47. bölüm · Elementlerin Varisleri
47. BÖLÜM: SİYAH KUŞAK ÖFKESİ
Okulun bahçesi, Justine ve Lyra’nın yaydığı dedikodularla çalkalanırken, Ocean bir fırtına sessizliğiyle kalabalığın arasından sıyrıldı. Lyra, Justine ile yan yana durmuş, Ocean’ın "hainliğini" ballandıra ballandıra anlatıyordu.
Ocean, yanlarına ulaştığında kimsenin beklemediği bir hızla Lyra’ya öyle bir tokat attı ki, tokadın sesi bahçedeki tüm konuşmaları bıçak gibi kesti. Lyra yüzünü tutarak yere kapaklanırken, Ocean gözünü Justine’e dikti.
Justine, "Ne yapıyorsun sen—" demeye kalmadan, Ocean siyah kuşak ustalığıyla mükemmel bir döner tekme savurdu. Tekme tam Justine’in karnına indi. Justine nefesi kesilerek yere yığıldığında, Ocean beklemedi bir an bile beklemedi; hemen üzerine çıkıp yumruklarını peş peşe indirmeye başladı.
"Benim hakkımda yalan söylemek neymiş, şimdi öğreneceksin!" diye kükredi Ocean. Bahçedekiler dehşet içinde izlerken, Ocean üstünden kalktı ve yerde ağlayan Lyra’nın üzerine yürüdü.
Ocean, Lyra’nın yakasından tutup onu ayağa kaldırdı ve yüzüne karşı haykırdı:
"Dinle beni küçük yılan! Öz annem öleli daha iki hafta bile olmadı! Babam, senin o sinsi annenle daha dört gün önce, annemin mezarı kurumadan evlendi! Ne benim beş tane abim, ne iki tane ablam, ne de babamın o körelmiş vicdanı sizi bu sarayda istemiyor!"
Tüm okul, Ocean’ın bu acı dolu gerçeği haykırmasıyla buz kesti. Ocean, Lyra’yı bir kenara fırlatıp devam etti:
"Annemin yasını tutmama bile izin vermediniz. Ama şunu o kalın kafanıza sokun; ben Okyanusun kızıysam, fırtınanın ta kendisiyim! Bir daha adımı o kirli ağzınıza alırsanız, sizi bu okuldan değil, bu dünyadan silerim!"
Ocean, rüzgarın şiddetlendiği bahçeden başı dik bir şekilde uzaklaşırken, arkasında rezil olmuş bir Justine ve korkudan titreyen bir Lyra bıraktı. Wind, Fire ve Star, Ocean’ın yanına gelip ona bir koruma kalkanı gibi eşlik ettiler.
