6. bölüm · DARAĞACI

BÖLÜM 6

Seher Bozkuş

Bedenimi bıraktığım bu soğuk nezarethane de dışarıda mevsimlerin yaza vurmasına rağmen ben iliklerime kadar üşüyordum. Soğuk bir yerdi demek ki. Duvarları sessiz ve soğuktu. Kim bilir burada ne kadar vaktim geçecekti. Hapishane dedikleri yerde acaba bu kadar soğuk muydu?

Her şey bir yana kendimi daha rahat hissediyordum. Her ne kadar hala ruhum karanlığa hapsolmuş olsa da kendimi yine de daha rahat hissediyordum. Yaptığım şeyin bedenim de ve ruhum da açtığı yaranın tamiri yokmuş gibi gelirken , şu an kısıldığım bu dört duvarın bende yarattığı ferahlığa tutunup biraz olsun uyuyabilmiştim.

Bir süre sonra demir kapının açılmasıyla uzandığım yerden bedenimi doğrulttum. Gelen polis memurunun annemin sadece beş dakika gelebileceğini söyledi. Bir süre sonra annem gelmişti. Geldiğinde gözlerin de gördüğüm şişliğin ve kızarıklığın , hala ağladığını gösteriyordu.

-Kızım , güzel kokulum.

-Ağlama anne. İyiyim ben. Hatta rahatladığımı bile söyleyebilirim. Olacaktı bir gün bu zaten. Seni almazlar sanıyordum nasıl girmeyi başardın?

-O savcı adam. Allah ondan razı olsun kızım. O rica etmiş.

-Hilal nerede anne?

-Dışarıda kızım bekliyor yaşından dolayı alamazlarmış onu. Seni çok sevdiğini söyledi.

Demir parmaklıklara rağmen onu kendime çektim ve sarıldım. Kulağına eğildim ve söylemek istediğim her şeyi daha rahat bir şekilde söyledim.

-Anne lütfen dinle beni. Bak senin güçlü olman lazım. Bak sakın gidip söylemeye kalkma. Sen de girersen eğer Hilal'i çocuk esirgeme kurumuna verirler. Ona bunu yaşatamayız lütfen. Güçlü ol ve ben gelene kadar kardeşime de kendine de çok iyi bak. Olan oldu geri dönüşü yok. Bir gün bitecek her şey ve biz onun olmadığı bu dünya da daha rahat bir hayat yaşayacağız. Tüm işlemler bittikten sonra o evi sat. Başka bir şehre git.

-Hayır kızım. Seni burada yalnız bırakıp gitmem asla bir yere.

-Anne dur kesme beni dinle bak dediklerimi. Sat o evi , ben zaten buradan çıkamam başka bir yere gidemem Hilal'e ve kendine çok güzel bir hayat kur. Ben çıkınca birlikte sonsuza kadar mutlu yaşayacağımız bir hayat kur. Ama o zamana kadar kendine ve kardeşime çok iyi bak. Hilal çok çalışsın okusun. Sen de kendine bir iş bulursun gittiğiniz yerde. Zaten telefonla sürekli konuşacağız. Bana söz vermeni istiyorum.

-Söz veriyorum bir tanem seni çok güzel bir hayat bekleyecek. Sana çok güzel bir yaşam kuracağım. Sadece üçümüz olacağız. Çok mutlu olacağız.

Az önce çıkan polis memuru tekrar geldiğinde annemin artık çıkması gerektiğini söyledi. Annem ile son kez sarıldık ve son kez birbirimizi öptük ve o gitti. Onun çıkmasıyla tuttuğum yaşlarımı yine serbest bıraktım. Annemin bir delilik yapmayacağından emin olduğum için artık halime ağlayabilirdim. Üç hafta sonra gireceğim sınavda hayallerimle birlikte yok olmuştu. Tek temennim o savcının verdiği sözü tutması ve olabilecek en az süreyle suçumun cezasını çekmekti.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. İçeri gelen bir kaç kadın polis memuru eşliğinde nöbetçi mahkemeye götürülmek üzere çıktım saatlerimi geçirdiğim soğuk dört duvar arasından. Adliye koridorlarından geçerken duruşmanın olacağı kata geldik ve tabelalardan gördüğüm Ağır Ceza Mahkemeleri yazısı kalbimi oldukça sıkıştırdı. Nefes alışım ciğerlerime bir ok gibi saplandı. Mahkeme salonuna giriş yaptık ve beni suçlu kürsüsüne koydular içeride annem de dahil olmak üzere hiç kimse yoktu. Bir kaç dakika sonra hakimler ve o savcı da onlarla içeriye giriş yaptı. Hepsi oturacağı yere konumlandı. O savcı da oturdu ve gözleri gözlerimle buluştu. Korkmamamı ister gibi bir tebessüm yolladı bana.

-Ve savcı Murat KARA eşliğinde yürütülen soruşturmanın gizlilik kararıyla duruşmasına başlamış bulunmaktayız.

Bu söylendikten sonra adamın adını öğrenmiş oldum. Sahi bu kadar kısa süre de tanıştığım ve bize çok faydası dokunan adamın adını hiç sormamıştım. Tebessümüne karşılık verdim ve başımı ellerime indirdim. Yağlı urganı geçirmiş gibiydiler boynuma. Nefes alamıyor gibi hissediyordum. Her şeyi bir kez daha hakimler önünde anlatmıştım ve o gelmesini hiç istemediğim söz döküldü hakimin ağzından.

-KARAR. Yaz kızım. Sanığın ifadelerine başvurulmuş ve işlenen suçun faili olduğu sanığın kendi itirafı ifadesi ile tespit edilmiştir. Suçun işlendiği silah tespit edilememiştir. Sanığın yaşı ve cinayete kurban edilen şahsın hayattayken aile içi şiddet, madde kullanımı ve cinsel istismar uyguladığı aile bireylerinin de ifadesi göz önünde bulundurularak sanığın nefsi müdafa ile suça sürüklendiği göz önün de bulundurulmuştur. Bu yüzden sanığın 10 yıl 20 gün kesinleşmiş hapis cezasına çarptırılmasına karar verilmiştir. Sanığın Aydın E tipi ceza infaz kurumuna sevkine karar verilmiştir.

10 yıl 20 gün. gözlerimden yaşlar süzülmeye girdiğim ilk andan itibaren hiç bitmeden süzülüyordu. İmzalar, işlemler vs derken Aydın da geçirdiğim 17 senemin üzerine 10 sene 20 gün daha eklenmişti. Tüm her şey bitmişti ve ben cezaevi aracıyla 10 yıl bana ev sahipliği yapacak olan yere gelmiştim. Kontrolden geçmiş ve bir yere gelmiştim. İçeri girdim ve kapıyı ardımdan kapattılar içerde sıra sıra 5 tane ranza vardı ve 9 kişi vardı, bir küçük mutfak ve içeriden başka bir odaya açılan bir köşe vardı. Sanıyorum ki orası da tuvaletler ve banyolara geçiyordu. Benimle birlikte kişi sayısı 10 olmuştu. Herkes beni görünce bana yönelmişti. Çoğu aynı anda Allah kurtarsın , geçmiş olsun gibi şeyler söylemişti. Hepsi tıpkı benim yaşlarım da ya da benden bir kaç yaş büyü gencecik kızlardı. Hiç kimseye ön yargılı davranmazdım. Kim bilir onlar neler yaşadı. Benim gibi nelere mecbur kalmışlardı. İçlerinden çok güzel olan bir kız yanıma yanaştı ve elini omuzuma attı.

-Merhaba ben Gül. Gel sana yatağını göstereyim. Şanslısın benim gibi tatlı bir kızın yanına düştün. Ben 15 sene hükümlüyüm. Sen kaç sene hüküm giydin?

Sohbetin abesliği komiğime gitti ve minik bir kahkaha attım. Ben üniversite kazanıp oda arkadaşımla bu sohbetlerin hayalini kurarken yaşadığım durum ve kaç yıl yediğimizin hükmünün muhabbetini yapıyor olmak epey komik gelmişti. Kızın bu enerjik ve mutlu hali ise bir başka komik geldi. Bu tatlılığı ile ne yapmış olabilirdi ki ? Kızım bu halime bakıp şaşkınca kaşlarını havalandırdı.

-Üzgünüm ben sadece bir an garip geldi. Ben ne hayaller kurarken hayatta, hayatın bana vermiş olduğu bu an, komik geldi. Hayallerde detay vermek önemliymiş anladığım kadarıyla.

Kızın hala anlamaz gibi bakışlarıyla kendimi tanıtmaya yeltendim hemen, yeterince ayıp etmiştim.

- Merhaba Melal ben. 10 yıl 20 gün kalacağım burada.

-Ben de bir an kafayı yediğini düşündüm Melal. Tanıştığıma çok memnun oldum. Neden geldin acaba buraya. Yanlış anlama beni çok temiz ve saf duruyorsun sadece seni buraya düşüren şeyi merak ettim. Ben bana tecavüz etmeye kalkan birini öldürdüm. O an elime geçen şişeyle kafasına vurdum ve gözüm döndüğü için kendime engel olamadım şişenin kırılan barçasıyla parçaladım onu.

Onun bu söylediği ile şok oldum. Halbu ki çok temiz ve sakin duruyordu. Demek ki insanların gerçekten bir bam teli vardı işler o noktaya gelene kadar neler yapabileceği belli olmuyormuş. Sessizliğime karşı kız ondan korktuğumu falan düşünecek olmalı ki elini omzumdan çekti ve konuşmaya niyetlendi.

-Üzgünüm ben. Çenem düştü yine. Yatağın burası. Ben üst katında kalıyorum. Banyo tuvalet şu köşeden dönünce. Mutfak burası bir iht.....

Bitirmesine izin vermedim ve cevapladım hemen kendini kötü hissetmesine üzüldüm.

-Ben babamı öldürdüm.

Kızın ağızına tıktığım laf ve söylediğim şey ile ağzı açıldı ve kapanmadı. Korkmuuş muydu acaba benden?

-Amaaan hepsi her zaman iyi olmuyor değil mi? Sen otur kurul ben sana bir çay hazırlayayım. İstersen duşa da girebilirsin.

Bu söylediği ile ne kadar uzun zamandır duşa girmediğimi hatırladım. Hoş o olay yaşandığından beridir tek başıma da giremiyordum ya annem bekliyordu ya Hilal bekliyordu yanımda. Burada nasıl yapacaktım acaba.

Kurulduktan ve Gül ile sohbet ederken çay içtikten bir müddet sonra saat akşam üstü olmuştu. Gül'ün benden bir yaş büyük olduğunu öğrendim. Ve Gül'ün burada 1 yıl geçirdiğini de öğrenmiş oldum. O üniversite kazanmış ve orada tanıştığı bir kişiyle arkadaşlık kurmuş, sonrasında çocuğun ondan aslında sadece zevkleri yüzünden birlikte olduğunu anlamış. Karşı koyamadığı bir zaman da ise o durumu yaşamak zorunda kalmıştı. Buradan çıkma zamanlarımızın yakın olduğunu da fark etmiştik. O ise buradan çıktıktan sonra çok yakın olacağımızın hayallerini kurmaya başlamıştı bile. Ona annem ve kardeşimden bahsetmiştim. Onunsa kimsesi yoktu. Bir babaannesi varmış. ama görüşmüyorlarmış Trabzon da yaşıyormuş. Annesini hiç görmemişti. Babası ise o daha 3 yaşındayken ölmüş. Bakanı olmayınca ise yurtlarda büyümüş. Üniversite kazanınca Aydın'a gelmiş. Daha sonra yaşadığı durum yüzünden buraya düşmüş. Bense başımdan geçeni ona anlatmıştım. Fakat ona da mahkemeye anlattığım gibi anlatmıştım. O buna inanmasa da ben ona böyle olduğunu söylemiştim.

Gardiyanlardan biri içeri girdi ve adımı söyledi.

-Melal Kaya bizimle geliyorsun.

Şaşırmıştım. Bu saatte neden ola beni çağırıyorlardı acaba? Gül'e baktım ve oda bilmiyormuş gibi omuzlarını kaldırdı. Kalktım ve onlarla gittim. Beni Müdür yazan bir odaya getirmişlerdi. Gardiyana baktım ve beklememi söyledi. Kimse yoktu odada. Bir dakika sonunda kapı açıldı ve savcı Murat , annem ve Hilal içeri girmiş oldu. Gözlerim şaşkınlıkla kocaman oldu ve Hilal bana atılıp küçük kollarını bedenime sardı. Sarılışına karşılık verip kollarımı ona doladım ve saçlarına öpücük kondurdum.

-Abla seni çok özledim. Evimize gidelim ne olur.

Savcı Murat'a ve anneme bakıp Hilal'e döndüm.

-Ablam gideceğiz ama bir süre ayrı kalacağız sadece. Sen çok güçlü olacaksın. Çok akıllı olacaksın. Annemize de kendine çok iyi bakacaksın. Her şey yoluna girecek. Okuyacaksın, ve çok akıllı bir kız olacaksın. Tamam mı?

Kafasını salladı ve beni onayladı. Onu öptüm ve kollarımdan ayırdım. Anneme sarıldım. Sıkı , sıkı sarıldım ona. Onu ne zaman görsem küçücük bir çocuk oluyordum. Hep onun sevgisine ve şefkatine muhtaç hissediyordum. Annemin ağladığını hissedince ondan ayrıldım. Savı Murat araya girdi ve konuştu.

-Küçük hanımla çok vaktimiz yok. Zor alınmış bir izin o yüzden bu güzel anı ağlayarak harcamayalım. Kızım annen ve küçük hanım seninle buluşmayı çok istedi. Sana bir çanta hazırlamışlar. Bir çanta kıyafet ve gördüğüm kadarıyla ondan daha fazla kitap var içinde.

-Evet çünkü benim kızım için kitapları her şeyden daha önemlidir. O kitapları olamadan yaşayamaz.

Gülümsedim.

-Hayır annem ben siz olmadan yaşayamam. Siz varsanız başka bir şeyin önemi yok benim için.

Annem bana sarıldı ve güzel kokulum diyerek öpücüklere boğdu. Beş dakika daha birlikte vakit geçirdik ve Murat savcı annemlerle vedalaşmamı istedi çünkü süremizin bittiğini söyledi. Annemlerle acı vedanın ardından bu onları son görüşümün olduğunu biliyordum.

Kapıdan çıkmadan önce onlara son kez

-Kendinize çok iyi bakın dedim.

Murat savcı arkalarından çıkacakken onu durdurdum.

-Murat savcı siz biraz bekler misiniz sizinle iki dakika sadece konuşmak istiyorum.

Bu sözüme karşılık gardiyandan iki dakika daha izin istedi. Annemi ve Hilal'i dışarı kadar eşlik etmelerini istedi ve onlara dışarıda beklemelerini söyledi.

-Ne oldu kızım bir isteğin mi var?

-Evet size her şey için teşekkür ederim. Bize çok yardım ettiniz her konuda. Şimdi sizden son bir yardım isteyeceğim.

-Evet ,elbette.

-Annemin yaşadığı ev , onu satmasında yardım eder misiniz? Buradan gitmelerine yardım edin. Annem bunu her ne kadar istemese de siz onları ikna edin. Hilal'e yeni bir okul bulsun. Yeni bir iş bulsun ve yeni bir hayat kursunlar. Burada o evin orada tanıyanlar onlara rahat vermezler. Hilal'in okulda bu yaptığım yüzünde sorun yaşamasını istemiyorum. Siz iyi birisiniz bunu görebiliyorum. Bu isteğimi geri çevirmeyecek kadar iyisiniz. Ailemle sadece telefondan konuşurum bu bana yeter. Beni burada görmesin her seferinde. Kahroluyor görüyorum. Çok şey istediğimin farkındayım fakat son isteğim ise sizden bana Kitap göndermeniz. Buradan çıktığım ilk an sınavıma gireceğim ve kazanacağım o okulu. O yüzden her sene yapılan sınavı bana gönderirseniz ben kendimi burada geliştireceğim. Okumak ve gelişmek için çabalayacağım. Hayallerimi çıktığımda gerçekleştireceğim. Sizin kadar güçlü bir savcı olmak isterdim ama bunu artık bu alnıma çalınan kara lekeyle yapamam. Bu yüzden onun yerine doktor olacağım. Birincilikle kazanacağım ve doktor olacağım.

-Çok şey istediniz küçük hanım.

-Biliyorum ,üzgünüm.

-Şaka yapıyorum küçük hanım. Siz de elbet bana bir gün bu iyiliğimin karşılığını verirsiniz.

-Ne isterseniz efendim. Sizin hakkınızı ödeyemem ama ödeyecek bir yolu varsa çıktığım da yapacağımdan emin olun.

-Bir gün küçük hanım. Bir gün.... Her neyse, isteklerinizi yerine getireceğim. Küçük hanım. Ayrıca kitaplarınız da her ay yanınızda olacak. Denemeleriniz ve her yılın sorularını da. Sizin için denemelerinizi kontrol edecek çok iyi birini tanıyorum. Çok zekidir kendisi. Eksiklerinizi tamamlayacaktır. Kendinize çok iyi bakın ve çok iyi çalışın lütfen. İyi geceler küçük hanım.

Dedi ve son sözleri ile çıktı odadan. Onun çıkmasıyla bende ,yerime gardiyanlar eşliğinde geri götürüldüm. Çok geç olduğu için herkes köşesine çekilmiş ve uyumuştu. Annemin getirdiği iki çantadan içinde kitap olanı yatağımın üstüne bıraktım ve tüm gece kitaplarıma baktım. Ve uzun sürecek bir karanlığa doğru bedenimi serbest bıraktım....

................................................................................................................................................................