45. bölüm · Bir Tesadüf Değil
SON MAÇ
(Defne'nin ağzından)
Okulun koridorları hiç bu kadar hareketli olmamıştı.
Her yerde aynı afişler asılıydı.
"İlçeler Arası Basketbol Turnuvası FİNALİ"
Öğrenciler forma giymiş, okul marşları söylüyor, tribünlerde kullanılacak pankartları hazırlıyordu.
Ben ise okul gazetesi için son röportajları tamamlıyordum.
Tam not defterimi kapatacakken bir çift el gözlerimi kapattı.
"Kimim ben?"
Gülümsememek elde değildi.
"Emir..."
Ellerini çekince arkasını döndüm.
Üzerinde siyah takım eşofmanı vardı.
Boynunda takımın kaptanlık düdüğü asılıydı.
Saçları her zamanki gibi dağınıktı.
Ama gözlerinde uzun zamandır görmediğim bir huzur vardı.
Bu kadar kolay bildin."
"Gülüşünü tanıyorum."
Emir utangaç bir şekilde başını eğdi.
"O zaman finalden önce bana şans dile."
Gülerek iki adım yaklaştım.
"Şansa ihtiyacın yok."
"Çünkü sen zaten elinden gelenin en iyisini yapacaksın."
Birkaç saniye göz göze kaldık.
Sonra Emir eğilip usulca alnıma küçük bir öpücük kondurdu.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Tam o sırada...
"Ooovvv!"
Arda'nın sesi bütün koridoru inletti.
İkimiz de irkilerek geri çekildik.
Arda, Mert ve Kaan kahkahalar atıyordu.
"Biz bir şey görmedik kaptan!"
Sude de Defne'ye göz kırptı.
"İkiniz çok tatlısınız."
Utancımdan yüzüm kıpkırmızı olmuştu.
Emir ise gülüyordu.
İlk kez bu kadar rahat güldüğünü görüyordum.
_______________________________________
Öğleden sonra spor salonuna geçtiğimizde tribünler tamamen dolmuştu.
Davullar...
Tezahüratlar...
Okulun renklerini taşıyan bayraklar...
Her yer heyecan içindeydi.
Sunucu mikrofondan bağırdı.
"Ve işte bu yılın finalistleri!"
Salon alkışlarla yankılandı.
Emir takım arkadaşlarının önünde yürüyordu.
Arda...
Mert...
Kaan...
Hepsi büyük bir kararlılıkla sahaya çıktı.
Hakem düdüğü çaldı.
Maç başladı.
_______________________________________
İlk periyot oldukça zordu.
Rakip takım çok güçlüydü.
Skor sürekli değişiyordu.
Ben ise tribünde nefesimi bile tutuyordum.
Sude heyecandan kolumu sıkıyordu.
"Eğer kazanırlarsa ağlayacağım."
Ben gülmeye çalıştım.
"Bence ikimiz de ağlayacağız."
İkinci periyot bittiğinde skor eşitti.
Koç mola aldı.
Emir takım arkadaşlarını etrafına topladı.
Ne konuştuklarını duyamıyordum.
Ama yüzlerindeki kararlılık her şeyi anlatıyordu.
_______________________________________
Son periyoda girildiğinde salonda çıt çıkmıyordu.
Skor...
74-74
Bitime sadece yirmi saniye kalmıştı.
Rakip takım hücum etti.
Arda topu çalmayı başardı.
Hiç beklemeden Emir'e pas verdi.
Emir hızla potaya doğru koşmaya başladı.
Tribün ayağa kalktı.
Ben de farkında olmadan ayağa fırladım.
"Emir!"
O anda zaman durmuş gibiydi.
Emir üç sayı çizgisinin gerisinde durdu.
Derin bir nefes aldı.
Topu havaya bıraktı.
Salon sessizleşti.
Top potaya doğru süzülüyordu...
