13. bölüm / 15
Düşmanın Verdiği Hasar7. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 7. Bölüm
- 1 DÜŞMANIN VERDİĞİ HASAR40 kelime
- 2 Ön söz40 kelime
- 3 .3 kelime
- 4 .5 kelime
- 5 .4 kelime
- 6 .4 kelime
- 7 1. Bölüm (başlangıç)797 kelime
- 8 2. Bölüm419 kelime
- 9 3. Bölüm470 kelime
- 10 4. Bölüm495 kelime
- 11 5. Bölüm421 kelime
- 12 6. Bölüm466 kelime
- 13 7. Bölüm376 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 8. Bölüm638 kelime
- 15 9. Bölüm443 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Berabere bir savaş, kazananı olmayan demektir!
…Bu savaşı önce kaçıp, sonra kazanacağız…
Kaçmak her zaman için kaybetmek midir? Daha önce kazanmak isteyen kaçmamış mıdır? Tüm bu savaşlar geri çekilmeden mi kazanılmıştır?
“Tabi ki hayır!” diyorsunuz içinizden.
“Eğer geri çekilme olmadıysa eğer, 1.-2.-3. Savaşlar niye oldu?” bu soru kanıtlıyor. Bizim de her savaşçının yaptığı gibi geri çekilmeleri yapacağız. Eski zamanlardaki “Hilal” taktiğini hatırlayın örneğin. Geri çekiliyormuş gibi yapıp pusuya düşürürler düşmanı, bizde pusuya düşüreceğiz. Hatta bizim pusu kurmamız bile gerekmeyecek. Kendi pusularınakendilerini düşüreceğiz. Ama ilk önce günlerdir aç, susuzkaldığımız bu yerde yiyecek veya içecek bulmamız gerekiyordu.
“Ben gidiyorum!” dedim ve ayaklandım birden. Ee! Tabiibenim düşüncelerimi duyamazlar. Ben hiçbir şey söylememiştim onlara.
“Yiyecek bulmaya, dışarıya.” Dedim tok sesimle.
“O kadar mı acıktın?” dedi Erdal.
“Hayır. Ama bu gidişle acıkmaya başlayacağız. Önceden hazırlık yapayım dedim.” Diye açıkladım kendimi.
“İyi bende geleyim o zaman.” Dedi birden.
Tam tepkim şuydu: kaşlarını çat, birini yukarı kaldır, o kişi kimse ona öylece bak.
“Tamam!” dedim istemsizce. “Tamam, ama öylece durmak yok yardım edeceksin!”
“Okey!” dedi olmayan İngilizcesiyle. Biz konuşurken yanımızdaki Mirza’yı unutmuştuk. O da bize öylece, anlamsızca bakıyordu. Ardından karşısında oturan Erdem’e baktım, sanki aynada Mirza’ya bakıyormuşum gibi aynı yüz ifadesine bürünmüştü.
“Hayır!” geldi yine sessizliğin arasından yine bir ‘Hayır!’ benim fark ettiğim şeylerden biri de biz bu depoya gireli en çok “HAYIR!” kelimesini kullandık. Ben de bir değişiklik olsun istedim, yine Hint dizilerindeki gibi bomboş slowmosion olsun istemedim. Eğer öyle olsaydı, ben ona, o bana, o ona, bu buna herkes birbirine bakardı. Ancak hepsinin sonunda sadece zaman kaybı olur, yine de giderdik. Ben hepsini tek seferde hallettim.
“Evet!” dedim ve koşmaya başladım Erdal’da benimle geleceği için onun da kolundan tutmuştum.
Mirza bize baka kızmıştı belki. Belki sadece haklı olduğumuzu düşündü. Bilmiyorum. Bilemiyorum. Şu anda bunu düşünemezdim zaten sadece koşuyorduk. Öylece, nereye gittiğimizi bilmeden. Çıkışın bizim gittiğimiz taraf olmasını umarak. Ancak umutlarımız boşa çıktı. Biz kaybolmuş ve bir merdivenin orda kalmıştık.
“Allah, Allah! (?) Bu depoda merdiven mi varmış?” dedi Erdal. Ben önceden araştırıp, gelmeme rağmen burayı bilmiyordum. Asıl sorun olan buydu şu an. Ne yapacaktık. Ne yapmamız gerekiyordu bilmiyorduk. Ama ben biliyordum ne zorluk çıkarsa üstünden atlayacak ve bunu oyun gibi oynayacaktık. Zorluklar engebeli değildir, senin bu zorluğun üstesinden gelme anlayışın engebelidir. Eğer seni zorluyorsa, sende onu zorla, işin bütün sırrı bu!
Bölüm etkileşimi
