12. bölüm · Elementlerin Varisleri
12. BÖLÜM: DOĞANIN HİDDETİ VE DÖRT ELEMENTİN TAKTİĞİ
Su Sarayı'nda kahkahalar yankılanırken, havada asılı duran kristallere çarpıp dans eden ışıklar aniden söndü. Sarayın devasa kubbesi çatırdayarak yarılmaya başladı. Dışarıdan gelen devasa bir gümbürtüyle, sanki okyanusun kendisi isyan ediyordu.
"Ne oluyor?" diye bağırdı Ocean’ın annesi Tethys.
Star’ın babası Erebus, gökyüzüne doğru bakarak kaşlarını çattı. "Doğa ailesi... Geldiler."
Sarayın kubbesi tamamen çöktü ve içeriye gürültüyle devasa bir dalga seliyle beraber yabancı figürler doluştu. Üzerlerinde ağaç kabuklarından zırhlar, başlarında yapraklardan taçlar vardı. Onlar, evrendeki tüm elementlerin en eskisi ve en hırçını olan Doğa Hanedanı'ydı.
Liderleri, kökleri yere sımsıkı bağlı, gözleri yeşil bir enerjiyle parlayan yaşlı bir adamdı. "Bu güçleri bize haber vermeden birleştiremezsiniz!" diye gürledi. "Elementlerin dengesi bozuldu! Hepinizin gücünü geri alacağız!"
Su Hanedanı, Galaksi Hanedanı, Ateş Hanedanı ve Hava Hanedanı’nın tüm varisleri ayağa kalktı. Ama tam onlar savaşa hazırlanırken, Kral Poseidon’un sesi yankılandı: "Hayır! Bu onların savaşı. Bu gençlerin ne kadar öğrendiğini görelim."
Fire’ın annesi Hestia, elindeki alev topunu indirerek gülümsedi. "Evet. Onları görmek istiyoruz."
Ocean, Star, Fire ve Wind şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Bu kendilerinin savaşıydı.
Doğa Hanedanı’nın askerleri üzerlerine doğru gelirken, Star’ın zekası bir anda parladı. "Bekleyin!" diye bağırdı. "Geleneksel yollarla saldırmayacağız. Onlar doğanın gücünü kaba kuvvetle kullanıyor. Biz ise... farklıyız."
Ocean’a baktı. "Ocean, sarayın tüm sularını kontrol et, ama saldırma. Sadece engelle ve onlara hareket alanı bırakma."
Ocean başını salladı, ellerini kaldırdığında sarayın içinde devasa su kalkanları oluştu ve Doğa askerlerinin ilerleyişini kesti.
Sonra Wind’e döndü. "Wind, havayı kullan. Ama onları uçurmak yerine, her birinin etrafında küçük, sürekli dönen rüzgar tünelleri yarat. Duyularını boz, dengelerini şaşırt!"
Wind gülümsedi. Parmaklarını şıklattığında, her bir Doğa askerinin etrafında görünmez rüzgar hapsi oluştu. Askerler sendelemeye, gözleri dönmeye başladı.
Sıra Fire’daydı. "Fire, ateşini gizli tut. Rüzgarın yarattığı o kaosu kullan. Küçük, ancak odaklanmış ateş topları yarat ve onları hedeflerine görünmeden gönder. Onları korkut, dengelerini boz!"
Fire parmak uçlarından sızan minik alev toplarını rüzgarın içine gizledi. Girdapların içinde kaybolan ateş topları, Doğa askerlerinin zırhlarına değdikçe küçük panikler yarattı.
Son olarak Star, kendisi sahneye çıktı. "Ve ben," dedi, gözleri parlayarak. "Ben onların kaosunu düzene çevireceğim." Star ellerini kaldırdığında, sarayın tavanından süzülen yıldız ışığı, rüzgarın ve ateşin yarattığı kaosu bir anda görünür kıldı. Işık, her bir Doğa askerinin en zayıf noktasını ortaya çıkaran bir harita gibiydi.
Doğa lideri öfkeyle bağırdı: "Ne yapıyorsunuz siz! Bu hilekarlık!"
Ama artık çok geçti. Kaosu hisseden, dengeleri şaşan ve zayıf noktaları açığa çıkan Doğa askerleri, kendi büyülerinin içinde kaybolmaya başlamışlardı. Dört arkadaş, tek bir yumruk gibi, düşmanlarını değil, düşmanlarının kaosunu yenmişti.
