DARAĞACI kitap kapağı

5. bölüm / 9

DARAĞACI

BÖLÜM 5

Vaveyla Yazarı: Seher Bozkuş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: BÖLÜM 5

Hikayem burada başlamadan bitmişti sanırım. En fazla 4 ay idare edebilmiştim. Buradan sonra yolun sonu hapishaneydi. Bunu hissedebiliyordum. Kapıyı çalan polis en önde elinde telsiz olan olmalıydı ki konuşmaya başladı.

Merhabalar küçük hanım. Anneniz evde mi?

Bu sorduğu soruyla bir tur yutkunmuştum bile. Kendimi soğuk kanlı olmam yönünde sürekli uyarılarda bulunuyordum. Beynim bu uyarıyı dikkate almış olmalı ki hemen cevap verdim.

-Annem çalışıyor. Neden sordunuz acaba?

-Bu yanımda gördüğünüz hanımefendi babanız olan Serkan KAYA adlı kişiyi arıyor.

-Babamı neden arıyorsunuz acaba?

Kadın hafif öne atılıp bedenini gösterdi. Bir miktar çıkmış olan karnını gördüm.

-Kocam olacak adamı arıyorum. Tabi adamın başına bir iş getirmediyseniz. Aylardır onu arıyorum. Karnımda bu sabiyle beni yalnız bırakıp hiç bir yere kaybolamaz. İçerde mi nerede o çağır gelsin hemen. Serkaaan ! Serkaaann!

Kadının söyledikleriyle beynimden vurulmuşa döndüm. O pisliğin annemi zaten sevmediğini biliyordum ama kararttığı hayatlar arasında başka biri olduğunu da bilmiyordum. Hoş onun hakkında ne biliyorduk ki? Kadın eli karnında bedenini eve bakmak için öne atıldı. Fakat polislerden biri buna engel oldu.

-Sakin olun hanımefendi. Biz de öğrenmeye çalışıyoruz. Kızım sen de anneni ara ya da baban hakkında bildiğin bir şey varsa söyle.

-Iıııı şey babam normal de pek uğramaz zaten alkol etkisinde olur sürekli, uzun süredir de eve uğramadı. Biz de pek sorgulamadık. Çünkü eve geldiği zamanlarda da alkolün etkisiyle sürekli sorunlar çıkarırdı. Yani bizde bilmiyoruz nerede olduğunu.

-Bakın size söyledim bunlar bir şey getirdi adamın başına. Melek gibiydi benim Serkan'ım. Hiç de anlattığı gibi bir insan değildi. Abi! Abi sende bir şey söyle bir şey yap ne olur.

Abi dediği adam yanında duran eli cebinde olan olmalıydı. Bu durumu pekte taktığı söylenemezdi.

-Ya gel kızım boş ver. Hangi cehennemdeyse kalsın orada booşver.

-Hayır abi! Kocam olacak o adam. Polis bey lütfen bir şey yapın eve girelim içerdedir belki.

-Hanım efendi sakin olun lütfen. Kızım senin adın ne? Girebilir miyiz bir içeri ?

Adam da bu durumdan sıkılmış gibiydi.

-Adım Melal. Tabi girin lütfen.

Yana çekilmemle içeri girmelerine müsade ettim. Polis içeri girip bütün odalara baktı ve çıktı. Aslında arama izni olması gerektiğini biliyordum fakat bunu isteyecek olmamın şüphe uyandıracağını biliyordum o yüzden sadece izin vermekle kaldım.

-Hanımefendi küçük hanım haklı burada ondan başka kimse yok.

-O zaman ne oldu bu adama 4 aydır ortada yok. Beni ziyaret etmeden durmazdı. Evlenecektik diyorum ya. Karnımda ki çocuğu biliyordu. Buraya geleceğini söyledi ve ondan sonra adamdan bir daha haber alamadım. Nasıl bulacağım ben bu adamı?

-Hanım efendi karakola gidip kayıp ihbarında bulunun. Bizim burada yapabileceğimiz bir şey yok.

Yüzünü bana çevirdi bana ithafen parmak sallayarak konuşmasına devam etti.

-Bulucam ben bekle sen. Serkan'ımı o anana bırakmayacam başına ne getirdiyseniz bulucam onu.

Dedi mahalle ağızıyla. Polis memuru araya girdi ve engel olarak

-Hanım efendi lütfen haydi! Size de iyi günler küçük hanım.

Dedi ve bahçeden çıkıp gittiler. Kapıyı kapattım ve gerginliğimi bir kenara bırakmaya çalıştım. Allah'ım ben ne yapacaktım. Nasıl olacak bunun sonu nereye kadar gidecek bunun sonu. Kalbimin gümbürtüsü kulaklarıma vurmuştu. Anneme bundan bahsetmeli miydim? Anneme söylersem durmazdı o gider kendi adına itirafta bulunurdu. En iyisi bundan anneme bahsetmemekti.

Kütüphaneye gidecek takatimin kalmamasıyla demir kapıya kayarak çöktüm ve ağlamaya başladım. Kurtulamayacaktım bu durumdan. Bu işin sonunda gideceğim yer belliydi. Neden geciktiriyordum ki. Gidip itirafta mı bulunsam acaba. Ne olacaksa olsundu artık. Bedenim daha fazla stresi kaldıramayacaktı. Kafamda dönün bu düşünceleri def edip kalktım yerimden. Bütün gün evde dolanıp durdum. Sürekli arka bahçeyi kontrol ettim. Kafayı yiyor olmalıydım. Dış kapının çalmasıyla annemin geldiğini anladım. Hava çoktan kararmıştı. Muhtemelen annem ve Hilal gelmiş olmalıydı. Onlara hiç bir şey belli etmemek için odam da çalışma masama oturdum. Annem gelip kontrol etti.

-Nasılsın kızım?

-İyiyim annem çalışıyorum.

-Gitmedin mi kütüphaneye?

-Yok anneye geç uyandım gitsem de çok kalamam diye çıkmadım.

-Tamam kızım açsan bir şeyler hazırlayacağım gel ye.

-Tama annem geleceğim birazdan.

Külliyen yalandı. Yüreğim ağızımdaydı. Annem çıktı odadan bense derin düşüncelere daldım. Kalkıp annemlerle yemek yedik toparladık ve yataklara girdik.

-Melal'im bu gün pek bir durgunsun kızım hayırdır? Ben yokken bir şey mi oldu?

Yatağa girerken sorduğu soruyla annemin beni ne kadar iyi tanıdığını bir kez daha anladım. Yalan söylediğime inanmaması için büyük bir çaba verdim.

-Hayır annem. Haplar biraz uyku yaptı sadece o kadar bir sorun yok.

-Tamam güzel kokulum iyi geceler yat dinlen.

Yatağa daha da bastırdım bedenimi ve yorganı çektim kafama, kadar sol tarafıma döndüm ve gümbürdeyen kalbimi daha fazla duymamaya çalışarak uyumaya çalıştım.

................

Bir kaç gün böyle geçti ve ben her gün acaba o gün bu gün mü diye düşünürken günler hızla akıp gidiyordu. Gözümü açtığım her gün bir ıstıraptı. Gelip geçen günlerden de hiç bir şey anlamıyordum zaten. Gece yine uyuyamamış bir kabus daha görmüştüm. Beni tetikleyen şeyin ne olduğunu biliyordum. Acaba kadın kayıp ihbarında bulundu mu? Acaba bu gün bir şey olacak mı? Bu düşünceler bedenimi esir almıştı. Bahar aylarına girmiştik ve havalar yavaştan ısınmaya başlıyordu. Sabahın çok erken saatleri olduğu için üzerime bir hırka alıp bahçeye çıktım. Temiz havayı ve yumuşak güneşi bedenim hemen sahiplendi ve rahatladı. Üç hafta sonra üniversite sınavım vardı. Fakat bedenim ve zihnim buna hazır değildi. Annem ve Hilal yine çıkmıştı. Bense günlerdir eve kendimi adeta hapsetmiştim. Ben sandalyeme çökmüş derin düşüncelere dalmışken mahalleye bir kaç araba sesi doluştu. Epey bir süredir yabancı bir yüz görmemiştim. Kafamı bir tık kaldırdığımda gelen arabaların 3 polis arabası olduğunu gördüm. Korku bedenimi esir aldı ve hemen ayağa kalktım. Kalkışımın verdiği şiddetle sandalyem geri düştü ve ben ne olacağını bilemez halde dona kaldım. Birden araçlardan bir çok polis indi. Evet dedim kendi kendime o gün bu gün. Daha fazla sürmeyecekti zaten. Bedenim bir yandan bunu daha fazla üstlenmek zorunda kalmayacak olmamın rahatlığına kapılmışken, bir yanımınsa başıma geleceklerin belirsizliği ile kasılıp kavruluyordu. O sırada masada olan telefonumun titrediğini gördüm elime aldım ve beş dakika içinde bir çok aram gördüm. Telefonu açıp kulağıma götürdüğümde annemin sesi ulaştı kulaklarıma.

-Melal'im kızım sakın, sakın bir şey söyleme. Geliyorum ben. Ben yaptım diyeceğim sakın bir şey söyleme geliyorum yalvarırım kızım.

Annemin söylediği ile korkum daha çok arttı. Annem gelmeden her şeyi söylemeliydim.

-Hayır anne sakın. Sakın bunu yapmayacaksın. Seni asla affetmem yoksa. Hilal'e ve kendine iyi bak. Her şeyi size anlattığım gibi anlatacaksın. Aksi takdirde bir daha beni göremezsin. O pisliğin yok olduğu gibi kendimi de yok ederim. Hilal sana emanet anne kendine de ona da çok iyi bak. Bu evi sat her şey bitince yeni bir hayat kurun kendinize. Bir gün buluşacağız elbet.

Cevabını beklemeden telefonu kapattım ve polisin girdiği bahçeye seri adımlar atarak yanlarına ulaştım. Gittiğim gibi kadın bir polis adımı sordu. Kendimi tanıttım ve bana neden burada olduğunu sıraladı fakat ben bunu zaten biliyordum.

-Merhabalar küçük hanım. Babanız Serkan KAYA'NIN kayıp ihbarı üzerine buradayız. Baktığımız son telefon baz istasyonlarına göre buradan sonra haber alınamıyor kendisinden. Bir bilginiz var mı acaba? Çünkü bir cinayete kurban gittiği üzerine şikayette bulundu sevgili olduğunu söyleyen Nergis SEVER.

Bu söylediği ile daha fazla kaçacak yerimin olmadığını bir kez daha anladım ve annem gelemeden bu işi bitirmem gerektiğinin kararını verdim.

-Size söylemem gereken bir şey var hanımefendi.

-Evet dinliyorum küçük hanım. dedi tebessüm ederek

- Ben babamı öldürdüm.

Ağzımdan kelimeler daha fazla çıkmıyordu. Kadının az önce bahşettiği tebessüm yüzünde dondu. Ve anlamadığını belirtir gibi kaşlarını kaldırdı. Fakat az evvel söylediğim şeyin bedenimde uyandırdığı rahatlığın seviyesinin bu denli olacağını bilseydim daha evvel yapardım.

-Nasıl yani?

-Size her şeyi itiraf edeceğim. En başından beri neler olduğunu anlatacağım.

Kadına başından sonuna annemlere de anlattığım gibi olayı anlatmıştım. Sanki onlar bu olaya hiç şahit olamamışlar gibi anlatmıştım.

Kadın işinde oldukça profesyonel olacaktı ki anlattıklarım benim için her ne kadar dehşet vericiyse de onun yüzünde mimik oynamadı. Her şeyi bir bir cebinden çıkardığı küçük bir deftere not etti. Annemin adımı seslenişi ile bahçe kapısına döndüm. Kadın polis anneme döndü ve yanına ilerledi. Bense ardında anneme sadece kafamı sadece onun anlayacağı gibi iki yana salladım. Polis memuru annemle bir müddet konuştu ve yanıma geldi. Cebinden telsizi çıkardı ve o duymak istemediğim şeyleri bir bir sıraladı.

-Merkez 4310'dan 4280'e buraya olay yeri inceleme ekibi istiyorum. Bir cinayet vakası. Savcının da durum hakkında bilgilendirilmesini istiyorum. Suçlumuz 17 yaşında bir kız çocuğu. Gerekli birimlere derhal haber verilsin.

Suçlu dediği yerde gözlerimi kapattım ve yaşlar bir bir süzülmeye başladı yanaklarımdan. Anneme bakamıyordum çünkü onuna ağladığını biliyordum. Kısa bir süre sonra bahçemiz sayısız polis ve adli araçlarla dolmuştu. Az önce her şeyi itiraf ettiğim kadın polis ve telsizden çağırdığı savcının da gelmesiyle benden tekrardan her şeyi anlatmam istendi. Savcı gördüğüm en nazik insanlardan biriydi. Yaşı en az 40 vardı. Yaşına nazaran oldukça bakımlı ve diriydi.

-Güzel hanım bir de bana anlatmak ister misin nasıl olduğunu dedi.

Başımı aşağı yukarı salladığımda bir grup polis ellerinde sarı bantlar ve koca çantalarla arka bahçeye ilerlediğini gördüm. Bir grup ise eve girmişti. Annem ise çığlık çığlığa ağlıyordu. Bir süre sonra sessizleşti ,muhtemelen kapıda duran ambulansa koyulmuş ve sakinleştirmişlerdi. Bense artık daha fazla taşımak istemediğim yükü savcıya anlatmaya başladım. Ben başlarken bir kişi de bilgisayarda yazıyordu tüm olanları.

-O gün kütüphaneden erken çıktım eve geldim. O da evdeydi. Beni çalışıyorum sanıyordu. Okumamı istemiyordu. Alkole verecek parası yoktu kendisi çalışmıyordu. Bu yüzden annemle beni çalışıyor sanıyordu. Fakat annem çalışmama asla izin vermedi. Ben her gün kütüphaneye gidiyordum. Annemde bana bazen para veriyordu ona veriyordum sanki çalışıyormuşum gibi. Ama ben her gün kütüphanede ders çalışıyordum. Sadece o gün erken çıktım. Eve geldiğimde o da evdeydi annem ve küçük kardeşim daha yoktu. Odadan ses gelince direk orya yöneldim. Omuzumda asılı olan kitap çantamı saklamayı unutmuştum içeri girdiğimde beni gördü. Sonra kitaplarımı gördü ve bana bağırmaya başladı. Para kazanmamı istediğini söyledi sonra bana vurmaya başladı ama alkol aldığı yine belliydi. Çok kötü kokuyordu. Ben vurmalarına karşı gelmedim. Öfkesini alamadı ve belinden bir silah çıkardı kafama doğrulttu, bende korkudan kalktım ve tuttuğu silaha atıldım. Aramızda bir arbede oldu. Silahın yönü birden döndü ve onun parmağı tetikteydi. Dönen silah birden patladı ne olduğunu anlamadım. Tavana geldiğini sandım. Ama birden silah aramızdan düştü sonra o yere düştü. Ben ne olduğunu anlayamadan yere kanı döküldü.

Savcıya polise bir kez daha anlatırken bunu tek başıma yaptığıma inandırmak için kendimden emin şekilde anlatıyordum. Çünkü bedenim zaten anlatmanın verdiği rahatlıkla gevşemişti hem ağlıyor hem de anlatarak rahatlıyordum. Bu yüzden bana inanıyor gibiydiler. Deva ettim kısmen doğru olan olaya.

- Daha sonra yaşanan şeyin geri dönüşünün olamadığının farkına vardığım an kalkıp onu düştüğü halının üstüne sardım. Halıyı açılmaması için bağladım sonra arka bahçemiz de olan kalın bir siyah muşambanın üstüne sardım. Kanın akmayacağından emin oldum. odayı temizleyip annemin yedek serdiği temiz bir halıyı odaya serdim arka bahçeye sürükledim. Arka bahçemizde olan küçük kulübeden kazma ve kürek aldım hızla derin bir çukur kazdım. Çukurun derinliğinden emin olunca çıktım içinden onu içine attım üzerini hemen örttüm. Dökülen yaprakları da üzerine saçtım. Zaten kış olduğu için kimsenin gitmeyeceğinden emindim. Hemen eve gidip üzerimi değiştirdim. Kıyafetlerimi kendim yıkadım annem görmesin diye. Sonra duşa girdim. Duş almam hep uzun sürerdi. Bu yüzden çıktığımda annemle Hilal'in portmantoda montunu ve çantasını görünce geldiklerini anladım. Yukarı çıktım ve baktığımda ikisinin de uyduğunu gördüm. Gidip uyudum sonra ki gün annem babamı sorduğunda görmediğimi hiç gelemediğini söyledim. Zaten genelde bir kaç gün gelirdi, günlerce gelmezdi annem de sorgulamadı bu durumu olmayışı bizim için daha iyiydi.

-Peki silahı ne yaptın kızım?

Bu sorduğuyla beynim afallamıştı çünkü o geceyi hatırıma getirdim de annem silahı almıştı ve ben ne yaptığını hiç sormamıştım. Umarım evden çıkmazdı o şey. Yalan söylediğim anlaşılmasın diye rahatlamanın verdiği surat ifadesi yüzümde olduğu için hemen bir şey uydurdum.,

- Kütüphaneye çıktığım bir gün kütüphaneye gitmedim bir uçuruma gidip oradan aşağı attım.

-Nereye attığını bize gösterir misin?

-Evet .

-Peki annen halıyı neden değiştirdiğini sormadı mı?

-Sordu kütüphaneye gitmek için hazırlandığımda aceleyle pantolunumu ütülemek isterken üzerine koyduğumu ve unuttuğumu söyledim. Bu yüzden işe yaramaz hale geldiğini çöpe attığımı söyledim. O da zaten asla bana kardeşime böyle şeylerden kızmazdı sorun etmedi bunu.

Can havliyle söylediğim bu yalanı anneme söylemem gerekiyordu ifadelerimizin tutması lazımdı. Bunu bana sordularsa muhakkkak anneme de soracaklardı. Savcı anlatmam gereken başka bir şey olup olmadığını sorduğunda her şeyin bu kadar olduğunu söyledim. Ona annemle görüşmek istediğimi söylesem acaba izin verir miydiler.

-Savcı amca annemi görebilir miyim?

- Üzgünüm tatlım. İşlemler tamamen bitince görüşeceksin .

Söylediğiyle yüzümü astım ve ağlamaya başladım. Tam dönüp gidecekken durdu dönüp

-Sadece bir dakika ama başka olmaz.

Hemen kafamı salladım ve gülümsedim yaşlarımı silerek. Annemin bahçe kapısından geçmesine izin vererek yanıma gelmesine izin verdiler. Koşarak bana gelen annem hemen kollarına bana doladı. Engel olacak olan bir polise savcı eliyle durması için engel oldu. Annem bana sarıldı hızla ve yüzümün her yerini öptü.

-Neden kızım? Neden

diye haykırarak ağlıyordu. Fakat onun bu haykırışı dışardan gören biri için neden yaptım diye sorgulanıyor olabilirdi , fakat ben annemin haykırışının sebebinin neden itiraf ettiğim yönünde olduğunu biliyordum. O haykırarak ağlarken kulağına sadece onun duyacağı ve göreceği şekilde hemen halının sonraki gün neden değiştirdiğimi sorduğunu ve ütü yaparken yaktığımı söylediğimi söyledim. Savcı daha fazla yanımda durmasının kendisi için de sorun yaratacağını söylediği için annem geri çekildi. Gözlerime bakan anneme ellerimiz ayrılmadan güç verircesine sıktım ve gözlerimi söylediğimi söylemesi yönünde sıkıca kapattım. O beni anlamıştı. Gözlerinde yaşlar bitmese de o beni anlamıştı.

-Anne Hilal' okuldan çıkmıştır. Çok korkmuştur git ve onu yalnız bırakma, birbirinize iyi bakın.

Ben ona bunu söylerken arka bahçeden gelen hareketlilik ve 4 kişinin tuttuğu siyah bir torba da taşınan şeyin o pisliğin bedeni olduğunu biliyordum. Gitti ama kendini de yaktı beni de. Torbaya tiksinerek baktığımı fark ettiğim de savcıyla göz göz geldim. Daha fazla beklemedik her şey bitmişti . Ben çok rahatladığımı hissediyordum. Bahçeden çıkarttıkları bedeni 4 aydır ilk defa rahat bir nefes almama sebep olmuştu. Suçumun cezasını çekecektim. Buna razıydım. Cezasını çekersem kendimi daha rahat hissedeceğimi düşünüyordum. Beni bahçeden çıkarttılar. Adli rapor için götürecekleri ve otopsi yapılacağıyla ilgili bir şeyler duymuştum. Araç uzaklaşırken ben gözlerimi kapattım başımı gökyüzüne çevirdim , derin bir nefes çektim ciğerlerime. Aylardır ilk kez rahat bir nefes çekiyordum. Gözlerimi açtım ve savcı amcayla polis hanıma ellerimi uzattım. Kelepçe takılacağını düşünüyordum. Fakat polis hanım savcı beye baktığında savcının gerek olmadığını belirtir gibi kafasını iki yana salladığını gördüm. Tebessüm ettim ,ettim etmesine ama gözlerimden süzülen yaşları da tutamıyordum. Polis arabasına bindirileceğimi düşünürken savcı bey kendi arabasıyla götüreceğini söyledi. Bir suçlu gibi davranmıyordu bana bu her ne kadar beni rahatlatsa da suçlu olduğumun farkındaydım. Arabasına kadar önümden ilerledi ve bindi. Hiç mi kaçabileceğimden şüphelenmiyordu bu adam. Onun ardından öylece kalakaldım ve arabaya binmem için bir defa kornaya bastı. Arkaya mı öne yanına mı geçsem bilemedim. Suçlu biri nereye binerdi ki? Arkaya geçsem bu lüks arabada şoförümmüş gibi olurdu. Öne geçsem suçlu değil de arkadaşı gibi olurdu. Ben bunu düşünürken ön kapının kolu çekilerek açıldı. Kapıyı itti ve bana seslendi.

-Hadi küçük hanım uzun bir süreç bizi bekliyor.

Kendi bedenimi hareket ettirip açtığı kapıya tutunup öne oturdum. Kemerimi taktım ve kısa bir an yüzüne odaklanıp başımı birleştirdiğim ellerime çevirdim. Ona sormak istediğim bir şey vardı acaba sorsam mı?

-Sor hadi sor. Neden ellerine kelepçe takıp polis arabası ile göndermediğimi sor. Ya da neden kendi arabamla götürdüğümü.

Kafamı şaşkınlıkla kaldırdım ve yüzüne baktım. Ne kadar da zeki biriydi. Gerçi benim de söylediğim laf adam koskoca savcı olmuş. Bense bir suçlu adamın bilmesi çok olağandı.

-Şey neden?

-Benim de bir oğlum var. Senden beş yaş büyük biliyor musun? O daha çok küçükken bazen yaramazlıklar yapardı. Eşim uzun süre önce rahmetli oldu.

-Başınız sağ olsun.

-Sağ ol kızım. Velhasıl bizim ki küçükken çok şımarırdı. Suç işler ve hemen pişman olurdu. Sadece nasıl söyleyeceğini bilemezdi. Ben de senin gözlerin de küçükken onun gözlerinde ki pişmanlığı gördüm.

-Ama kimse babasını öldürmez.

-İstemeden yaptın değil mi?

Bu söylediğiyle içimde bastıramadığım göz yaşlarım tekrar bir bir firar etti gözlerimden. O kadar çok ağlıyordum ki hıçkırıklarımın bedenimi esir aldığını anladım.

-Çok pişmanım. Yemin ederim istemeden oldu. O .. O ben yapmasam..

Bir müddet beklediğim için onu meraklandırmış olmalıydım.

-Evet sen yapmasan?

-Beni öldürecekti.

Çaresizce fısıldadım. Benim hayallerim vardı. Okumak istiyordum ben. Annemi ve kardeşimi ondan kurtarmak istiyordum. Ama böyle değil. Böyle olsun istemezdim. Onun kardeşime pis pis baktığını gördüğümde bile böyle bir şeyi hiç istemedim. Ağızımdan kaçan şeyle kafamı ona çevirdim hızla. Direksiyonu sıktığını ve o yaşına göre çok diri olan bedenini kastığını fark ettim.

-ANNEM BİLMİYOR LÜTFEN YALVARIRIM BUNDAN BAHSETMEYİN KAHROLUR ENGEL OLAMADIĞI İÇİN.

Yüksek oldukça yüksek çıkan sesime ben bile şaşırdım.

-Sakin ol kızım söz veriyorum bahsetmeyeceğim annene.

İçimden ona garip bir şekilde güvenmek geliyordu. Her ne kadar yeni tanışmış olsam da duruşu ile tam bir babaydı. Çocuğunun çok şanslı olduğuna eminim. Bana döndü ve

-Kızım sana bir şey soracağım. Bu anlattıkların. Birini korumuyorsun demi? Birini korumak için kendini ateşe atmıyorsun?

Bu söylediği ile yüzüm gerildi. Kulaklarımın alev aldığını hissettim.

-Hayır yemin ediyorum onu ben vurdum dedim.

Nitekim böyle de olmuştu onu ben vurmuştum. Benim elimden patlamıştı silah.

-Anladım güzel kızım. Şimdi seni olacaklar hakkında bilgilendireceğim. Öncelikle korkma. Elimden gelen her şeyin en iyisini yapacağım ve ne kadar az bir süreye indirebilirsem o kadar indireceğim. Hem yaşın , hem nefsi müdafa oluşu, hem suça sürüklenmen hem de şiddet ve cinsel istismarlar ile ne kadar indirebilirsem o kadar indireceğim.

Sesi ''cinsel istismr'' derken sona doğru kısılmıştı. Hemen engel olmak isteyeceğim sırada

-Korkma gizlilik kararı ekleteceğim dosyaya sadece hakimler görecek. Aldığın ceza sonrasındaysa adın soyadın asla kimseler tarafından bilinmeyecek. Haberlere çıkmayacaksın. Yarın öbür gün her şey bittiğinde belki hayallerini gerçekleştirmek için bir fırsat olur sana da.

söylediği her bir kelime de ona daha çok minnet ediyordum. Kimdi bu adam. Neden bana böyle davranıyordu bana. Merhameti altında eziliyordum. Başımı çevirdim ondan yana sonra tekrar ellerime baktığım

-Neden bana karşı bu kadar naziksiniz. Allah mı gönderdi sizi?

Gülümsedi, gülüşü o kadar güzeldi ki. Daha sonra bir telefon sesi doldurdu arabayı. Adam açtı ve tüm şefkatiyle karşı tarafla konuştu.

-Efendim Aslanım.

-Baba nerede kaldın, bugün mezuniyet törenim vardı hani yetişeceğine söz vermiştin.

-Geleceğim oğlum son dakika bir iş çıktı. Geleceğim söz verdim.

-Yine nasıl bir azılı suç işledi de sana düştü bakmak baba!

-Şşşş tamam! Geleceğim dedim müsait değilim kapatmam gerek oğlum görüşürüz.

-Görüşürüz baba.

Telefonu kapattı ve bana baktı fakat yaşlar süzülmüştü bir kere yanaklarımdan, tutamazdım.

-Üzgünüm kızım. Bilmiyor o yüzden.

Ağladığım şey tamamen bambaşkaydı halbu ki. Baba oğul ilişkileri çok güzel gelmişti. Bir de çocuğun üniversiteye gitmiş ve bugün bitiriyor oluşuydu. Yoksa çocuk yanlış bir şey söylemedi ki. Ben bir suçluydum ve benim yüzümden babası mezuniyetine gidemiyordu. Haklıydı.

-Keşke benim babamda sizin gibi olsaydı. Belki o zaman böyle olmazdı. Belki bende okurdum, sizin gibi olurdum belki.

O an adam da fark etti ki ağladığım şey oğlunun söylediği söz değildi. Ağladığım şey yıkılan umutlarım. Yakılan hayallerimdi.

-Keşke.

diyebildi sadece çaresizce adam. Sonrası karakola kadar sessizlikti. Önce beni karakola götürmüş saatler süren işlemlerin ardından bana bir avukat tutmuştu o savcı. Sonra kaybolmuştu ortadan muhtemelen oğluna gitmişti. Bense sağlık kontrolü için hastaneye gitmiştim. Oradan tekrar nezarethaneye gelmiştim. Yarın nöbetçi mahkemeye çıkacakmışım. Muhtemelen oradan da tıpkı hapsolan ruhum gibi bedenimi de uzun bir süre hapsedecektim. Annemi almıyorlardı içeri. Bense yorgun düşmüş bedenimi soğuk oturağa koydum ve gözlerimi kapattım.

.............................................................................................................................................................

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18