26. bölüm · canın fısıltısı
Beytül Hikme
Düşünürüm tam şu vakit, niçin dökerim içimi hiçe?
Sırdaşım mı sanırım düzenbaz kağıdı; güler mi o da yazdığım söze?
İğne olur zaten yazdıklarım aileme, çok batar oldum göze;
Şair arzusuna ayıp bakarmış toplum, bir kaçışı yokmuş.
Her şarkının dindiği, her barışın bittiği parsellere;
Anlatsam kim ipler, duygu peşinat mıdır ekmeğe?
Yer edinme emelim yoksa da edebi meclislerde,
Birinin yüreğine dokunabilmek kadar ölümsüzlük yokmuş.
Ne asılsın şiirim Taksim’in reklam panosu direklerine,
Duyulmasın adım, istemem de pek; olmak pek biline...
Öldüğümde mezarıma bile yakışmaz mısram; sığdır özüme.
Adını bilmediğim kitabımı da almamış okurummuş; cennetime elmalarım.
Şu koca kütüphanede yerim yoksa fikrim büzüle,
Zira Beytülhikme’den görmüşlüğümüz; lüzumu yoktur sergiye.
Karalasa da gençliğimin hevesleri karanlığı, çekinmem söyleyişe;
Dünyanın izin verdiği kadarıyla iz bırakabilmekmiş nefes alışlar.
