Benim Parlak Kelebeğim

Vaveyla Yazarı: LibiSaiye ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Benim Parlak Kelebeğim

Sanırım yedi yıl geçti.
Yedi yıl.
Bazı insanlar için bu, unutmak için yeterli bir süre.
Ama öyle değil.
En azından benim için değil.
Bir ömür geçse bile… unutamam.
Tıpkı o lanet adamı unutamadığım gibi.
Ve affedemediğim gibi.

_____

“Hey Loni, bekler misin lütfen?”
İnatçı adımlarını daha da hızlandırdı.
“Bırak peşimi Luca. Eve çok yakınız. Geçen sefer babamın seni görünce verdiği tepkiyi hatırlamıyor musun? Ben orada olmasam seni öldürecekti resmen.”
Sinirle konuşuyordu.
Ben ise umursamazca omuz silktim.
Ve sırıttım.
“Biliyor musun Loni… sinirlenince buraların kızarıyor.”
Elimi yüzüne uzattım, burnunun ve yanaklarının olduğu yere hafifçe dokundum.
Tam tahmin ettiğim gibi—beni uzaklaştırmak için elini kaldırdı.
Ama yine, son anda geri çektim kendimi.
Iskaladı.
Bu onu daha da sinirlendirdi.
“Luca, sen tam bir baş belasısın. Sinir bozucu velet.”
Gözlerimi direkt ona diktim.
“Hey,” dedim, “sen benden sadece üç yaş büyüksün.”
Omuz silkti.
Bu sefer o sırıttı.
“İyi ya işte,” dedi, “veletsin.”
Ağzımı açtım, bir şey söylemek için.
Sonra kapattım.
Söyleyecek bir şey bulamadım.
Doğruya doğru… benden büyüktü.
“Peki,” dedim sonunda, “senin için önemli mi yani benim küçük olmam?”
Bıkmış gibi iç çekti.
“Luca, bu konuyu daha ne kadar açacaksın?”
Ağzıma fermuar çeker gibi yaptım.
“İyi, tamam sustum.”
Bir an durdum.
Sonra ekledim:
“Kaşlarını çatma artık. Hep öyle kalacaksın.”
Kafasını yana eğdi.
Bana uzun uzun baktı.
Öyle boş bir ifadeyle…
Sanki söylediğim şeyi tartıyormuş gibi.
Sonra gözleri hafifçe kısıldı.
Ve bir an…
Ağzından küçük bir kıkırtı kaçtı.
Bir saniye sonra bu kıkırtı büyüdü.
Ve kahkahaya dönüştü.
Eğer bu kadar güzel gülmeseydi, deli diye yanından kaçardım.
Tabii… lafta.
Ben hâlâ boş boş ona bakarken, o gülmekten gözleri yaşarana kadar devam etti.
Sonra elini kaldırdı.
Saçlarımı dağıttı.
“Ah Luca…” dedi, hâlâ nefesini toparlamaya çalışarak.
“Gerçekten çok malsın ama… tatlısın. Saf çocuk ya.”
Saf saf ona baktım.
Kafamı yana eğdim.
Lonnie hâlâ gülüyordu.
Sanki az önce söylediğim şey hâlâ aklına gelip gelip onu tekrar güldürüyordu.
Birden durdu.
Yüzünde bir şey hatırlamış gibi bir ifade belirdi.
Bana döndü.
Parmağını neredeyse gözüme sokacaktı.
Refleksle geri çekildim.
“Az kalsın unutuyordum,” dedi, “sana bir şey aldım.”
Çantasından küçük bir kutu çıkardı.
Bana doğru uzattı.
Tam uzanıp alacakken kutuyu geri çekti.
Baktım.
O da bana baktı.
Bu sefer gülmüyordu.
“Bunu sana vereceğim,” dedi, “ama bir şartla…”
Durdu.
Kutuyu biraz daha kendine yaklaştırdı.
“Bunu aldıktan sonra beni takip etmeyi bırakacaksın.
Ve hiçbir yere uğramadan direkt evine gideceksin. Anlaştık mı?”
Bu fikirden hoşlanmamıştım.
Ama yine de… her zamanki gibi onun dediğini yapacaktım.
“Peki,” dedim. “Tamam. Kutuyu ver.”
Lonnie gözlerini kıstı.
Yüzü bu kez ciddiydi.
“Söz ver.”
“Söz,” dedim hemen.
Bir an durdum.
“Ama akşam üstü beni ziyarete gel olur mu?”
Lonnie başını hafifçe yana eğdi.
“Dersim olmazsa gelirim.”
Gözlerimi kıstım.
“Söz ver.”
Bir an bile beklemedi.
“Söz.”
Kutuyu elime bıraktı.
Ben bir şey söylemeden ilerlemeye başladı.
Bir an duraksadım.
Tam peşinden gidecektim ki…
verdiğim sözü hatırladım.
Olduğum yerde kaldım.
Onun uzaklaşan adımlarını izledim.
Bakışlarım elimdeki küçük kutuya kaydı.

Acaba ne koymuştu içine?

Yavaşça açtım.

Sanki kırılacakmış gibi, yıpratmaya korkarak…

İçeriden hafif bir parlaklık yansıdı.

Bir süre sadece baktım.

Sonra bunun bir broş olduğunu fark ettim.

Kelebek şeklinde.

Bir erkeğe alınacak türden bir şeye hiç benzemiyordu.

Bir an mal gibi kutuya baktım.

Bunu nereye takacaktım ki?

Lonnie gerçekten benimle dalga geçmek için her yolu deniyordu.

“İyi ki pembe almamış,” diye mırıldandım.

Eve kadar yürürken elimde kutuya baktım.

İçindeki kelebekli broş ışıkta hafifçe parlıyordu.

Ve nedense…

onu bırakmak gelmiyordu içimden.

______

Kızın yakasında bir broş vardı.
Hafifçe parlıyordu.
Bakışlarım istemsizce oraya kaydı.
Altın renginde bir kelebekti.
Bir an nefesim sıkıştı.
Çünkü istemeden de olsa, yıllar önce bana verdiği broşu hatırlattı.
Kendisine de mi aynısını almıştı?
Yoksa bunu ona birisi mi hediye etmişti?
Peki… takınca beni hatırlamış mıydı?
Ya da gerçekten unutmuş muydu?
Ona baktığımı fark etti.
Yorgunca iç çekti.
“Gerçekten yoruldum,” dedi, “her gittiğim yerde bir hayranımın olması…”
Hemen kendimi toparlamaya çalıştım.
Onu tanımıyormuş gibi davranmak…
İnanın, çok zordu.
“Üzgünüm efendim,” dedim, “broşunuz bana birini hatırlattı.”
O an bir tuhaflık fark ettim.
Düzgün yürümüyordu.
Sanki ayakta zor duruyordu.
Belki de kafası yerinde değildi.
Yüzü hafif kızarmıştı.
Bir an durdu.
Sanki söylediklerim bir yere çarpmış gibi.
Bakışları kısa süreliğine üzerimde gezindi.
Ama o bakış… tanıyan bir bakış değildi.
Yorgun, dağınık bir bakıştı.
Sanki çok uzak bir yerdeydi.
Sonra hafifçe başını salladı.
“Anladım,” dedi kısaca.
Ama sesi eskisi gibi değildi.
Ne sıcak… ne de meraklı.
Sadece bitkin.
“Bana en acı kahveyi getir,” dedi.
“Şu an kafam iyi değil… eve gitmeden ayılmam lazım.”
Çantasından kartını çıkardı.
“Kapalıydınız değil mi?” dedi.
“Benim için bir iki saat daha açık tutun. Karşılığını cömertçe öderim.”
Bir an durdu, nefesini toparlamaya çalışır gibi.
“Hiç eve gidesim yok… kafam davul gibi.”
Gözlerini kaçırdı.
“Kulüpte de daha fazla duramam.”
Konuşurken bile fazlasıyla içtiği belliydi.
Ama burada olmaması gerekiyordu.
Onun burada olması… bana sadece zarar verirdi.
Yine de kıramıyordum.
Garip olan buydu.
Ne söylesem de, ne kadar mantıklı düşünsem de…
onu kıramıyordum.
“Pekala,” dedim, “ama sadece yarım saat daha fazla kalamazsınız.”
Yüzünde bir gülümseme belirdi.
Ama hiç gerçekçi değildi.
İlk defa Lonnie’nin zorla gülümsediğine şahit oldum.
Bu… çiğnememem gereken bir şey gibiydi.
Ama yine de görmezden geldim.
Çünkü ben tam bir aptaldım.
Ve bu aptallık…
bu sahneye gülümsemeye değer miydi gerçekten?

Eğer beğendiyseniz lütfen yorumlara yazın ve fikirleriniz varsa açığım gercekten biraz fikir kıtlığı yaşıyorum.🦋🦋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

150okunma 61beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.