20. bölüm / 29
BİR TÖREYİ SEVDİM19. Bölüm
Bölümler 29Şu an: 19. Bölüm
- 1 1. Bölüm508 kelime
- 2 2. Bölüm575 kelime
- 3 3. Bölüm860 kelime
- 4 4. Bölüm648 kelime
- 5 5. Bölüm833 kelime
- 6 6. Bölüm979 kelime
- 7 7. Bölüm1.049 kelime
- 8 8. Bölüm716 kelime
- 9 9. Bölüm1.006 kelime
- 10 10. Bölüm746 kelime
- 11 11. Bölüm704 kelime
- 12 12. Bölüm510 kelime
- 13 13. Bölüm665 kelime
- 14 14. Bölüm377 kelime
- 15 15. Bölüm468 kelime
- 16 16. Bölüm699 kelime
- 17 17. Bölüm545 kelime
- 18 18. Bölüm1.029 kelime
- 19 19. Bölüm827 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20. Bölüm850 kelime
- 21 21. Bölüm935 kelime
- 22 22. Bölüm787 kelime
- 23 23. Bölüm738 kelime
- 24 24. Bölüm966 kelime
- 25 25. Bölüm1.374 kelime
- 26 26. Bölüm1.242 kelime
- 27 27. Bölüm1.262 kelime
- 28 28. Bölüm1.403 kelime
- 29 29. Bölüm1.327 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Burası dünya burada bir şeyler hep yarım kalacak. Geriye baktığında bir gün bile mutlu olduysan o günlere veda etmek her zaman zordur. Kimi sevdiğine veda eder, kimi geçmiş ve gelecek güzel günlerine veda eder. Sonuç mu kimsenin doğru dürüst bir hayat yaşamaması. Unutmayalım ki hiç bir zaman ona tutunursun. Kimsesiz kalmayı en iyi Zeynep bilirdi. Bir ailen varken ailesiz kalmanın, anneniz, babasız ama insan sonunda güler. Sonuç ne olursa olsun ya bu dünyada yada ahirette güler. Önemli olan hatalardan ders çıkarmaktır. Bunu da her insan beceremez.
Hayata bir gülümsemesi vardı onu da kendi elleriyle mahvetti Zeynep. Doğruyu göstermediler ki yanlış yaptığımızda bu yüzden bu kadar acı çekiyoruz. Zahir Ağa öldükten sonra Zeynep artık toparlanamadı. Bir insan ne kadar umut dolu olsa da felek okunu vurduysa kalbe arada gülersin ama için hep kan ağlar. Arabaya bindi Zeynep yeni evine gidene kadar ağladı. Yol boyu bitmeyen bir sitem, acı vardı kalbinde.
Hani demiştim ya hayatın sillesi ağırdır herkes kaldıramaz gerçekten de öyle. Unutmayın her karanlık günlerin ardında gün ışığı vardır ve bu gün hiç bitmeyecektir. Sabırda her yiğidin harcı değildir. Sabredersen gelir o güzel günler belki bu dünyada belki ahirette.
Yolda giderken kenara çekti arabayı, arabadan indi kenardaki bir nehrin kıyısına geldi. Uzun uzun izledi bir yandan da kalbine akan yaşları durdumaya çalışıyordu. Nehrin gidiş yönüne doğru baktı, baktı baktı.
" Ne yaptım ben sana hayat, ne yaptım " dediğinde dizileri artık yorulmuş gibi birden eğildi. Bir babam vardı onu da aldın. Cebinden babasının yazdığı mektupu açtı. Her kelimeyi okuduğunda boğuk ve sessiz di artık konuşacak bir derman kalmadı.
" Ben istemedim baba böyle olsun, ben istemedim, ben istemedim, ben istemedim " gözyaşlarıyla bağırıyordu.
Hayatın acı dolu olan tarafı hep Zeynep deydi. Kim isterdi ki sonunun böyle olmasını. Allah sevdiği kullarının sınar. Kimseye de taşımadığı yük vermez yaradan. Mektupta yazan son cümleleri okudu.
" Affet sen babanı olurmu. İyi bak kendine kızım..."
" Sen affet babam sen affet " hava hızlıca kararıyordu. Yetişmesi gereken bir yemek vardı ama yerinden zerre kıpırdamak istemiyordu. Zorda olsa kalkacak bir güç vardı çünkü babasına söz vermişti şirketlerin başına geçeceğine dair. Mektupu katladı cebine koydu ve ayağı kalktı. Bundan sonra sadece babasına verdiği söz için yaşayacaktı Zeynep. Murat'ın gidişi, babasının vefatı zor olsa da ayağı kalktı. Kimsesizken en iyi arkadaşı ilk önce insanın kendisi olması gerek, birini beklersek hep yolda kalırız. Tek geldik tek gideriz bu fani dünyadan.
Sildi gözyaşlarını arabaya doğru yürüdü. Arabanın önüne geldiğinde dönüp arkasına baktı bir süre sonra arabaya binip yoluna devam etti.
Yalnız kalmayı severdi Zeynep başka bir çaresi yoktu ki. Muratla ne için nişanlanmiştı sonuç ne oldu. Amcasını korumak isterken babasını kaybetmişti.
Eve vardı hazırlandı ve amcasının evinin önünde geldi aslında Zeynep'in babasının da eviydi. Zeynep annesini hiç görmemişti. Zeynep'in doğduğu gün vefat etmişti. Babasını da sadece görüş günleri görebiliyordu.
Zeynep indi arabadan. Kapıya doğru yürüdü merdivenlere çıkmadan biraz durdu. Bu eve ne zaman gelse sanki bir senaryo gibi gözünün önüne gelirdi geçmiş. Alışmıştı bu gerçeğe artık acıtmıyordu canını yaşananlar. Kapıda iki görevli vardı başını eğriler hafif bir şekilde. Kapıyı açtı koca kapı sanki geçmişe açılıyordu ama Zeynep hiç umursamadan amcasının yanına gidiyordu. Dilek Zeynep'i görünce çok mutlu olmuştu.
" Abla hoş geldin " dedi büyük bir sevinçle
" Hoş buldum Dilek amcam nerde "
" Babamı boşver gel yemek hazır olana kadar biraz konuşalım, iyi görünmüyorsun "
" Amcama bir görüneyim gelirim yanına "
" Tamam hızlı gel tamammı "
" Tamam "
Salona doğru yürüyordu sofrayı hazırlayan çalışanlardan birine
" Amcam nerde "
" Amcamız bahçede efendim "
" Teşekkür ederim kolay gelsin "
Bahçede olduğuna göre konuşacakları vardı. Ne zaman bir derdi olsa hep bahçedeki meyve ağaçlarına bakardı amcası.
Zeynep bahçeye doğru yavaş yavaş yürüyordu her adımında yavaştan etrafa bakıyordu. Yüzünde hiç gitmeyen bir hüzün vardı güçlü görünmek için kimseye belli etmezdi hep dik durmaya çalışırdı. Amcası bunu öğretmişti yerle bir olsanda asla belli etmemeyi öğretti yıllarca. Kimseye belli etmeki senin zayıf olduğunu görmesinler. Bahçeye geldiğinde Dilek ve Zeynep'in ağacı olan ekşi elma ağacına baktı en son yıllar önce görmüştü bu ağacı. Şimdi meyveleri üstündeydi. Amcasının elleri arkadan arazinin sonuna doğru bakıyordu. Zeynepte yanında hiç konuşmadan elleri cebinde uzaklara bakıyordu. Amcası
" Duyuyor musun "
" Duyuyorum "
" Demek anladın sessizliğin bir fırtına olduğunu "
" Yeni değil amcam yıllardır o sessizlikteyim "
" O sessizlikten başkasısın artık "
" Ağır bir yük be amcam başkası olmak "
" Herkes kaldıramaz o yükü "
" Kaldıramaz biliyorum "
" Baban seni ilk elime verdiğinde daha üç yaşındaydın , ufacıktın " Zeynep uzaklara doğru bakıyordu amcası konuşurken.
" Bunu kendi kızından ayırma dediğinde ayırmam dedim "
" Ayırmadın da zaten "
" Ayırmadım kızım ayırmadım " dediğinde Zeynep'in omzuna elini koymuştu.
" Sen çok güçlüydün tıpkı baban gibi "
Amcası Cahit Ağa o kadar kötü biri değildi. Her zaman evde olmuyordu Zeynep'e bu acıları yaşatan yengesiydi. Bir süre sessizlik hakim kaldı sonra amcası
" Önemli olan sessizlikte ki sesi duymaktı ve sen bu sesi on yaşında duymuştun " Zeynep her şeyin farkındaydı o yaşlarda da.
Bölüm etkileşimi
