1. bölüm · Do you want to join us?

1.

Black Captain

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum💫

Angst olmayacak!

***

Tatilin dördüncü günüydü ve sıkıntı sarmıştı etrafı. Dört arkadaş -Jimin, Taehyung, Yoongi ve Jungkook- salonun farklı köşelerine dağılmış, tükenmiş bir enerjiyle vakit öldürüyorlardı. Oyun konsolu bir süredir sessizdi, televizyondaki film, kimsenin takip etmediği bir arka plan gürültüsüne dönüşmüştü. Ortamı, sadece parmakların dokunmatik ekranlara hafifçe vuruş sesi ve ara sıra çıkan bir iç çekiş dolduruyordu. Birbirlerine söylenecek sözleri bile tükenmiş gibiydi.

Derken, neredeyse kusursuz bir senkronizasyonla, dört telefondan birden keskin ve tiz bir bildirim sesi yükseldi. Dört çift göz, şaşkınlıkla birbirine baktı. Belki de grup sohbetlerinden gelen bir mesajdır, diye düşündüler. Ancak ekranları açtıklarında gördükleri, hepsini aynı anda ürperten, bilinmeyen bir numaradan gelen bir mesajdı. Mesajın içeriği kısaydı, sadece bir bağlantı ve altında ürkütücü bir açıklama: "Mesajlaşarak ölü olanı bulabilir misin? Gerçekler ortaya çıkacak. Görevlerini tamamla ve özgür ol."

"Bana bir link gönderilmiş. Sanırım oyun gibi bir şey," dedi Jungkook, kaşlarını çatarak. Diğerleri kendi telefonlarını kontrol etti. Hepsininki aynıydı.

"Açıklamaya bakın," diye ekledi Jimin, sesi gergin bir tona bürünmüştü. "Mesajlaşarak ölüyü bulmak gibi şeyler yazıyor. Çok tuhaf."

Yoongi, telefonunu incelerken mırıldandı: "Görevlerin olduğu da yazıyor. Garip bir oyun. Nereden buldu numaramızı?"

Bu arada Taehyung, düşünmeden bağlantıya tıklamıştı bile. Ekranı, koyu mor ve siyah tonlarda, ürkütücü bir minimalist tasarıma sahip bir web sayfasına dönüştü. "Size kim gönderdi bu linki?" diye sordu, başını kaldırıp diğerlerine baktığında.

"Bilinmeyen numara," cevabını ağız birliği etmişçesine üçü birden verdi.

Tam o sırada, üniversiteden kalma yedi kişilik arkadaş grubunun sohbeti, bildirimlerle titreşmeye başladı. Jungkook mesajları yüksek sesle okudu."Namjoon, Seokjin, Hoseok... Hepsinin telefonuna da aynı mesaj gelmiş! Hatta indirmişler oyunu bile!" Yüzünde bir hayret ifadesi vardı. "Bilmedikleri bir şeyi neden indiriyorlar, bu aptallar?"

"Kim attı sizce?" Yoongi'nin sorusu odadaki sessizliği biraz daha ağırlaştırdı.

Jimin düşünceli bir ifadeyle cevap verdi "Bence Namjoon. O böyle gizemli, zeka oyunlarını seviyor."

Jungkook başını iki yana salladı. "Hayır, o değildir. Bence Seokjin ya da Hoseok yapmıştır. O ikisi eğlence için her şeyi yapar, bilirsiniz."

Taehyung onaylarcasına başını salladı. "Jungkook'a katılıyorum. İki Seok bir araya gelerek yine bize oyun oynuyorlardır. Peki, ne yapacağız? İndirecek miyiz?"

Jimin omuz silkti, can sıkıntısı yüzünden okunuyordu. "Oynayalım hadi. Canımız zaten sıkılıyordu. En kötü ihtimalle sileriz." Diğerleri de isteksizce onayladı. Linke tıklayıp, "Çıkış Yok" adlı uygulamayı indirdiler. Açılan ilk ekranda, kırmızı harflerle yazılmış büyük bir "KATIL" butonu vardı. Hepsi aynı anda butona dokundu.

Anında, bir bildirim sesi daha duyuldu.

Çıkış Yok:
Katılımcılar: Siz, Taehyung, Jimin, Yoongi ve 3 kişi daha

Hemen ardından, yalnızca uygulama içinden erişilebilen yeni bir sohbet grubu açıldı. İsimler tek tek belirmeye başladı.

Hoseok:
Merhaba arkadaşlar
Naber?

Namjoon:
Eee, indirdik oyunu
Şimdi ne olacak?

Seokjin:
Bekleyip göreceğiz işte
Görev verilecek falan yazıyordu

Taehyung:
Linki hanginiz gönderdi?

Namjoon:
Bilinmeyen numaradan geldi bana.

Seokjin:
Aynısı.

Hoseok:
Aynı.

Yoongi:
Yalan söylemeyin lan
Kesin siz ikiniz yaptınız

Seokjin:
Niye biz yapalım?
Belki sen yaptın?

Hoseok:
Aynen
Kesin sen yaptın lan kedi

Jimin:
Hyung yapmadı
Mesaj geldiğinde yanındaydım

Namjoon:
Ya içimizden biri değilse?

Jungkook:
Yoksa sen mi gönderdin Joon?

Namjoon:
Hayır
Böyle çocukça şeylerle uğraşmam

Taehyung:
Kim o zaman?
Aklınıza biri geliyor mu?

Yoongi:
Hayır

Jimin:
Hayır

Jungkook:
Neden başlamıyor peki?

Hoseok:
Bence silelim ya bunu
Şimdiden sıkıldım

Seokjin:
Katılıyorum

Namjoon:
Bekleyelim biraz daha
yazıyor...

Tam o sırada, sohbet kutusunun en üstünde, grubun adının yazdığı yerde, anonim bir yönetici simgesi belirdi ve bir mesaj yayınladı.

ÇY (Çıkış Yok):
Görev 1: 24 saat içinde bir mezarlığa
giderek fotoğraf çekin ve uygulamaya gönderin.
Yapmayan kişi cezalandırılacaktır.

Mesajın altında, geri sayım başladı: 23:59:59.

Jungkook homurdandı "Saçmalık. Hiçbir güç beni gece yarısı mezarlığa götüremez"

Jimin de endişeyle onayladı arkadaşını "Yapmayacağız zaten. Hadi silin şu uygulamayı. Saçma bir şaka olduğu belliydi zaten"

Hepsi aynı anda uygulamadan çıkmaya ve silmeye çalıştı. Ancak "Sil" butonu tıklandığında hiçbir şey olmamıştı. Daha da kötüsü, ana ekrana döndüklerinde, ekranın tam ortasında, kırmızı bir dijital saat gibi duran geri sayımın hala çalıştığını gördüler. Üstelik, uygulama simgesi de silinmemişti.

"Silinmiyor" diye mırıldandı Jungkook, parmağıyla ekrana defalarca vurarak. "Ve geri sayım durmuyor"

Taehyung, telefonunun yan tarafındaki kapatma tuşuna bastı. Ekran karardı, ancak bir saniye sonra, geri sayımın hala aktığı ana ekran tekrar göründü. "Telefonunuzu kapatmayı deneyin"

Diğerleri de aynı şeyi yaptı. Ama sonuç değişmedi. Telefonlar tamamen kilitlenmiş, güç tuşları işlevini yitirmişti.

"Kesin virüslüydü bu!" diye söylendi Jimin, elindeki cihaza bakarak. "Gitti gül gibi telefon! Nasıl format atacağız şimdi?"

Bu sırada, yeni bir bildirim daha geldi. Ekran, uygulamaya geri döndü. Yeni bir mesaj vardı.

ÇY:
Oyunu bitirmeden silemez,
telefonunuzu kapatamaz,
görevleri tamamlamadan kazanamazsınız.
Eğer yapmazsanız, cezadan kurtulamazsınız.
Ölen kişiyi bulun ve özgür olun.

Yoongi diğer sohbet gruplarını kontrol etmeye çalıştı ama nafile. Ana ekrandaki geri sayım, her saniye daha da yaklaşan bir tehdit gibi titriyordu. Jimin, elindeki telefonu sıkıca kavradı. "Şu ekrandaki geri sayım sinirimi bozuyor. Fırlatacağım şimdi duvara!"

Taehyung, onun dediğini yapmakta gecikmedi. Ani bir öfkeyle, telefonunu salonun karşı duvarına doğru fırlattı. Diğerleri şaşkınlıkla çığlık attı. Ancak beklenen ses gelmedi. Telefon, duvara birkaç santim kala, havada asılı kaldı. Adeta görünmez bir elde tutuluyor gibiydi. Bir anlığına orada sallandı, sonra yavaşça, kontrollü bir şekilde, halının üzerine indi. Ekranı hala açıktı ve kırmızı geri sayım, sanki hiçbir şey olmamış gibi ilerliyordu.

Odada çıt çıkmıyordu. Dört arkadaş, yere düşen telefona ve sonra birbirlerinin bembeyaz kesilmiş yüzlerine baktı. Soğuk bir ter, hepsinin ensesinden aşağı süzüldü.

Jungkook, boğuk bir sesle, herkesin aklından geçeni sessizce dile getirdi "Galiba gerçekten sıçtık"

Duvardaki saat gece yarısını gösteriyordu. Geri sayım ise 23:45:32'ye düşmüştü. Ve dışarıda, şehir uykuya dalmışken, onlar için bir kabus yeni başlıyordu. Gözleri, yerde yatan siyah ekranlı cihaza kilitlenmişti. İçlerinden biri, bu oyunu başlatmış olabilir miydi? Yoksa gerçekten bir başkası mı vardı?

***

Byeee☆