Furtuna prensesi kitap kapağı

3. bölüm / 10

ÇÜNKÜ SEN VARSIN DİYE

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: ÇÜNKÜ SEN VARSIN DİYE

Fatma'nın ağzından...
Sabah gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey Cengiz Volkov'un suratı olmuştu.
Evet, yanlış duymadınız.
Cengiz Volkov.
Benim sevgili (!) kocam.
Dün gece aynı odada kalmıştık. Cengiz yatağın diğer tarafında uyumuştu. Aramıza koyduğu yastık hâlâ yerindeydi.
Bir süre yüzüne baktım.
Uyurken ne kadar da sessizdi. Keşke uyanıkken de böyle olsa diye düşündüm.
Tam yataktan kalkacaktım ki gözlerini açtı.
—Günaydın karıcığım.
Gözlerimi devirdim.
— Sabah sabah başlama Cengiz.
— İnsan kocasına bir günaydın der.
— Günaydın Cengiz.
— Biraz sevgisiz oldu.
— Günaydın canım kocacığım, hayatımın anlamı, gözümün nuru! Oldu mu?
Cengiz kahkaha attı.
— Oldu güzelim, her sabah böyle istiyorum.
Elime aldığım yastığı ona fırlattım.
— Kalk da aşağı inelim!
— Daha sabahın körü Fatma.
— Saat on!
— Benim için sabahın körü.
Başımı iki yana salladım.
— Allah Feride ablama sabır versin. Seninle aynı evde nasıl büyümüş?
— Ablam beni çok sever.
— Eminim!
Aşağı indiğimizde herkes salondaydı.
Şerif babam, Timur amcamla konuşuyordu. Hicran annem ve Zarife yengem kahvelerini içiyordu.
Şirin nenem ise koltuğunda oturmuş herkesi izliyordu.
Cengiz'le içeri girdiğimizde nenem hemen seslendi.
— Gelin bakayım buraya yeni evliler!
Cengiz elimi tutup beni yanına götürdü.
— Buyur neneciğim.
Şirin nenem önce bana, sonra Cengiz'e baktı.
— Ula siz gerçekten evlendiniz mi?
Gülmeye başladım.
— Evet nene.
— Hay maşallah! Dün çocuktu bunlar, bugün evlenmişler!
Timur amcam kahkaha attı.
— Ana, çocuklar büyüdü artık.
— Sen sus Timur! Daha dün seni terlikle kovalıyordum!
Şerif babam gülmekten iki büklüm oldu.
— Ana, o günleri hatırlatma!
Şirin nenem babama döndü.
— Seni de kovalıyordum Şerif! Sen de az değildin!
Hepimiz kahkahaya boğulduk.
Cengiz koltuğa oturunca ben de yanına geçtim.
Bir süre ailemin sohbetini dinledim.
Sonra aklıma küçük bir yaramazlık geldi.
Cengiz'e döndüm.
— Cengizciğim?
Başını bana çevirdi.
— Efendim güzelim?
Sesimi özellikle tatlılaştırdım.
— Bana şu meyve tabağını uzatır mısın hayatım?
Cengiz'in kaşları hafifçe kalktı.
Bana baktı.
Sonra meyve tabağını uzattı.
— Tabii karıcığım.
Bir parça meyve aldım.
— Teşekkür ederim canım kocacığım.
Feride ablamın ağzındaki çay neredeyse dökülüyordu.
— Fatma?!
Masumca ona döndüm.
— Efendim ablacığım?
— Sen iyi misin?
— İyiyim abla. Niye?
Feride, Cengiz'e baktı.
— Kardeşim, sen buna ne yaptın?
Cengiz omuz silkti.
— Ben bir şey yapmadım abla.
Gülümseyerek Cengiz'in koluna girdim.
— Aşk olsun Feride abla! İnsan kocasına güzel davranamaz mı?
Şerif babam kaşlarını çattı.
— Fatma, kızım, sen hasta mısın?
— Baba!
Hicran annem kahkaha attı.
— Şerif, bırak çocukları!
Şirin nenem ise memnuniyetle başını sallıyordu.
— Aferin benim torunuma! Kocasına iyi davranacak tabii!
Cengiz'in yüzüne baktım.
Gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Ben ise devam etmeye kararlıydım.
— Cengizciğim, üşüdüm biraz.
Cengiz kaşını kaldırdı.
— Öyle mi güzelim?
— Evet hayatım.
Üzerindeki hırkayı çıkarıp omuzlarıma bıraktı.
— Al bakalım.
Başımı hafifçe omzuna yasladım.
— Çok düşüncelisin kocacığım.
O anda Cengiz'in gülümsemesi değişti.
Biraz bana doğru eğildi.
Ardından kulağıma, yalnızca benim duyabileceğim kadar alçak bir sesle fısıldadı.
— Eğer biraz daha devam edersen sonu senin için kötü olur, güzelim.
Bir anda başımı kaldırıp ona baktım.
Gözlerinde muzip bir ifade vardı.
— Tehdit mi ediyorsun beni? diye fısıldadım.
— Yok, güzelim. Seni de herkesin önünde utandırabilirim, onu söylüyorum.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Denesene.
Cengiz sırıttı.
Sonra bir anda sesini yükseltti.
— Şerif amca!
Babam bize döndü.
— Efendim oğlum?
— Fatma sabah bana hayatının anlamı olduğumu söyledi.
Gözlerim büyüdü.
— CENGİZ!
Timur amcam kahkahayı patlattı.
— Ula daha bir günlük evlisiniz!
Cengiz hiç istifini bozmadı.
— Ne yapayım baba? Karım beni çok seviyor.
— YALAN SÖYLÜYOR!
Şirin nenem hemen araya girdi.
— Ula Fatma, kocanı seviyorsan seviyorsun! Niye bağırıyorsun?
Feride ablam koltuğa yaslanmış kahkahalarla gülüyordu.
— Fatma, sen kaşındın!
Cengiz bana doğru eğildi.
— Devam edecek misin güzelim?
Dişlerimin arasından konuştum.
— Sen bittin Cengiz Volkov.
— Daha yeni evlendik karıcığım, hemen bitirmeyelim.
Ama Şirin nenem hemen itiraz etti.
— Otur kızım, sen yeni gelinsin!
— Nene, kahve yapacağım sadece.
— Otur dedim!
Cengiz kahkaha attı.
— Duydun karıcığım, otur.
Ona yan gözle baktım.
— Sen de fazla konuşma.
Şirin nenem Cengiz'e döndü.
— Ula sen de karına emir verme!
Bu kez kahkaha atan bendim.
— Duydun mu kocacığım?
Cengiz başını iki yana salladı.
— Bu evde benim tarafımı tutan kimse yok mu?
Timur amcam elini kaldırdı.
— Ben varım oğlum.
Zarife yengem ona baktı.
— Timur?
Amcam hemen elini indirdi.
— Yokmuşum.
Herkes kahkahaya boğuldu.
Şerif babam başını salladı.
— Ula bu ailede erkeklerin hiç söz hakkı kalmamış!
Hicran annem mutfaktan seslendi.
— Şerif!
— Efendim hanım?!
Feride kahkaha attı.
— Babamı da sayın listeye!
Tam o sırada Cengiz'in telefonu çaldı.
Ekrana baktıktan sonra sırıttı.
— İso arıyor.
Hepimiz birbirimize baktık.
Oruç hemen doğruldu.
— Aç hoparlöre!
Cengiz telefonu açtı.
— Efendim İso'cuğum?
— CENGİZ!
Hepimiz gülmeye başladık.
— Hayırdır İso? Sabah sabah niye bağırıyorsun?
— ULA SEN BENİMLE DALGA MI GEÇİYORSUN?!
— Estağfurullah abi. Ne oldu?
— BANA NİYE KOÇARİ KONAĞI'NIN FOTOĞRAFINI GÖNDERDİN?!
Cengiz gülmemek için dudağını ısırdı.
— Özlemişsindir diye İso.
Oruç kahkahayı patlattı.
— ULA CENGİZ!
İsmail telefondan bağırmaya devam etti.
— DÖNDÜĞÜMDE SENİ BULACAĞIM!
Cengiz bana baktı.
— Fatma, İso seni de soruyor.
Şaşkınlıkla ona döndüm.
— Ne?!
— Soruyor işte.
Telefonu bana uzattı.
— Efendim İso abi?
— FATMA! SEN DE Mİ BU DELİYE UYDUN?!
Masumca cevap verdim.
— Ben bir şey yapmadım ki abi.
— ULA İKİNİZ DE AYNISINIZ!
Tam o sırada arka plandan Fadime'nin sesi duyuldu.
— İsmail! Kiminle bağırışıyorsun yine?!
— CENGİZ'LE!
— Ver telefonu!
Birkaç saniye sonra Fadime'nin sesi duyuldu.
— Cengiz, siz de şu adamla uğraşmayın artık!
Cengiz hemen cevap verdi.
— Yenge, biz bir şey yapmadık. İso çok sinirli.
— CENGİZ! diye bağırdı İsmail.
Fadime'nin sesi yeniden yükseldi.
— İsmail, yeter artık!
Telefonun diğer ucundan İsmail'in homurdanması duyuldu.
— Ula bir gün de benim tarafımı tut Fadime!
Fadime cevap verdi.
— Sen de bir gün bağırmadan konuş!
Telefon kapandığında hepimiz gülüyorduk.

Odaya girdiğimde Cengiz yatağın kenarında oturuyordu.
Üzerindeki gömleğin kollarını kıvırmış, telefonuna bakıyordu.
Kapıyı kapattım.
— Cengiz.
Başını kaldırdı.
— Efendim güzelim?
— Sabah yaptığını unutmadım.
Telefonunu kenara bıraktı.
— Ne yapmışım?
— Herkesin içinde beni utandırdın!
— Sen başlattın.
— Ben sadece biraz şaka yaptım.
— Ben de yaptım.
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
— Seninle konuşmuyorum.
Cengiz ayağa kalktı.
— Gerçekten mi?
— Evet.
— Ne kadar süre?
— Bilmiyorum.
— Beş dakika?
Cevap vermedim.
— On dakika?
Yine sustum.
— Bir saat?
Başımı başka tarafa çevirdim.
Cengiz kahkaha attı.
— Fatma, sen bana küsmeyi bile beceremiyorsun.
— Cengiz!
— İşte konuştun.
İstemeden güldüm.
— Sen gerçekten çok sinir bozucusun.
— Biliyorum.
Sonra yüzündeki ifade biraz ciddileşti.
— Fatma, bugün seni gerçekten rahatsız ettim mi?
Bir an duraksadım.
— Hayır. Sadece herkesin içinde söylediklerine hazırlıklı değildim.
Başını salladı.
— Tamam. Bir dahakine dikkat ederim.
Şaşırmıştım.
— Bu kadar mı?
— Ne bekliyordun?
— Benimle tartışmanı.
— Her konuda tartışmak zorunda değiliz.
Gülümsedim.
— Bazen şaşırtıyorsun beni Cengiz.
— İyi anlamda mı?
— Henüz karar vermedim.
Cengiz gülerek yatağın diğer tarafına geçti.
Ben de pijamalarımı alıp banyoda üzerimi değiştirdim.
Döndüğümde Cengiz aramızdaki yastığı yerleştiriyordu.
— Bu ne? diye sordum.
— Sınır çizgimiz.
Kahkaha attım.
— Ülkeler arası sınır mı?
— Aynen. Rusya ile Trabzon arası.
— O zaman benim tarafım Trabzon olsun.
— Niye?
— Çünkü daha güzel.
— Peki, benim tarafım Rusya.
Yatağa uzandım.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Cengiz seslendi.
— Fatma?
— Efendim?
— Bugün salonda söylediklerinin hepsi şaka mıydı?
Yüzümü ona çevirdim.
— Hangileri?
— Çok düşünceli olduğum falan.
Gülümsedim.
— O kısmı gerçekti.
Cengiz'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Öyle mi?
— Evet. Ama sakın havalara girme.
— Geç kaldın.
Gözlerimi devirdim.
— İyi geceler Cengiz.
— İyi geceler güzelim.
Işığı kapattım.
Tam uykuya dalacakken Cengiz yeniden konuştu.
— Fatma?
— Cengiz, ne var?!
— Yarın da salonda bana öyle davranacak mısın?
Yastığı alıp ona fırlattım.
— UYU ARTIK!
Cengiz'in kahkahası odayı doldurdu.
— Tamam karıcığım, iyi geceler!
Ben de gülümseyerek gözlerimi kapattım.
Bu evliliğin nasıl devam edeceğini bilmiyordum.
Ama bir şey kesindi.
Cengiz Volkov'la aynı odada kalmak, insanın sabrını sınayan başlı başına bir maceraydı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…