Beni Ölü Biliyor

Vaveyla Yazarı: LibiSaiye ..

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Beni Ölü Biliyor

Luca:

Siz hiç battınız mı?
Hırçın bir okyanusla boğuştuktan sonra…
Siz de battınız, değil mi? Tek batan ben değilimdir.
Beni yalnız bırakmadınız… değil mi?
Aslında hayattan bir umudum yoktu.
Boşuna yaşıyordum. Hatta bazıları için çoktan ölmüş bile olmalıydım.
Gerçekten ne için yaşıyordum ki?
Saçma sapan, çocukça hayaller uğruna mı?
“Benim bugünlük işim bitti. Yarım saat sonra dükkânı kapatıp çıkarsın.”
Saçlarını geriye atan adam önlüğünü çıkarırken konuştu.
Başımı hafifçe salladım.
“Tabii efendim.”
Hâlâ camdan dışarı bakıyordum. Gece, okyanusun üzerine çökmüştü.
Kendimi o okyanusa atılmış küçücük bir çakıl taşı gibi hissediyordum.
Dipsiz karanlığın dibinde, kurtarılmayı bekleyen zavallı bir taş…
Bay Kael’in elini omzumda hissedince gözlerimi camdan ayırabildim.
“Zorlandığını görüyorum evlat,” dedi yumuşak bir sesle.
“Yalnız kalmak gerçekten zor olmalı. Seni anlıyorum ama bunlar geçici şeyler. Kafana bu kadar takma.”
Sadece kafa salladım.
Bu, dışarıdan aldığım ilk teselli değildi.
Hatta kaçıncı olduğunu bile sayamazdım artık.
Gerçekten bu kadar acınası mı görünüyordum?
Her şeyi bu kadar belli mi ediyordum?
Kapının kapanma sesiyle Bay Kael’in çıktığını anladım.
Kendimi boş sandalyelerden birine bıraktım.
Dışarıyı izlemekten yorulduğum için başımı masaya yasladım.
Saat kaç olmuştu?
On biri geçmiş miydi?
Sanırım evet.
Hatta çoktan geçmiştir.
Bir süre gözlerimi kapatıp dinlendim.
Başımı kaldıracak hâlim bile yoktu.
Günler hep aynı geçiyordu zaten.
Aslında… şu anki hayatımdansa bir zamanlar kaçmaya çalıştığım o hayata dönmeyi tercih ederdim.
Çünkü o lanet olası hayatın içinde o vardı.
Şimdi ise yok.
O kadar uzakta ki…
Keşke o gün hiç yaşanmasaydı diyorum kendime.
Defalarca söylüyorum bunu.
Ama sözde kalıyor.
Geçmiş geri gelmiyor.
Biliyor musunuz, sesi o kadar güzeldi ki…
Saatlerce konuşsa yine de dinlemekten sıkılmazdım.
Zaten kimse sıkılmazdı.
Herkes onun sesini duymak isterdi.
O da herkese gülerdi.
Belki benimle olsaydı bu kadar mutlu olmazdı.
Benim gibi bir aptalla…
Belki hep üzgün olurdu.
Bu yüzden onun adına mutlu olmalıyım, değil mi?
Hem o benim gibi saçma umutların peşinden koşmazdı.
Ne de olsa…
Beni ölü biliyor.
Hayatın berbat bir şakası olsa gerek.
Ya da berbat insanların.
Kapının çıkardığı hafif tıkırtıyla başımı kaldırdım.
Bu saatte müşteri beklemiyordum.
İçeri giren kişinin yüzü maskeyle kapalıydı. Kapüşonu gözlerinin üzerine düşüyordu.
Ama bunun bir kız olduğunu anlamak zor değildi.
Saate baktım.
Kapanmaya beş dakika kalmıştı.
“Hoş geldiniz,” dedim yorgun bir sesle.
“Hızlı olsanız iyi olur. Beş dakika sonra kapanıyoruz.”
Kız hiçbir şey söylemeden kapüşonunu geri itti.
Koyu saçları omuzlarına döküldü.
Sonra maskesini çıkardı.
Ağlamaktan kızarmış gözlerini gördüğüm anda zaman durdu.
Nefesim kesildi.
Gözlerime inanamadım.
Bu oydu.
Lonnie Rei.
Benim ilk ve tek aşkım.
Uğruna benliğimden bile vazgeçtiğim kişi…
Onu ilk bakışta tanımıştım.
Ama o beni tanıyamazdı.
Çünkü ben geçmiştekiyle aynı değildim.
Gerçek anlamda.
O beni tanımasın diye…
beni değiştirmişlerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

172okunma 69beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.