24. bölüm · Döngüde Ay

19

AYNUR AKDEMİR

Sakin ol, tamam mı? Sakın bağırma. Sana bunun olabileceğini söylemem gerekirdi; ama bu yüzden hayatını korkarak geçirmendense, gölge gibi peşinde olup seni korumaya çalışmam daha mantıklı olurdu diye düşündüm," dedi.
Bir pusuya mı kurban gitmiştim? Ama ne için? Tanrım, neler oluyordu? Tek bir grup değil miydik? Karşımızda bizi desteklemeyen, bize engel olmaya çalışan bir güç mü vardı? Ya olmaması gereken taraf bizsek? Nasıl güvenecektim bu insanlara? Ya tuzağa çekilen taraf sadece bensem?
Onlara güvenmek için bir tane bile mantıklı nedenim yoktu.
Yolculuğa beş gün kala bütün bunları düşünüyor olmam, içimde tarif edemeyeceğim bir endişeye neden oldu. Ya annem de bu oyunda kurban seçildiyse? Peki ya babam?...

"Tanrıların oyununda piyon olduğunuzu anlamanın en acı yolu, size şah denene kadar korunuyor olmanızdır."Sözünü aklıma getirdim.
Belki de on yedi yıl boyunca babamın bana yaptığını anlatıyordu bu sözler. Bir kitapta okumuştum ve hâlâ unutamamış olduğum gerçeği, her şeyi kanıtlıyordu... Babam bana iyilik yapmamıştı. Ben bu oyunda piyon olamazdım..
Şimdi anlıyordum Riya’yı, vurulduğum o korkunç saniyede yanıma çağıran şey ne bir feryat ne de bir işaret fişeğiydi. Sadece... sadece cebimdeki taştan gelen o ince, metalik ve uğursuz cızırtıydı. Taş, sanki birini kurban etmek için diğerini çağırmış; Riya’yı o merminin önüne, o cızırtıyla çekmişti. Elimdeki kehribarın sadece beni değil, etrafımdakilerin kaderini de bir kukla gibi oynattığını o an, buz gibi bir gerçekle anladım. Riya doğru söylüyor olabilirdi

Babam bu taşı neden bana verememişti beni terk etmek zorunda kalmadan önce? Verebilseydi kesinlikle verirdi Riya'nın ulaştığı bu taşa babam neden ulaşamamıştı da beni dört duvardan oluşan o yere mahkum etmek zorunda kalmıştı Riya'nın yaralandığımda yanımda olduğu gibi babam da 17 yıl boyınca yanımda olabilirdi.. Peki ya kalp kırıklıklarımda da babamı yanıma getirmeme yardım eder miydi bu taş... Her ne olursa olsun kimsesiz geçirdiğim 27 yılın hesabını sorabilmek bile bu yolculuğa çıkmam için yeterli bir nedendi.

Şimdi sana hiç olmadığım kadar ihtiyacım var baba!

Hiç konuşmadan Riya'nın gözlerinin içine bakıyordum kafamdaki seslerin gözlerimden yaş olup akmasına engel olabilirdim belki sessizliğimle çünkü ben hep öyle yapmıştım bazen susmak duygularımı bastırmam da yardımcı olabiliyordu...

Gözlerimi kapattım ve Vera'yı düşünmeye başladım. Çocukken bakımımı üstlenen görevliler tarafından cezalandırılıp yalnız bırakıldığım o karanlık, korkunç odada yanımda sadece Vera vardı. Ne zaman başım sıkışsa yanımda olurdu; üstelik onun kehribar bir taşa ihtiyacı da yoktu. Benim ona ihtiyaç duymam, yanımda belirmesi için yeterliydi. Onun verdiği güven duygusu ile o karanlık gecelerin üstesinden gelirdim ve her zaman da geldim...Vera; benim çocukluğumdan kalan gizli bir alışkanlığım, en kuytu köşemde sakladığım gizli dostumdu.