DARAĞACI kitap kapağı

2. bölüm / 9

DARAĞACI

BÖLÜM 2

Vaveyla Yazarı: Seher Bozkuş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: BÖLÜM 2

Annemin gözyaşlarını durduramadığı aşikardı, belki ağladığı şey, sadece bu yaşadığımız an değildi aklına gelen ve pişman olduğu binlerce an vardı. Anneme her zaman çok üzülürdüm ve asla kıyamazdım ona. Bu hayatta zaten ne kadar yorulduğunu ve üzüldüğünü biliyordum bir de bizden yana üzülmesini hiç yediremezdim kendime ama şuan ona yaşattığım bu acının tarifi yoktu. Şimdi size işlerin bu noktaya nasıl geldiğini bu noktaya gelene kadar neler olduğunu bir bir anlatacağım ...

Bu sabah gözlerimi güne açarken içimde anlamlandıramadığım bir sıkıntı vardı. Derslerimin verdiği ağırlık ve omuzlarıma binen gelecek kaygısından olduğunu düşünerek yatağımın yanında duran komodinin üzerinde olan telefonumu alıp çalan alarmımı kapattım. Daha fazla çalması demek o babam olacak ayyaş adamın eve yeni geldiği ve sızıp kaldığı için uykusunun bölünmesi demekti ve bu yüzünden çıkacak bir sorunun sonucu ya bana ya anneme ya da Hilal'e uygulanacak şiddet demekti. Bunu hiç istemediğim için alarmım her sabah çaldığı gibi kalkar kapatırdım. Benim hiç yatakta mızmızlandığım anlar olmamıştı, daha önce hiç anneme '' beş dakika daha dememiştim'' çünkü sorumluluklarımın bilincindeydim. Kendime her zaman telkinde bulunur ve bir gün daha rahat bir hayat için hep daha çok çabalamam gerektiğini hatırlatırdım. Çünkü daha söz de '' büyük adam '' olup kendimi annemi ve kardeşimi kurtaracaktım bu ayyaştan.

Henüz daha 17 yaşında olduğum için ve liseden zar zor yeni mezun olduğum için üniversite sınavlarına sıkı bir şekilde hazırlanıyordum. Zar zor diyorum çünkü okuyabilmemde ki en büyük destekçim annemken bana köstek olan ayağıma bağ sırtıma kambur olan babamdı. Ona göre çalışıp para kazanmam gerekiyordu , tabi beyefendinin alkolüne, borçlarına bir tek annemin getirdiği para yetmiyordu. Toprak doyursun gözünü derdi hep annem. Küçük yaşında verilmişti annem babama eş diye ,ne anneannem ne dedem hiç bakmamıştı bu adam kimdir necidir diye. Babam da zaten annemi kimsesiz bellemişti evliliğin en başından itibaren. Annem hep anlatırdı ne zorluklar yaşadığını. Evliliğin en başından , hamileliğine , doğumundan bizleri büyütmesine .

Tüm bunlar kafamdan içinden geçerken saat sabah yediydi. Yine erkenciydim, yine çalışmam çok çalışmam gerekiyordu. Allah'a şükürler olsun ki bana kullanacağım bir zeka vermişti. Bense bunu iyi bir okulda iyi bir dereceyle kazanmak için kullanıyordum. Çalıştıkça ve derslerimde başarılı oldukça bu hayattan kurtulacağıma olan inancım hep artıyordu.

Yataktan ayaklarımı sarkıtıp yerde olan terliklerimle bakışarak ayaklarıma geçirdim. Yatağımın karşısında yatağı olan Hilal'e yaklaşıp üstünde hiç durmayan yorganını üzerine örttüm. Eğilip saçlarına bir öpücük kondurdum. Odamdan çıkıp sağ tarafımda olan banyoya doğru ilerledim. Lavabodan ılık suyu ayarlayıp uzun saçlarımı tepeden sıkı bir topuz yaptım. Kollarımı yukarı kıvırıp sabunu elime aldım. Elimde sabunu ovaladım iyice köpürttüm ve eğilip yüzümü iyice köpürtüp yıkadım ve ılık suyla duruladım. Kapının arkasında duran havluya uzanıp yüzüme bastım ve bir nebze de olsa ayıldım. Saçlarımı tekrardan açıp tokayı lavabonun üzerinde olan dolabın içine koydum. Banyodan çıkıp mutfağa doğru gittim ve gelen sucuklu yumurta kokusuna tutuldum yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamadım. Annemin varlığını hissetmek çok güzel bir sucuklu yumurta kokusu bile bana annemi hatırlatıp gülümsetebiliyordu.

Mutfak kapısının pervazına omuzumu dayayıp annemi seyrettim bir süre. Annem mutfağını her zaman çok severdi. Beyaz rengini sever ve her zaman evin her yerinde beyazlar olmasını isterdi. Mobilyalar, dolaplar, halılar, kapılar, parkeler ve daha nicesi. Kötü bir durum da değildik iyi bile sayılırdı durumumuz bir zamanlar. Fakat babamın her zaman yaptığı yanlış seçimler ve tercihler sonucu elimizde kalan bir adet küçük müstakil evdi sadece bize yetiyordu en azından.

Annemin arkasından yaklaşıp yanağına sulu bir öpücük kondurdum. Muhtemelen o da işe gidecekti ve benim kütüphaneye aç gitmeme gönlü el vermemişti bu yüzden bana kahvaltılık bir şeyler hazırlıyordu, kafasını öpücüğüme karşılık yana çevirip bana baktı. Gülümseyerek '' Güzel kokulum günaydın annem.'' dedi. ''Günaydın annecim '' .

- Ne zaman çıkacaksın güzel kokulum?

-Hazırladığın bu güzel sucuklu yumurtayı yiyeceğim ve hemen hazırlanıp çıkacağım annem.

-Aman sessiz ol kızım karşılaşma şununla karışmasın size. Hemen işlerini bitir de git derslerine çalış. Ah bahtı karam benim güzel kokulum kendini kurtar kardeşini kurtar yeter başka bir isteğim yok senden.

Annemin dizdiği cümlelere karşılık ona hak verdim. Anneme her zaman hak veriyordum annemin benim gözümde haksız olma gibi bir ihtimali yoktu hiç bir zaman. O ve Hilal benim her şeyimdi. Anneme cevap verirken yumurtama ekmek banıyor bir yandan da sıcak çayımı yudumluyordum.

-Haklısın annem çıkacağım hemen.

-Kızım bak dikkat et kütüphanede. Seni çalışıyor sanıyor biliyorsun çok çıkma birilerine denk gelme haber gider kulağına gelir sana bir şey yapar diye çok korkuyorum dikkat et olur mu annem?

-Merak etme anneeem! Az kaldı hele bir kazanayım şu okulu gideceğiz üçümüz buradan zaten o tek başına ne yapıyorsa yapsın. Farklı bir şehir, farklı bir hayat her şeyi sıfırdan yeniden kuracağız merak etme sen çok mutlu olacağız.

Ben bunları söylerken annemin gözlerinde ki umut ışığını gördüm ve gülümsedim yememi bitirdiğim için kalkıp o gülen gözlerinden öptüm annemi.

- Sen hep böyle gül Seniha Sultan yeter ki sen hep gül sana çok güzel günler yaşatacağım annem.

-Siz iyi olun mutlu olun bana yeter güzel kokulum benim.

Annemin bu söylediği ile mutfaktan çıktım ve odama sessizce girip kıyafet dolabıma ilerledim dolabımdan siyah yüksek bel bol pantolunumu ve beyaz kısa kol bir tişört birde siyah bir sweet aldım kemer dolabından bir siyah kemer alıp yatağımın altına gizlediğim kitap çantamı ve küçük bir el çantası alıp sessizce odamdan çıkıp banyoya ilerledim. Kıyafetlerimi banyodan giyip saçlarımı bol bir örgü yapıp arkaya attım. Banyodan sessizce çıkıp hemen dış kapıya ilerledim. ayakkabılıktan beyaz ayakkabılarımı alıp evden çıktım.

Kapıda eğilmiş ayakkabılarımı giyerken annem kapıyı açıp az bir miktar para uzattı ben paraya anlamaz gibi bakınca açıklama gereüi duymuş olmalı ki

-Kızım al üniversite harç ücretini yatır başlamayacak mıydı bugün?

diye sorduğunda aklıma gelenle yüzüme anlamış gibi bir ifade oturtup eğilip yanaklarına sulu bir öpücük kondurdum.

-Hadi hadi eşek sıpası seni git artık kalkmadan.

son söylediğiyle ona yüzüme göstermeden surat astım. Rahatça şımaramıyordum bile ayyaş yüzünden. Alkolün bir aileyi, sadece bir kişinin hayatı değil bir sürü kişinin hayatını nasıl mahvedeceğini görmekle kalmamış bizzat yaşamıştım daha bu yaşımda. Kapıdan sessizce bahçeye oradan da dış kapıya doğru ilerledim. Evimiz otobüs durağına biraz uzaktı. çünkü yaşadığım mahalle müstakil evlerin olduğu dar sokaklardan oluşan bir yerdeydi. Mahalle sakinleri genele yazlıkçı kişilerdi yazın gelirlerdi genelde kışa girdiğimiz zamanlarda hepsi kapatır evlerini daha sıcak yerlere adeta göç ederlerdi. Bu yüzden mahallemiz hem sessiz hem de uzaktı merkeze kütüphaneye gidebilmek içinse otobüs durağına 15 dakika yürümem gerekiyordu. Daldığım düşünceler sayesinde bugün de otobüs durağına gelmiştim havalar soğumuştu artık bu yüzden civar semtten ve mahallede kalan nadir kişiler soba yakmaya başlamıştı. Dışarıda yanmış odun kokusu hafif sisli havanın verdiği huzurla birlikte kulaklığımı kulağıma takıp otobüsü beklemeye koyuldum. Omuzumdan kayan kitap çantamı ve el çantamı omzumun en üstüne sabitleyip cebimden telefonumu çıkardım ve bir şarkı açtım. Dua Lipa'nın Training Seasons şarkısı çalıyordu. ellerimi cebime tekrar koyduğumda annemin az önce verdiği parayı hissettim. Bugün yatırsam güzel olacaktı. Ben bu düşünceler arasında gidip gelirken sabah hissettiğim içime saplanan o kötü duygu tekrar baş gösterdi. Kalbim bir an sıkışır gibi oldu. Elim göğüsüme gitti. Nefes alıp vermeye başladım ve kendime biraz sonra geçeceği yönünde telkinde bulundum. O sırada uzaktan gelen otobüs gözüme çarptı. İçimde baş gösteren sıkıntıyı kulak arkası edip otobüse durması için el uzattım otobüs önümde gelip durduğunda kapısı açıldı ve kendimi sıcak otobüsün içine attım. ücretini ödeyip boş bir yeri gözlerimle taradım ve otobüsün oldukça uzak bir köşesine kendimi bıraktım. Az önce gelen o kötü his biraz olsun azalmıştı.

Çantamda duran sayısal kitabımı çıkarıp son kaldığım yerden kitabın sayfasını açtım ve göz gezdirdim tiklediğim sorulara göz gezdirip kafamda tekrar tekrar çözdüm. İçimde ki sıkıntı yavaş yavaş eridi ve yok oldu. Derin ve rahat bir nefes aldım, etrafa göz gezdirdim. İnsanlara baktım herkesin bir acelesi vardı herkesin yetişmesi gereken yerler ve telaşları tıpkı benim de olduğu gibi, otobüs kütüphaneye yaklaşırken kitabımı çantama koyup inmek için ayağa kalktım. Otobüsün kapısı açıldı ve ben kendimi soğuk havaya bıraktım tekrardan içim ürperdi. Kafamı kaldırmadan kimseye bakmamaya çalışarak kütüphaneden içeriye girdim ve her zaman kurulduğum boş köşeme geçip çalışmak için hazırlığımı yaptım. Ücretsiz verilen çay köşesinden sıcak bir çay alıp yine ücretsiz verilen wifi hizmetine bağlanıp kaldığım konulardan videolarımı açıp uzun süren bir ders seansına girdim. rutinim hep böyleydi. O ayyaş beni çalışıyor sandığından en az 12 saatim burada derslerime odaklanarak geçiriyordum.

Oldukça uzun bir çalışma seansından sonra telefonumdan saate baktım ve saatin akşam sekiz buçuk olduğunu görmemle hemen kafamı kaldırdım ve eşyalarımı toparladım nasıl bu kadar çabuk geçmişti zaman uygun bir atm bulup sınav harcını yatırmam gerekiyordu. Hızla toparlandıktan sonra kütüphaneden çıkış yaptım kapıda güvenlik olan Selami abiye bir baş selamı verip tatlı bir gülümseme karşılığı alıp hemen uzaklaştım. Çarşıda çokta uzak olmayan atmlere koşar adım gittim ve sınav harç ücretlerinden parayı yatırdım ve aynı hızda otobüs durağına gittim. Otobüsü çok beklememe gerek kalmamıştı ki hemen geldi ve akşam saati tıka basa dolu olan otobüse kendimi zar zor attım. Kulaklığımı takıp telefonumdan yine sevdiğim o yabancı şarkılardan birini açtım ve eve doğru giden otobüsün bir an önce eve gitmesi için dua ettim. Fakat içimde bütün gün olan o huzursuzluk hissi yine baş göstermişti. Bugünün bir an önce bitmesini istiyordum. Ne uğursuz gün diye geçirdim içimden ama ben daha uğursuzluk görmemişim. Bugün biraz gecikmiştim ama mesai vs der geçiştirirdim, zaten o da şimdiye ayılıp çoktan çıkmıştır yeniden sarhoş olmaya. Kendimi böyle sakinleştirip eve doğru yol aldım.

Otobüs ineceğim dura yaklaşınca kapıya doğru zar zor ilerledim ve kapı açılınca dışarı resmen otobüstekiler tarafından atıldım. insanlara sinirle bir bakış atıp sabır istedim Allahtan ve toparlanıp kayan çantamı omuzuma tekrardan sabitleyip yürümeye koyuldum. Oldukça sessiz olan mahalleye birde karanlık eklenince iyice kimsesiz bir yer gibi olmuştu. Hızlı adımlarla eve ilerledim evde olacaklardan bir haber eve ilerlemeye devam ettim. Bahçe kapısını açıp içeri girdim ve dış kapıya ilerledim. Dış kapıya yaklaştıkça gelen seslere kulak kabarttım ve anahtarımı hemen çıkarıp içeri girmeye çalıştım.

Bu esnada omzumda olan çalışma kitaplarımı tamamen unutmuş ve saklamak aklıma gelmemişti. İçeri girdiğim gibi o ayyaşın sesleri kulaklarıma ilişti. Anneme bağrışlarını ve hakaretlerine asla tahammül edemiyordum.

-Kes lan sesini o**sbu seni! Bana o parayı getireceksiniz. O kızının çalışmadığını da öğrendim. Ben size demedim mi lan bana çalışacaksınız diye. Nankörsünüz siz lan Allah hepinizin belasını versin. Ama işi ona bırakmaya niyetim yok kafana sıkacağım şimdi burada.

Bu son dediği ile içeriye adeta fırladım her zaman ki bağrış sanıyordum fakat elinde gördüğüm silah ile kan beynime sıçradı ne yapmaya çalışıyordu bu pislik. Ne düşünüyordu. İçeri girdiğim gibi kafasını bana çevirdi. O pis ayyaş ağzını açtı ve tükürükler savurarak

-Ooo gelin hanımefendi bitti mi çalışmanız! dedi.

omzumda ki çantaya asılıp kitaplarımı koltuğun üzerine fırlattı. Ve o beklediğim her zaman yaşadığımız şiddeti uygulamaya başladı sesimi çıkarmadan ve karşılık vermeden sadece bekledim, elinde ki o silahla anneme bir şey yapmasın yeterdi. Ben yine dayak yemeye razı olurdum. Annem araya girip engel olmaya çalışsa da o da nasibini alıyordu ve yumruklardan bir kaçını anneme de atıyordu. Annemin engel oluşlarına o kadar öfkelendi ki silahı kaldırıp anneme doğrulttu ve ben arkasında kalıyordum bana sırtı dönüktü ve annemin gözünden akan gözyaşlarını gördüm. Bana sakin ol der gibi baktı ve gözlerini bir kaç saniyeliğine kapattı.

Buna asla izin veremezdim. Hemen kalkıp o beni görmeden elinde ki silaha atıldım ve elinden almak için tüm çabamı vermeye başladım. Her ne kadar sarhoş olsa da gücü yerindeydi ve çabam pek işe yaramıyordu. Annemin bağrışları arasında silahın yönü yerdeyken ona çevirdim ve parmağı tetikte olan o olduğu için çevirirken tetiğe bastı ve silahın o yüksek sesi kulaklarımda güçlü bir çınlama yarattı ben kafamı tava kaldırdım çünkü silahın yönü yukarıydı. fakat öyle olmadı. Silah için cebelleştiğim eller yavaş yavaş çözüldü ve o parmaklarla beraber o nefret ettiğim beden yere düştü. Silah elimde kaldı ve bir kaç saniye sonra benim ellerimden de yere düştü ve o metalik tok ses yere çarptı. Yere çarpmasıyla gözlerim aynı zaman da kapandı. Ne oldu az önce öyle. Gözlerimi açıp yere yığılan bedene baktım. Tam kalbinden yoğun bir kanama vardı , yoğun oluk oluk akan bir kan gölü öyle hareketsizce yatıyordu. Bir kaç saniye zar zor inip kalkan göğüsü bir süre sonra sabit bir şekilde durdu ve ben anladım ki o an yok oldu o pislik. Kendi gittiği yetmezmiş gibi beni ve annemi bu günaha sürükleyip yok oldu bu dünyadan. Eğilip dizlerimin üzerine çöktüm ve ellerimi oluk oluk akan o kanı durdurmak ister gibi göğüsüne bastım fakat o sıcaklığa değen ellerim aynı hızda kalktı. Ellerimi kaldırıp ellerime baktım. Geri geri gittim ta ki duvara sırtım değene kadar , ellerime baktım ve sırtımı duvara dayayıp yavaş yavaş yere bıraktım kendimi. Dünyam kararmıştı. Hayatım burada bitmişti ya da başlıyordu. Bir karanlığa sürükleniyordum ışığı olamayan bir karanlığa yolumu nasıl bulacağımı bilmeden. Fakat bütün gün içimde hissettiğim bu sıkıntı sanki tasması çözülmüş köpek gibi özgürlüğüne kavuştu beni bir karanlığa sürüklememiş gibi.

.......................................................................................

Seri bölüm isterseniz lütfen beğenin ve yorum yapın okunduğunu dusunmedigim için bölüm yüklemiyorum.❄️❄️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18