6. bölüm · Dolunay Gecesi Başlayan Bir Aşk~Remus Lupin~
BİR ÖMRÜN VEDASI
Dört ay geçmişti Büyük Savaş'ın üzerinden. Hogwarts yarı yarıya yıkılmış, kalanlar ise yeniden bir düzen kurmaya çalışmıştı. Ama kimse eski haline dönemememişti.
Lily Potter’ın ölümü herkesi dağlamıştı. James yıkılmış, Peter ortadan kaybolmuş, Sirius derin bir sessizliğe gömülmüştü. Remus ise... o, nefes alıyor gibi gözüküyordu sadece. Ama kalbi dört ay önceki gibi atmamıştı.
Bugün ise, Amaris ve Remus'un düğünü vardı.
Büyük Savaş sonrasındaki ilk neşe buydu belki de. Hogwarts bahçesinde, yıkık kulelerin gölgesinde, eski bir anıtın önünde evleniyorlardı.
Sirius (gülerek): "Bu delilik! Bir kurtadamla bir vampir evleniyor. Bunu Merlin bile görmedi."
James (hafif sırtını sıvazlayarak): "Ama bu delilik içinde tek güzel şey bu belki de."
Amaris bembeyaz bir pelerin giymişti. Kan rengi bir broş takmıştı göğsüne. Remus ise eski Gryffindor cübbesini giymeyi tercih etmişti. Birbirlerine yemin ederken, herkesin gözleri doldu.
Amaris: "Karanlık içinden gelen bir şeyim. Ama seninle birlikte ışığı seçtim."
Remus: "Ben de her dolunayın sonunda sana döneceğime söz veriyorum."
---
Bir hafta sonra her şey değişti.
Voldemort tamamen yenilmemişti. Çekilmişti, ama ölmemişti. Bazı yandaşları, özellikle Narcissa Malfoy, savaşta ailesini kaybedince karanlığa daha da bağlı hale gelmişti.
Mike Tommy, Amaris’in eski dostuydu. Hogwarts’ta kalan birkaç kişiden biriydi. Amaris ona sık sık, "Eğer bir gün gözlerim sönerse, karanlığa yenilirsem... beni sen hatırla," demişti.
---
Ay yeniden dolunay olmuştu. Ama bu kez Remus değil, Amaris kontrolsüzdü.
Narcissa, bir sokak çatışmasında Amaris’in kötülere engel olduğunu gördü. Asasını kaldırdı.
Narcissa: "Sen bizden biri olabilirdin. Kanın karanlık. Ama ışığı seçtin."
Amaris: "Ben gölgeyle dans etmeyi seçtim, karanlığa teslim olmayı değil."
Narcissa: "O zaman dansı burada biter. Avada Kedavra."
Yeşil bir ışık. Bir sessizlik. Ve Remus'un çığlığı.
Remus: "HAYIR! HAYIR HAYIR!"
Amaris yere düştü. Üzüm gibi, sessizce.
---
Cenaze Hogwarts’ta yapıldı. Amaris için gökyüzüne binlerce yarasa bırakıldı. Remus elini tabuta koyduğundaki sözleri kimse unutmadı:
Remus: "Beni ilkbahar gibi sarmıştın. Karanlık zamanlarımda ışığın oldun. Artık sensiz yaşamak nefes almak gibi, ama her solukta acı."
James, Sirius, ve Mike yan yanaydı. Peter ortalarda yoktu. Kaçmıştı.
---
Mike bir gece odasında bir mektup buldu. Amaris’in el yazısı:
"Eğer bunu okuyorsan... gökyüzü beni çoktan alıp götürmüştür. Ama sen, benim hikâyemi unutma. Karanlıktan gelenler de sevilebilir. Ve sevgiyle, dünya yeniden başlayabilir. Beni anlat Drystan. Gölgeyle dans ettiğimi unutturma."
Kütük bir sandık içinde bir kolye vardı: Aytaşı ve kan kırmızı bir taş. Mike, onu boynuna taktı. Gözlerinde bir ışık yandı.
Yeni bir hikâye başlamak üzereydi.
---
Remus, eski gülüşlerini hatırlamaya çalışıyordu. Ama olmadı. Elinde Amaris’in düğün günü taktığı yüzük vardı.
Remus (fısıltıyla): "Sana gelene dek yaşamak zorundayım. Ama söz... son nefesime kadar yalnız seninim."
---
