Geceye satılanlar kitap kapağı

2. bölüm / 7

Geceye satılanlar

2.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İremiyy ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2.BÖLÜM

Barlas’ın ağırlığı yatağın üzerine yayıldığında, aralarındaki çekim odadaki tüm havayı tüketmiş gibiydi. Leyla, onun geniş omuzlarındaki ellerini bir an olsun bile çekmeden, parmak uçlarıyla sırtındaki kasların hareketini hissediyordu. Barlas’ın nefesi, Leyla’nın köprücük kemiğinin hemen üzerinde duruyor, tenine çarpan her bir soluk, içindeki ateşi biraz daha hırslandıyordu.
"Beni tamamen tüketene kadar durmayacağım, Leyla," diye fısıldadı Barlas, sesi odanın sessizliğinde yankılanan boğuk ve tehlikeli bir fısıltıdan ibaretti.
Leyla’nın dudaklarından kaçan o hafif inilti, Barlas’ın hareketlerini daha da kışkırttı. Barlas, ellerini Leyla’nın kalçasından beline doğru kaydırarak onu kendine kusursuz bir uyumla bastırdı. İki beden arasındaki son kısıtlamalar da tamamen ortadan kalkmıştı; tenleri birbirine sürtündükçe, aralarındaki sıcaklık dayanılmaz bir boyuta ulaşıyordu. Barlas, dudaklarını Leyla’nın dudaklarına yeniden kapattığında, bu öpücük ilk baştakilerden çok farklıydı; daha sert, daha sahiplenici ve her detayında derin bir tutku barındıran bir teslimiyetti.
Leyla, Barlas’ın altındaki bu cüretkar yakınlıkta kendisini tamamen kaybettiğini hissediyordu. Elleri Barlas’ın saçlarında geziniyor, siyah tutamları parmaklarının arasında dağıtırken onu kendine daha da çok çekiyordu. Barlas’ın dili, Leyla’nın ağzının içinde dolanırken, o an dünyada başka hiçbir şeyin var olmadığını, sadece bu odanın, bu yatağın ve birbirlerine duydukları o bastırılmış açlığın gerçek olduğunu biliyorlardı.
Barlas, dudaklarını Leyla’nın dudaklarından ayırıp çene hattından aşağıya, boynuna ve oradan da göğüs kafesine doğru kaydırdığında, Leyla’nın sırtı zevkle kavis yaptı. Barlas’ın sıcak dudaklarının teninde bıraktığı her ıslak iz, vücudunda küçük elektrik dalgaları yaratıyordu. Barlas’ın dişlerinin hafifçe tenine değdiği o an, Leyla’nın boğazından kopan boğuk fısıltı odanın duvarlarında yankılandı.
"Barlas... Çok derin..."
"Daha da derine, Leyla," diye yanıtladı Barlas, nefes nefese kalmış sesiyle. Başını kaldırıp gözlerinin içine baktı; gözlerindeki o karanlık ve tutkulu pırıltı, Leyla’nın aklını başından alıyordu.
Barlas’ın elleri, Leyla’nın vücudundaki her bir çizgiyi ezberlercesine yavaş ama kararlı bir baskıyla geziniyordu. Her dokunuş, Leyla’nın kaslarının istemsizce kasılmasına, nefesinin kesilmesine neden oluyordu. Bedenleri birbirine mühürlenir gibi hareket ederken, aralarındaki ritim giderek hızlandı. Odanın içindeki her bir soluk, her bir inilti ve tenlerin birbirine çarpmasından çıkan ses, bu gecenin ta kendisi haline gelmişti.
Zaman, o an tamamen anlamını yitirmişti. Ne dışarıdaki yağmurun cama vuran sesi kalmıştı ne de sabahın ilk ışıklarının yaklaşmakta olduğu gerçeği. Sadece Barlas’ın güçlü kolları arasında eriyen bir Leyla ve bu tutkunun kurbanı olmaya yemin etmiş bir Barlas vardı. Sonunda, nefesleri birbirine karışıp doruk noktasına ulaştıklarında, aralarındaki o yoğun ve yakıcı enerji, odanın loşluğunda sessiz bir patlamayla sönmüş gibi derin bir sükunete bıraktı yerini. Barlas, alnını Leyla’nın alnına yaslayıp uzun uzun soluklanırken, parmakları hala Leyla’nın saç uçlarında nazikçe geziniyordu.