı tenine doğru, dudakları boynunun hassas çukurunda, köprücük kemiğinde yavaşça gezinirken; sesindeki o saf arzu, akılda kalabilecek en ufak bir mantık sesini, tereddütü veya kuşkuyu tamamen yok etmeye yetmişti. "Bu gece hiçbir kural yok, sadece sen ve ben varız."
Yatak odasına doğru atılan o aceleci ve tutkulu adım, gecenin karanlığında aralarındaki en büyük sınırları da yıkıp geçiti. Tenin tene değdiği her saniye, dış dünyadaki tüm gürültüyü, zamanın akışını ve aralarındaki tüm engelleri yok ediyordu. Parmakları teninin her kıvrımını ezberlerken, dudakları boynundan omuzlarına ve sırtına doğru kayan yakıcı bir rota izledi. Her bir ten teması, odadaki sıcaklığı biraz daha tırmandırıyor, aralarındaki son saklı kalmış utangaçlığı da kül ediyordu. Birlikte aldıkları her ortak nefes, günlerdir zihinlerini ve kalplerini kurcalayan bütün soru işaretlerini susturuyor, yerini tamamen bu ateşe ve birbirlerinin kollarındaki o sınırsız teslimiyete bırakıyordu. Sabahın ilk soluk ve sessiz ışıkları pencereden içeri sızıp odanın dağınık halini aydınlatana kadar, bu yoğun, kesintisiz ve nefes kesen tutku adeta zamanı durdurmuş, onları dış dünyadan tamamen soyutlamıştı.
