DEMİRDEN DUVAR kitap kapağı

5. bölüm / 6

DEMİRDEN DUVAR

4.Bölüm: Mesafeler

Vaveyla Yazarı: Kafadan Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4.Bölüm: Mesafeler

4.BÖLÜM

Eylem DEMİR
2017 YAZI
Radyoda son ses çalan şarkıyla hem ellerimizi hareket ettirip bağırarak eşlik ediyorduk.
Özgür ön koltukta kafasını ritimli bir şekilde sallarken radyoda çalan Tarkan’a eşlik ediyordu. “Yolla yolla kaderim yolla. Acıları bana yolla.” sonra yanımda oturan Pelin ellerini saçlarından geçirip devam ettirdi “Nede olsa dert babasıyım ya ben!” dedi.
Elinde ki hayali mikrofonu bana uzattığında şarkıyı devam ettirdim. “Vur ya! Lafı mı olur vur ya! Düşene bir de sen vur ya!” bende mikrofonu Nilay’a uzatmıştım ki ses kısıldı ama Nilay devam etti “Ne de olsa SABIR taşıyım ya!” bitirdiğin de gülmeye devam ettik.
Özgür alayla “Bekle bizi İzmir!” dediğin de Nilay somurtarak arkasına yaslandı “Gerçekten İzmir’e gidiyoruz ya!” dediğin de başımı yana eğip ‘öyle görünüyor’ bakışı attım.
Pelin şoför koltuğunda ki Sinan’ın omzuna ellerini koyup “Yoruldun mu kral? Devam edebilirim?” diye sorduğun da Sinan dikiz aynasından bize göz gezdirip “Biraz başım ağrıdı ama geçer gibi.” Dediğin de Pelin “O zaman bir süre şarkı yok gençler.” Diyerek oda arkasına yaslandı.
Ehliyeti olan Pelin ve Sinan dı aramızda. Yaşı tuttukları için alabilmişlerdi. Bizden bir yaş büyüklerdi.
“Bakın!” Nilay’ın heyecanlı konuşmasıyla onun tarafında ki cama döndük. “Ay çiçekleri!” dedim. Sinan daha iyi bakalım diye hızını azalttığında Nilay hemen telefonunu çıkarıp video çekmeye başladı.
Pelin “Bizi de etiketle Niloş.” Diyerek arkasına yaslandı geri. Özgür arkasını dönüp hayretler içinde “Sanki etiketlendiğinde paylaşıyorsun da?” dediğinde Pelin dilini çıkarıp “Belki de senin paylaşımını paylaşmak istemiyorum dur Özgür’cüm?” dediğin de Özgür gözlerini art arda kırpıp önüne döndü. Üzülmüştü.
Pelin’e yanaşıp “Üzme çocuğu ya!” diye fısıldadığım da omuzlarını indirip kaldırdı.
Sinan’a ilgimi verdim. Acıkmamışmıydı acaba? Ben acıkmıştım. Hissetmiş gibi yoldan anlık gözlerini çekip aynada göz göze geldik. Tatlı tatlı gülümseyip öne doğru sağ omzuna yanaşıp “Acıkmadın mı?” diye sordum onun duyacağı tonda. Zaten şuan herkes farklı şeylerle ilgileniyorlardı. Nilay video editliyor, Pelin kulaklığıyla şarkı dinliyor, Özgür de mesajlaşıyordu birisiyle.
Sinan alt dudağını ıslatıp sağ omzuna kafasını eğerek daha yakınlaşarak “Sen acıktın mı?” benim sorumu bana sorduğun da hızla başımı salladım “Yani ama sen durmak istediğin zaman dura bilirsin. Ben sana uyarım.” Dediğim de dudağının sağ köşesi kıvrıldı “O zaman ben birazdan durayım. İlerde tabela var.” Bende gülümsedim. Elimle koluna dokunup “Teşekkür ederim Sinan.” Göz kırpıp arkama yaslandım bende.
…
Otelimiz çok güzeldi. Sinan’ın ailesinin ortaklarının oteliydi. Bu yüzden de önemli konuklardık otel için.
Odamdan çıkmak için hazırlanıyordum. Özgür’ün doğum gününü kutlayacaktık. Özgür haberi yoktu. Nilay bütün programla ilgilenmiş bize ne yapmamız gerektiğini anlatmıştı.
İstanbul’dan Özgür için kulak üstü kulaklık almıştım. Bu senenin popüleriydi aldığım model.
Üzerime kısa kollu beyaz düğmeli fitilli tişört, kalçalarımın biraz altında biten şort giyinmiştim. Parmaklarım her zaman ki gibi yüzüklerimle doluydu. Bileklerime de doğum günümde Göktuğ ve Gökçe’nin bana aldığı gümüş bilekliği takmıştım. Orasında hilal motifi vardı.
Saçlarımı da sıkı at kuyruğu yapıp yatağımın üzerinde ki hediye paketimi alıp çıktım dışarıya. Benimle beraber karşı odamda ki Sinan da çıkmıştı. Elinde simli hediye paketini tutuyordu. Baştan sportif gri eşofman altı üstüne de sıfır kol siyah bir tişört giymişti. Saçları da dağınıktı.
Yüzüme gülümsememi ekleyip “Güzel olmuşsun.” Diyerek iltifat edince hafif kızardı. Bunu fark edince güldüm. Arkasından kapısını kapatıp “Sende güzel olmuşsun Eylem.” Dediğin de boşta ki elimi belime götürüp “Her zaman güzelim ben.” Dedim.
“Neyse hadi kızların yanına geçelim.” Dediğim de “İnmişler onlar. Gruba mesaj atmışlardı.” Elimi alınma götürüp “Görmedim. Hadi o zaman gecikmeyelim!” diyip asansöre doğru yürüdük.
…
Doğum günü partisini güzelce bitirmiştik Şimdi ise Özgür’ün odasında uzanmıştık. Nilay ve Pelin yatakta uzanmışlardı. Ben de tekli koltukta oturuyordum. Özgür yerde oturmuş sırtını yatağa yaslamış hediyelerini açıyordu. Nilay her yaşı için hediye aldığından çok mutluydu Özgür.
Sinan da uzun koltukta uzanmış telefonuyla ilgileniyordu.
Nilay yattığı yerden huzursuz hareketler yapıp “Off ya şimdi ne olacak?” diye sorduğun da “Ne, ne olacak?” dedim.
“Dağılıyoruz!” dediğin de diğerlerinin de bakışları ona döndü. Özgür kınayan bakışlarla “Abartma Nilay. Sen gidiyorsun sadece.” Dediğin de Nilay ayağıyla kafasına vurdu.
Yattığı yerden doğrulup “Ankara da ne yapacağım ya ben?” omuzlarımı kaldırıp indirdim. Bana yalvaran bakışlarından atıp “Eylem, sende gel benimle!” dediğin de hayretle ağzım açıldı “Ankara da ne yapacağım kızım ben?”.
Pelin de ellerinden destek alarak doğruldu. Alayla “Pavyon işleteceksin.” Dediğin de Özgür de alayla “İlk müşterin ben olurum Eylem.” Dediğin de yüzüne yastık yedi.
Sinan “Saçmalamayın! Nilay dağılmıyoruz hem. Geliriz yanına sen zaten gelirsin.” Dediğin de Nilay kafasını salladı. “Gelirsiniz değil mi?” diye sorduğun da “Geliriz tabi. Seni yalnız bırakmayız.” Dedim.
Nilay Hacettepe Hukuk kazanmıştı. Bu yüzden de stresliydi.
Ben gazetecilik bölümünü Yeditepe de okuyacaktım. Özgür bilgisayar mühendisliğini, Sinan da işletme bölümünü Marmara da okuyacaktı. Pelin’se mezuna kalmıştı.
“Bakın eğer gelmezseniz şerefsizsiniz!” dediğin de Özgür “Ben şeref memnun oldum.” Diyerek alay ettiğinde diğer yastıkta ensesinde patladı. Pelin “Saçmalama Özgür.” Birbirimizi yerken eğleniyorduk.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝
2026
Babamın zoruyla kardeşlerimle zorunlu planıma katmıştım. Aklımda ki programımın değiştirilmesi kötü hissettiriyordu. Sanki her şey kötü olacakmış gibi.
Eve girdiğimizde Göktuğ elindekileri kapının önüne bırakıp kendini koltuğa attı. “Burası huzur işte.” Dediğin de gülümsedim. Benim kadar onlarda burayı seviyordu.
Göktuğ’un bıraktığı poşetleri alıp mutfağa doğru yürüdüm. Arkama bakış attığımda Aras’ta Gökçe’nin elindekileri alıp arkamdan gelmeye başladı. Önüme döndüğümde nefesimin kesildiğini hissettim. Onda beni rahatsız eden bir şey vardı.
Nilay ile konuştuğumuzda bu konuyu bana belki de suçluluk olabileceğini söylediğinde bende onu haklı buldum.
Terapistimin de dediği gibi ‘Kendini şartlandırma bir şeye Eylem.’ Onun sesiyle düşününce midem bulandı. Yüzümü ekşittim. Masaya poşetleri bırakıp nefesimi verdi.
“İyi misin?” diyerek oda elinde ki poşetleri koyduğun da ona dönmeden başımı salladım. Telefonumu pantolonumun arka cebinden çıkarıp mesajlara girdim. Pelin on dakika önce arabayı park ettiklerini yazmıştı. Mesajına kalp gönderip geri kapatıp cebime koydum.
Aras’a döndüğümde beni izliyordu yerinden hiç hareket etmeden. Dudaklarımı zorla kıvırıp gülümseyerek “İçeriye geçelim mi?” sorumun cevabını beklemeden elimle kapıyı işaret edip yanından geçip oturma odasına geçtim.
Yazın ortasında olduğumuz için şömineyi yapmaya gerek yoktu. Bir tek sabahları güneş yeni doğarken soğuk oluyordu o da hemen geçiyordu zaten.
Gökçe telefonuyla selfie çekinirken Göktuğ da onu çekiyordu belli etmeden. Gökçe’nin şekilden şekile girmesi hoşuna gidiyordu. Onların haline mutlu oldum. Yanlarına geçecektim ki kapı açıldı. Özgür siyah gözlükleriyle içeriye girdiğinde “Selam gençler!” eğlenceli sesiyle giriş yaptı.
Pelin kafasını Özgür’ün omzundan gösterip “Çocuklar!” Gökçe ve Göktuğ da ayaklanıp onları karşılamak için kapıya ilerlediler. Uzun zaman olmuştu onlar içinde.
Bende yanlarına yürüdüm “Hoş geldiniz.” Diyerek Gökçe’den ayrılan Özgür’e sarıldım. Sonra da Pelin’e sarıldım.
Onlar içeriye girdiklerinde Sinan ve Nilay da girdiler. En son ben sarıldım yine. Pelin ve Özgür ikizlerle içeriye geçtiklerinde bende önce Sinan’a sonra da Nilay’a sıkı sıkı sarıldım. “Hoş geldiniz.” Dedim tekrardan. Sırtıma güven veren elleriyle sarıp “Hoş bulduk kuşum.” Ayrıldığımızda biz de içeriye geçtik.
Sohbete başlamışlardı hemen. Aras tekli koltukta yayılarak oturuyordu.
Nefes al Eylem.
Nefes ver Eylem.
O senin kardeşin.
Herkes oturunca bende Aras’ın oturduğu koltuğun kol kısmına oturdum.
Yüzüme samimi bulduğum gülümsemeyle arkadaşlarıma “Çocuklar yıllar önce kaybolan kardeşim,” elimle Aras’ın omzuna dokundum “Aras.” Dedim.
Pelin öksürüp “En son adı Furkan değilmiydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum?” dediğinde
Pelin öksürüp “En son adı Furkan değilmiydi? Ben mi yanlış hatırlıyorum?” dediğinde Özgür ona alayla “Fazla detay hatırlıyorsun.” Diyerek göz kırptığında Gökçe, Pelin’i yanıtladı.
“Aras hiçbir şey hatırlamıyor da Pelin abla. O yüzden bu yaşına kadar kullandığı ismi kullanmamızı istiyor.” Açıklamasının sonuna da nokta olarak elini göğsüne koyup başını eğerek selam verdi. Pelin onun hareketine gülüp Özgür’e elinin tersiyle vurdu.
Nilay saçlarını sırtına atıp “Ee bizi tanıştır Eylem.” Dediğin de başımı salladım. Aras’a döndüm “Gençliğimden kalan çocuklar.” Gözlerini art arda kırpıp devam etmemi bekledi. Omzunda duran elimi çekip önce Özgür’ü gösterip “Özgür Kılıç iyi bir yazılımcıdır.” Pelin’i gösterip “Pelin Uygar belki görmüşsündür yayıncı. Popüler birisi.” Son cümlemle beni bölüp “Senin kadar olmasa da güzelim.” Diyerek öpücük attı hayali bir şekilde. Geri Aras’a döndüm “Hatta daha yeni Özgür’le beraber oyun ürettiler. Epey bir reklamı olmuştu görmüşsündür.” Sonra Nilay’ı gösterdim. Bu anı bekliyormuş gibi kendini kameralara poz veren mankenler gibi şekilden şekle girdi.
Ona gülümsedim “Nilay Çoşkun, hepimizin avukatı oluyor kendisi.” Dediğin de Nilay “Aras’cım artık senin de avukatınım.” Dediğinde Aras yerinde doğrulup başını sallayıp “Teşekkür ederim.” Dedi.
“Son olarak Sinan. Bayar’ların veliahtı.” Dediğim de Sinan gözlerini devirdi. “Bu kadar mıyım Eylem cidden?” alınarak konuştuğun da Göktuğ hemen “Aynı zamanda Sinan abi adamın dibidir.” Dediğin de Gökçe de ona destek olarak kafasını salladı.
Özgür ise “O kadar abartmayın götü kalkıyor sonra.” Dediğin de kafasına yastığı yemesiyle gülmeye başladık.
“Ay bir tek bizden bu değişmedi galiba.” Dediğim de Aras bana dönüp sorarcasına baktığında açıklama gereği duydum. “Özgür’ü bildik bileli hep kafasından yastık yerde.” Dediğim de kafasını salladı robotik bir şekilde.
Göktuğ ayağa kalkıp “Ee bir şeyler içelim?” diyerek konuştuğunda Nilay parmaklarını şıklatıp “İşte bu Göktuğ.” Oda ayağa kalkıp “Bugün davamı kazandım buna içilir arkadaşlar.”.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝
“Gökçe sen Göktuğ’u götür Aras’la bende burayı toplayıp gelirim.” Dediğim de Aras yüzünü bana dönüp” Ben seninle kalayım, tek başına tehlikeli olur.” Dediğin de itiraz etmek için ağzımı açıyordum ki Gökçe “O haklı abla. Hem az da olsa Göktuğ kendin de biz gidelim siz gelirsiniz.” Dediğin de bir Göktuğ’a birde Aras’a baktım.
Nefesimi sesli verip “Tamam.” Demek zorunda kaldım.
Ekip dağılmıştı. Özgür ve Pelin erken ayrılmak zorunda kalmışlardı. Sinan da Nilay’ı götürmek için kalmak zorunda kaldı. Hanımefendi konu içmek olunca kendini kaybediyordu ne de olsa.
Gökçe’ye Göktuğ’u taşıması için yardım ettim hemen ayıldı zaten kolunu tutmamla. “Abla?” gözleri masumca açıldı. İçmekten yanakları al al olmuştu. “Eve gidince duş al olur mu?” kafasını salladı sonra Gökçe den yardım alarak çıktılar dışarıya. “Dikkatli gidin. Eve girince mesaj yaz.” Dedim.
Gökçe kafasını hızlıca sallayıp “Oyalanmayın hemen gelin sizde.” Dediğin de bende kafamı salladım. Kapıyı kapattığımda Aras çoktan çöpleri poşete koymuştu.
Bende kirli tabakları toplamaya başladım.
Mutfağa geçip süngeri ıslatıp temizlemeye başladığımda Aras’ta mutfağa girdi. Sandalyeye oturduğun da “Çöpleri dışarı çıkardım.” Dediğin de “Saol.” Dedim.
Tekrardan konuşmaya devam etti.
“Korkmuyor musun?”
Elim suyun altında dondu. Kafamı doğrulttum. Sol kaşımı kaldırdım.
Kafamı omzuma yaslayıp “Neyden korkacağım?” diye sorduğum da “Yabancı birisiyle tek başınasın?” konuşmasıyla ellerimi yıkayıp suyu kapattım. Arkamı dönüp yavaş adımlarla onun oturduğu sandalyeye yürüdüm.
Ona doğru yürürken gözlerini hiç çekmedi üzerimden.
Önünde durduğum da yüzüne doğru eğildim. Aramızda yirmi santim olduğunu tahmin ettiğim mesafede durup ıslak sağ elimi omzuna yerleştirdim.
Gözlerini hala çekmiyordu.
“Beni tehdit mi ediyorsun?”
Yüzüne sahte gülümsemesini yerleştirdi yine.
“Seni tehdit edecek bir şey bilmiyorum,” sonra düşünür gibi yapıp gözlerini kısarak devam etti “şimdilik.”.
Yüzüne biraz daha eğildim, kulağına doğru “Az kalsın, beni inandırıyordun biliyor musun Furkan olduğuna.” Dediğimde nefesini verirken güldü. Bunu yaparken de şöyle bir ses çıktı ağzından ‘hıh’ işaret parmağını alnıma götürüp beni kendinden uzaklaştırdı.
Gözleri daha da koyulaşmıştı. Yüzümde ki gülümseme soldu.
Beni kendinden uzaklaştırırken ayağa kalktı. Kafam omzuna geldiğinden başımı kaldırmak durumunda kaldım.
Tepeden beni inceleyip “arkadaşlarını sevdim. Ama,” bana bir adım yaklaşıp parmağını alnımdan çekti. “bir daha bana temasta bulunma abla. Aramızda ki mesafeye dikkat et.” Geri çekilip “Hem sen kabul etsen de etmesen de ben senin kardeşinim.”
Keşke kaybolan ben olsaydım diye geçirdim içimden.
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.