Ege Denizi kitap kapağı

11. bölüm / 11

Ege Denizi

10.Bölüm

Yazar: Zebraa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 10.Bölüm

Sabah telefonumun alarmıyla uyandım.
Bir süre tavana bakıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra dün yaşadıklarımız aklıma geldi.
Rize'deydik.
Yavaşça yataktan kalkıp perdeyi açtım. Dışarı baktığımda hava biraz kapalıydı. Dağların üzerindeki bulutlar manzaraya ayrı bir hava katıyordu.
Arkamdan Açelya'nın uykulu sesi geldi.
“Kaç oldu?”
Telefonuma baktım.
“Dokuz.”
Açelya battaniyenin altından:
“Çok erken.”
Güldüm.
“Dokuz erken mi?”
“Benim için evet.”
Lavin de yatağından kalktı.
“Ben aşağı inip kahvaltıya bakacağım.”
Açelya hemen doğruldu.
“Kahvaltı mı?”
“Evet.”
Bir anda yataktan kalktı.
“Ben de geliyorum.”
“Az önce çok erkendi.”
“Yemek olunca erken olmuyor.”
İkisine bakıp güldüm.
“Ben de hazırlanayım.”
Hızlıca hazırlanıp odadan çıktık. Koridorda diğer kızlarla karşılaştık.
Duru elindeki telefonla uğraşıyordu.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
İrem:
“Ben kahvaltıya hazırım.”
Selin:
“Sen de Duru gibi misin?”
“Ben en azından sabahları insanım.”
Duru ona baktı.
“Ben ne oluyorum?”
“Sen sabahları ayrı bir canlı türüsün.”
Duru kahkaha attı.
Hep birlikte aşağı indik.
Kahvaltı sırasında Birgül de yanımıza geldi.
“Günaydın kızlar.”
“Günaydın.”
Birgül sandalyesine oturdu.
“Bugün ne yapmak istediğinizi düşündünüz mü?”
Duru hemen:
“Gezmek.”
İrem:
“Daha kahvaltımız bitmedi.”
“Ben kararımı verdim.”
Birgül gülerek:
“Tamam. O zaman kahvaltıdan sonra sizi biraz gezdireyim.”
Açelya:
“Bugün bütün gün beraber miyiz?”
“Evet.”
“Harika.”
Kahvaltımızı yaptıktan sonra odalara çıkıp hazırlandık.
Ben çantama telefonumu, cüzdanımı ve birkaç gerekli şeyi koydum.
Açelya aynanın karşısında saçlarını düzeltirken:
“Nasıl?”
“Güzel.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“Tamam, çıkıyorum.”
Lavin kapının yanında bizi bekliyordu.
“Hazır mısınız?”
“Hazırız.”
Altı kız birlikte aşağı indik.
Bir süre sonra Birgül'le buluşup gezmeye başladık.
Rize'nin sokaklarında dolaşırken sürekli etrafa bakıyordum.
Her yerde yeşillik vardı.
Açelya telefonunu çıkarıp fotoğraf çekmeye başladı.
“Yaren, şuraya geç.”
“Neden?”
“Fotoğraf çekeceğim.”
“Ben daha yeni geldim.”
“Önemli değil.”
Duru hemen araya girdi.
“Ben de geleyim.”
“Tamam.”
Sonunda hepimiz bir fotoğraf için yan yana geçtik.
Açelya telefonu kaldırdı.
“Üç, iki, bir!”
Fotoğraf çekildi.
Sonra hepimiz ekrana baktık.
Selin:
“Güzel çıkmış.”
İrem:
“Bir tane daha çek.”
“Niye?”
“Çünkü Duru gözünü kapatmış.”
Duru:
“Ne?”
Hepimiz gülmeye başladık.
Bir süre daha dolaştıktan sonra Birgül bizi bir çay bahçesine götürdü.
Masaya oturduğumuzda Lavin:
“Buraya kadar gelip çay içmeden dönmek olmazdı zaten.”
Duru:
“Ben çayın yanında bir şey de istiyorum.”
İrem:
“Sen her şeyin yanında bir şey istiyorsun.”
“Acıktım.”
“Daha iki saat önce kahvaltı yaptık.”
“E ne olmuş?”
Birgül gülerek bizi izliyordu.
“Bayağı enerjikmişsiniz.”
Açelya:
“Biz normalde daha beteriz.”
“İnanıyorum.”
Çaylarımız geldi.
Bir süre sessizce oturup manzarayı izledik.
Ben telefonumu çıkarıp fotoğraflara bakarken Ege'nin dün aradığı aklıma geldi.
İzmir'de ne yaptıklarını merak ettim.
Tam o sırada telefonum titredi.
Ege: Rize nasıl?
Gülümsedim.
Yaren: Güzel. Daha çok gezemedik ama çok farklı.
Cevabı kısa sürede geldi.
Ege: Fotoğraf at.
Bir fotoğraf seçip gönderdim.
Birkaç saniye sonra:
Ege: Güzelmiş.
Telefonu kapatırken Açelya bana baktı.
“Kim?”
“Ege.”
“Ne dedi?”
“Rize nasıl diye sordu.”
Açelya gülümsedi.
“Merak etmiş demek.”
“Evet.”
Duru hemen:
“Poyraz da kesin birazdan yazar.”
“Sen nereden biliyorsun?”
“Çünkü biliyorum.”
Tam o sırada Açelya'nın telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
“Poyraz.”
Duru kahkaha attı.
“Ben demiştim.”
Açelya telefonu açtı.
“Efendim?”
Poyraz'ın sesi duyuldu.
“Ne yapıyorsunuz?”
“Geziyoruz.”
“Bizi özlediniz mi?”
Açelya:
“Daha dün ayrıldık.”
“Yani özlemediniz.”
“Sen ne bekliyorsun?”
Poyraz gülmeye başladı.
Biz de masada gülüyorduk.
Bir süre sonra telefon kapandı.
Öğleden sonra gezmeye devam ettik.
Bol bol fotoğraf çektik, sohbet ettik ve Rize'nin farklı yerlerini gördük.
Akşamüstü otele döndüğümüzde hepimiz yorgunduk.
Odaya girer girmez çantamı yatağın üzerine bıraktım.
“Bugün bayağı gezdik.”
Açelya:
“Benim ayaklarım ağrıyor.”
Lavin:
“Biraz dinlenelim.”
Diğer odadan Duru'nun sesi geldi.
“AKŞAM NE YİYECEĞİZ?”
İrem:
“DAHA ODAYA GİRDİK!”
Selin'in kahkahası duyuldu.
Açelya bana baktı.
“Hiç değişmeyecek.”
Gülerek yatağıma oturdum.
Bir süre sonra altı kız tekrar bizim odada toplandık.
Herkes yatağın etrafına oturmuş, telefonlarından fotoğraflara bakıyordu.
Duru:
“Şu fotoğrafı gruba atacağım.”
İrem:
“Hangisini?”
“Şunu.”
Telefonunu bize gösterdi.
Fotoğrafa baktığımda hepimiz aynı anda gülmeye başladık.
Gerçekten kötü çıkmıştık.
Ama komikti.
Lavin:
“Bunu sakın silme.”
“Silmem.”
Açelya:
“Rize'deki ilk günümüzün özeti bu fotoğraf.”
Telefonumu elime alıp fotoğrafa bir kez daha baktım.
İçimden gülümsedim.
Daha düğüne birkaç gün vardı.
Ve biz şimdiden bir sürü anı biriktirmeye başlamıştık.
Ama o sırada Birgül kapıyı çaldı.
İçeri girip bize baktı.
“Yarın sizinle önemli bir işimiz var.”
Hepimiz ona döndük.
Duru:
“Ne?”
Birgül gülümsedi.
“Düğün hazırlıkları başlıyor.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…