DEMİRDEN DUVAR kitap kapağı

6. bölüm / 6

DEMİRDEN DUVAR

5.BÖLÜM: Demir Zincir

Vaveyla Yazarı: Kafadan Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5.BÖLÜM: Demir Zincir

Ainsley
Köşkte sadece Suat ve Hande Demir çiftiyle çalışanlar kalmıştı.
Çalışma odasında sabah sekreterinin attığı, para aktarımı iddiasını yalanlamak için yarın ki toplantıda konuşacağı metini inceliyordu bilgisayarından.
Odasının kapısı izin alınmadan açılınca çatık kaşlarıyla gelen kişiye baktı. Karısından başkası değildi. Kapıyı arkasından kapatıp çalışma masasına doğru ilerledi. Köşke uğrayan Sinan Bayar tuttuğu siyah zarfı kocasına vermesi için Hande’ye vermişti.
Suat zarfa uzandığında ise geri çekti.
“Bu ne demek oluyor!”
Suat zarftan gözlerini çekip karısının mavi gözlerine baktı. Dudaklarına gülümseme yerleştirip “Ne oluyormuş?” diye sorduğunda Hande öfkeyle nefesini verip zarfı masaya sertçe vurdu. Eli hala zarfın üzerindeydi.
“Hani bu işler bitmişti?” şu an kocasına sinir olsa da sakince sordu.
Suat, karısının eline uzanıp tuttu. “Canım, işleri zorlaştırıyorsun.” Konuştuğunda Hande’nin gözlerinden yaş aktı.
“Yoruldum Suat! Daha yeni bulmuşken tekrardan mı kaybedeceğiz oğlumuzu?”
Suat gözlerini kapatıp açtı. Sorunun farkındaydı. Sandalyesinden ayağı kalkarken elini bırakmadı Hande’nin.
Kollarını sevdiği kadına sarıp saçlarına buse kondurdu.
Ağlamasını kesip Suat’ın kollarından uzaklaştı “O yüzden mi gönderdin oğlumu onunla?” Suat neyden bahsettiğini anladı tabi ki de. Masaya yaslanıp “O dediğin kızımız. Bir tanemiz Eylem.” Dediğinde Hande yüzünü ekşitti. Parmaklarını karısının dudaklarına yerleştirip “Yüzünü şöyle yapma karıcım.” Hande gözlerini devirip geri çekildi.
İşaret parmağını uyarırcasına Suat’ın önünde salladı “Bir daha olmasın! Eylem’in oğlumun yanına yaklaşmasını istemiyorum.” Sonra masanın üzerinde ki zarfa baktı “Bunu da sorunsuz şekilde hallet. Onlar yüzünden bir daha acı çekmek istemiyorum!” son sözünü de söyleyip odayı terketti.
Suat derin nefes alıp “Ah Hande. Perişan ediyorsun beni de herkesi de.” Masanın üzerinde ki zarfı alıp “En çokta kendini.”.
Siyah zarf daveti simgeliyordu.
Sandalyesine otururken zarfı açtı.
Beyaz yarım boy kağıdının üzerinde siyah kalemle italik el yazısıyla bir cümle yazılıydı.
Bayar yalısında, yarın gece Umbra tarafından yapılacak toplantıya Demir’leri de görmek istiyoruz. ✶
Kutup yıldızıyla bitiyordu cümle. Yön her zaman Umbra simgesini taşıyordu.
Suat kağıdı masaya koyup zarfın içinde ki sert demirden zinciri aldı. Sert zarfın içinde hissedilmiyordu bilmeyen için.
Masanın altında ki kağıt öğütücüye zarf ve beyaz kağıdı atıp çalıştırdı.
Demir zinciri ceketinin iç cebine koyup geri işine döndü. Yarın Suat’ı epey iş bekliyordu.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝

Hava kararmış güneş çoktan batmıştı. Gökçe’de zorla taşıdığı ikizini hem dürtüp hem konuşturmaya çalışıyordu.
Göktuğ kendini bilemeden içtiği için şu an kafası farklı galaksilerde yüzüyordu.
“Göktuğ biliyor musun gözlerini kıskanıyorum.” Konuşmak için konu bulamayınca saçmalamaya başlamıştı artık.
Göktuğ genizden gülerek “Gözlerimin rengini sevmezsin Gökçe.” Sonra uzayda sallanan beyniyle düşündü “Ne saçma konular açıyorsun öyle? Kime çektin böyle” kelimeler ağzının içinde yutulduğundan Gökçe anlam veremediği cümlelere yüzünü buruşturdu.
“Göktuğ biraz daha dik yürür müsün!” eve yaklaşmışlardı. En azından bahçenin sonundalardı.
“Tamam.”
“Bir daha içme bu kadar.” Elini Göktuğ’un beline daha sıkı sarıp hızlı yürümeye başladı.
“Tamam.”
“Arabanla hafta sonu geze bilir miyim?”
“Tamam.” Gökçe sesli güldü “Gerçekten beynin uçuyor şu an Göktuğ.”
“Tamam.” Sesli ofladı Gökçe.
“Hiç çekilmiyorsun,” belinde ki parmaklarıyla belini sıktı gözleri açılınca “Noluyor ya?” dediğinde Gökçe “Arabanı bana sattın.” Dedi.
Göktuğ ona dönüp “Nah veririm sana.” Dediğin de Gökçe sonunda rahatça yürüyen kardeşini konuşturmaya devam etti. “Verdiğini söyledin ya.”.
“Öyle bir şey ne zaman dedim?” hayretle konuşup düşündü ama beyni çoktan silmişti.
“Daha demin. Hafta sonu benim olacağını söyledin. Hem de ben istemeden sen verdin Göktuğ.”
Arka bahçeye açılan ikinci kapının yanına geldiklerinde “Sessiz ol!” diyerek uyaran Gökçe’ye kafasını salladı Göktuğ.
Gökçe kapıyı açıp içeriye girdiğinde arkasında ki Göktuğ’a elini uzatıp içeriye girmesine yardımcı oldu.
Sadece sarı kenar ışıkları yanıyordu evin. Kapıyı geri kapatıp sol merdivenlerden çıkmaya başladılar.
Göktuğ’un odası dış kapıya bakıyordu. Bu yüzden de önce Eylem’in odasını sonra da Gökçe’nin odasını geçip Göktuğ’un odasına girdiler. Odanın sarı ışığını yakıp Göktuğ’u yatağa yatırıp ayakkabılarını çıkardı.
Göktuğ’un yüzünde memnuniyet dolu bir sırıtış vardı.
Gökçe sandalyenin üzerinde ki ince örtüyü de üstüne örttüğünde Göktuğ’un gözleri kapanmıştı bile.
Derin nefes verdi. Sonra alnına değen saçları okşadı ikizinin. “Bu arada gözlerini gerçekten seviyorum Göktuğ.” Diye fısıldadı. Ama Göktuğ kim bilir kaçıncı rüyasında geziyordu.
Gökçe ışıkları kapatıp odadan çıktı.
Kendi odasına geçip cebinde ki telefonu çıkarıp Eylem’e eve geldiklerine dair mesaj attı.
Sonra da duşa girdi.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝

Bölüm sonu..
Üçüncü bakış açısıyla ilk bölümü Demirden Duvar'ın.
Umbra? Sen nesin? Birimisin, yoksa bir şey misin? Öğreniriz.:)
•Bir de Gökçe ve Göktuğ'u seviyorum. Onlar eksik kalan ikizler gibi... Sizi güzel şeyler bekliyor canlarım.❤️🩹

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.