22. bölüm · Döngüde Ay
17
Geri sayım çoktan başlamıştı, son 5 gün kalmıştı. Belki de takvim 15 Ağustos'u gösterdiğinde; zahiri kadar batıni olarak da bu dükkanda bulunan bütün çiçekler solacaktı, tıpkı kalbimde bulunan bilinmezliğin verdiği saflık gibi... Bu zamana kadar benliğimle ilgili ne varsa, kalbimde olan hemen her şey değişecekti. Son kez dükkanıma göz gezdirdim: sardunyalar, lavantalar, ortancalar; sarı, kırmızı, pembe, beyaz güller; begonviller, dahlialar, papatyalar...
Bu rengarenk dünyayı kendi tırnaklarımla kurmuştum. Kapısından her girdiğimde kendime duyduğum gurur katlanmış, hayata dair umutlarım artmıştı. Burası benim var olduğumu hissettiğim tek yerdi; 27 yıl boyunca kendimi ait hissedebildiğim, belki de verdiğim sevginin karşılığını alabildiğim tek yer...
Ellerimde mor renkli plastik eldivenlerim, önümde ise özenle seçerek aldığım bej, eflatun ve mor renkli saksılarım vardı. Belki de bu dikecek olduğum son çiçeklerimdi; belki de annemle aynı sonu seçecekti kaderim ve bir daha asla dönemeyecektim.Annemi bu yolculukta bulma umuduyla dilekler dileyip nergislerimi bir bir toprağa diktim; gözyaşlarımla onlara can suyu verdim. İçimden "yeni başlangıçlara" diyerek; Perya'ya tatile çıktığımı, bu nedenle çiçeklerimi ona emanet ettiğimi ve yeni diktiğim nergisleri tembihlediğim kısa bir mesaj çektim.Belki de son kez olduğunu hissettiğim o şeyi yaptım: Anahtarı kapının kilidinde sağ yöne çevirdim ve oradan ayrıldım.
