4. bölüm · Ege Denizi

3. Bölüm

Zebraa

Alarmımın sesiyle gözlerimi zorla açtım.
Bir süre tavana bakıp hangi gün olduğunu anlamaya çalıştım.
Sonra aklıma geldi.
Okul.
On ikinci sınıfın ilk günü.
İçimden derin bir nefes aldım ve yataktan kalktım.
Hazırlanıp odadan çıktığımda Açelya çoktan hazırdı. Aynanın karşısında saçlarıyla uğraşıyordu.
Üzerindeki okul kıyafetine bakıp yüzünü buruşturdu.
"Ben bu kıyafetin içinde niye böyle garip duruyorum?"
Gülmemek için kendimi tuttum.
"Garip durmuyorsun."
"Duruyorum."
Lavin de odadan çıkıp bize baktı.
"Ben de uzun zamandır okul kıyafeti giymediğim için alışık değilim."
Açelya hemen ona döndü.
"İşte! Bak, yalnız değilim."
"Tamam, tamam."
Kısa bir kahvaltı yaptıktan sonra çantalarımızı aldık ve evden çıktık.
Bu sefer minibüs yoktu.
Arabaya hep beraber bindik.
Direksiyona Açelya geçti.
Ben yanına oturdum.
Arka koltuğa Lavin yerleşti.
Açelya arabayı çalıştırdı.
Lavin arka koltuktan:
"Bugün sağ salim okula varabilecek miyiz?"
Açelya dikiz aynasından ona baktı.
"İstersen in."
"Yok yok, gayet iyisin."
Hepimiz güldük.
Yol boyunca okuldan, derslerden ve yeni sınıflardan konuştuk.
Sonunda okulun önüne geldiğimizde içimde garip bir heyecan oluştu.
Hep birlikte arabadan indik.
Okul binasına doğru yürürken geçen yıllar aklımdan geçti.
Daha dün gibi geliyordu.
Ama artık on ikinci sınıftaydık.
Sınıflara geçtiğimizde herkes sayısal ve sözel alanlarına göre ayrılmaya başladı.
Bazılarımız farklı sınıflarda olacaktı.
Bu biraz garip hissettiriyordu.
Ama teneffüslerde yine bir araya gelecektik.
Ve gerçekten de uzun teneffüs geldiğinde dokuzumuz okulun uygun bir yerinde tekrar buluştuk.
Poyraz daha oturur oturmaz:
"İlk derslerden sonra bile yoruldum."
İrem güldü.
"Sen hiçbir şey yapmadın."
"Psikolojik olarak yoruldum."
Duru başını salladı.
"On ikinci sınıf daha ilk günden başladı."
Lavin:
"Ben size söyleyeyim, bu yıl hepimiz çok çalışacağız."
Poyraz:
"Ben çalışacağım."
Aras ona baktı.
"Gerçekten mi?"
"Tabii."
"Kaç gün?"
Poyraz düşündü.
"O belli değil"
Bir süre derslerden, öğretmenlerden ve yaz tatilinden konuştuk.
Sonra zil çaldı.
Hepimiz tekrar sınıflarımıza dağıldık.
Son ders coğrafyaydı.
Öğretmenimiz tahtaya konuyu yazdı ve anlatmaya başladı.
İlk başta gerçekten dinliyordum.
Sonra gözlerim ağırlaşmaya başladı.
Bir süre daha dayandım.
Ama öğretmenin sesi gittikçe uzaktan geliyormuş gibi hissettirdi.
Gözlerimi bir saniyeliğine kapattım.
Sadece bir saniyeliğine...
"Yaren."
Gözlerimi açtım.
Sınıftaki herkes bana bakıyordu.
Öğretmenimin bana baktığını görünce doğruldum.
"Efendim hocam?"
"Uykunuzu böldüğüm için kusura bakmayın."
Sınıftan birkaç kişi güldü.
Yüzüm kızardı.
"Özür dilerim hocam."
Öğretmen konuyu bırakıp on ikinci sınıfın öneminden bahsetmeye başladı.
Sınavlardan, sorumluluklardan, gelecek planlarından...
Uzun uzun konuştu.
Ben de başımı öne eğip sessizce dinledim.
Sonunda zil çaldığında içimden büyük bir rahatlama geldi.
Okul çıkışında hepimiz tekrar buluştuk.
"Yaren, coğrafya nasıl geçti?" diye sordu Poyraz.
"Hiç konuşma."
Gülmeye başladı.
Eve döndüğümüzde hepimiz yorgunduk.
Bir süre salonda oturduk.
Açelya kahve hazırlamıştı. Elinde fincanıyla koltuğa oturmuş, telefonuna bakıyordu.
Bir anda gözleri büyüdü.
"OHA!"
Hepimiz ona döndük.
"Ne oldu?" dedi Lavin.
Açelya telefonu bize doğru çevirdi.
"Kuzenim Birgül evleniyor!"
"NE?"
Lavin hemen yanına geldi.
"Ne zaman?"
"On beş tatilde!"
Sonra mesajı tekrar okudu.
"Bir de beni düğüne davet etmiş."
Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
"Arıyorum."
Telefonu eline aldı ve Birgül'ü aradı.
Kısa bir süre sonra karşı taraftan ses geldi.
"Birgül! Gerçekten evleniyor musun?"
Açelya'nın yüzündeki heyecanı görünce lavinle gülmeye başladık.
Bir süre konuştuktan sonra Açelya bir anda bize baktı.
"Bir şey soracağım."
Sonra telefona döndü.
"Birgül, arkadaşlarımı da getirebilir miyim?"
Bir an dinledi.
Sonra yüzü aydınlandı.
"Gerçekten mi? Tamam! Çok teşekkür ederim!"
Telefonu kapattığında yerinde duramıyordu.
"Altı kız hep beraber gidiyoruz!"
İrem:
"Ben varım!"
Duru:
"Ben de!"
Selin gülümsedi.
"Tabii ki."
Lavin:
"Ben zaten gelirim."
Ben de gülerek:
"Ben de varım."
Açelya'nın mutluluğu yüzünden okunuyordu.
Bir anda önümüzde yeni bir plan oluşmuştu.
On beş tatilde...
Altı kız...
Bir düğün...
Ve kim bilir ne kadar macera.
O akşam biraz daha konuştuktan sonra herkes yavaş yavaş odalarına geçti.
Ben yatağıma uzandığımda günün yorgunluğu tamamen üzerime çökmüştü.
İlk okul günü bitmişti.
Ama daha şimdiden yeni planlarımız vardı.
Gözlerimi kapattım.
Bu yıl gerçekten çok uzun geçecekti.