2. bölüm / 6
DEMİRDEN DUVAR1.Bölüm: Demir Duvar
Bölümler 6Şu an: 1.Bölüm: Demir Duvar
Düzenlemeye aldığım bir kurgu DD.
Düzenleme: 21 Eylül 2026
İyi okumalar
1.BÖLÜM
Aras Duman
Odamın içerisine giren güneş ışığıyla yatakta diğer tarafa döndüm. Madrid neden bu kadar sıcaktı? Kafamı sinirle kaldırıp yastığa bir el vurdum. Sanki bütün suç onunmuş gibi.
Yutkunup dudaklarımı yaladım, susamıştım. Ağzım kurumuş sabahın köründe.
Komidinin üzerinde ki telefonumu aldım, sırtımı yatağın başına yasladım. Birden fazla olan mesajlarda gözüme ilk çarpan kişiyle konuşmalara girdim.
Gelen mesaj istihbaratın gizli numarasıydı. Kayıtlı değildi. Bana bir kod göndermişlerdi sanki indirim koduymuş gibi duruyordu.
Hemen kodu kopyalayıp gizli uygulamalardan Türk istihbaratına özel olan ERGENEKON’a girdim.
Kodu girdikten sonra bana Nihat Başkandan özel olan mesaja baktım. Gözlerimi kısmış, aynı zamanda da kaşlarım çatılmıştı. Özel olarak yazmazdı normalde. Ciddi bir şey vardı.
Kısa birkaç cümle yazılıydı.
‘Görevin bitmiştir. Yeni görevin için yarın Türkiye’ye dönüyorsun. Yeni görevin D.D. ‘
Mesajı birkaç kez daha okudum. Dudağımın kenarı kıvrıldı “Allah’ım sana şükürler olsun Rabbim!” ülkeme dönüyordum.
Burada olmamın nedeni İspanya da gerçekleşen iç politikayı takip etmek ve mafyanın içine girmekti. Yedi aydan fazladır da buradaydım. Ama hala bitmiş sayılmazdı. Daha patlatmamıştık asıl hedefi.
Uygulamadan çıkıp telefonu kapatıp yatağın üzerine koyup “Artık benim meselem değil Madrid.” Yataktan kalktım hazırlanıp çıkmam gerekiyordu. Gece binerdim uçağa. Sabahta Türkiye de olurdum. Banyoya ilerledim. Soğuk suyla yıkanmak epey iş görür gibiydi bu havada.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝
Tabletimden haberleri inceliyordum. Burnumu parmaklarımın içiyle kaşıyıp dikkatle okuyordum. Elimin altında ki haberi kaydırıp sıradakini inceledim.
Haber niteliği taşımıyor gibiydi. Daha çok magazinseldi.
İlgimi çektiği için tıkladım daha büyük ekran oldu. Koltukta arkama yaslandım. Kendisine mikrofon uzatılmış bir kadın vardı. Mikrofonun sahibi adam “Eylem Hanım siz ne düşünüyorsunuz içeride ki oyun programı hakkında?” saçlarını önce arkasına topladı hızlıca. Dudaklarını diliyle ıslatıp “Öncelikte İbrahim ben pek anlamıyorum. Pelin Çiçekçi için geldim. Ama hoşuma gitti tabi program,” çantasını diğer eline alıp konuşmaya devam etti.
Ben de o sırada ikram olan içeceğimden birkaç yudum aldım. “alışık değilim pek biliyorsun genelde ben sorarım. Ama başka soru varsa cevaplayayım hızlıca.” İbrahim denen herif samimiyetsiz bir cıvıklıkla “MD, Demir Holding hakkında konuştu biliyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Babanız ne diyor bu konuya? MD’nin yaptığı şey yüzünden sinirlendiniz mi?” adam konuştukça Eylül’ün yüzü kasıldı. Sinirlendiğini dudağının üst sağ köşesinin titremesinden anlıyordunuz.
Başımı sağ omzuma yatırıp cevabını dinlemeye başladım. Konuşmadan önce gülümsedi “Ah İbrahim! Biz profesyonel insanlarız. Suat Demir de yılların iş insanı düşündüğünüz gibi bir kargaşa olduğu yok yani.” İbrahim’in omzuna vurup “Ben artık gideyim.” Kameraya da el sallayıp arkasını dönüp gitti. İbrahim kadraja girdi ama gözlerim arkasında ki kadında takılı kaldı.
Demir Holding.
MD ajans.
Arama motoruna sırayla yazdım.
İlk çıkan habere tıklayıp okumaya başladım.
“SON DAKİKA | DEMİR HOLDİNG HAKKINDA PARA AKTARIMI İDDİASI
Bir holding bünyesinde, şirket kaynaklarının usulsüz şekilde başka hesaplara aktarıldığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Edinilen bilgilere göre, yapılan incelemelerde şirket hesaplarından belirli kişi veya şirketlere yüksek miktarlarda para transferi gerçekleştirildiği öne sürüldü. Söz konusu para hareketlerinin şirket kayıtlarında nasıl gösterildiği ve aktarılan kaynakların nerede kullanıldığı araştırılıyor.
Yetkililer, iddialara ilişkin mali kayıtlar ve banka hareketleri üzerinde inceleme yürütürken, soruşturma kapsamında bazı kişilerin ifadelerine başvurulması bekleniyor.
Holding tarafından konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Not: Soruşturma devam ederken, hakkındaki iddialar bulunan kişi ve kurumlar açısından masumiyet karinesi geçerlidir.
HABER: BAHAR ÜNLÜ “
Altında ki birkaç yorumda da;
“Nasıl yani? Acaba bundan Eylem Demir’in haberi varmı? Belki de o vermiştir bilgiyi.”
“Eylem Demir’in ailesine yakıştırmadım.”
“Demir’ler pislik insanlar olsa da Eylem hanım böyle birisi değil!”
“Eylem bence bilmiyordu bie arkadaşlar.”
Çoğunluk Eylem hakkında konuşmuşlardı.
Daha fazla ekrana bakmak istemediğimden tableti kapatıp çantama koydum. Türkiye de yine para yürütmeler haber olarak çıktığına göre birileri kuduruyordu. Daha fazla umursamadan gözlerimi kapatıp rahat pozisyona geçtim. İki saatim kalmıştı. Biraz uyusam iyi olacaktı.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝
Gözlüğümü takıp merdivenlerden inmeye başladım. Ayaklarım sonunda asfaltla buluştuğunda cebimde ki telefonu çıkarıp Kutay’ı aradım. Telefon çalarken çıkışa doğru yürümeye başladım.
Kulaklarıma Kutay’ın o eğlenceli sesi doldu. “Aras’ım! İndin mi kardeşim?” diye sorduğun da “İndim Kutay. Geldin mi sen?”
“Geldim bekliyorum seni valizin var mıydı onu alalım?”
“Yok hiçbir şeyim. Geliyorum şimdi kardeşim.” Telefonu kapatıp cebime koydum ceketimin. Kutay da istihbarattan arkadaşımdı. Onunla akademiden tanışıklığımız vardı. İyi bir dosttu aynı zamanda.
…
“Harbi özlemişim lan!” dediğin de güldüm. Arabada, merkeze doğru gidiyorduk. “Bende özlemişim. Sizi, İstanbulu,” sonra ona doğru dönüp “Trafiğini bile özlemişim lan!” gülürek önüme döndüğüm de bir elini direksiyondan çekip havada tutup “Kardeşim sen o kadarda özleme trafiği. Zor iş vallaha.” Dediğinde kafamı salladım. Hala dudaklarımda ki kıvrım yukarıya doğruydu.
Kafamı sağ tarafıma çevirip akıp giden yolu izledim. Kurban olurdum memleketime. Harbi özlemiştim. İlk uzun kalışımdı. Bu kadar süre ilk defa yurt dışında kalmış arada sırada da gelememiştim.
Hayranlıkla izlerken Kutay daha fazla konuşmadı zaten arabada ki ilk dakikalarda konuşulacak şeyleri bitirmiştik. Merkezde ekiple bir tur daha konuşuruz diye de bende konu açmadım.
Merkezin yer altı garajına girdi Kutay. Kısa sürede de park ettiğinde arabadan indik. Asansöre bindiğimizde “Aras, abicim pek değişmedi maalesef merkez.” Eliyle asansörü işaret edip “Hala yavaş embesil asansör.” Diyerek yakınırken sesli güldüm. Oda gülmeye başladı.
Sır veriyormuş gibi eğilip “İnanır mısın Kuti, onu bile özledim.” Dedim.
Asansör kapılarını açtığında indik. Bizi direkt dördüncü katın özel odasına getirmişti. Herkesin erişimi yoktu buraya.
Gözlüğü çıkarıp ceketin iç cebine yerleştirdim. Masadan ilk kalkan İpek oldu. İlk farkeden oydu bizi.
Hızlı adımlarla yürüyüp “Aras!” diyerek ellerini omzularıma sardı. “Hoş geldin!” dediğin de Tolga da ayaklanmıştı. Ellerimi İpek’in beline doladım. “Hoş buldum.” Dedim, ellerini omzumdan çektiğinde bende belinden çektim ellerini. Baştan aşağıya süzüp omzuma vurdu. Göz kırpıp “Büyümüşsün lan kaç aydır.” Dediğin de Kutay da bende güldük. Tolga, İpek’i eliyle itip “Aynen adam zaten büyüktü kızım.” Dediğin de İpek göz devirdi.
Tolga’yla tokalaşıp sarıldıktan sonra “Hoş geldin kardeşim. Geçmiş olsun görevin bitti şükür.” Dediğin de “Hakkıyla yapmış olalım da Tolga.”
Kutay ve İpek çoktan oturmuşlardı. Bizde Tolga’yla geçip oturduk.
“Ee biliyor musunuz bu D.D görevini? Nihat başkan nerede?”
İpek, “Hiçbir bilgimiz yok. Nihat başkan da giriş yapmış sizden hemen sonra.” Dediğin de Kutay “Biliyorsun asansör embesil.” Dediğin de İpek “Adam gibi olana çok bile Kutay!” dedi.
Asansörün kapısının açılma sesi ile ayağa kalktık hep beraber. Nihat Başkan gelmişti. Yüzü beni görünce daha çok aydınlandı. Gülüşü daha çok büyüyüp “Oo gelmiş bizim Mardinli. Hoş geldin oğlum.” Dediğin de bizimkiler güldüler. Madrid olmuştu Mardin. Başımı eğip “Hoş buldum Başkanım.” Dediğim de koltuğuna doğru ilerlerken gözleri üzerimdeydi. “Yol nasıldı Duman’ım?”
“İyiydi başkanım.”
Elinde ki ince dosyayı masanın üzerine bırakıp koltuğuna oturup bize oturmamız için komut verdi. Tolga’ya flaş verdiğin de Tolga flaşı açmak için harekete geçti. Gözlerim masanın üzerinde ki dosyadaydı. D.D. olmalıydı.
Gözlerimi konuşan başkana çevirdim.
“Yeni görevimiz gençler. Basit bir iş gibi duruyor ama öyle bir şey değil çünkü içinde vicdan azabı da olacak.” Kaşlarım çatıldı.
Slayt açıldığın da hepimiz oraya bakmaya başladık.
İlk ekranda DEMİR HOLDİNGTEN DAHA FAZLA OLAN ŞEY MASA yazıyordu.
Geri Nihat Başkana döndüm. Boğazını temizleyip “Biliyorsunuz şuaralar epey popüler bu. Demir Holding para mı aklıyor? Gençler istihbarat bundan daha fazlasının olduğunu düşünüyor. Mafya. Bu haberinde, Demir’lerin kabul etmediği şeye karşılık çıktığını düşünüyoruz.” Tolga’ya işaret verdiğinde ikinci sayfaya geçtik.
Ekranda bu seferde Suat DEMİR yazıyordu birde resmi vardı. Başkan işaret parmağını doğrultup “Suat ya bir basamak ya da mafyadan birisi. Yani büyüklerin arasında ki büyüklerden birisi. Orasını daha bilmiyoruz yani. Ama kabul etmiyor bu haberleri. ‘Şirketimizi de iftira bu!’ diyor. Orası çıkar elbet ortaya her neyse ilerlet oğlum.”
Üçüncü sayfada masa vardı. “Bu masa hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.” Dediğinde dördüncü sayfa açıldı.
Eylem DEMİR - MD Haber Ajansı yazıyordu birde güzel güldüğü, gözlerinin kısıldığı resmi vardı. Yerimde doğrulup masanın üzerindeki suyu alıp ağzıma götürdüm.
“Tanımayan yoktur Eylem hanımı. Masayla alakası olduğunu düşünmüyorum ama bu kadını hedef almış olabilirler.”
İpek, Başkanı böldü “Neden hedef almış olabilirler dediniz?” diye sorduğunda geri slayta baktım.
“Bu haber yanlışıkla da çıkmış olabilir. Bu da haber yapan ajansıda, ajansta yüksek konumu olan Eylem Demir’i de etkiler. Çok sevilen birisi Türkiye de.” Dediğin de Kutay “Dünyada da popüler baya.” Dedi. Başkan hiç onu duymamış gibi konuşmaya devam etti.
Beşinci sayfada da Eylem’e benzeyen bir kadın vardı. Hande DEMİR.
“On iki yıldır hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Psikiyatristi ile düzenli randevuları var. Devamını anlatacağım ilerle Tolga.”
Derya DEMİR – Göktuğ DEMİR
“Evin ikizleri. Olaylarla pek alakaları yok. Derya moda okuyor okuldan eve evden arkadaşlarıyla buluşup eğlenen biri. Göktuğ ise ailesinden nefret ettiğini belli eden bir çocuk. Babasını sevmiyor. Zamanında futbolla ilgilenmiş. Teklifler gitmiş ama Suat izin vermemiş belli ki. Göktuğ sorunlu bir çocuk. Bela olacak birisi.”
Diğer sayfalara geçti.
Tolga “Son sayfa!” dedi.
Küçük bir çocuk vardı eski bir fotoğrafa benziyordu.
FURKAN DEMİR
“Bakmayın resme. Şuan 25 yaşında eğer yaşıyorsa tabi. 13 yaşında kaybolmuş ve o zamandan beri bulunamamış.” Dudaklarımı yaladım. Fazlamı sıcak olmaya başlamıştı. Gözlerimi kapattım.
Başkan devam etti “Furkan’ı bulmanızı istemeyeceğim. Aras,” dediğinde gözlerimi açıp ona baktım. Duyacaklarıma hazır mıydım emin değildim. “Onun yerine geçmeni istiyorum. Hala aranan kayıp Furkan Demir olmanı istiyorum. Görevin Furkan Demir olarak sızarak konu ile alakalı bilgileri bize sunman.”
Diğerlerinin de gözlerinin üzerimde olduğunu hissediyordum. “Yeni görevin Demir Duvar hayırlı olsun evladım.” Önüme dosyayı koydu Kutay.
“Bu görevde senin kendi travmalarını da kullana bilirsin. Nede olsa aynı şeyleri yaşamış olabilirsiniz.” Gözlerim mührü açılmamış dosyaya kaydı.
Demir’ler den şimdiden nefret etmiştim bile.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝
Birinci bölüm içime şimdi (^^)
Sevgiyle kal Demir Duvar ✨
Bölüm etkileşimi
