Furtuna prensesi kitap kapağı

7. bölüm / 10

UZUN SÜRDÜ KÜSLÜK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: UZUN SÜRDÜ KÜSLÜK

Fatma'nın ağzından...
Sabah gözlerimi açtığımda konağın alt katından Şirin nenemin sesi yükseliyordu.
— ULA HEPUNUZ AŞAĞI İNUN! BUGÜN BU İŞ BİTECEK!
Gözlerimi ovuşturdum.
— Allah'ım, bu kadın bir gün de sessiz uyansa şaşıracağım.
Hicran annem gülerek bana döndü.
— Kızım, nenenin huyunu bilmiyor musun?
— Biliyorum anne. O yüzden korkuyorum zaten!
Annem kahkaha attı.
Yataktan kalkıp üzerimi değiştirdim. Aynanın karşısında saçlarımı toplarken bir an duraksadım.
Cengiz'le aramızdaki küslük artık ikimizi de yormuştu.
Yaptığı şeyi unutmuş değildim. Ama özür dilemiş, hatasını kabul etmiş ve bir daha tekrarlamamak için yardım almaya başlamıştı.
Üstelik bana hiç baskı yapmamıştı.
Belki de artık onunla konuşmanın zamanı gelmişti.
---
Aşağı indiğimde herkes salondaydı.
Şerif babam, Timur amcam, Zarife yengem, Hicran annem, Feride ablam, Fatih, İsmail, Fadime, Oruç ve Cengiz...
Herkes Şirin nenemin karşısına dizilmişti.
Oruç kulağıma eğildi.
— Ula Fatma, nene bizi mahkemeye mi çıkardı?
Kahkaha attım.
— Bilmiyorum abi, ama suçumuz büyük galiba.
Şirin nenem bastonunu yere vurdu.
— ULA ORUÇ! SENİ DUYUYORUM!
Oruç hemen doğruldu.
— Ben bir şey demedum nene!
— Sus da dinle!
Cengiz koltuğun kenarında oturuyordu.
Beni görünce hafifçe gülümsedi.
— Günaydın güzelum.
Bir an duraksadım.
Sonra ben de gülümsedim.
— Günaydın Cengiz.
Gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
Oruç hemen araya girdi.
— ULA CENGİZ! FATMA SANA GÜLÜMSEDİ!
Cengiz ona ters ters baktı.
— Oruç, sus ula!
Feride ablam kahkahayı patlattı.
— Kardeşim, kız sana günaydın dedi diye bayılacaksın neredeyse!
Cengiz başını iki yana salladı.
— Ula sizin başka işiniz yok mi?!
Şirin nenem yeniden bastonunu yere vurdu.
— HEPUNUZ SUSUN!
Herkes sustu.
Nenem derin bir nefes aldı.
— Ben kararımı verdum. Fırtınalarla Koçariler arasındaki düşmanlık bitecek!
Şerif babam kaşlarını çattı.
— Ana, nasıl bitecekmiş?
— Düğünle!
Salonda bir sessizlik oluştu.
İsmail şaşkınlıkla doğruldu.
— Nene, ben zaten evliyim!
Fadime hemen koluna vurdu.
— Ula kim seni evlendirecek yeniden?!
İsmail omuz silkti.
— Ne bileyim! Nene düğün deyince korktum!
Hepimiz kahkahaya boğulduk.
Şirin nenem Oruç'a döndü.
— Oruç!
Oruç irkildi.
— Efendim nene?
— Sen Eleni Koçari'yi seviyisun mi?
Oruç'un yüzü kıpkırmızı oldu.
— Nene...
— Soruma cevap ver uşağum!
Oruç derin bir nefes aldı.
— He nene. Seviyorum.
Şirin nenem başını salladı.
— Eleni de seni seviyiyi mi?
— He.
— O zaman evleneceksunuz!
Oruç olduğu yerde donakaldı.
— NE?!
İsmail kahkahayı patlattı.
— ULA ORUÇ! SENİ DE EVLENDİRİYORLAR!
Oruç kardeşine döndü.
— İSO, SUS!
Şirin nenem devam etti.
— İki aile arasındaki düşmanlığı bitirmek için en güzel sebep bu olacak. Ama önce Eleni'nin de kendi ağzından isteyip istemediğini duyacağuz!
Zarife yengem gülümsedi.
— Ana, çocuklar gerçekten istiyorsa neden olmasın?
Timur amcam başını salladı.
— Ben de aynı fikirdeyim.
Şerif babam derin bir nefes aldı.
— Adil ne diyecek bakalım?
Şirin nenem kendinden emin bir ifadeyle konuştu.
— Adil'i bana bırakun!
Oruç gözlerini kapattı.
— Allah'ım, kayınbabam olacak adam beni öldürmeden evlenebilir miyim acaba?
Cengiz kahkaha attı.
— Ula daha dün Adil'e amca diyordun, bugün kayınbaba diyeceksun!
Oruç ona döndü.
— Cengiz, sen de sus!
---
Odadan birkaç eşya almak için yukarı çıkmıştım.
Kapıyı açtığımda Cengiz'i yatağın kenarında otururken gördüm.
Telefonunu bırakıp bana baktı.
— Fatma?
— Efendim?
— Bir şey mi alacaktın?
Başımı iki yana salladım.
— Hayır. Seninle konuşmaya geldim.
Cengiz hemen doğruldu.
— Dinliyorum.
Kapıyı kapatıp karşısındaki sandalyeye oturdum.
Bir süre birbirimize baktık.
Sonra derin bir nefes aldım.
— Cengiz, ben artık küs kalmak istemiyorum.
Cengiz'in gözleri büyüdü.
— Gerçekten mi?
Başımı salladım.
— Evet. Ama bu, o gün olanları unuttuğum anlamına gelmiyor.
Cengiz ciddiyetle başını salladı.
— Biliyorum güzelum.
— Bana bir daha öyle bağırmanı istemiyorum. Sinirlendiğinde konuşmaya ara verebiliriz. Ama birbirimizi korkutmayacağız.
— Tamam Fatma. Ben de bunun için çalışıyorum. Görüşmelerime devam edeceğim.
Gözlerinin içine baktım.
— Sana yeniden güvenmek istiyorum Cengiz.
Cengiz hafifçe gülümsedi.
— Ben de o güveni yeniden kazanmak istiyorum.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra ona baktım.
— Bir de...
— Efendim?
— Senin şu sürekli bana karıcığım demeni özledim.
Cengiz birkaç saniye yüzüme baktı.
Ardından kocaman gülümsedi.
— ULA FATMA!
Kahkaha attım.
— Ne var?!
— Sen bana bunu mu diyisun?!
— Evet, ne olmuş?!
Cengiz ellerini iki yana açtı.
— Ben günlerdir kendimi tutayrum! Karıcığım desem kızarsın diye korkayrum!
Gülmeye başladım.
— Artık diyebilirsin.
Cengiz gülümsedi.
— O zaman hoş geldun karıcığım.
İçimdeki ağırlığın bir kısmı hafifledi.
— Hoş buldum kocacığım.
Cengiz bir anda sustu.
— Bir daha desene.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Neyi?
— Kocacığım de.
— Yok!
— Ula bir kere dedun!
— O bir kerelikti!
Cengiz kahkaha attı.
— Fatma, sen beni deli edeceksun!
Gülerek ayağa kalktım.
— Zaten delisin!
Tam kapıya yönelmiştim ki Cengiz seslendi.
— Fatma?
Arkamı döndüm.
— Efendim?
— Bu gece yine odamızda kalmak ister misun? İstersen aramıza yastık da koyarız. Rahat etmezsen annende kalmaya devam edebilirsin.
Bir süre düşündüm.
Sonra gülümsedim.
— Kendi odamı özledim Cengiz.
Yüzü aydınlandı.
— Yani?
— Yani bu gece geliyorum. Ama yastık sınırı duracak!
Cengiz kahkaha attı.
— Tamam ula! Rusya-Trabzon sınırı yeniden kurulacak!
---
Oruç'un ağzından...
Hayatım boyunca bu kadar gerildiğimi hatırlamıyordum.
Karşımda Adil Koçari oturuyordu.
Yanında karısı Esme, kızları Eleni ve Cenk vardı.
Benim yanımda ise babam Timur, Şerif amcam ve Şirin nenem...
Eleni'yle göz göze geldim.
Bana hafifçe gülümsedi.
Ben de gülümsedim.
Ama Adil bunu fark etmişti.
— ULA ORUÇ! SEN BENİM KIZIMA NİYE BAKAYİSUN?!
Boğazımı temizledim.
— Adil Bey...
— BEY DEME BANA!
Şirin nenem bastonunu yere vurdu.
— ULA ADİL, ÇOCUĞU KORKUTMA!
Adil hemen sustu.
Şirin nenem devam etti.
— Biz buraya kavga etmeye gelmeduk. Hayırlı bir iş için geldik.
Esme merakla sordu.
— Nasıl bir iş Şirin ana?
Nenem hiç uzatmadan konuştu.
— Oruç'la Eleni birbirini seviyiyi. Biz de evlenmelerini istiyoruz.
Adil'in gözleri büyüdü.
— NE?!
Eleni hemen ayağa kalktı.
— Baba, ben de Oruç'la evlenmek istiyorum.
Adil kızına döndü.
— ELENİ!
— Baba, ben onu seviyorum!
— ULA FIR-TI-NA'LARDAN BAŞKA ADAM MI KALMADI?!
Şerif amcam kaşlarını çattı.
— Adil, benim yeğenimde ne eksik var?!
— Şerif, sen karışma!
— ULA BEN NİYE KARIŞMAYACAĞUM?!
Şirin nenem bastonunu yere vurdu.
— İKİNİZ DE SUSUN!
Herkes sustu.
Esme kocasının elini tuttu.
— Adil, kızımız mutlu olacaksa neden karşı çıkıyoruz?
Adil derin bir nefes aldı.
— Esme, sen de mi?!
— Evet Adil. Ben kızımın mutlu olmasını istiyorum.
Eleni yanıma geldi.
— Baba, Oruç beni seviyor. Ben de onu seviyorum. Lütfen artık bu düşmanlık bitsin.
Adil bir süre ikimize baktı.
Sonra Şerif amcama döndü.
— Şerif...
Şerif amcam da ona baktı.
— Ne var Adil?
— Biz yıllardır neyin kavgasını ediyruz ula?
Şerif amcam sustu.
Adil devam etti.
— Çocuklarımız birbirini seviyi. İsmail'le Fadime evlendi. Şimdi de benim kızım Oruç'u seviyi.
Şerif amcam derin bir nefes aldı.
— Haklısın.
Adil şaşkınlıkla baktı.
— Ne dedun?!
— Haklısın dedum ula! İki kere söyletme!
Şirin nenem gülümsedi.
— İşte böyle!
Adil ayağa kalktı.
Bana döndü.
— Oruç.
Hemen doğruldum.
— Efendim?
— Kızımı gerçekten seviyisun mi?
Gözlerimi Eleni'ye çevirdim.
Sonra Adil'e baktım.
— Seviyorum. Hem de çok.
— Onu üzmeyeceksun?
— Üzmemek için elimden geleni yapacağım. Bir sorun olduğunda da onunla konuşup çözeceğim.
Adil derin bir nefes aldı.
Sonra elini uzattı.
— O zaman hayırlı olsun uşağum.
Bir an olduğum yerde kaldım.
— Gerçekten mi?!
Adil kaşlarını çattı.
— ULA VAZ MI GEÇEYİM?!
Hemen elini sıktım.
— YOK YOK! ALLAH RAZI OLSUN!
Eleni kahkaha attı.
Esme'nin gözleri dolmuştu.
Şirin nenem ise gururla gülümsüyordu.
— Heh! Sonunda akıllandunuz!
---
FIRTINA KONAĞI — AKŞAM
Fatma'nın ağzından...
Akşam hepimiz salonda otururken konağın kapısı açıldı.
İçeri önce Şirin nenem girdi.
Ardından Timur amcam, Şerif babam ve Oruç...
Oruç'un yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
İsmail hemen ayağa kalktı.
— ULA NE OLDİ?!
Oruç ellerini havaya kaldırdı.
— EVLENİYORUM ULA!
Bir an sessizlik oldu.
Sonra hepimiz aynı anda bağırdık.
— NEEEE?!
Feride ablam ayağa fırladı.
— ORUÇ! CİDDİ MİSİN?!
— CİDDİYİM ABLA!
Fadime kahkaha attı.
— ULA ELENİ'YLE Mİ?!
— HE!
İsmail kardeşinin yanına koştu.
— ULA SEN DE KOÇARİLERE DAMAT OLUYORSUN!
Oruç kahkaha attı.
— He abi!
Cengiz hemen ayağa kalktı.
— ULA İSO! SENİN KOÇARİLERDEKİ TAHTIN SALLANIYİ!
İsmail ona döndü.
— CENGİZ!
Cengiz kahkaha attı.
— Ne var ula?! Artık Koçarilerin iki damadı var!
Oruç sırıttı.
— İso abi, kayınbiraderin Adil artık benim kayınbabam olacak!
İsmail ellerini havaya kaldırdı.
— ULA BEN BU AİLEDEN KURTULAMAYACAĞUM!
Fadime hemen araya girdi.
— İsmail, benim ailemden ne istiyorsun?!
İsmail karısına döndü.
— Ula bir şey istemeyrum!
— O zaman sus!
— TAMAM KARICIĞIM!
Hepimiz kahkahaya boğulduk.
Şirin nenem koltuğuna oturdu.
— Düğünü de yakında yapacağuz!
Zarife yengem şaşkınlıkla sordu.
— Ana, bu kadar çabuk mu?
— Ula çocuklar birbirini seviyiyi! Daha neyi bekleyeceğuz?!
Hicran annem gülümsedi.
— Hayırlısı olsun.
Ben ise Cengiz'e baktım.
O da bana bakıyordu.
Gülümsedim.
Cengiz hafifçe kaşını kaldırdı.
— Ne oldi karıcığım?
— Hiç.
— Yine bir şey düşünüyorsun.
— Belki.
— Söyle bakalım.
Biraz ona yaklaştım.
— Bizim düğünümüz olmadı.
Cengiz bir an sustu.
Sonra gülümsedi.
— He, olmadı.
— Oruç'la Eleni'nin düğününde bol bol horon tepeceğim.
Cengiz sırıttı.
— Ben de senin sağ kolunda olacağum.
Kahkaha attım.
— Başka biri giremez mi?
Cengiz gözlerini devirdi.
— Fatma, başlama!
— Ula şaka yaptım!
Cengiz gülerek başını salladı.
— Sen beni bir gün gerçekten deli edeceksun.
— Zaten delisin kocacığım!
Cengiz'in gülümsemesi büyüdü.
— Bir daha desene.
— Hayır!
— Ula Fatma!
Kahkahalarımız birbirine karıştı.
---
Uzun zaman sonra ilk kez kendi odamıza dönmüştüm.
Cengiz yatağın diğer tarafında oturuyordu.
Ben de pijamalarımı giyip yatağa uzandım.
Cengiz hemen aramıza bir yastık koydu.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Bu ne?
Cengiz ciddi bir ifadeyle konuştu.
— Rusya-Trabzon sınırı.
Kahkaha attım.
— Hâlâ hatırlıyor musun?
— Ula ben neyi unutayım?!
Yastığımı düzelttim.
— Cengiz?
— Efendim güzelum?
— Bugün güzel bir gündü.
Cengiz başını salladı.
— He, öyleydi.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra ona döndüm.
— Cengiz, biz de artık sürekli kavga etmeyelim olur mu?
Cengiz'in yüzü ciddileşti.
— Olur Fatma. Tartışabiliriz ama birbirimizi incitmeden konuşmayı öğrenelim.
Gülümsedim.
— Anlaştık.
— Anlaştık güzelum.
Işığı kapattım.
Tam uyuyacaktım ki Cengiz yeniden seslendi.
— Fatma?
— Efendim?
— İso'nun yarınki suratını merak ediyorum.
Gözlerimi açtım.
— Niye?
— Oruç'la Eleni'nin düğün hazırlıkları başlayacak ya...
— Eee?
— İso artık Koçari konağında tek damat olmayacak!
Kahkaha attım.
— Cengiz, adamı rahat bırak!
— Bırakamam güzelum!
— Niye?!
— Çünkü çok eğlenceli!
Gülmekten yastığa kapandım.
Cengiz de kahkaha atıyordu.
Bir süre sonra sessizlik oldu.
Sonra yavaşça konuştum.
— İyi geceler Cengiz.
— İyi geceler karıcığım.
Gözlerimi kapattım.
İçimde uzun zamandır hissetmediğim bir huzur vardı.
Cengiz'le aramızdaki kırgınlığı konuşmuş, yeniden aynı odada kalmaya başlamıştık.
Fırtınalarla Koçariler ise yıllar süren düşmanlıklarını geride bırakmak için ilk kez gerçekten bir adım atmıştı.
Ve bütün bunların sebebi...
Birbirini seven iki inatçı Karadenizliydi.
Oruç Fırtına ve Eleni Koçari.
Ama henüz bilmiyorduk ki onların düğün hazırlıkları sırasında yaşanacaklar, bütün konağı birbirine katacaktı.
Çünkü Şirin nenem düğünün bütün sorumluluğunu üstlenmişti.
Ve Şirin nenenin yönettiği bir düğünün sakin geçmesi...
Karadeniz'de dalgaların durması kadar imkânsızdı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…