6. bölüm / 7
Borçlu Bir KalpBÖLÜM 6
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 6
- 1 BÖLÜM 1184 kelime
- 2 BÖLÜM 2237 kelime
- 3 BÖLÜM 3313 kelime
- 4 BÖLÜM 4333 kelime
- 5 BÖLÜM 5381 kelime
- 6 BÖLÜM 6581 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BÖLÜM 7583 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu oydu. Sıramı kapan geri dönüşüm tesisi. Zihnimde yine bir şimşek çaktı. Az önceki bodyguardın emir aldığı kişi o olmalıydı. Şimdi de peşimden gelmiş, beni yine durdurmuştu. Nefes nefese görünüyordu. Koşmuş muydu?
"Ya da gururlu." diye devam etti bana bakarken.
"Tüm bunların anlamı ne? Benden ne istiyorsun?"
"Senli benli konuşmaya başladığımıza sevindim." dedi bana doğru yaklaşırken.
"Saygı sınırını geçtiğini düşünüyorum. Artık gözümde sadece doktorum değilsin."
"Başka neyim?" dedi arsız demeye dilimin varmadığı bir gülümsemeyle.
"Bilmiyorum. Belki sen söylemek istersin. Sen kimsin ki hastane faturamı ödüyor, kapıma bodyguard dikiyor, beni arabana atmaya çalışıyorsun?"
Cevap bekleyen bakışlarımı gözlerine diktim. Çehresi değişmişti. Artık daha ciddiydi ama konuşmadı. Ya da konuşamadı. Sustu. Konuşmasını bekleyecek değildim. Yoluma gittim. Beni durdurmadı. Cevap vermesini bekleyebilir, dik bakışlarımı gözlerinde sabitleyerek ilk kim korkup gözlerini kaçıracak oyunu oynayabilirdim ama yapmadım. Çünkü cevabını duymak istemedim. İnsanların bana acımasından nefret ederdim.
Bulduğum ilk otobüse binip eve vardım. İçeri girip kendimi yüz üstü yatağa attım. Başımı yana çevirip gözlerimi kapadım. Az sonra midem guruldadı. Hastane odasındaki çorbayı hatırladım. İlk kaşığın verdiği ani bilinç uyanışından sonra yemeği olduğu gibi bırakmıştım.
Ayağa kalkıp dolabın kapağını açtım. Dört beş günlük makarnayı kokladım. Bozulmuştu. Tencereyi çıkarıp çöpün yanına koydum. Ekmek poşetinden çıkardığım bayatlamış ekmekten bir iki lokma ağzıma atıp bir bardak su içtim. Tekrar yatağıma döndüm.
Otobüsteyken İŞKUR hesabımı tekrar aktif hale getirmiştim. Umarım bir an önce yeni iş için ilan mesajları alabilirdim.
Yeni yeni toparlanmaya başlamış vücudumu yine hırpalamaya başlamış olmalıyım ki yorgunluk beni ele geçirmeye başladı. Tam dalmak üzereydim ki kapının çalınmasıyla dünya alemine geri döndüm. Bu saatte kim olabilirdi? Neredeyse akşam oluyordu. Gözetleme deliği olmayan kapım, bana kapıyı açmam ya da açmamam için herhangi bir ipucu verecek özellikten mahrumdu. Kapıyı çalan kişi ise gidecek gibi durmuyordu çünkü ısrarla çalmaya devam ediyordu. Kapıyı açıp açmamayı kafamda ölçüp tartarken Türkan Teyze'nin sesiyle ayağa fırlayıverdim.
"Kız Aysima benim, aç kapıyı. İçerdesin biliyorum."
Ev sahibimdi. İçeride olduğumu biliyordu ki bunu şaşırmadım. Özellikle beni gözetlediğinden değildi çünkü. Mahallenin onaylanmış haber alma kurumuydu sayın ev sahibem. El mecbur gidip kapıyı açtım. Elindeki yemek saklama kaplarıyla bana bakıyordu.
"Buyur Türkan Teyze"
"Kız hastalanmışsın niye haber vermedin bana."
Hastalandığımı nereden bildiğini sormadım. Gözleri bunu uzaktan tetkik edecek kadar bilgeydi.
"Evet Türkan Teyze, biraz öyle oldu."
"Al şunları al" diyerek elindekileri elime tutuşturuverdi.
"Sana birşeyler hazırladım. Kemik suyuna çorba da kaynattım. İç ama unutma şifadır şifa."
"Teşekkür ederim Türkan Teyze, zahmet etmişsin."
"Bu ayın kirasını da biraz erken..." dedi ki o bunu der demez sözünü kesiverdim.
"Üzgünüm Türkan Teyze ama bu ayın kirasını erken değil aksine biraz geç ödeyebilirim." dedim ezilip büzülerek.
"Ay sözümü kesmesene. Biraz erken ödemişsin hep tam gününde yollardın. Biraz da fazla yollamışsın."
"Ne yapmışım?" dedim şaşkınlıkla.
"İlahi Aysima" dedi gülerek. "Kız hastalanınca ne yaptığını da unutuverir oldun. Neyse hadi yemekler soğumasın içeri geç de ye. Benim hayta birazdan gelir okuldan. Daha ona sofra kuracağım. Hadi gir içeri kızım gir." dedi ve merdivenlerden yukarı çıktı.
Kapıyı kapadım. Elindekileri mutfak masasına bıraktım. Bir sandelye çekip oturdum. Yemeklere bakarak düşünmeye başladım. Yine garip şeyler oluyordu. Bunda da o doktorun parmağı olabilir miydi? Galiba artık yaşadığım her garipliği ona bağlayacaktım ama aklıma başka da bir şey gelmiyordu.
Tekrar kapı çalmadan önce Türkan Teyze'nin marifetli ellerinden çıkmış yemeklere saldırmıştım. Ne cevherleri varmış da ben bilmiyormuşum. Hayta oğlunu kıskanmaya başladım. Demek her gün bunlarla besleniyordu. Semirmesine şaşmamalıydı.
Kapıyı açtığımda kimse yoktu. Kapımın önünde ise bir zarf duruyordu. Yerden aldım. Üstünde adım yazıyordu. İçeri girip yatağıma oturdum. Hayatımda yeni bir döneme adım attığımı zaten hissediyordum ancak zarfı açtığımda bu kadarını da beklememiştim. Bu gerçek olablir miydi?
Bölüm etkileşimi
