6. bölüm / 7
Geceye satılanlar6.BÖLÜM
Bölümler 7Şu an: 6.BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM: KIRMIZI SOKAĞIN GÖLGESİ580 kelime
- 2 2.BÖLÜM396 kelime
- 3 3. Bölüm: Kırmızı Lambanın Altındaki Gölge ve Tenin İtirafı913 kelime
- 4 4.BÖLÜM424 kelime
- 5 5. Bölüm: Ateş ve Kül1.349 kelime
- 6 6.BÖLÜM695 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. Bölüm: Kırılma Noktası538 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Barlas’ın ofisindeki o keskin, nefes kesen gerilim odanın duvarlarına çarparak büyüyordu. Barlas’ın parmakları Leyla’nın çenesinde hâlâ o tehlikeli, sahiplenici ve can yakacak kadar sert baskısını koruyordu. Burası şehrin en karanlık, adın ve kimliğin kapıda unutulduğu o meşhur genelevin en korunaklı, en yasak katıydı. Dışarıda kadınların gülüşleri, bardak şıngırtıları ve pespaya bir neşe gibi sahte olan o gürültü akıp giderken; bu odanın içinde iki insan birbirinin hem celladı hem de sığınağı oluyordu. Leyla, bu bataklığın kirini üstüne bulaştırmadan, aksine o kirin içinden bir kraliçe gibi sıyrılmayı bilmiş asi kadındı; Barlas ise bu cehennemin ateşini elleriyle harlayan o adamdı.
Kapı ani ve kaba bir gürültüyle ardına kadar açıldığında, ikisinin arasındaki o kırılgan büyü bir anda bozuldu.
"Burası hâlâ benim idare ettiğim, kurallarına senin bile boyun eğmek zorunda olduğun bir yer, amcaoğlu," dedi kapı eşiğinden sızan o tok, alaycı ve herkesin sinir uçlarına dokunan sesle Demir. Üzerindeki siyah trençkotun eteklerini savurarak içeri adım attı. Yüzünde, bu bataklığın hiçbir kuralını ciddiye almadığını gösteren o rahatsız edici, ukala gülüş vardı. Gözleri önce masanın üzerindeki yarısına kadar dolu viski bardağına, ardından Barlas’ın Leyla’yı –o evin boyun eğmeyen, gözü kara Leyla’sını– tutan eline kaydı.
Demir, sanki çok eğlenceli bir tiyatro oyunu izliyormuş gibi ellerini cebine soktu, hafifçe ıslık çalar gibi bir ses çıkardı. "Vay vay... Benimki aşağıda 'müşterilere karşı disiplin' dersi verirken, meğer burada koca bir binayı havaya uçuracak o kibrit çakılıyormuş. Kolay kolay kimsenin hizaya getiremediği Leyla'yı böyle yakalamak her babayiğidin harcı değil tabii, helal olsun amcaoğlu."
Leyla, Barlas’ın elinin altından yavaşça, bir yılanin kıvraklığıyla sıyrıldı. Deri koltuğun kenarından kalkarken üzerindeki tülü ve elbisesinin eteklerini sakin ama meydan okuyan bir hareketle düzeltti. Gözlerindeki o hırçın, ölümüne dik başlı ışık bir an bile sönmemişti. Buranın ne olduğunu, alt kattaki odalarda kimlerin hayallerinin satıldığını, kızların her gece nasıl tükenip gittiğini en iyi o biliyordu. Demir’in o laubali tavırları bu zehirli denklemi sadece daha da patlamaya hazır hale getiriyordu.
Barlas ise derin, öfkeli bir soluk vererek geriye çekildi. Gözlerini kuzenine diktiğinde, bakışlarındaki o koyu karanlık odanın sıcaklığını anında sıfırın altına indirdi.
"Ses tonuna dikkat et, Demir," dedi Barlas, sesi dişlerinin arasından sızan boğuk ve tehlikeli bir hırıltı gibiydi. "Bu odaya hangi cesaretle, hangi akılla kapıyı bile çalmadan daldın? Aşağıdaki işleri berbat etmen yetmedi mi ki, şimdi benim odamı basma cüretini gösteriyorsun?"
Demir hiç istifini bozmadı; tam tersine Barlas’ın bu öfkeli halinden sapıkça bir keyif alır gibi bir adım daha yaklaştı. Ağır adımlarla masaya yanaştı, ellerini ahşap yüzeye bastırıp öne doğru eğildi. Yüzündeki o alaycı maske aniden silinmiş, yerini buz gibi bir ciddiyete bırakmıştı.
"Çünkü aşağıda işler kontrolden çıktı, sevgili kuzen," dedi Demir, sesi şimdi odanın içinde bir kurşun gibi yankılanıyordu. "Salondaki müşteriler huzursuz, kızlar ne yapacağını bilmiyor... Ama asıl mesele o değil, Barlas. Senin o geçmişte defterini dürdüğünü, bu sokaklardan silip attığını sandığın o namussuz adam, yarım kalan hesabını görmek için bu gece kapımıza dayandı."
Odanın içindeki hava bir anda, bıçakla kesilmiş gibi durgunlaştı. Leyla, Demir’in bu sözleriyle birlikte kaşlarını yavaşça kaldırdı. Yüzünde en ufak bir korku, bir irkilme izi yoktu; aksine, bu pisliğin içinde hayatta kalmasını sağlayan o yırtıcı içgüdü damarlarında yeniden hızla akmaya başladı.
"Kimden bahsediyorsun?" diye sordu Barlas, sesindeki ton artık insan sınırlarını zorlayan bir noktadaydı.
"Hangi kopekten olacak?" diye alayla güldü Demir, ama gözlerindeki sertlik gerçeği bas bas bağırıyordu. "Masadan kalkarken bu kulübün en gizli defterlerini, senin okillerle yazdığın ortaklık kağıtlarını alıp giden eski ortağımız... Hani şu 'buraların tek patronu ben olacağım' diyen o hırsız pezevenk. Kartları yeniden dağıtmak istiyor, Barlas. Ve bu sefer sadece paranın ya da malın peşinde değil; doğrudan burayı, bu düzeni ve masadakilerin canını almaya geldi."
Leyla, masaya doğru bir adım attı. Gözleri Barlas’ın kararmış ve öfkeden titreyen yüzüne sabitlendi. Bu genelevin duvarları bugüne kadar nice kanlı sırlar, nice suskun gözyaşları görmüştü ama bu gece dökülecek kanın rengi başkaydı.
"Demek geliyor," dedi Leyla, dudaklarında korkudan eser olmayan, aksine kan istiyormuş gibi duran o tehlikeli gülümsemeyle. "Demek o korkak sonunda delikten başını çıkarabildi."
Barlas, Leyla’nın bu cesur ve meydan okuyan tavrını gördüğünde göğsündeki o yabani öfke başka bir boyuta evrildi. Gözlerini bir saniye bile kadından ayırmadan, cebinden çıkardığı ağır demir anahtarı masaya sertçe fırlattı.
"O piçi içeri alın," dedi Barlas, sesi odadaki herkesin kaderini çizen bir ferman gibiydi. "Bu gece bu binadan kimin sağ çıkacağını herkes görecek."
